
Robert Morley
Oscar Wilde

England, 1891. Ascending writer Oscar Wilde (1854-1900) meets Lord Alfred Douglas, a young nobleman. Over the years, they will maintain an intimate relationship that will be openly criticized by Alfred's father, the Marquis of Queensberry, in such a harsh way that Wilde, instigated by Alfred, decides to sue Queensberry in 1895, accusing him of defamation.

Robert Morley
Oscar Wilde

Ralph Richardson
Sir Edward Carson

Phyllis Calvert
Constance Wilde

John Neville
Lord Alfred Douglas

Dennis Price
Robert Ross

Alexander Knox
Sir Edgar Clarke

Edward Chapman
Marquis of Queensberry
William Devlin
Solicitor-General

Robert Harris
Justice Henn Collins

Henry Oscar
Justice Wills

Martin Benson
George Alexander
Wilton Morley
Cyril Wilde
Stephen Dartnell
Cobble

Ronald Leigh-Hunt
Lionel Johnson

Martin Boddey
Inspector Richards

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

İsrailli bir Mossad ajanı olan Eyal'e, hala hayatta olabilecek çok yaşlı eski bir Nazi subayı olan Alfred Himmelman'ı bulup öldürme görevi verilir. Bir turist rehberi gibi davranarak, kız kardeşini ziyaret etmek için İsrail'de bulunan torunu Axel ile arkadaş olur. İki adam, Eyal'in değerlerini sorgulayacağı bir ülke turuna çıkarlar.

David Ebershoff’un yazdığı aynı adlı romanından uyarlanan film, Danimarkalı ressam Lili Elbe'nin (doğum adı Einar Wegener) sıradışı yaşamını beyazperdeye taşıyor. Danimarka'da ünlü bir ressam olan Einar Wegener (Eddie Redmayne) erkek olarak dünyaya gelip Gerda Gottlieb (Alicia Vikander) ile bir erkek olarak evlense de kendisini kadın gibi hissetmektedir. Kendisi gibi ressam olan eşi Gerda'ya bir gün kadın model olarak poz verdikten sonra ne zamandır bastırdığı kadınlık arzusu dışa vurur. Bütün bu süreç, Wegener'in tarihte bilinen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatlarından birinin objesi olmasına dek sürecek, ikilinin hem özel, hem de profesyonel hayatlarını geri dönülmez bir şekilde değiştirecektir.

İlk Afro-Amerikalı Yüce Mahkeme Yargıcı Thurgood Marshall'ın gerçek hikayesine dayanan film, 1941 yılında geçiyor. Afro-Amerikan avukat Thurgood Marshall ile genç Yahudi avukat Sam Friedman ortaklık kurar. Birçok davaya bakan ortakların eline bu sefer farklı bir dosya gelir. İki avukat bu kez, sosyetenin tanınmış bir simasının cinsel saldırı ve cinayet girişimi ile suçladığı siyahi şoförün davasını üstlenir.

Gerçek yaşanmış bir öyküden uyarlanmış bu film İngilterenin dünya köle ticaretinin başı olduğu bir dönemde İngiltere yüce mahkemesi başkanın oğlu siyahi bir kadından doğma bir kız çocuğunu büyütülmesi için aile malikahanesine getirmesiyle başlar. Belle İngiliz aristokrasi kurallarına göre büyütülecektir ama genede onlardan biri olabilmek için alınması yol uzundur.

When the young, attractive Joe Orton meets the older, more introverted Kenneth Halliwell at drama school, he befriends the kindred spirit and they start an affair. As Orton becomes more comfortable with his sexuality and starts to find success with his writing, Halliwell becomes increasingly alienated and jealous, ultimately tapping into a dangerous rage.

Boşanmış çalışan kadın Alex ve varlıklı Yahudi aile doktoru Daniel Hirsh sadece aynı telesekreter servisini değil, aynı zamanda ruh haline göre aralarında yatak değiştiren genç Bob Elkin'in iyiliklerini de paylaşıyorlar. Hem Alex hem de Dr. Hirsh birbirlerinin varlığından haberdarlar ancak Elkin'i tamamen kaybetme riskinden sebep bu durumu bilerek yaşamayı tercih ediyorlar. Ancak Londra'da yağışlı bir kış hafta sonu zor olabilir.

Film efsanevi İngiliz yazar Wilde’ı, eşcinsel olduğu için ahlaksızlık suçuyla atıldığı hapisten çıkışından sonraki son yıllarında izliyor. Wilde, düşkün bir birey olarak farklı isimlerle Avrupa’nın çeşitli kentlerine gidiyor; bir yandan sağlığı bir yandan da parası tükenirken zarafeti ve onurunu, ama en önemlisi nüktedanlığıyla yaratıcılığını korumaya devam ediyor.

Magnum Fotoğraf Ajansı'nda çalışan bir fotoğrafçı olan Dennis Stock (Robert Pattinson), o günlerde tanınmamış bir aktör olan James Dean'de (Dane DeHaan) ışık görür ve onunla bir fotoğraf çalışması yapmak ister. İlk başlarda pek bir sonuç çıkmasa da James'in kısa sürede şöhreti artar, ikilinin arkadaşlığı da ilerler. Sonunda James'in isteği üzerine memleketi Indiana'ya bir yolculuk yaparlar. Film, gerçek olaylardan esinlenerek çekildi.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Yaşamını çiftliklerde çalışarak kazanan Ennis Del Mar ve rodeocu Jack Twist, Brokeback Dağı'nda bir koyun sürüsüne çobanlık işine alınırlar. Dağda birlikte geçirdikleri zaman içinde her ikisi de başta duygularını inkâr etseler de birbirlerine karşı koyamazlar ve aralarında inişli çıkışlı, tutkulu bir ilişki başlar. İş bittiğinde ayrılırlar. Her ikisi de evlenip çocuk sahibi olur. Tam 4 yıl sonra Jack'in Ennis'e gönderdiği bir kart ile yolları yeniden kesişir.


Roma İmparatorluğu'na en parlak dönemi yaşatan General Maximus, girdiği bir meydan savaşından daha zaferle çıkar, artık tek hayali bir an önce evine dönerek karısı ve ailesine kavuşmaktır. Fakat, zamanın Roma İmparatoru Marcus Aurelius, Maximus'a önemli bir görev verir ve iktidara sahip çıkmasını ister. Bunun üzerine imparatorun oğlu olan Commodus, iktidarın elinden alınacağını anlayınca general ve ailesini öldürme emri verir. Maximus ölümden zor kurtulur ve gladyatörler arenasına sürgün edilir. Yıllar sonra Roma'ya geri dönen güçlü gladyatör Maximus'un tek amacı Commodus'u öldürerek karısı ve oğlunun katledilmesinin intikamını almaktır.

James Stewart, karısına asılan bir barmeni öldürmekle suçlanan subayı (Ben Gazzara) savunan kasaba avukatı rolünde. McCarthy yıllarının kuşku dolu Amerika?sındaki havayı yansıtan, zekice örülmüş, sağlam oyunlarla klasikleşen bir film bu. Preminger, çok sıkıcı olabilecek bir öyküyü anlatırken, yönetmenlik dersi de veriyor.

Kuzey İngiltere'de 1984 yılında yaşanan madenci grevinin sosyal bir zemin olarak karşımıza çıktığı film, ağabeyi ve babası greve katılan 11 yaşındaki bir çocuğun tek başına ayakta durma savaşını ve içsel mücadelesini anlatıyor. Box ringini terkedip bale dersleri almaya başlayan Billy Elliot'un seçimi ailesi tarafından yadırgansa da, bale hocası Bayan Wilkinson ona arka çıkacaktır * Yeşilçam filmlerini özleyenler için muhteşem. Özlemeyenler için de muhteşem * filmi seyrederken kendi kendime "şu çocuk kadar istikrarlı olamadım:)" diye hayıflandım * Zarif film. Sade içten rahat. Olduğu gibi olabilen insanlar gibi...

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

Shrabani Basu’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde, genç bir Hintli katip olan Abdul Karim, Kraliçe Victoria'nın tahtaki 50. yılı şerefine (altın jübile) Hindistan’da Victoria onuruna basılan “mohur”u sunmak için tesadüfi bir şekilde Kraliçe’nin huzuruna çıkartılır. Kraliçe ise o sırada tahttaki uzun dönemini sorgulamaktadır. İkili yakınlaşır ve kısa sürede sıradışı bir arkadaşlık kurarlar. Ancak bu arkadaşlık Kraliçe'nin ev halkı ve yakın çevresinin dikkatini çekmiştir ve Kraliçe’nin alt seviyeden bir hizmetkarla kurduğu bu “arkadaşlık” hoş karşılanmamaktadır. Dostlukları derinleştikçe, Kraliçe değişen bir dünyayı yeni gözlerle görmeye başlayacaktır.

Taşralı bir genç kız olan Gabrielle, karizmatik Parisli yazar Henry Gauthier-Villars ile evlenince, sanatın kalbinin attığı Paris’e taşınır. Willy mahlasıyla tanınan kocası başarısız bir yazardır ve Gabrielle’in yeteneklerini çok geçmeden farkına varır. Willy, kariyerinin ve mali durumlarının kurtarıcısı olarak karısını görüp, kendi isminde yayınlanacak bir romanın gizli yazarı olarak Gabrielle'i kullanmaya başlar. Kocasının ısrarı üzerine Colette, ilk eseri Claudine’i yazar ve kitap tüm ülke çapında büyük başarı elde eder. Her şeyi farkında varmaya başlayan Colette, erkek egemen bir dünyada, kocasının ona dayattığı edebi ve mecazi sınırlardan kurtularak yazdıklarını sahiplenmeye karar verir. Gelecek neslin kadınlarına ışık tutan güçlü dilini kullanarak, topluma meydan okumanın zamanı gelmiştir.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

31 Mart 1943 akşamı, efsanevi söz yazarı Lorenz Hart, Sardi'nin barında paramparça olan özgüveniyle yüzleşirken, eski iş arkadaşı Richard Rodgers ise çığır açan hit müzikali "Oklahoma!"nın açılış gecesini kutluyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir