
Raquel Karro
Esposa


LORDS OF DOGTOWN, Venice Beach California'daki üç genç sörfçünün gerçek olduğu kadar radikal hikayelerini anlatır. Onlar kaykay sporunu uç noktalara taşıdılar ve bu sporun dünyasını sonsuza dek değiştirip bir efsane yarattılar.

Annesinin ölüm haberini duyan Pursy Will, yıllar sonra ilk kez doğup büyüdüğü yer olan New Orleans’a gelir. Annesinin oturduğu evde annesinin iki arkadaşının daha kaldığını öğrenen genç Pursy şaşkınlığa uğrar. Annesinin arkadaşlarından birisi eski profesor Bobby Long diğeri ise Long’un koruması altında olan genç Lawson Pines’tır. Yıllar önce hayatı ıskalamış olan bu ikilinin tüm vakitlerini bu harabe olmuş evde geçirirler. Pursy’nin gelişiyle başta gergin başlayan ilişkileri, birbirlerine alışmalarıyla değişmeye başlar. Bu esnada Lawson Pines, Bobby Long’un hayatı üzerine bir romaz yazmaktadır. Ronald Everett Capps’in Off Magazine Street adlı romanından uyarlanan film, ünlü oyuncularının uyumlu performansıyla kendini sevdirmeyi başarıyor ve ortaya güçlü bir drama çıkıyor.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Walter Black hem iş hem de aile yaşamında sorunlar yaşamaktadır. Hobi olarak başladığı kuklacılık, giderek onun diğer insanlar ve ailesi ile yeniden iletişim kurmasında bir araca dönüşür.Mel Gibson, sağ eline taktığı, bir kunduz kuklasını yaşayan bir varlık olarak algılayan, kaçık bir adam rolünde karşımıza çıkıyor.

Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın

19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen filmde, dönemin en ünlü sanat tarihçisi ve eleştirmenlerinden biri olan John Ruskin ile evlenen genç Euphemia "Effie" Gray'in hikayesi ele alınıyor. Bir türlü yolunda gitmeyen evlilik zamanla hayal kırıklığı ve acıları da beraberinde getirir. Bir gün kocasının arkadaşlarından biri olan ressam John Everett'e modellik yapan Effie, ressama aşık olur ve aralarında bir ilişki başlar. En yakın arkadaşı Elizabeth Eastlake'in verdiği cesaretle kocasından ayrılmaya karar veren Effie için dönemin sert muhafazakarlığıyla yüzleşme vakti de gelmiştir. Ünlü oyuncu Emma Thompson'ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini Richard Laxton üstleniyor.

Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.

Pierre Dulaine gönüllü olarak bir grup cezalı öğrenciye salon dansı veren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda Dulaine’in orada bulunma sebebini öğrenince ona karşı oldukça şüpheli yaklaşırlar. Ancak Dulaine’nin değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlarlar. Hatta zaman geçtikte aldıkları eğitimi bir adım ileri götürerek Dulaine’nin klâsik dansı ile kendi tarzları olan hip hopu birleştirerek ortaya eşsiz bir karışım çıkartırlar. Belli bir süreden sonra Dulaine bu grubun sadece dans hocası değil, aynı zamanda akıl hocası olacaktır. Hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etmemiş olan bu grubu prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmaya ikna edecektir...

Ayrılış, şaşırtıcı derecede konuşan bir kuş biçiminde gelen ölüm ile yüzleşmek zorunda olan bir anne ve kızının hikayesini konu ediyor. Tuesday, ölmek üzere olan bir gençtir. O, annesi Zora'ya yakın olmak ve Dünya'daki bir papağanın bedenine bürünen "Ölüm" ile arkadaş olmak ister. Tuesday, yeni arkadaşının ona son dileğini yerine getirmesini umar.

12 yaşındaki küçük kızın tüm hayatı Elvis Presley müzikleridir. Ancak küçük kızın kentten uzaktaki çiftliklerindeki hayatı hiçte o kadar kolay değildir...

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Mısır'ın Firavunlar döneminde Nil nehrinde bir sepetin içinde bulunan çocuk saraya getirilir ve Firavun ailesinin bir ferdi olarak yetiştirilir. Moses (Musa) ailesinin kölelere eziyet ve işkence yapmasına karşıdır ve bir gün bir köleye işkence yapan Firavun askerini öldürür ve kaçar. Kaçarken Yahudi halkıyla karşılaşır ve kendisi hakkında gerçekleri öğrenir. Ardından Tanrı'nın sesi onu kavmini kurtaran elçi olarak seçtiğini söyler ve Moses'ın hayatı tamamen değişir. Bu arada kardeşi Aaron'u (Harun) ve Miriam'ı bulur... Firavun'a halkını bırakması için Tanrının mesajlarını iletir. Ne var ki Firavun her defasında Moses'i reddeder..

On yıl önce, Colorado dağlarında genç bir kız, ailesinin kanlarında taşıdıkları bir gizem yüzünden vahşi avcılar tarafından öldürülmesini çaresizce izledi. Ormana kaçarak ellerinden kurtuldu ve avcıların hiçbir zaman bulamadıkları bir şeye, bir kurda dönüştü. Dünyanın yarısı kadar mesafe katetmiş olmasına rağmen, Vivian Gandillion hâlâ kaçıyor.

Almut, yakın zamanda boşanmış olan Tobias'la tesadüfen karşılaşmasıyla hayatının sonsuza kadar değiştiğini fark eder. Ancak birbirlerine aşık olduktan, bir ev inşa ettikten ve bir aile kurduktan sonra zor bir gerçek ortaya çıkar.

Jeanne, evlilik hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da evlenince oturmak için bir ev aramaktadır. Bir gün çok beğendiği bir evi gezerken çok ilginç ve garip bir adamla tanışır. Paul, kendinden yaşça büyük ve tanıdığı bütün erkeklerden farklı bir adamdır. Aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Uzunca bir süre sadece birlikte olabilmek için bu evin çatısı altında buluşacak ama birbirlerinin dışarıdaki hayatlarına dair hiçbir soru sormayacak ve hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Bu, Paul'ün ilişkilerinin devam edebilmesi için koymuş olduğu bir şarttır. Paul'ün karamsar ruhuna karşılık Jeanne'in capcanlı gençliği, koydukları bu sert kurallara dayanamayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir