
Aileen Wuornos
Self (archive footage)


Şaşırtıcı bir rastlantının birleştirdiği cinayet davası, beyzbol maçı ve dizi, masum bir adamın aklanmasını sağlıyor.

Genç bir annenin gizemli ölümü ve ardından oğlunun kaçırılması, kadının gerçek kimliği ve her şeyin merkezindeki cani federal kaçak hakkında onlarca yıldır devam eden bir gizemi açığa çıkarıyor.

Polis, yeni doğum yaptığını söyleyen bir kadını durdurur; ama ne bebek ne üzerindeki kan kadına aittir. Bu gerçek suç belgeselinde sapkın yalanlar açığa çıkıyor.

An Oscar nominated documentary about a middle-class American family who is torn apart when the father Arnold and son Jesse are accused of sexually abusing numerous children. Director Jarecki interviews people from different sides of this tragic story and raises the question of whether they were rightfully tried when they claim they were innocent and there was never any evidence against them.

Genç bir kız, arabasıyla bir binaya çarpınca sevgilisi ile onun arkadaşı ölür. Bu belgesel, trajik bir kaza gibi görünen bu olayın bir cinayet soruşturmasına dönüşmesini anlatıyor.

In this documentary, filmmaker Nick Broomfield follows the saga of Aileen Wuornos, a prostitute who has been accused of committing a brutal series of murders. Broomfield conducts interviews with Wuornos herself, and his crew films her trial as well as her interactions with religious fanatic Arlene Pralle, who gives Wuornos dubious advice and legally adopts her. The cameras also roll as the accused's attorney ignores the case at hand to negotiate a deal to sell his client's story.

British documentarian Nick Broomfield creates a follow-up piece to his 1992 documentary of the serial killer Aileen Wuornos, a highway prostitute who was convicted of killing six men in Florida between 1989 and 1990. Interviewing an increasingly mentally unstable Wuornos, Broomfield captures the distorted mind of a murderer whom the state of Florida deems of sound mind -- and therefore fit to execute. Throughout the film, Broomfield includes footage of his testimony at Wuornos' trial.

Gerçek bir suçun anlatıldığı bu belgeselde bir aile, küçük kızlarını kaçıran komşularının manipülasyonlarının ağına düşüyor. Hem de iki defa.

Efsanevi gazeteci Gay Talese, konuklarını onlarca yıl gizlice izleyen bir motel sahibinin maskesini düşürdüğünde bomba etkisi yapan hikâye hızla bir skandala dönüşür.

Ebeveynlerini öldürmekten müebbet hapis yatmakta olan Lyle ve Erik Menendez bu belgeselde, şoke edici suçları ve onu takip eden davalarla ilgili düşüncelerini anlatıyor.

Cary Grant ve ona eşlik eden müthiş bir oyuncu kadrosu, Joseph Kesselring’in 1941 tarihli Brodway oyunundan Frank Capra’nın uyarladığı bu komedi klasiğinde kırıp geçiriyor. Yorgun tiyatro eleştirmeni Mortimer Brewster’ın (Grant) şüpheli şahıslara zehirli içki içiren iki halası (Josephine Hull and Jean Adair), Boris Karfoff’a benzeyen sosyopat bir kardeşi (Raymond Massey), kendini Teddy Roosevelt sanan bir başka çatlak kardeşi, yeni evlendiği sabırsız bir eşi ve herşeyi yoluna sokmak için sadece bir gecesi vardır. Bu sirkin ortasında Cary Grant’in yüzü bir palyaço gibi şaşkın ifadeler alır, doğal atletik yapısı lastik bacaklı bir balerin gibi şekilden şekle girerken gülmekten öleceksiniz.

Cinayetten Affa: Cyntoia Brown’un Hikayesi, 16 yaşındayken ömür boyu hapse mahkum edilen genç bir kızın hikayesini konu ediyor. 16 yaşındaki Cyntoia Brown, 2004 yılında kendisini taciz eden 43 yaşındaki bir adamı öldürdüğü için tutuklanır. Henüz reşit olmamasına rağmen yetişkin olarak yargılanan Cyntoia, ömür boyu hapse mahkum edilir. Yıllarca hakkında verilen karara itiraz eden Cyntoia’nın geçmişi, fizyolojisi ve yasa hakkındaki sorular, onun suçluluğunun sorgulanmasını sağlar.

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.

İki erkek çocuk, Ignacio ve Enrique, 60'lı yılların İspanya'sındaki bir katolik okulunda öğrencidirler. Burada geçirdikleri zaman boyunca aşkı, sinemayı ve korkuyu keşfederler. Okulun müdürü ve edebiyat öğretmeni Peder Manolo, bu keşiflerin hem şahidi olur, hem de bir parçası * Üç karakter yıllar sonra, 70'lerde ve 80'lerde, iki kez daha aynı mekanda bir araya gelecekler. Bu karşılaşmalar aralarından birinin yaşamı ve ölümü için belirleyici olacak * Pedro Almodóvar bir kez daha anavatanı İspanya'da gezdiriyor kamerası. İnsanların derilerinin altına giriyor, yaşananları ve yaşanamayanları bir arada anlatıyor * Kuşkusuz her sinemasever bir Almodovar filmini yönetmeninin kim olduğunu bilmeden izlediğinde gerek tutku ve ihtirasla yoğrulmuş karakterlerinden gerekse eski filmlerine nazaran stilize senaryosuyla bunun bir Pedro eseri olduğunu anlayabilirler.

Earl Brooks başarılı bir ticaret adamıdır. Karısı ve kızı ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak Brooks'un, bir başka yüzü daha vardır; aslında o "Parmak İzi Katili" namıyla ün salmış bir seri katildir. Tilki kadar kurnaz ikinci benliği Marshall tarafından masum bir çifti öldürmek için harekete geçirildiğinde, şantaj yapan bir fotoğrafçı tarafından görüntülenir. Bu cinayet, "Parmak İzi Katili"nin kimliğini çözmeye çalışan, bunalımdaki dedektif Tracy Atwood'un da peşine düşmesine sebep olur.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Akademiden başarıyla mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter'dan bilgi alabilmesi için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.1992 yılında 7 dalda Oscar'a aday olan film, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

Küçük kasabalarında bir dizi gizemli ölüm yaşandıktan sonra, Sidney Prescott’ın önderliğindeki sıra dışı bir grup arkadaş, maskeli bir katilin hedefi haline gelir. Ceset sayısı artmaya başlayınca, Sidney ve arkadaşları kendilerini korku filmlerinin “kurallarını” düşünürken bulurlar, çünkü kendileri gerçek hayatta bir korku filmini yaşıyorlardır.

Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.

19 yaşındaki bir genç kızın trajik cinayeti, hâlâ Boston'da yaşayan üç çocukluk arkadaşını yeniden bir araya getirir: Kurbanın mafya olan babası, bir dedektif ve her ikisinin de kızı öldürdüğünden şüphelendiği sorunlu bir adam.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir