
Gillian Anderson
Blanche DuBois

As Blanche’s fragile world crumbles, she turns to her sister Stella for solace – but her downward spiral brings her face to face with the brutal, unforgiving Stanley Kowalski.

Gillian Anderson
Blanche DuBois

Ben Foster
Stanley Kowalski

Vanessa Kirby
Stella Kowalski

Corey Johnson
Harold Mitchell

Clare Burt
Eunice Hubbell

Branwell Donaghey
Steve Hubbell

Troy Glasgow
Pablo Gonzales

Otto Farrant
A Young Collector

Nicholas Gecks
Doctor

Stephanie Jacob
Nurse
Claire Prempeh
Woman

Lachele Carl
Mexican Woman

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Anton Çehov'un Vanya Dayı adlı oyununu beyaz perdeye uyarlayan Vanya 42.Caddede, oyunun, harcanmış hayatlar, yalnızlık, umut ve umutsuzluk temasını öne çıkartan bir yapım. Eski dostlar bir araya gelir ve Manhattan sokaklarından geçerek ilk buluşmalarına giderler. Daha biz ne olduğunu anlamadan oyun sahnelenmeye başlar. Oyuncular hâlâ sokak kıyafetleri içindedir ve fakat seyirci kendini bir anda Rusya'da bulur. Vanya Dayı, yıllardan beri ölmüş kızkardeşinin kocası Serbryakov'un malikanesini idare etmiştir. Şimdi, yeni karısı Yelenayla eve gelmektedir.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Yumruk, ekonomik bunalım yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde güçlü bir sendika yaratan bir adamın hikayesidir. Hikaye büyük ölçüde gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır.

South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Kaybettiği eşinin yasını tutan başarılı yönetmen Yusuke Kafuku, Çehov’un Vanya Dayı oyununu sahneye koymak üzere Hiroşima’da bir festivale çağırılır. Festival kendisine 20 yaşında bir kadın şoför tahsis eder; Kafuku, hiç beklemediği bir şekilde, gizemli şoförüyle yalnızlık, kayıplar ve yasla bezeli, sırların karşılıklı olarak açıklandığı bir dizi yolculuğa çıkar. Sanatın aslen insan doğasını daha iyi anlamak için bir araç olabileceğini savunan bu zarif film, ustalıkla işlenmiş bir yalnızlık muhakemesi.

Güzel ve seksi bir oyuncu, bir yönetmeni yeni projesinde kendisini oynatması için ikna etmeye çalışır. Fakat bunun için kullandığı yöntemler sıra dışıdır. Amaca giden her yol mübahtır. Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch'un 1870 yılında basılan dünyaca ünlü romanı Venus in Furs'un yeni bir uyarlaması olan yapımın yönetmen koltuğunda bu sefer Polonyalı sinemacı Roman Polanski oturuyor. Filmin baş rollerinde ise Emmanuelle Seigner ve Mathieu Amalric yer alıyor...

Karısıyla arası çok da iyi olmayan Barrie, karısının karşı çıkmalarına rağmen bu aileyle yakınlık kurmaya başlar. Aynı şekilde Davies ailesinde de büyükanne Emma du Maurier bu yakınlığa karşı çıkmaktadır. Çocuklar, Barrie'nin ilham perileri olmuştur. Onlarla oyunlar oynarken yamaçları gemiye, sopaları kılıca, uçurtmaları periye ve çocukları da "Neverland'ın Kayıp Çocukları"na dönüştürür.


Otostop çeken bir kadın, genç bir çift tarafından kaçırılır ve yedi yıl boyunca esir tutulur, bu süre zarfında işkence görür ve kendisini tutsak edenlerin kölesi olarak yaşamaya zorlanır.

Paris, Eylül 1942. Nazi'lerden kaçan Yahudi yönetmen Lucas Steiner hayatta kalabilmek için tiyatrosunun kilerinde saklanır. Karısı Marion ise tiyatronun yönetimini üstlenir ve sahnelenecek yeni bir oyun için Bernard Granger adlı genç aktörü işe alır. Tiyatronun geleceği için bu oyunun başarı kazanması gerekir. Ancak Yahudi düşmanı eleştirmen Daxiat'nın gölgesi her an üzerlerindedir. Marion, hem tiyatrosunu ayakta tutmaya hem de kocasının hayatta kalmasına çalışmaktadır. Tüm bunlar olurken Marion ve genç Bernard arasında alevlenen aşk acaba nasıl sonlanacaktır?

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Yıl 1593 ve umut vadeden oyun yazarı Will Shakespeare, her yazarın zaman zaman başına gelen tıkanma hastalıklarından birini yaşıyor. Son komedisi Romeo ve Ethel, Korsanın Kızı bir türlü ilerlemiyor ve Londra tiyatro topluluğu sürekli bitmiş senaryoyu istiyor. Depresyona giren Will, tanrı vergisi yeteneğini kaybedip kaybetmediğini düşünmeye başlıyor. Tüm umudunu kaybetmişken güzel Viola ile tanışıyor ve aldığı ilham ile tüm zamanların en harika aşk hikayelerinden birini yazıyor. John Madden'in Shakespeare uyarlamalarının popüler olduğu bir dönemde gerçekleştirdiği bu sıradışı film, sempatik oyuncuları barındıran kadrosuyla hem çok sevilmiş hem de yedi Oscar ödülünün birden sahibi olmuştu.

Alexander 11 yaşındayken yarı İngiliz yarı Fransız annesi ölmüş ve babası da uzun süre önce onları terk etmiştir. Kadın, başka biriyle evlidir ve ölümünün ardından adam, karısının sahip olduğu her şeyi elde etmenin peşine düşmüştür. Böylece Alexander da beş parasız kalır. Alexander büyür ve para kazanmanın farklı yollarını bulmaya başlar. George Washington'ın yaveri olur ve savaşma yetkisi olmadan savaşı yönlendirmeye başlar. New York'a geldiğinde bir avukat olur. New York Bankası'nın kurucusu olan Alexander, George Washington'ın Amerika Başkanı olmasıyla birlikte Hazine Bakanı olarak görev yapar. Tüm bunlar hip hop müzikleri eşliğinde bir arka plan ile sergilenir.

Okuldan atılma noktasına gelen Max Fischer'ın Rushmore'dan ihraç edilmeye tahammül etmesi mümkün değildir. Çünkü Rushmore onun sevdiği tek şeydir. Rushmore'a öğretmen olarak atanan Rosemary’i etkilemek için her şeyi yapmaya hazır olan Max'i, Herman Blume’un da bu garip ilişkiye dahil olmasıyla daha da zor günler beklemektedir. Yalnız ama ilginç fikirlere açık bir adam olan Herman, Max'e dilediği konuda maddi desteği vermeyi hazırdır. Ancak iki arkadaşın arası ikisi birden Rosemary'e aşık olunca biraz açılmaya başlar.

2017 OSCAR ödüllerinde İran adına yarışan filmde, Emad Etesami (Shahab Hosseini) bir lisede edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktadır ve aynı zamanda eşi Rana (Taraneh Alidoosti) ile birlikte Arthur Miller’ın 1949 yılında yazdığı “The Death of a Salesman (Bir Satıcının Ölümü)” kitabının uyarlama tiyatro oyununu sahnelemektedir. Evlerinin çürümesi dolayısıyla yeni taşındıkları apartman dairesinde geçecek olan olaylarda, daha önce evde yaşayan kiracıyla ilgili birtakım olaylar Emad ve Rana’nın da hayatını etkileyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir