
Kevin Spacey
David Gale

"Suç alenidir. Gerçek ise tam tersi."
David Gale ölüm cezası karşıtlarının en önemli isimlerinden biridir ve idam cezasısının kaldırılması için büyük çaba sarf etmektedir. Kendisi gibi idama karşı çıkan Constance Harraway adındaki bayan tecavüze uğramış ve vahşice öldürülmüştür ancak bu trajik olayın acı tarafı ise suç David`in üzerine kalmıştır. gazeteci Elizabeth Bloom ile çok özel bir röportaj yapmayı kabul eden David ona olayı açıkça anlatır. Çok iyi bir haber yakaladığının farkında olan Bloom onun anlattıklarını dinledikçe olayın başka boyutlarını da öğrenir. Bu adamın hayatı onun ellerindedir ve bu masum adamı kurtarmak için hemen harekete geçer. David Gale'in idamına çok az zaman kalmıştır ve çabaları vaktinde sonuç verip onu kurtarabilecek midir?

Kevin Spacey
David Gale

Kate Winslet
Bitsey Bloom

Laura Linney
Constance Hallaway

Rhona Mitra
Berlin

Gabriel Mann
Zack Stemmons

Matt Craven
Dusty Wright

Jim Beaver
Duke Grover

Cleo King
Barbara Kreuster

Leon Rippy
Braxton Belyeu

Melissa McCarthy
Nico the Goth Girl

Lee Ritchey
Joe Mullarkey

Brandy Little
Motel Waitress
Jesse De Luna
Supervising Guard
Vernon Grote
Door Guard
Larissa Wolcott
Jo Edna the Babysitter

Aynı evde yaşayan iki parlak üniversite öğrencisi Philip ve Brandon 'kusursuz cinayet'in var olduğunu kanıtlamak ve böylecekkendi zekalarını ispatlamak için eski sınıf arkadaşları David Kentley'i iple boğarak öldürürler. Cesedi evdeki eski bir sandığın içine saklayan Brandon ve Philip son derece soğuk kanlı bir şekilde bir akşam yemeği daveti verirler. Üstelik bu yemekte yer alan davetliler arasında, öğretmenleri, Kentley'in ailesi ve nişanlısı gibi isimler vardır. Hiçbir şeyden haberi olmayan davetliler tüm olağanlıkla yemeklerini bitirirken misafirler arasından bir kişi bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmeye başlar.

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Kasım 1988, New York: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir. Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır. Bobby Green (Joaquin Phoenix) çapraz ateş altında kalmıştır. Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev'e (Moni Moshonov) ait olan ve Buzhayev'in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir Rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlâk dışı hayat tarzına rağmen kız arkadaşı Amada'ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan'da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır. Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.

Matt Lee Whitlock, küçük bir yer olan Banyan Key'in polis şefidir. Çevresindeki herkes tarafından saygı görmekte ve diğer polisler tarafından takdir edilmektedir. Fakat yerleşim biriminde gerçekleşen iki cinayet herkesin kanını dondurur. Çünkü olayın şüpheslisi Whitlock gibi gözükmektedir. Polis olayı araştırmak üzere zamana karşı bir yarışa girer.

Kazaları, yangınları, cinayetleri ve para getirebilecek hemen her türlü kaos ortamını bularak çekimler yapan bir kamera ekibiyle tanışan Lou, gece muhabirliğinin tehlikeli, belirsiz ve ölümcül yanıyla da karşılaşırken her polis sireninin, her kurbanın, dökülen her kanın paraya dönüştüğünü fark ediyor ve büyük çıkışını yakalamak için yakaladığı hikayeyi ahlak yoksunu, risk dolu ve zekice bir planla yönlendiriyor.

Hüküm giymiş suçlu Jimmy, silahlı soygundan on iki yıl yattıktan sonra erken şartlı tahliye edilir. Serbest bırakıldıktan sonra, şimdi kanserden ölmekte olan çocukluk aşkı Annie'ye hayatının en iyi son yılını vermeye yemin eder - ne yazık ki bu o kadar basit değil.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Clyde Shelton evine yapılan bir soygun girişimi sırasında eşini ve kızını kaybeden dürüst bir aile babasıdır. Katiller yakalandığında davaya Philadelphia'da başarılı bir savcı olan Nick Rice atanır. Nick, zanlılardan birine, suç ortağının aleyhinde ifade vermesine karşılık hafif bir ceza önerir. Aradan on yıl geçer. Hafif cezayla kurtulmuş olan katil ölü bulunur ve Clyde Shelton soğukkanlılıkla suçu işlediğini itiraf eder. Sonra Nick'e bir ültimatom verir: Nick kusurlu adalet sistemini düzeltmediği takdirde Shelton'ın eşinin ve karısının cinayet davasında yer alan kilit isimler ölecektir. Çok geçmeden, Shelton tehditlerini yerine getirmeye başlar ve hapisteki hücresinden ne öngörülmesi ne de önlenmesi mümkün olan görkemli ve acımasız bir dizi suikast organize eder. Philadelphia'nın önde gelen isimleri Shelton tarafından birer birer öldürülürken yetkililer bu terör dalgasına son veremedikleri için şehirde korku hüküm sürmeye başlar. Cinayetleri durdurabilecek tek kişi Nick'tir.

Christian Wolff dahi denebilecek bir matematik uzmanıdır. İnsanlardan çok rakamlarla içli dışlı olan karakter normal bir muhasebe uzmanı gibi görünse de aslında dünyanın en tehlikeli suç örgütleri için freelance olarak çalışmaktadır. Hazine Bakanlığı'nın Suç Yürütme Birimi kendisini araştırmaya başladığında dikkat çekmemek için sıradan gördüğü tehlikesiz bir müşteriyle anlaşan uzman, robotik şirketinde çalışan muhasebe uzmanı kısa bir sürede müşterisinin o kadar da sıradan bir problemi olmadığını fark eder. Christian hesaplarda keşfettiği milyonlarca dolar tutan tutarsızlık üzerine çalıştıkça başına açılan tehlike de büyümeye başlar...

Steve Everett özel yaşamı son derece sorunlu olan bir araştırmacı gazetecidir. İflah olmaz bir kadın avcısı olan Everett son iki ay hariç, sürekli olarak sarhoştur. Karısı Barbara onu terk etmek üzeredir. Everett tam dibe vurmaya başladığı sıralarda, kendisini yeniden hayata bağlayacak bir olay keşfeder. Bir idam mahkumunun suçsuzluğuna dair bir kanıt bulmuştur. Kanıtın gerçekliğine dair inancı kendisini toparlayıp yeniden gösterebilmesine bir vesile olur.Clint Eastwood yönetmenliğini ve oyunculuğunu üstlendiği filmin müziklerine de katkıda bulunuyor. Büyük beklentilerle izlenmediği takdirde, Eastwood kendine hayran bıraktırıyor.

Thomas Craven Boston Polis Departmanı’nda tecrübeli bir cinayet masası dedektifi ve kızını yalnız büyüten bir babadır. 24 yaşındaki biricik kızı Emma evinde vurulunca herkes asıl hedefin Craven olduğunu düşünür. Ancak kısa zaman sonra Craven bu durumdan şüphelenmeye başlar ve kızının ölümünü araştırmaya karar verir. Araştırma onu, kızının gizli yaşamına, devletin gizli işlerine ve kanıtları yok etmekle görevli devletin gizli adamı Darius Jedburgh’e götürür.

Amerika’yı etkileyen gerçek bir olaydan uyarlanan Bordertown, bir kadının adalet için verdiği hırslı mücadelesinin öyküsüdür. Lauren Frederick (Jennifer Lopez) Chicago Herald’da çalışan hırslı bir gazetecidir. Editörünü (Martin Sheen) etkilemeyi amaçlayan Lauren ona büyük bir hikaye sözü verir ve araştırma yapmak üzere Meksika sınırındaki Juarez’e gider Juarez korkuyla sarılmış bir şehirdir. Yüzlerce yerel kadın vahşi bir şekilde tecavüze uğrayıp öldürülmüşlerdir ve yetkilerden hiçimse bunu dikkate almıyormuş gibi görünmektedirler.

5 dolar çaldığı için en azılı mahkumların kapatıldığı meşhur Alcatraz hapishanesine gönderilen Henri Young, buradan kaçmaya çalışırken yakalanır ve hücreye kapatılır. Karanlık ve soğuk bu hücrede, 3 yıl acımasız gardiyan Milton Glenn’in işkencesine maruz kaldıktan sonra çıktığında bir caniye dönüşen Henri, şimdi ise bir mahkumu öldürmek suçundan birinci derece cinayetle yargılanmaktadır. Kazanma şansı görünmeyen bu davaya atanan yeni mezun avukat James Stamphill ise davayı bambaşka bir yönüyle ele alarak asıl suçlunun Alcatraz’daki sistem olduğunu savunacaktır.

Fakir ve eğitimsiz bir adam olan Cameron Todd Willingham, 1992 yılında kundaklama sonucu üç kişiyi öldürmekle suçlanır ve idam cezasına çarptırılır. İki çocuk annesi Elizabeth Gilbert ise davanın tartışmaya açık yönlerini ve mantığa aykırı sonuçlarını ortaya dökerek Cameron'ı kurtarmak için elinden geleni yapacaktır.

Washington D.C.’deki bir gazetede muhabir olan Rachel Armstrong, bir CIA ajanını ifşa eder ve kaynağını ortaya çıkarmayı reddettiğinden hapse girer. Hapiste yaşamını devam ettiren Rachel, olayın sonuçlanması için mahkemede de de zorlu zamanlar geçirir.Rod Lurie’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı film, zeki yapısıyla izleyici içine çeken bir kompozisyon oluşturuyor.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

ABD ordusunun, en ünlü taktik uzmanı general Eugene Irwin, Körfez Savaşı ve Bosna'da gösterdiği başarılardan dolayı ülkesinde kahraman gözüyle bakılan, orduda saygı duyulan bir askerdir. Görev sırasında aldığı bir emri yerine getirmeyip 8 askerin ölümüne sebebiyet vermekten on yıl mahkûm edilir. Albay Winter'in emrindeki, Yüksek güvenlik sistemleri ile korunan Castle Askeri cezaevine kapatılır. Haksızlığa uğradığını düşünse de cezaya razı gibi görünür.

Güçlü bir avukat olan Marley en iyi arkadaşı Fela'nın kocasının öldürülmesinin ardındaki gerçeği açığa çıkarma görevini üstlenince şimdiye kadarki en şahsi davasını almış olur. Artık özel dedektif olan eski polis sevgilisinin yardımıyla Marley'nin gerçekte olanları arayışı onu aldatmaca ve ihanet dolu bir kalleşlik labirentine sokar.

Üniversiteden yeni mezun olmuş genç bir gazeteci ve sevgilisi, ülkeyi arabayla gezerek, seri katiller hakkında yazacakları kitap hakkında araştırma yapmaktadırlar. Amaçları bu seri katillerin yaşadığı ve cinayetlerini gerçekleştirdikleri mekanları gezmektir.Yolda rastladıkları Early Grace adlı eski bir mahkum ve sevgilisi Adele, bu seyahatlerini unutulmaz hale getirir. Seri katil araştırması yapan çift, gerçek bir seri katille aynı arabada seyahat etmek durumunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir