Michael Cutt
Professor Nugent

Michael Cutt
Professor Nugent

Paul Kelleher
Sheriff
Melanie Graham
Wanda

Lynn Eastman-Rossi
Susan Nugent
Eugene Dow
Dr. Paxton
Don Hurst
Dr. Harris
Bob Collins
Roy
Jody Lazarus
Linda
Shannon Cooper
Carla Thomas
William F. Nugent
Luke Carlson
Terry Wilson
Inspector Slack
Rick Fields
Carla's Father
Joy Allen
Classmate

Jennifer West
Van Lover
Greg Langdon
Van Lover

Jigsaw geri döndü. Muhteşem ve dengesiz suç dehası, ölüm kalım meselesi korkunç oyunlarla yeniden karşımızda. Jigsawıun işiymiş gibi görünen yeni bir cinayet kurbanı bulunduğunda, Dedektif Eric Matthews soruşturma başlatır ve hiç çaba harcamadan Jigsaw'u ele geçirir. Ama yakalanmak da Jigsaw'un planının parçasıdır. Sekiz kurban daha canları pahasına mücadele etmektedir ve Mathews'in da oyuna katılma vakti gelmiştir.


Belgesel türüne yaklaşan film, Güney Amerika'ya çekime gittikten sonra kaybolan bir film ekibinin araştırılmasını konu ediniyor. Olayı araştıran profesör, film ekibinin çevrede yaşayan yerlilerin keyfini kaçırdığını ve bunun karşılığında onların yamyam yüzleriyle karşılaştıklarını öğreniyor. Üstelik bu bilgiyi geride kalan video kasetlerden almak zorunda kalıyor! İlginç bir ayrıntı olarak, yönetmenin filmin İtalya prömiyerinden sonra tutuklandığını ve ancak oyunculara zarar vermediğini ispat ettikten sonra salındığını ekleyelim.

Prestijli bir yatılı kız okulu olan Fairfield Akademisi’nde bir gece altı öğrenci, yakın zamanda yatakhanedeki odasında ölü bulunan bir arkadaşlarının ruhunu çağırmaya karar verir. Aslında amaçları, okula yeni gelen Camille’e kötü bir şaka yapmaktır, ancak ruh çağırma seansı sırasında aralarından birinin ölümüyle geceleri çok korkunç bir hal alır. Öğrenciler belki de hiç uyandırmamaları gereken bir şeyi uyandırmıştır.



Beş arkadaş haftasonunu geçirmek için ormandaki bir kulübeye gelirler. Burada, daha önce bir profesör tarafından bırakılmış teyp kaydına ve sonradan Nekronomikon'un kendisi olduğu anlaşılan Ölüler Kitabı'na rastlarla. Teybi çalıştırdıklarında profesörün kendi çevirisini yaptığı ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve ağıza alınmayacak derecede dehşetli bir kötülük ormanda açığa çıkar.Önce ormanın kendisi sonra da insanlar kötücül yaratıklara dönüşmeye başlar. Kızlardan biri ormana kaçtığında ağaçların tecavüzüne uğrar. Diğerleri de daha az korkunç olmamak üzere paylarına düşen dehşetle yüzleşeceklerdir. Filmin asıl kahramanı, eğer varsa, hiç kuşkusuz Bruce Campbell'ı türün hayranları arasında ölümsüzleştirecek olan Ash karakteridir.Soluksoluğa izlenen ve sinirbozucu derecede korkunç bu film çoktandır kült klasikleri arasında üst sıralardaki yerini korurken, Sam Raimi'nin dehasına şahit olup, şimdiki tahtına nasıl kurulduğunu merak edenler tarafından kaçırılmamalı.

Gözlerden uzak bir barda, birbirlerini tanımayan bir grup insan, gece vakti oraya hapsolurlar. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra barın altında gizli bir sığınak olduğunu keşfederler. Bu sığınakta insan etiyle beslenen korkunç yaratıklar yaşamaktadır ve yaratıklar barda kapalı kalmış grubun kokusunu almıştır. Şimdi bu et-obur canavarların kol gezdiği bardan kurtulmak için el ele vermek zorundadırlar. Aliens filminde yaratıkları dizayn eden, görsel efektlerdeki başarısıyla Hollywood’da adını duyuran ve Blade serisinin ilk filmini yöneten Stephen Norrington, bu filmde de yaratığı tasarlayan ekipte yer alıyor...

A call to a quiet suburban home unleashes unthinkable carnage when two officers mistakenly shoot a man and his infant child, spiraling the tragedy into a fierce, unrelenting fall into the unknown.

A matriarchal witch passes on her sinister inheritance to her grand-daughter, triggering the most horrific curses.

Babasının zamansız ölümünün ardından genç bir oğlan, yeni dul kalmış üvey annesiyle birlikte geniş bir kır malikanesinin ürkütücü yalnızlığında kalır. Gerginlikler artarken oğlan, koridorlarda yankılanan rahatsız edici sesler duymaya başlar ve kısa süre sonra ise ölen babasına rahatsız edici derecede tanıdık bir benzerlik taşıyan grotesk bir yaratık tarafından rahatsız edilir. Uyarıları, yas tutan bir çocuğun hayal gücü olarak reddedildikçe bu uğursuz varlık, daha sık rahatsız etmeye başlar.

Yakın zamanda yetim kalan kardeşler, şefkatli bir kadın tarafından evlatlık alınırlar. Ancak onun ıssız evine taşındıktan sonra, bu evlat edinen annenin sevgi dolu görüntüsünün ardında ürpertici bir şeyler gizlendiğinden şüphelenmeye başlarlar.

Kaybolan bir kızı aramak için bir İskoç adasına giden polis memuruna adada ki insanlar yardım etmezler. Adada yaşanan garip olaylar polis memurunun ilgisini çeker.

Mario Bava’nın A Bay of Blood filmi, slasher türünün öncüsü kabul edilen bir İtalyan korku klasiğidir. 1971 yapımı bu film, 13 karakterin vahşi şekillerde öldürülmesini konu alarak, Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) gibi filmlere ilham vermiştir. Basit bir konuya sahip olan film, bir koyu satın almak isteyenler ile orada yaşayanlar arasındaki cinayetler zincirini işler. Bava’nın sanat geçmişi, filmin görsel estetiğine yansırken, su altındaki cesede yapışan ahtapot gibi unutulmaz sahneler sunar. Film, dönemine göre oldukça kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle dikkat çeker. Bugün biraz eskimiş görünse de enerjisi ve korku sinemasına katkıları açısından hala büyük bir önem taşımaktadır.


On the surface it's believed to be another urban legend - a supernatural being from the afterlife is violently killing anyone who cheats on their significant other in the small college town of Silvercreek, Pennsylvania. But the town's unusually high suicide rate is finally convincing both locals and college students that everything is not as it seems. When Maeve - a female college student - sleeps with Charlie, the married man of the host family she is staying with, both sense the deadly curse is closing in on them. Unable to get anyone to believe them, Maeve and Charlie seek out a local history student to help find answers and figure out a way to defend themselves. It all comes undone, however, as several people are horrifically killed by the savage being - one-by-one at a rapid pace. Eventually, Maeve, Charlie and the few survivors band together in an attempt to defeat the monster once and for all.

Maceraya düşkün bir genç olan Ash, sevgilisi Linda ile ormanlık bir bölgedeki bir barakaya gider. Bu ısız yerde kimse onları rahatsız etmeyecektir. Orada, bir profesörün "Ölüler Kitabı" adlı eserden okurken kaydettiği videoyu izlemeye başlarlar. Sadece bir eğlence, bir değişiklik olsun diye seyretmeye başladıkları bu video onların başına akla gelmeyecek bir felaketi getirecektir. Videonun bahsettiği lanet, bu ıssız ormanda ortaya çıkan şeytani bir güce dönüşür ve Linda'yı etkisi altına alarak onu deadite adlı korkunç bir yaratığa dönüştürür. Sevgilisi Ash'da onun gibi bir canavara dönüşecektir. Tam bu sırada o hikayeyi okuyan profesörün kızı ve arkadaşları da kulübeye gelirler ve böylece inanılmaz korkunç olaylar başlar.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

İngiltere'de bir genetik araştırmalar ensitüsünde insan doğasındaki şiddet ve öfkeyle ilgili bazı tehlikeli deneyler yapılmış ve bunun sonucunda 'rage' adını verdikleri bir virüs geliştirilmiştir. Bir grup aktivist, biliminsanlarının maymunlara zarar verdikleri gerekçesiyle deneylerin yapıldığı binaya sızarak korunaklı kafeslerde tutulan ve 'rage' virüsü aşılanan maymunlardan birini serbest bırakırlar. Fakat serbest kalan maymun kafesten çıkar çıkmaz eylemcilerden birine saldırır ve olaylar içinden çıkılmaz bir hal alır.

Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir