
Arcelia Ramírez
Elena

Elena is in charge of the library in a private school. His monotonous life is affected when a new child arrives at school with whom he is obsessed and whom he treats like his son. One day he decides to take him away, generating a crisis in his real mother, Andrea, who will do everything possible to get him back.

Bir anne, kaybolan 3 yaşındaki oğlunu tüm çabalarına rağmen bulamaz ve zamanla ümidini kaybeder. Ancak oğlu dokuz yıl sonra, ailenin yeni taşındığı kasabada ortaya çıkar.

İşine tutkuyla bağlı olan Julien, sık sık yurt dışına çıkmaktadır. Evde hiç bulunmayışı, bir kaç yıl önce evliliğinin mahvolmasına yol açmıştır. Fransa'daki bir mola sırasında, telesekreterde eski karısından bir mesaj olduğunu görür: Okul gezisi ile dağa kamp yapmaya giden oğlu ortadan kaybolmuştur. Derhal oğlunu aramaya koyulan Julien'i hiçbir şey durduramayacaktır.

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlar. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam sık sık belirir. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp esrarengiz misafirinin izinden gider.

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Bekar bir anne olan Susan Carpenter (Naomi Watts), sivri dilli arkadaşı Sheila (Sarah Silverman) ile birlikte bir restoranda garson olarak çalışmaktadır. Küçük oğlu Peter (Jacob Tremblay) 8 yaşında ve oyun çağındadır. Her şeyi ve herkesi kendi benzersiz bakış açısıyla gözeten ise 11 yaşındaki büyük oğlu Henry’dir (Jaeden Lieberher). Küçük kardeşini sürekli koruyan ve annesinin en büyük destekçisi olan zeki Henry, ailede bir kuyrukluyıldız gibi parlamaktadır. Bir gün Susan, Henry’nin nazik sınıf arkadaşı ve yan komşuları olan Christina Sickleman (Maddie Ziegler)'ın tehlikeli bir sırra sahip olduğunu Henry’nin not defteri sayesinde keşfeder. Christina’nın üvey babası onu istismar etmektedir. Susan kızı kurtarabilmek için Henry’nin not defterine yazdığı talimatları izleyerek kendini çok büyük bir tehlikenin içine atar.

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Lizzie, kocası ile boşanma aşamasında olan bir kadındır. Genç kadın hayatını işine ve 11 yaşındaki oğlu Thomas’a adar. Ancak bir tesadüf eseri tanıştığı 7 yaşındaki Lola, genç kadının geçmişe yolculuk yapmasına neden olur. Lizzie, yıllar önce yaşadığı korkunç olayın etkisinden hala çıkamamıştır. Yıllar önce kızının doğumu sırasında çıkan yangın yüzünden çocuğunu kaybeden Lizzie, karşısında Lola’yı görünce onun kızı olduğunu düşünür. Lola’ya yakın olmak için küçük kızın annesi ile yakınlaşmaya başlayan Lizzie, bir süre sonra onların çevresinden ayrılmaz hale gelir. Lizzie’nin bu tavırlarından endişe duyan yakınları, onu engellemeye çalışsa da kimse başarılı olamaz. Saplantı haline getirdiği durum yüzünden ailesi ve oğlu ile arası açılan Lizzie, vazgeçmeden Lola’nın kızı olduğunu iddia etmeye devam eder.

Jack ile annesi, 5 yıl boyunca tek odada hayatlarını sürdürmek zorunda kalmıştır. Hiç dışarı çıkamadıkları için, 5 yaşındaki Jack bütün hayatı bu odadan ibaret sanmaktadır. Fakat günün birinde kurtuldukları zaman, küçük Jack’in keşifleri oldukça sarsıcı olacaktır.

Ian McEwan'ın aynı adlı ödüllü romanından uyarlanan film, başarılı bir çocuk kitapları yazarı olan Stephen Lewis’in hayatını anlatıyor. Stephen Lewis, soğuk bir kış günü, üç yaşındaki kızıyla birlikte süpermarkete alışverişe gider. Kasa kuyruğunda beklerken bir an dikkati dağılır ve kısa bir sürede kızının yok olduğunu fark eder. Kızının kayboluşunun üstünden iki yıl geçer. Stephen artık üç yaşındaki tüm çocukların yüzünde kendi kızını aramaya başlar ve bu andan itibaren yaşamı altüst olur.

Akademiden başarıyla mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter'dan bilgi alabilmesi için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.1992 yılında 7 dalda Oscar'a aday olan film, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.

Psikolojik sorunları olan genç Ricky, saplantıyla aşık olduğu uyuşturucu müptelası porno yıldızı Marina'yı kaçırır. Tek amacı, güzel kadının kendisine aşık olmasıdır. Bu arada Marina'nın son filmini çeken yönetmen Maximo da kendisini genç kadının güzelliğine kaptırmıştır. Marina'nın yine uyuşturucu yüzünden başını belaya soktuğunu düşünen kardeşi Lola onu aramaya başlar. Zaman geçtikçe, Marina, kaçma isteği ve kendisini kaçıran adama aşık olması yüzünden ikileme düşer. Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın, erotizm, gerilim ve romatizm içeren bu başyapıtında Antonio Banderas güçlü oyunculuğu ile dikkatleri üzerine topluyor.

Seyahat eden bir çiftin arabası büyük bir çölün civarında bozulur. Umutsuzca yardım bekleyen ikili yardım bulmak amacıyla birbirlerinden ayrılırlar. Yokluğun ortasında, birbirlerinden dakikalar geçtikçe daha da uzaklara doğru yol alan çift, kendilerini ne gibi sorunların beklediğinden habersizdir. Karısını çölün ortasında yitiren Jeff, onun izinden gitmeye çabalayacaktır.

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

İngiltere'ye yeni dönen bir kadın, daha ilk günün arifesinde küçük kızını kaybeder. arama tarama çalışmaları fayda vermeyince olaya polis de dahil olur. ancak sorun şudur ki kimse kadının yanında bir kız çocuğu görmemiştir. böylece insanların aklında yavaş yavaş böyle bir kız çocuğu gerçekten var mıydı şüphesi uyanmaya başlar... Hem Otto Preminger hem de eleştirmenler tarafından önemsiz bir film olarak kabul edilmiştir. Ama bir kült klasiği olmayı başarmıştır.

Jeffers ve Longbaugh, hayatlarını suç dünyası içinde geçirmiş iki kanunsuzdur. Yeni uğraşları ise, hamile bir kadını kaçırıp onun doğmamış bebeği için 1 milyon dolarlık bir fidye koparmaktır...

Ailesi ile ilgili acil bir durum için yola çıkan Darby, kar fırtınası yüzünden yolda kalır. Bu durum üzerine Darby, bir grup erkekle birlikte otoyol dinlenme alanında sığınak bulmaya çalışır. Otoparktaki bir minibüste kaçırılmış bir kıza rastlayan Darby, onları kaçıranın kim olduğunu bulmaya çalışırken kendisini korkunç bir ölüm kalım meselesinin içinde bulur.

İki çocukluk arkadaşı Bastille Günü'nde Paris'te büyük bir banka soygunu gerçekleştirirler. Soygunculardan biri, bu bankada çalışan memurlardan biriyle ilişki yaşamaya başlar. Banka memurunun geceleri ek gelir elde etmek için fahişe olarak çalışıyor olması soygunu tehlikeye atar.

Ten years have gone by since Elena's six-year old son has disappeared. The last thing she heard of him was a phone call he gave her, saying that he was lost on a beach in France and couldn't find his father. Nowadays, Elena lives on this same beach and manages a restaurant. She is finally beginning to emerge from this tragic episode when she meets a French teenager who strongly reminds her of her lost son. The two of them will embark on a relationship which will sow chaos and distrust around them.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir