
Zoe Saldaña
Nina Simone


Zoe Saldaña
Nina Simone

David Oyelowo
Clifton Henderson

Ronald Guttman
Henri Edwards

Kevin Mambo
Gilles, Lead Guitarist

Keith David
Clifton's Father

Ella Joyce
Clifton's Mom

Ken Davitian
Club Owner

Chuma Gault
Nina's Husband

Ella A. Thomas
Lorraine Hansberry

Mike Epps
Richard Pryor

Mary Pat Gleason
Ordlery Pat

Kit Leonard Dennis
Lawyer

Yasmine Golchan
Dr. Cousier
Allison Sarofim
Head Nurse

Stevens Gaston
Clifton's Brother

Pierre Dulaine gönüllü olarak bir grup cezalı öğrenciye salon dansı veren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda Dulaine’in orada bulunma sebebini öğrenince ona karşı oldukça şüpheli yaklaşırlar. Ancak Dulaine’nin değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlarlar. Hatta zaman geçtikte aldıkları eğitimi bir adım ileri götürerek Dulaine’nin klâsik dansı ile kendi tarzları olan hip hopu birleştirerek ortaya eşsiz bir karışım çıkartırlar. Belli bir süreden sonra Dulaine bu grubun sadece dans hocası değil, aynı zamanda akıl hocası olacaktır. Hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etmemiş olan bu grubu prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmaya ikna edecektir...

The story of music legend Terri Hooley, a key figure in Belfast's punk rock scene. Hooley founded the Good Vibrations store from which a record label sprung, representing bands such as The Undertones, Rudi and The Outcasts.

Gerçek bir yaşam hikayesinden alınan ve bir öğretmenin şehir eğitim müdürlüğüne karşı verdiği inanılmaz mücadelenin hikayesi. Maryl, Harlem'deki müzik okulunda öğretmenlik yapmaktadır ve bu gelir seviyesi çok düşük bölge öğrencilerinden bazılarının müziğe karşı olağanüstü yetenekli olduğunu görür. Bu fakir öğrencilere özel ders vermek için yetkililere baş vurur ama başvurusu sadece geri çevrilmekle kalmaz onun üstüne böyle bir girişimde nasıl bulunabilirmişçesine ağır baskılar gelmeye başlar. Bu baskılar o kadar ileri gider ki öğretmen, elindeki tüm birikimlerini bu baskılardan kurtulmak için harcamak zorunda kalır.

Bruce Springsteen, a young musician on the cusp of global superstardom, struggles to reconcile the pressures of success with the ghosts of his past.

Michael Jackson'a gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson'ın hayat verdiği filmde, onu tüm zamanların en büyük şovmeni haline getiren en ikonik performansları da dahil olmak üzere Michael'ın hayatının tüm yönleri gözler önüne seriliyor.

In this biographical drama, Selena Quintanilla is born into a musical Mexican-American family in Texas. Her father, Abraham, realizes that his young daughter is talented and begins performing with her at small venues. She finds success and falls for her guitarist, Chris Perez, who draws the ire of her father. Seeking mainstream stardom, Selena begins recording an English-language album which, tragically, she would never complete.

Film, Rock 'N' Roll müziğin kralı” Elvis Presley’nin hayatını konu ediyor. Elvis Presley’in hayatının bilinmeyenlerinin gözler önüne serildiği filmde, müzik kariyeri mercek altına alınıyor. Filmde ayrıca, Elvis Presley’i henüz kimse tanımazken keşfeden ve müzik yolculuğunda yer alan menajeri Colonel Tom Parker ile olan karmaşık ilişkisi de konu ediliyor.

Respect, müzik ikonu Aretha Franklin’in hayatına odaklanıyor. Filmde, Franklin’in babasının klisesinin korusunda şarkı söylediği çocukluklar zamanlarından, ikonik bir süperstar ve bir sivil haklar aktivistine dönüştüğü zamanlara bir yolculuk yapılıyor.

1968 kışında, Garland'ın "Oz Büyücüsü"ndeki ikonik Dorothy rolünü oynamasının üzerinden 30 yıl geçmiştir. Talk of the Town performansları için çalkantılı Londra'ya gelen Garland, arkadaşlarıyla ve hayranlarıyla yeniden bir araya gelmenin coşkusunu yaşarken, bir yandan da gece kulübünün yönetimiyle çatışmaktadır. İleride 5. kocası olacak Mickey Deans'in hayatına girişiyle birlikte, Garland için her şey daha parlak görünmeye başlar. Ancak 47 yaşının 45 yılında çalıştıktan sonra, çok yorgun ve hassastır. Hollywood'a feda edilen çocukluğunun anıları ve çocuklarının yanına, eve dönme isteği Garland'ı zihnine gölge düşürmektedir.

Camden'deki ilk günlerinden dünya çapında şöhrete ulaştığı Back to Black albümüne kadar Amy Winehouse'un yükselişi anlatılıyor. Amy'nin gözünden, kişisel şarkı sözlerinden esinlenerek yapılan film, sanatçının katmanlı hayatını ve efsanevi albümün merkezindeki fırtınalı aşk hikayesini keşfediyor.

1970’lerin Paris’inde, dünyaca ünlü opera sanatçısı Maria Callas’ın çalkantılı, güzel ve trajik hayatının son günlerini yeniden yaşatan ve hayal ettiren filmin başrollerinde Angelina Jolie, Haluk Bilginer ve Alba Rohrwacher var.

Bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni Terrence Fletcher, diğer tarafta \"en iyi\" olmayı kafaya koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi Andrew Neyman. İki taraf da baskın karakterinden taviz vermeyince çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. Bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içinde kalan Neyman, küfürbaz Fletcher'ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. Ama Neyman'ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda, karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.

15. yüzyılda Tatarların saldırıları altında inleyen Rusya'dayız. Andrei Rublev hem bir keşiş hem de ikona ressamıdır. Barbarlık, şiddet ve kana kontrast olarak doğanın mucizevi güzelliği ve inanç Rublev'in beslendiği kaynaktır. Ne var ki bir köylü kızını tecavüzden kurtarmak için bir adamı öldürmek zorunda kaldığında hayatı ve Tanrı inancını yeniden sorgular. Yaratıcılık ateşinin, konuşmama ve resim yapmama yemini eden Rublev'in içinde yeniden yanmaya başlaması için toy bir delikanlının dev bir çan imal etmesini seyretmesi gerekecektir. Bu aslında sanatçı keşişin eserlerine gerçek renk ve hayatın da gelmesinin işaretidir.

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.

Genç, karaderili bir caz şarkıcısı olan Hugh, açık renk tenli kardeşi Ben ve beyaz sanılabilecek kız kardeşi Lelia ile birlikte Manhattan'da bir dairede kalır. Lelia, edebiyat ve sanat çevrelerinde gezip sürekli kendi kimliğini ararken, aynı şekilde kendini bulmaya çalışan müstakbel müzisyen Ben, iki beyaz arkadaşı Tom ve Dennis'le birlikte amaçsızca sokaklarda dolanır. Cassavetes'in yönetmen olarak ilk filmi olan bu doğaçlamaya dayalı, çığır açıcı bağımsız film , New York mekânları ve Charles Mingus'un doğaçlama caz müziğinden büyük ölçüde yararlanarak, dokunaklı, hem acı hem tatlı bir büyüme öyküsünü çarpıcı bir gerçekçilikle anlatıyor ..

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

Büyük besteci Beethoven, hayatının son yıllarında yeni besteler üretmek konusunda sıkıntı çekmektedir. Başarı elde eden son çalışmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala üzerinde çalıştığı besteyi bitirememekte ve zaten sıkıntılı olan durumuna bu, daha da çok sıkıntı eklemektedir. Sağırlığının gittikçe artması ve buna bağlı olarak da kendini çok daha fazla yanlız hissetmesi, içinde olduğu bunalımı daha da arttırmaktadır. Bu sıkıntılı durumda, son bestesini söz verdiği tarihte bitirebilmesi için çalışmalarını kopya edecek bir kişiye ihtiyaç duyar. O kişi ise genç ve güzel Anna Holtz olacaktır.

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.

İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir