
Hugo Carvana
Santamaria

Santamaria and Urtigo are two bandits on the run, one is white, the other black. Santamaria is a mystical visionary and believes in the imminent coming of a purifying angel. Urtiga, his inseparable companion, is a simple-minded and ingenious man who follows Santamaria around and participates in the crimes he commits. The two bandits take over a house after kidnapping its owner and his girlfriend.

1960’larda inşa edilmiş ve 80’lerin başında Rio De Janeiro’nun en tehlikeli mahallelerinden birine dönüşmüş, sosyal konutlardan oluşan “Tanrıkent”te organize suçun destansı tarihi. Film 60’larda iki kenar mahalle çocuğunun seçtiği iki ayrı yolu takip eder.Fotoğrafçı olma hayalleri kurar ama fotoğraf makinesi alacak parası yoktur. Öte yandan, Küçük Ze çocukluğundan beri tam bir suçlu özellikleri taşır; acımasız, akıllı ve hırslıdır. Küçük yaşta planladığı bir genelev soygunu sırasında öldürmenin tadını alır, gün geçtikçe bu konudaki iştahı giderek artar. 70’lerde Ze, sakin ve becerikli Bee’nin desteğiyle, favela’nın (mahallenin) uyuşturucu ticareti üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırır. 80’lerin başlarında “Tanrıkent”i çetelerarası savaş sarar ve amansız genç suçlulardan oluşan yeni bir kuşak çıkıp “eskilerin” yerini almaya çalışırken, artık bir fotoğraf makinesine sahip olan Rocket, onu bu bitmek tükenmek bilmez katliam döngüsünü belgelemede kullanır...

A prisoner leads his counterparts in a protest for better living conditions which turns violent and ugly.

Dolores Caliborne; aksi, ağzı bozuk ve berbat bir yaşantıya sahiptir. Little Tall adası halkı, kocası Joe'nun otuzyıl önceki bir güneş tutulması gününde ölümünün hikayesini öğrenmek için otuzyıl bekliyor. Polis ise adanın en zengin ama yatalak kadını, aynı zamanda Dolores'ın işvereni olan Vera Donovan'ın ölümünü merak etmektedir. Dolores'ın kızının da adaya gelmesiyle eski defterler açılmaya başlar.

Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.

San Diego'lu bir genç, Euripides'in Orestes tragedyasından esinlenerek antika bir kılıçla annesini öldürdükten sonra iki kişiyi kendi evinde rehin alır. Yüksek lisans öğrencisi Brad McCullum'ın şehrin kıyısında geçen bu cinai öyküsü, iyi bir dedektif ve genç adamın arkadaşlarının olayı çözme çabalarıyla sürer. Amaç hem McCullum'ın niyetini anlamak hem de rehineleri kurtarmaktır.

Quentin Tarantino imzalı Kill Bill: The Whole Bloody Affair; Vol. 1 ve Vol. 2'yi tek parça, sansürsüz bir destan olarak bir araya getiriyor. Yönetmenin tam da hayal ettiği vizyonla sunulan bu kurgu, daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış yepyeni bir anime sekansını da içeriyor. Uma Thurman; eski patronu ve aşığı Bill'in düğün provasını kana bulayıp onu başından vurarak karnındaki bebeği çaldığı "Gelin" rolüyle geri dönüyor. Ölüme terk edilen Gelin, nihai intikamını almak için Bill ile yüzleşmeden evvel, Ölümcül Engerek Suikast Çetesi'nin hayatta kalan dört üyesini tek tek avlamak zorundadır. Görkemli anlatımı, amansız aksiyonu ve ikonik stiliyle The Whole Bloody Affair, sinema tarihinin en belirleyici intikam efsanelerinden biri olarak duruyor. Bugüne dek nadiren bütün halinde gösterilen bu başyapıt, şimdi orijinal sinema deneyimine sadık kalınarak klasik bir ara ile sunuluyor.

Serbest çalışan işsiz ve aç bir samuray, bir kasabaya gelir. Kasabanın iki kavgalı çetesi vardır. Samuray, önce bir çeteye, sonra diğer çeteye hizmet sunarak iki tarafı birbirine düşürmeyi ve bu şekilde kasabayı temizlemeyi planlar. Amacı taraf tutmayarak oyunun kurallarını yeniden yazmaktır.

George "Iceman" Chambers (Michael Jai White, 7 farklı Karate dalında Siyah kuşak sahibi), ün ve para için dövüşmeye alışmış bir boksördür. Dünya Ağırsiklet Dövüş Şampiyonu olmuştur. Ancak, profesyonel spor hayatı sona erince kendini işsiz ve beş parasız bulur... Menajerinin Rusya'da bir reklam kampanyasına katılma teklifini kabul eder. George, ne olduğunu bile anlayamadan, kendini Rusya'nın en karanlık ve korkunç hapishanesinde bulur. Hapishane aynı zamanda yenilmez bir dövüşçü olan Yuri Boyka'ya (Scott Adkins) da ev sahipliği yapmaktadır. Mafya babası Gaga, Boyka ile George'u bir maçta karşı karşıya getirmek ister. George özgürlüğünü kazanmak için katil ruhlu yenilmez Boyka'yı yenmek zorundandır. Bu ringden kim sağ çıkacaktır?

Chalfont Dükü'nün küçük kızı, meteliksiz bir İtalyan şarkıcıyla kaçınca, ailesi onu reddeder. Kadın oğlu Louis'ye soylu atalarını anlatır ama, ailesi her türlü yardımı reddettiği için Louis bir kumaşçı dükkânında çalışmak zorunda kalır. D'Ascoyne ailesinin, annesiyle olan akrabalıklarını inatla kabul etmemesinden incinen Louis, kendisi ile aile unvanı arasındaki her türlü engeli ortadan kaldırarak hakkı olanı elde etmeye karar verir. Önce Henley'deki pis bir hafta sonunda en iğrenç kuzenini katleder, sonra da amatör fotoğrafçı olan bir başka kuzenini havaya uçurur. Din adamı olan bir amca zehirlenir; kadınlara oy hakkı verilmesi için mücadele eden bir hala balonunda vurulup düşürülür; asker bir amca en ünlü seferini anlatırken tuzağa düşürülür; ve denizci bir amca, bir çarpışmanın ardından teknesiyle birlikte denizin dibini boylar. Bu durum Louis'yi Chalfont ünvanının tek varisi yapar,

Vincent Brazil ve Roland Flint, iki, en iyi suikastçıdır. Ancak Dünyada birbirlerini bilmemektedirler. Flint usta bir keskin nişancı iken, Brazil, bir bıçak ile eşit derecede olan yetenekli biridir. Bu iki rakip suikastçı DEA tarafından desteklenen bir uyuşturucu kartelinin başı aşağı çekmek için huzursuz bir ittifak kurmaya çalışacaktır.

Başarılı bir travma cerrah olan Paul Kersey, hayatını ölüm döşeğindeki, vurulmuş, bıçaklanmış insanlarla uğraşarak geçirmektedir. Stresli işinden sıyrıldığında ise sevgi dolu bir aile babasıdır. Kızı ve eşiyle mutlu bir hayat süren adam için bu düzen bir trajedi ile değişiverir. Evine düzenlenen saldırı sonrası eşi ölmüş, kızı ise komada yaşam mücadelesi vermektedir. Hayatını tamamen değiştiren bu olaydan sonra Paul, mesleki yeteneğini de kullanarak adeta bir ölüm makinesine dönüşür. Paul ne pahasına olursa olsun intikamını almaya kararlıdır...

Kafa kırmakta Steven Seagal'ın üstüne yok! Uyuşturucu Uygulama Ajanı John Hatcher (Seagal), ortağı öldükten sonra memleketine döner. Ama orada işler kötüye gider. Jamaikalı uyuşturucu lordları, bir kara büyü başpapazının yönettiği kasabaya sızar. Haydutlar Hatcher'da kendi eşlerini bulurlar, ama dünyanın bütün vuduları bir araya gelse bile onu durdurmaya yetmeyecek!

Beklenmedik bir trafik kavgası sonucunda oğlu ağır yaralanan öfkeli bir baba, duygusal çalkantılar ve intikam hırsı nedeniyle karanlık bir yola sürüklenir.

Ortağının katilini takip eden ve yakın ilgi duyduğu bir polis olan Eddie için tek yol katilin sevgilisi Michel'i takip etmektir.Michel ise kendini takip eden ve yakın ilgi duyduğu bu polis ile yer altı dünyası liderlerinden ve kendisinin sahibi olduğu Losado arasında kalmıştır.Eddie,Michel'i kaçırıp,mafya babası Losado'nun ortaya çıkmasını sağlamaya çalışır.Losado'nun adamlarından kaçarken içine girdikleri bataklık yüzünden hayatlarını tehdit eden şeyler çoğalmış ve bu da onları birbirlerine daha da yakınlaştırmıştır.

Tanrı bile bu gemiyi batıramaz sözleriyle suya indirilen ve daha ilk seferinde küçük bir buz dağına çarpıp batan ünlü Titanik gemisinin yaşadığı trajediye anlatan Titanik Faciası,. Walter Lord’ un eserinden uyarlanan ve Goldeen Globes’da En İyi Yabancı Film ödülünü alan film hakında bazı ilginç ayrınıtılar; Titanik faciasından kurtulanlar arasında filmin yapımcısı William Mac Quitty’de vardı. Quitty faciadan kurtulduğunda altı yaşındaydı. Bazı söylentilere göre Titanik’in batma sahneleri, 1943 yılında çekilen ünlü Nazi propaganda filmi Titanicden alınmış. 35 feet boyundaki dev gemi maketinin 15 feet derinlikteki bir havuza nasıl sığdırıldığı hala bir sır.

Susan Walker (Natalie Wood) bir mağazada çalışan Kris Kringle'ın (Edmund Gwenn) gerçek Santa Claus (Noel Baba) olduğunu iddia ediyor ve hatta bunu kanıtlamaya da çalışıyor. Oscar ödüllü bu komedi fantazisi 1973'de televizyon için 1994'de sinema için yeniden çekildi.

Film, muharebe sırasında bombaları etkisiz hale getirmekle görevli askerlerin yaşamından bir kesit sunuyor. Çavuş James yeni atandığı görevinde, yüksek eğitim almış bir grup askeri şiddet dolu bir çatışmaya gönderir. James adeta ölüme meydan okurca kaygısız davranmaktadır. Askerler yeni ve vahşete eğilimli önderlerini zaptetmeye çalışırken, şehirde kaos başlar.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Bay Gondo ulusal ayakkabıcılık şirketinde payı olan bir iş adamıdır. Bir gün şirketteki payını arttırıp şirketteki en büyük söz sahibi olmak için alnının teriyle biriktirdiği her şeyi şirket hisseleri için yatırır ve evini ipotek ettirir. Aynı dönemde çocuğu kaçırılır fakat çocuk bay Gondo nun değil onun hizmetinde çalışan başka bir şahsa aittir. Çocuğu kaçıran kişi ise bu yanlışı fark eder ve daha önce istediği fidyeyi yine bay Gondo dan ister. Bay Gondo parayı verip vermemesi konusunda teredütte kalır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir