
Sophie Charlotte
Anaíra

Three brothers find themselves sharing a home with the alluring new wife of the middle sibling. As they become infatuated with the same woman, a complex and enthralling tale ensues in this tropical paradise.

Sophie Charlotte
Anaíra

Daniel de Oliveira
Dalberto

Gabriel Leone
Armando

Rômulo Braga
Dalmo

Jorge Paz
Mamede

Coco Chiarella
Alvarez
Peta Catão
Dona Dalva

Gilda Nomacce
Mercedes

Adanilo
Inaldo
Nivaldo Mota
Mariano

Rosa Malagueta
Delegada

Fidelis Baniwa
Dionísio
Silvia Quadros
Elisa
Nidia Villareal
Enfermeira Peruana
Joyce Cursino
Graciane

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Hayal kırıklığına uğramış bir psikolog intiharın eşiğine gelir. Ama ona yeni bir yaşam biçimi öğreten beklenmedik kurtarıcısıyla arkadaş olunca hayata yeniden tutunur.

Rüzgarlı bir balıkçı köyünde yaşayan bir anne, yaşanan beklenmedik bir olayın ardından, kendi doğru ve yanlış duygusu ile her şeyden çok sevdiği oğlunu korumak arasında kalır. Kadın, oğlu için söylediği yalanla, hem ailelerini hem de birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan topluluklarını parçalanmakla karşı karşıya bırakır.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

An elderly artist thinks he has become too stale and is past his prime. His friend (and agent) persuades him to go to an offshore island to try once more. On the island he re-discovers his muse in the form of a young girl.

Sahne yönetmeni Charlie ve oyuncu eşi Nicole’un evlilikleri parçalanmak üzeredir ve boşanmaktan başka çareleri yok gibi görünmektedir. Bu boşanma mücadelesi New York’tan Los Angeles’a kadar uzanan, yıpratıcı olduğu kadar onları kişisel hayatlarının ve yaratıcılıklarının en uç noktalarına kadar sürükleyecektir.

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan depresif bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur ama hastanede onu bekleyen haber hiç de iç açıcı değildir. Abisi vefat etmiştir ve Lee yetim kalan ergen yeğenine bakmakla yükümlüdür.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Büyük ve eski tarz bir lüks otelde, bir yabancı (Giorgio Albertazzi) evli bir kadını kendisiyle kaçması için ikna etmek ister. Ancak kadın (Delphine Seyrig) yabancıyla bir önceki sene Marienbad’da yaşadıklarını hatırlamamaktadır. Alain Resnais’nin bu filmi Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanmış ve dünya çapında eleştirmenlerin övgüleriyle karşılanmıştır.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.

60'larda masum bir hippiyken 80'lerde para peşinde koşmaya başlayan George Jung'un (Johnny Depp) en büyük isteği hayalindeki Amerikan Rüyasını yaşamaktır. California'ya taşınarak güneşi, seksi ve marijuana satmanın kârlı zevklerini keşfeder. Uyuşturucu satmak ilk başta özgür hayatını rahatça yaşamasını sağlayan bir geçim kaynağıyken, bu iş zamanla onu dünyaca ünlü kokain ithalatçısına dönüştürür.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Amerikalı Vicky ve Cristina İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli sanatçı (Javier Bardem) ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi (Penélope Cruz) ile tanışırlar. Vicky (Rebecca Hall) evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina (Scarlett Johansson) ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi kaotik sonuçlar doğuracaktır. Vicky Cristina Barcelona, öyküsünün geçtiği kent olmaksızın düşünülemeyecek bir film olarak karşımıza çıkıyor. Woody Allen aşk ve sanatın sınır tanımazlığını unutulmaz bir hikaye ile hatırlatıyor.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

The Sheltering Sky (Çölde Çay), bir çiftin durgun ve umutsuz evliliklerini yeniden canlandırabilme umuduyla Kuzey Afrika’ya doğru yaptıkları egzotik bir yolculuğu anlatmaktadır. Kendilerini turist değil gezgin olarak tanıtan besteci Port (John Malkovich) ve oyun yazarı olan eşi Kit Moresby (Debra Winger), yakın arkadaşları George Tunner (Campbell Scott) ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’dan uzaklaşarak kaybolmuş ruhlarını Sahra Çölü’nde bulmayı arzulamaktadırlar. Fas, Cezayir ve Nijer’in çarpıcı manzarasını fon alan bu aşk hikayesinde, iki sevgilinin tensel yakınlığının bir dışavurumu olan çöl ile ilişkilerindeki karmaşıklığın dışavurumu olan şehirlerin labirentimsi yapısı içinde siz de kendi yalnızlığınızla tanışacak ve harikulade görüntülerle unutamayacağınız ruhsal bir yolculuğa çıkacaksınız.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.

Lawrence Michael Levine’in yazıp yönettiği Black Bear, yaratıcılık konusunda sıkıntı çeken bir film yapımcısının hikâyesini konu alıyor. Geçirdiği sıkıntılı dönemde inzivaya çekilme ihtiyacı duyan Allison karakterinin bir arkadaşının önerisiyle gittiği göl kıyısındaki evde, evin sahipleri olan müzisyen Gabe ve dansçı partneri Blair ile geçirdiği günleri sıra dışı bir anlatımla aktaran film, üç karakterin olay örgüsündeki kırılmalarla değişen ilişki dinamikleri üzerine kurulu. Allison’ın, Blair ve Gabe çifti ile olan iletişimi ilerledikçe çözülen bir hikâye ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra kamera önü ve arkası arasındaki ayrım da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Böylelikle karakterin başka bir karakteri canlandırdığı, film içinde filmin yer aldığı, çok katmanlı bir yapıyla karşılaşıyoruz. Tüm bu kırılmalar, çeşitli zıtlıklar arasındaki çekişmelerin işlendiği derinlikli bir anlatı oluşturuyor.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Meg Altman kocasından yeni boşanmış orta yaşlı bir kadındır. 11 yaşındaki kızı ile birlikte Manhattan'daki görkemli bir eve taşınırlar. İçinde asansörü de bulunan bu üç katlı muhteşem evin en önemli özelliklerinden biri, panik odası olarak nitelendirilen bir odaya sahip olmasıdır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir