
Daren Kagasoff
Trevor

"Ölüm Alfabesi"
Debbie, video günlük tutan bir genç kızdır. Bir gün evlerinde bir oyun bulur. Üzerinde Ouija yazan bu tahtanın üzerinde harfler ve "evet" "hayır" seçenekleri vardır. Oyunu bulmasıyla birlikte evde tuhaf şeyler olmaya başlar. Genç kız evinde asılmış olarak bulunur. En iyi arkadaşının ölümünü bir türlü kabullenemeyen Laine, onunla bir şekilde yeniden iletişim kurmak ister. Yakın arkadaşlarıyla gizemi çözmek için bu Ouija'yı araştırmaya başlarlar, ancak Debbie, tahtaya bakarken kötücül güçleri uyandırmıştır ve arkadaşları da büyük bir tehlike altındadır. Durdurmak içinse artık çok geçtir. Stiles White'ın ilk yönetmenlik deneyimini gerçekleştirdiği filmin başrollerini Olivia Cooke, Ana Coto, Daren Kagasoff gibi isimler paylaşıyor.

Daren Kagasoff
Trevor

Matthew Settle
Anthony Morris

Olivia Cooke
Laine Morris

Ana Coto
Sarah Morris

Shelley Hennig
Debbie Galardi

Bianca A. Santos
Isabelle

Douglas Smith
Pete

Robyn Lively
Mrs. Galardi

Sierra Hawkins
Doris Zander

Lin Shaye
Paulina Zander
Claudia Katz Minnick
Alice Zander
Afra Sophia Tully
Young Laine
Izzie Galanti
Young Sarah
Sunny May Allison
Young Doris

Claire Beale
Young Debbie

Yüz yıl önce Antonio Bay adlı ufak bir sahil kasabasının ilk sakinleri, bölgede bastıran sis nedeniyle zor durumdaki gemileri, sahte ışıklarla kayalıklara çekip, batan gemilerin kargolarını yağmalamaktaydılar. Bu sırada batırılan Elizabeth Dane adlı geminin kargosundaki altınlar da kasabanın inşasında kullanılmıştı. Ancak şimdi kasabanın kuruluşunun yüzüncü yıldönümünde, geminin mürettebatının hayaletleri, bastıran sisle beraber intikamlarını ve kendilerinden çalınan altınları almak için kasabaya dönmüşlerdi. Antonio Bay'in yeni sakinleri için dehşet dolu bir gece başlamak üzereydi. Başrollerde "Çığlıklar Kraliçesi" Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve Janet Leigh gibi önemli oyuncuların yer aldığı, korkunun ustası John Carpenter'dan kült film haline gelmiş bir korku klasiği.

Babasının intihar ederek hayatına son vermesi, genç bir anne olan Helen için hayatının en büyük bir yıkım olur. Çok geçmeden Helen, babasının ölümüne neyin yol açtığını merak eder ve etraflıca araştırmaya başlar. Yaptığı teferruatlı araştırmalar sonucunda onun 30 yıl öncesine ait çözülmemiş esrarengiz bir gizemi ortaya çıkardığında, büyümekte olan çocuğu için ölümcül olabilme ihtimali yüksek karanlık, tuhaf bir aile sırrını keşfeder.

Billings, tanınmış bir psikiyatrist olan Harper'a başvurmak için birçok nedeni olan bir adamdır. İki çocuğu tuhaf olaylar sonucu ölmüştür. Yaşananların etkisinden çıkamayan Billings, karısı ve yeni doğan oğlu ile birlikte yeni bir eve taşınır. Billings, yeni bir hayata başlamak istese de geçmişi onun peşini bırakmaz.

A woman wakes up injured in a basement surrounded by corpses. To survive, she pretends to be dead while a grotesque ritual unfolds in the house above.

Film, 1967’de Los Angeles’da bir ruh çağırma seansı sırasında meydana gelen bir dizi korkunç olayı anlatıyor. Bekar bir anne ve iki kızı evlerinde yaptıkları sahte bir ruh çağırma seansı sırasında istemeden eski çağlardan kötü bir ruhun gelmesine neden olurlar.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Yıllar önce karanlık bir ritüel yüzünden tarikatından kovulan Elise, hayatını mahveden gizemli nöbetlerden kurtulmak için geçmişiyle yüzleşmeye karar verir. Terk edilmiş FLDS kasabasına dönüşü açıklanamayan bir gücün yeniden uyanmasına yol açar. Şifa arayışı kısa sürede, onu ele geçirmek isteyen kötücül bir varlıkla ölümcül bir mücadeleye dönüşür. Elise, hem ruhunu hem de gerçeği korumak zorundadır.

Bela isimli küçük bir kız, evinde annesine tekinsiz derecede benzeyen kötücül bir varlıkla bağ kurar. Zamanla tüm aileyi hedef almaya başlayan bu tehditkâr güç, küçük kızı adım adım dehşet verici ve karanlık bir dünyanın içine çeker.

Kocasını kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadın, eşinin ailesiyle birlikte onların şehirden izole, ıssız evine sığınır. Ancak bu sığınak, karanlık güçlerin devreye girmesiyle kısa sürede kanlı bir kapana dönüşür. Aile üyeleri birer birer dehşet verici Deadite'lara dönüşüp bu buluşmayı bir cehennem toplantısına çevirirken; genç kadın, yaşarken edilen yeminlerin ölümden sonra bile nefes almaya devam ettiğini en kanlı şekilde öğrenecektir.

Romanya'daki bir manastırda yaşayan genç bir rahibenin intihar etmesi sonucu sorunlu geçmişinin etkisinden kurtulamayan bir rahip ile nihai yeminini etmenin eşiğindeki çırak bir rahibe, Vatikan tarafından bölgeye gönderilir. İkilinin amacı olayı araştırmaktır. Ancak birlikte, manastırın korkunç sırrını keşfederler. Hayatlarının yanı sıra inançlarını ve ruhlarını da tehlikeye atan ikili, şeytani rahibe biçiminde boy gösteren kötü niyetli Valak ile karşı karşıya kalır. Manastır, yaşam ve lanet arasında korkunç bir savaş alanı haline gelecektir.

Nosferatu 1922 yılında Almanya'da çekilen Alman Dışavurumculuğu akımının başyapıtlarından ve korku sinemasının sayılı klasiklerindendir. F. W. Murnau'nun yönettiği filmde Max Schreck, vampir Kont Orlok rolündedir. Filmin orjinal Almanca adı Nosferatu, eine Symphonie des Grauens yani Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi'dir. Film, 1921 yılı ile 1922 yılı arasında çekilmiştir. Bram Stoker'ın Drakula romanının uyarlamasıdır ve telif ödenmeden yapıldığı için yayından kaldırılmıştır. Nosferatu filminde, Bram Stoker'ın filminden farklı olarak vampir Kont Orlok'tur. Bram Stoker'ın Drakula'sında ise vampir kontun adı Drakula'dır. Thomas Hutter, Almanya'nın Bremen'e bağlı Wisburg adlı küçük bir kasabasında, karısı Ellen ile birlikte yaşamaktadır. Transilvanya'da yaşayan Kont Orlok'tan bir mektup gelir. Bazı sembollerle dolu bu mektubu, Renfield adlı kişi Hutter için okur. Hutter, zengin Kont Orlok ile emlak anlaşması yapmak için Transilvanya'ya gidecektir.

En iyi korku yazarı Sutter Cane,'Mutlak Korku' adlı romanın tek kopyasıyla ortadan kaybolur. John Trent, tek derdi sıkıcı işini sürdürüp de biraz para kazanmak olan bir sigorta müfettişidir. Bir gün keşfettiği bir mevzu, hayatının akış yönünün tamamen değişmesine sebebiyet verecektir... İp uçları onu, 'Hobb'un Sonu' isimli esrarengiz bir kasabaya götürür. Daha sonra fark eder ki bu kasaba yazarın kitaplarına konu olan yerdir ve ters giden bir şeyler vardır. Yazarın kitaplarını okuyan herkes birbirlerini öldürüp canavara dönüşürler. Zira bir korku kitabı yazarının iflah olmaz bir hayranının yazardan etkilenişi, edebi dünyanın çok daha dışına taşmaya başlamıştır... Korkunç bir katilleşme öyküsü kapıdadır. Sinemanın en büyük ustalarından John Carpenter'ın 1990'larda çektiği en iyi filmlerinden biri olan In the Mouth of Madness'ın başrolünde Sam Neill var..

Gizemli ölümlerin meydana geldiği bir sırada, izleyenlerin 7 gün sonra öldüğü esrarlı bir video kasetin varlığı kulaktan kulağa dolaşmaktadır.Böyle söylentilere kulak asmayan bir kadın gazeteci olayları araştırmaya karar verince, kendini tehlikeli ve ölümcül bir oyunun ortasında bulur.Kaseti izleyen gazetecinin gerçekten yedi gün ömrü mü kalmıştır, yoksa tüm bunlar bir şehir efsanesinden mi ibarettir? Zamana karşı amansız bir yarış başlamıştır.

The Ring’in çıkış noktası, bir çok Hollywood geriliminde olduğu gibi bir şehir efsanesi..Fakat bu kez ortada kabus gibi görüntülerle dolu bir video kaseti vardır. Bu kaseti izleyenlere esrarengiz bir telefon gelmekte ve yedi gün içinde ölecekleri bildirilmektedir. Bayan gazeteci Rachel Keller önceleri bu konuya kuşkuyla yaklaşır. Ancak kaseti izleyen dört gencin arka arkaya esrarengiz biçimde ölmesi üzerine düşüncesi değişmeye başlar. Araştırmacı gazetecilik tutkusuna yenik düşen Rachel, bu video kaseti ele geçirip kendisi izler. Artık hayatı tehlikededir. Üstelik sadece kendisinin değil, oğlununun da hayatı tehdit altındadır. Arkadaşı Noah’ın yardımını isteyen Rachel’in önünde bu sırrı çözmek için sadece yedi gün vardır..

Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.

Maryland ormanlarında 1940'larda birçok çocuk ortadan kaybolmuştur. Üç Sinema öğrenciside Blair Witch adıyla bilinen bu efsane hakkında araştırma yapmak için ormana giderler. Yanlarında bir fotoğraf makinası, bir video kamera ve ses kaydedicisi vardır. Her adımda sesi ve görüntüyü kaydederek araştırmaya devam ederler. Günler sonra ormanda kaybolduklarını anlarlar ve ormana ulaşan son güneş ışığı da kaybolup akşam olunca üç öğrenciden bir daha haber alınamaz.Aradan bir yıl geçmiştir ve ormanda bir çantanın içinde film ve ses kayıtları bulunur. Bu kayıtlar öğrencilere ne olduğunu göstermektedir.

Suların artık güvenliği olduğu söyleniyor. Gerçek yakında ortaya çıkacak. Büyük beyaz köpekbalığının küçük sahil kasabası Amity'de yarattığı dehşetin üzerinden tam 4 yıl geçmiştir. Şimdi ise polis şefi Brody zamanla yarışmak zorundadır. Büyük beyaz köpekbalığı geri dönmüş, içinde kendi oğullarınında bulunduğu bir yelken yarışının içine sinsice dalmıştır. Yönetmen Steven Spielberg'ün 1974 yapımı gerilim başyapıtı ilk Jaws'ın ardından ikincisinin gelmesi gecikmedi. Ancak Spielberg bu devam filmini yönetmek istememişti. İlk filmin çekimlerde çok zor günler geçirmişti çünkü. Bu ikinci film, ilki gibi bir kült olmasa da yine de iyi bir devam filmi.

Öldürmeye eğimli Jason Voorhees Kristal gölü altında zincirlerle tuzağa düşürülmüştür. Babasının ölümüne sebep olduğu düşüncesini aklından çıkaramayan Tina gittiği bir partide istemeden de olsa Jason Voorhees'i Kristal gölünün altından çıkarmıştır. Böylece yeni katliamların başlamasına sebep olmuştur. Tina telekenize yeteneğine sahiptir her şeyi zihin gücü ile hareket ettirebilmektedir. Tina'nın özel güçleri hayatta kalabilmesi için onun tek umudu olmuştur. Ama genç bir kız bu acımasız manyağa karşı nasıl bir şansı olabilir...

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Küçük oğullarının açıklanamayan bir şekilde komaya girmesiyle sarsılan aile, evlerinde tekinsiz olaylar yaşamaya başlar. Çareyi bir medyumdan yardım almakta bulduklarında ise asıl tehlikenin evde değil, doğrudan kendi geçmişlerinde saklandığını fark ederler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir