
Clark Gregg
Dr. Bruce Ivins


Okyanuslardaki yaşama hayranlık duyan bir film yapımcısı, insanların deniz canlılarına verdiği zararı araştırırken küresel boyutta korkunç bir yolsuzluğu ortaya çıkarır.

Polis, yeni doğum yaptığını söyleyen bir kadını durdurur; ama ne bebek ne üzerindeki kan kadına aittir. Bu gerçek suç belgeselinde sapkın yalanlar açığa çıkıyor.

Kadın seri katil Aileen Wuornos'un çocukken uğradığı istismardan idam koğuşundaki açıklamalarına kadar uzanan bu belgesel, onun hayatını ve suçlarını yeniden ele alıyor.

Genç bir kız, arabasıyla bir binaya çarpınca sevgilisi ile onun arkadaşı ölür. Bu belgesel, trajik bir kaza gibi görünen bu olayın bir cinayet soruşturmasına dönüşmesini anlatıyor.

Efsanevi gazeteci Gay Talese, konuklarını onlarca yıl gizlice izleyen bir motel sahibinin maskesini düşürdüğünde bomba etkisi yapan hikâye hızla bir skandala dönüşür.

NSA ve CIA'de çalıştığı dönemlerde edindiği çok gizli belgeleri basına sızdırdıktan sonra çok tartışılan ve bir daha ülkesine dönemeyen Amerikalı gazeteci Edward Snowden'ın, Citizen Four takma adıyla gazeteci Laura Poitras'la iletişime geçme ve Hong Kong'da kendisiyle yaptığı röportajlar, gerçek kamera kayıtlarıyla anlatılıyor.

Zero Days internet güvenliğini, siber suçlar ve siber-casusluk konularını ele almaktadır. Yapımcılık görevini ise Alex Gibney ve Charles Koppelman ikilisi üstlenmiştir.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.

Benicio Del Toro ve gangster/detektif filmlerinin demirbaşı Dennis Farrina'yı biraraya getiren film şu sloganla tanıtılıyor: Kemikler kırılıyor, elmaslar çalınıyor. Boks dünyasında kaçak iş çeviren Turkish adlı adam, namlı suçlu Brick Top'la hileli bir boks maçı için anlaşınca başına büyük bela alır. Öte yandan, başarısız bir mücevher soygunu ardından garip gelişmeler yaşanmaktadır. Garip bir biçimde iki olay birbirine karışarak ilerler ve kahramanlar için olmasa da bizim için eğlendirici bir curcuna çıkar ortaya.

Iwao Enokizu açıklanamayan dürtülerle vahşi cinayetler işleyen orta yaşlarında bir adamdır. Sonunda tüm Japonya Polisi’nin aradığı bir kaçağa dönüşmüş fakat bir şekilde yakalanmamayı başarmıştır. Bu sırada randevuevi işleten bir kadınla tanışmış ve birbirlerine aşık olmuşlardır. Ancak bu şartlarda daha ne kadar beraber olabilirler?

Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.

Bir tetikçi, patronu, bir sanat taciri ve bir kara para aklama planı, suikastçıyı yanlışlıkla bir gecede avangart bir sansasyona dönüştürüyor ve onu sanat dünyasını yeraltı dünyasına karşı oynamaya zorluyor.

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...

Tayvan'da en çok aranan kaçaklar arasında üçüncü sırada olduğunu öğrenen hırslı bir suçlu, ilk iki sıradaki kaçakları yakalayıp ortadan kaldırmanın peşine düşer.


Yıllarca hapis yattıktan sonra Nate, içeride birlikte çalıştığı güçlü suç çetesi de dahil tehlikeli düşmanlar edinmiştir. Yeni bir başlangıç yapmak isteyen Nate, tahliye olunca eski ekibiyle bağlarını koparır. Ama çete, ailesine suikast düzenleyerek karşılık verir. Nate, hiç tanımadığı ve utangaç 10 yaşındaki kızı Polly’i korumak için onu yanına alıp kaçmaya başlar.

Gerçek olaylardan esinlenen bu dram filminde 1970'lerin Roması'nda gelecek vadeden bir ressam, yeraltı suç çeteleri için ünlü tabloların taklitlerini yapar.

Film, Big Nick'in Avrupa'ya geri dönüp elmas hırsızlarının ve Pantera mafyasının tehlikeli dünyasına karışan Donnie’nin peşine düşmesini konu ediniyor.

Haksızlıklara karşı katı bir San Fransisco dedektifi olan Harry, bir takım olaylar yatışana kadar şehir dışında bir göreve verilir fakat Harry nereye giderse gitsin, olaylar onu bulmaktadır. Harry Callahan artık yaşlanmaya başlamıştır, herşey kirlenmiştir ve dünya kötüye gitmektedir. Callahan, bir tecavüz olayının peşindedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir