
Nanfu Wang
Self

Through interviews with both victims and instigators, Nanfu Wang, a first-time mother, breaks open decades of silence on a vast, unprecedented social experiment that shaped — and destroyed — countless lives in China.

“Kids on Fire” adlı kampta, Evanjelist (George W. Bush’un da dahil olduğu bir dini tarikat) ailelerin 7-8 yaşlarındaki çocuklarının oyun oynamak, yüzmek, ateş etrafında birbirlerine öyküler anlatmak yerine, gerçek birer “Hıristiyan savaşçısı” olmayı öğrendiğini ve beyinlerinin nasıl yıkandığını gösteren çarpıcı bir belgesel.

1936 Olimpiyat oyunlarının Berlin'de yapılması kararı alındıktan sonra, Almanya'daki Olimpiyat Komitesi oyunların perdeye aktarılacağı bir belgesel yapılması kararı alır. Yönetmen Leni Riefenstahl'ın yönetimindeki ekip, Olimpiyatlar süresince yarışmaları ve atletleri kameraya alır. Nazi yönetimi döneminde yapılan filmlerden biri olan belgesel, teknik alanda, özellikle de yakın çekim planlar anlamında önem atfedilen belgesellerden biri.

Berlin Olimpiyatları üzerine uzun metrajlı bir film yaratması için 1936 Olimpiyat Komitesi tarafından görevlendirildikten sonra Riefenstahl, hareket halindeki vücutların şiirselliği ile koşu yarışındaki atletlerin yakın plan çekimlerini birleştirerekinsan vücudunu öven bir belgesel çekmiştir. Yapım genç erkek bedenini göklere cikarmakta ve, bazılarına göre, atletik hünere yönelik Nazi bakış açısını ifade etmektedir. Riefenstahl, çim hokeyi, futbol, bisiklete binme, binicilik, su sporları ve jimnastik sporları yarışları sırasındaki atletlerin erdemlerini sunmaktadır. Hatırda kalıcı sahneler Amerikan Glenn Morris tarafından kazanılmış Pentatlon ve Dekatlon’dur. Film oyunların kapanış coşkusuyla sona erer.

An investigation of how Hollywood's fabled stories have deeply influenced how Americans feel about transgender people, and how transgender people have been taught to feel about themselves.

En İyi Belgesel Film Oscar'ını kazanan yapım, Kennedy ve Johnson'ın başkanlık döneminde Amerika Savunma Bakanı olarak görev yapan Robert McNamara'nın gözünden, son 60 yıldaki Amerikan politikasını ele alıyor. Film çekildiği zaman 86 yaşında olan McNamara, Amerika'nın hatalarından ders almadığını ve yanlışlar zincirine devam ettiğini cesurca açıklamaktan çekinmiyor. Bunun yanısıra filmde daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış gizli belgeler ve kayıtlar da gözler önüne seriliyor. "Tek bir gecede Tokyo’da 100.000 sivili yakarak öldürdük. Erkekler, kadınlar, çocuklar..." "Vietnam’ı soğuk savaşın bir unsuru olarak gördük, onların algıladığı gibi bir ‘sivil savaş’ olarak değil. Ve yanıldık."

When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".

Çekimi üç yıldan fazla süren “Çöplük/Wasteland”belgesel, ünlü sanatçı Vik Muniz’i Brooklyn’deki evinden memleketi Brezilya’da Rio de Janeiro’nun dışında bulunan dünyanın en büyük çöplüğü Jardim Gramacho’ya kadar izliyor. Muniz, burada bir “catador” grubunun fotoğraflarını çekiyor. Muniz’in başlangıçtaki amacı çöplerle birlikte catadorları görüntülemektir. Ancak bu ilham verici karakterlerle yaptığı işbirliği ile onların hayatlarına dahil oluyor. Catadorlar kendilerine umut olan Muniz sayesinde yeniden hayal etmeye başlıyorlar. Yönetmen Lucy Walker yardımcılarıyla birlikte tüm süreç boyunca sanatın dönüştürücü gücü ve insan ruhunun simyasının etkileyici kanıtlarını ortaya koyuyorlar.

Zero Days internet güvenliğini, siber suçlar ve siber-casusluk konularını ele almaktadır. Yapımcılık görevini ise Alex Gibney ve Charles Koppelman ikilisi üstlenmiştir.

Aşırılık ve aldatma dolu şaşırtıcı bir günlük, şarap sahtekarlığı ve araştırmacıların milyonlarını çalan bir dolandırıcıyla ilgili ilginç bir vakayı ortaya çıkarır.

A detailed account of the life and artistic career of legendary filmmaker Quentin Tarantino, from his early days as a video club manager to the scandalous fall in disgrace of producer Harvey Weinstein. A story about how to shoot eight great movies and become an icon of modern pop culture.

Bu belgesel, efsanevi şef Anthony Bourdain'in hayatını anlatırken onun olağanüstü kişiliğini ve maceracı ruhunu keşfe çıkıyor.

Gonzo gazeteciliğinin mucidi Dr. Hunter S. Thompson hakkındaki belgesel, bu efsanevi figürün yaşamının önemli duraklarına uğruyor. Cehennem Melekleri adlı motosiklet kulübüyle ilişkisinden Aspen’deki şerif pozisyonuna başvurduğu döneme, normlardan her daim uzak durmuş bir adamın portresi.

Documentary about legendary Paramount producer Robert Evans, based on his famous 1994 autobiography.

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

While crafting his Grammy-nominated album "Astroworld," Travis Scott juggles controversy, fatherhood and career highs in this intimate documentary.

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.

1700'lerde geçen bu hikayede William Shakespeare ve eşi Agnes’in, oğulları Hamnet’i vebaya kaybeder. Şifacı Agnes, bu büyük acıyla başa çıkıp diğer çocuklarının yanında olmak için elinden geleni yapar.

Mısır'ın Firavunlar döneminde Nil nehrinde bir sepetin içinde bulunan çocuk saraya getirilir ve Firavun ailesinin bir ferdi olarak yetiştirilir. Moses (Musa) ailesinin kölelere eziyet ve işkence yapmasına karşıdır ve bir gün bir köleye işkence yapan Firavun askerini öldürür ve kaçar. Kaçarken Yahudi halkıyla karşılaşır ve kendisi hakkında gerçekleri öğrenir. Ardından Tanrı'nın sesi onu kavmini kurtaran elçi olarak seçtiğini söyler ve Moses'ın hayatı tamamen değişir. Bu arada kardeşi Aaron'u (Harun) ve Miriam'ı bulur... Firavun'a halkını bırakması için Tanrının mesajlarını iletir. Ne var ki Firavun her defasında Moses'i reddeder..

Kırmızı filmi, annesinin sorumluluk sahibi minik kızı olmak ile ergenliğin karmaşası arasına kalan, kendine güvenen, 13 yaşındaki Mei Lee'yi bizlere tanıtıyor. Mei'nin baskıcı sayılabilecek kadar koruyucu annesi Ming, kızından asla uzaklaşmak istemez ki bu durum bir ergen için çok talihsizdir. İlgi alanlarındaki, ilişkilerindeki ve vücudundaki değişiklikler yetmezmiş gibi bir de ne zaman heyecanlansa (ki bu neredeyse her zaman olur) "puf" diye dev bir kırmızı pandaya dönüşür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir