
Agnes Bruckner
Vivian

On yıl önce, Colorado dağlarında genç bir kız, ailesinin kanlarında taşıdıkları bir gizem yüzünden vahşi avcılar tarafından öldürülmesini çaresizce izledi. Ormana kaçarak ellerinden kurtuldu ve avcıların hiçbir zaman bulamadıkları bir şeye, bir kurda dönüştü. Dünyanın yarısı kadar mesafe katetmiş olmasına rağmen, Vivian Gandillion hâlâ kaçıyor.

Agnes Bruckner
Vivian

Hugh Dancy
Aiden

Katja Riemann
Astrid

Olivier Martinez
Gabriel

Bryan Dick
Rafe

Chris Geere
Ulf
Jack Wilson
Willem

Vitalie Ursu
Constani
Tom Harper
Gregor
Bogdan Voda
Albu

Dobó Kata
Beatrice

Rodica Mandache
Mrs. Bellagra

Sandu Mihai Gruia
Pharmacist
Helga Racz
Young Vivian

Lia Bugnar
Young Vivian's Mother

Bella, yeni yaşamına ayak basmasıyla kendini hiç olmadığı kadar güçlü, ve kendine güvenli hissetmeye başlar. Kızı ve kocasıyla mükemmel bir hayatın eşiğindedir. Ancak Voulturi, ailenin peşini bıraklmaz. Küçük kızları Renesmee'nin sonradan dönüştürülmüş bir vampir çocuk olduğunu düşünmektedirler ancak Bella ve Renesmee, o kadar güçlüdürler ki kimse onların karşısında duramayacaktır.

17 yaşındaki Isabella, babası Charlie ile birlikte yaşamak üzere küçük bir kasaba olan Forks'a taşınır. Burada 108 yaşında bir vampir olup 17 yaşında görünen sınıf arkadaşı Edward ile tanışır. Edward'ın romantizmden uzak durmaya çalışmasına rağmen birbirlerine aşık olurlar. Kasabaya üç göçebe vampir geldiğinde Edward'ın ailesi, hayatı tehlikeye giren Isaella'yı kurtarmak için çalışırlar.

Luce(Addison Timlin) Daniel'ı(Jeremy Irvine) gördüğü an tuhaf ama tanıdık bir hisle sarsıldı. Onda bilindik bir şeyler vardı. Yeni okuluna adımını attığı ilk gün onun diğerlerinden farklı olduğunu anlamıştı. Fakat Daniel anlaşılmaz bir şekilde ona karşı mesafeliydi. Luce ise pervane misali ateşe taparcasına onun çekim alanına girdiğini biliyordu. Hislerinin peşine düşüp gerçeklerle yüzleşmeye hazır mıydı? Küçücük bir sır hayatlarını ne yönde değiştirecekti? Cevaplar gerçekleri anlamlandırmada yeterli olacak mıydı?

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.


Paul Javal isimli bir senarist Fritz Langin yeni filmi için bir senaryo yazması için işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee'i çok sevmektedir. Homeros'un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul'ün hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Üstelik bunda en büyük sorumluluk da filmin yapımcısındadır. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırmaktadır. Camille Javal, ismi ise Bardotun gerçek adıdır. Godard'ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri de denilebilir. Filmdeki senarist, bir zaman sonra kendi yazdığı filmin başkahramanına dönüşürken Godard sinema dili üzerine yine özgün fikirler vermektedir.

Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.

1916 yılının New York şehrindeyiz... İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Peter Lake şimdilerde yetenekli bir hırsız olarak hayatını sürdürmek zorundadır. Göreve çıktığı evlerden birinde güzel ev sahibesi Beverly Penn ile karşı karşıya gelir ve o anda genç kadına aşık olur. Ne var ki aşkları pek de uzun ömürlü olamayacaktır; zira Beverly bu olayın hemen ardından hayatını kaybeder. Beverly'i bir türlü aklından çıkaramayan Peter yakın gelecekte yaşayacağı doğaüstü bir olay sonrasında kendini başka zaman bir zaman diliminde, kim olduğunu hatırlamadığı bir hal içerisinde bulur. Dahası ölüleri diriltmeyle ilgili gizli bir gücü olduğunu keşfetmiştir...

Bella Swan, kendisini yine tehlikenin tam ortasında bulur. Edward Cullen’a olan aşkıyla arkadaşı Jacob Black arasında bir seçim yapmak durumundadır ve vereceği kararın vampirlerle kurt adamlar arasında asırlardır varolan kavgayı ateşleyebileceğinin farkındadır. Bella hayatının en zor kararını vermeyede yaklaşmaktadır.

Bella, içine girmek istediği dünyaya yönelik araştırmasını derinleştiriyor, ancak kendisini daha da büyük bir tehlikenin içinde buluyor. Edward’ın Washington’dan ayrılmasının ardından Bella, kendini her tehlikeye atışında Edward’ın hayalinin yanında olduğunu keşfediyor. Bella’nın taşlaşmış kalbi, kendi doğaüstü sırları olan Jacob ile filizlenen ilişkisiyle birlikte zamanla yumuşuyor.

Film, kız arkadaşının ölmekte olduğunu keşfeden 17 yaşındaki bir adamı izliyor. Genç adam bu yüzden kız arkadaşının hayatının son yılında ona bütün bir hayat vermeye karar verir.

Dawson ve Amanda lisede birbirlerine aşık olan ancak yolları ayrıldıktan sonra bir daha görüşmeyen iki eski aşıktır. Lise bitmiş ve aradan 20 yıl geçmiştir. Şimdi en sevdikleri arkadaşlarından birini kaybetmişler, cenaze töreni için birlikte büyüdükleri kasabaya geri dönmüşlerdir. Yıllar sonra yaşanan bu büyük buluşma, bu süreçte akıllarından çıkaramadıkları büyük aşklarını yeniden alevlendirmeye yeter. Ne var ki 20 yıl önce yakalarını bırakmayan, ayrılmalarına neden olan güçlerin bugün çok daha büyük tehlikeler yarattığı gerçeğiyle karşılaşırlar.

Tessa Young on sekiz yaşında bir üniversite öğrencisidir; basit bir hayatı, mükemmel notları ve dünya tatlısı bir erkek arkadaşı vardır. Genç kız bütün hayatını gelecek planları üzerine kurmuştur; ta ki dövmeli ve pirsingli, serseri Hardin’le tanışıp bu planları altüst olana kadar.

17 yaşındaki Samantha okulda harika bir arkadaş grubuna ve mükemmel sevgiliye sahiptir. Ancak bir gün her şey değişir. Geçirdiği bir kaza sonucu Samantha esrarengiz bir şekilde, tekrar tekrar aynı günü yaşamaya başlar. Her sabah aynı güne uyanan Samantha, gün boyunca herkesin ne yaptığını biliyor fakat ne denerse denesin sonunda günü baştan yaşamaya başlıyor. Hayatınızı kökünden değiştirmek ve gerçek aşkı bulmak için tek bir gün bile farklılık yaratabilir mi?

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...


Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

Gelecek vadeden bir müzisyen, âşık olduğu kaygısız üniversite öğrencisine aşkını ilan etmek ve kendi benliğini bulmak için kızı Nevada çölüne kadar takip eder.

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

Çocuk edebiyatının Stephen King’i olarak nitelendirilen ve Goosebumps gibi birçok başarılı esere imza atmış R. L. Stine’ın romanından başarılı bir uyarlama… Filmin kadrosunda Testere serisinin Jigsaw’ı Tobin Bell de var… 13 yaşındaki Cassie (Emily Osment), yeni okuluna ve komşularına uyum sağlamakta zorlanan, sıra dışı görünümlü bir kızdır. Cadılar Bayramı yaklaşırken, insanları korkutmak konusunda kendisine yardım edecek bir şeyler arayan genç kız, bir mağazada The Evil Thing adlı bir kitaba rastlar. Kitapta ‘yüksek sesle okumayın!’ ikazı vardır. Kardeşi Max (Alex Winzenread) ile birlikte kitabı okuyan ve bu uyarıyı dikkatte almayan Cassie, kendini ürkütücü olayların içinde bulur
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir