Osman Elkharraz
Krimo

A group of teenagers living in a housing project in the outskirts of Paris rehearse a scene from Marivaux's play of the same name. Krimo is determined not to take part, but after developing feelings for Lydia, he quickly assumes the main role and love interest in the play.
Osman Elkharraz
Krimo

Sara Forestier
Lydia

Sabrina Ouazani
Frida
Nanou Benhamou
Nanou
Hafet Ben-Ahmed
Fathi
Aurélie Ganito
Magalie

Carole Franck
French Teacher
Hajar Hamlili
Zina
Rachid Hami
Rachid

Meriem Serbah
Krimo's Mother
Hanane Mazouz
Hanane
Sylvain Phan
Slam

Olivier Loustau
Police Officer
Rosalie Symon
Police Officer

Patrick Kodjo Topou
Police Officer

Fransız Devrimi'nin 200. yıl kutlamaları için restore edilmeye başlanan Paris'in en eski köprüsü olan Pont-Neuf, sokağa düşmüş alkolik bir sirk cambazı olan genç Alex'e ev sahipliği yapmaktadır. Başarısız bir ilişkinin ardından çektiği üzüntünün giderek körleştirdiği güzel ressam Michèle sokaklarda Alex'le karşılaşır. Michèle, Alex, diğer bir evsiz olan Hans ile birlikte Pont-Neuf'te umarsız bir hayata başlar. Michèle'in görme duyusu giderek azalırken Alex'e olan bağı da artar. Alex de genç kıza fena halde tutulmuştur ve hastalığının tedavisi mümkün olduğu halde, bencilce de olsa kızın sokaktaki yaşamdan kopmasını istemez.

1968 Mayısında gerçekleşen Paris öğrenci olaylarının amacına ulaşamamasının ardından, hayal kırıklığı içindeki bir kuşağın umutsuzluğunu ve yeniden şekillenen cinsiyetler arası ilişkileri, ağırlıklı olarak ana karakterin monologları ve çevresindekilerle girdiği diyaloglar üzerinden anlatır. Baş karakter Alexandre, son derece egoist, pozcu ve soğuk, yirmili yaşlarının sonlarında bir gençtir. Kendisinden yaşça büyük, butik sahibi Marie ile yaşar. İşsiz ve parasızdır. Zamanının çoğunu elinde bir kitap , Paris sokak ve kafelerinde kız peşinde dolaşarak geçirir. Aşık olduğunu ve evlenmek istediğini açıkladığı eski sevgilisi Gilberte’in başkasıyla evleneceğini öğrenen Alexandre, aynı gün, bir kafede gördüğü genç Polonyalı hemşire Veronika ile bir ilişkiye başlar.

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

Senaryosunu Audiard ile birlikte Céline Sciamma ve Léa Mysius'ün yazdığı, Cannes'da Altın Palmiye için yarışan film, dört gencin birbirleriyle değişken ilişkilerini gözlemlerken bir yandan da çağdaş dünyada aşkın yeni halini siyah beyaz görüntüler ve akıcı diyaloglarla yansıtıyor.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

The story of an introverted young girl just reaching adulthood who takes a liking to an older woman she meets at a party and determines to match her off with her father, despite the latter's already having a lover of his own.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Bertrand ve Guillaume’un arasında hep tatlı bir çekişme vardır. Kadınlarla arası iyi olan Guillaume, bağımsız ve etrafına neşe saçan Suzanne’dan hoşlanıp onu tavlamak için harekete geçince, Bertrand beklenmedik şekilde kıskanç ve öfkeli davranmaya başlar.

Murphy, Paris’te yaşayan bir Amerikalıdır. Kararsız Electra ile duygusal açıdan heyecan dolu, cinsel olarak ise çok tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Bir gün ilişkilerine nasıl bir etkisi olacağından habersiz, güzel komşularını yataklarına davet ederler.

Paris’te yaşayan genç bir anne, bir yandan kızına ve hasta babasına bakarken bir yandan da çevirmenlik yapar. Evliliğinde mutsuz olan eski bir arkadaşıyla yaşadığı tutkulu ilişki, hayatını daha da karmaşık hale getirir.

Burnunun büyüklüğüyle tanınmış bir silahşör olan Cyrano de Bergerac, gönlünü Roxane'a kaptırır. Ancak burnunun iriliğinden dolayı duyduğu utançtan aşkını ilan edemez. Cyrano'nun emrindeki silahşörlerden olan Christian da Roxane'a aşıktır. Christian hislerini Roxane'a söyleyemese de Roxane da gönlünü Christian'a kaptırır. Bu durumun ardından genç kadın, Cyrano'dan Christian ile iletişim kurmasında kendisine yardımcı olmasını ister.

Pasajlar, Paris’te bir kulüpte temelleri atılan olağandışı bir aşk üçgenini ve bu üçgenin, yıldız oyuncuların canlandırdığı üç kahramanını izliyor: Kuir auteur film yönetmeni Tomas (Franz Rogowski), eşi Martin (Ben Whishaw) ve bir gecelik beraberliği ilişkiye dönüşen Agathe (Adèle Exarchopoulos). Saygın Amerikan bağımsız yönetmenlerinden Ira Sachs’in bu son filmi, sevimsiz olduğu kadar da karizmatik ve kendini beğenmiş bir erkeğin kendi evliliğini mahvetmekle yetinmeyip toksik hakimiyetini iki ilişkisinde birden sürdürmesini anlatıyor.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Etkileyici bir görselliğe sahip bu romantik dramada, olağanüstü yetenekli bir genç kadın, rekortmen nefes tutma eğitmeniyle derin ve yıkıcı bir aşk yaşar.

Şehir değil. Kadın. Çok seksi bir kadın. Doğal olarak, Syd'in (Chris Evans, Fantastic Four) London'la (Jessica Biel, Stealth) tutku dolu ama fırtınalı ilişkisi bittiğinde, Syd harabeye döner. Unutmak ve hissizleşmek için kendini alkol ve üyuşturucuya veren Syd, London'ın arkadaşlarının onun için bir veda partisi verdiğini öğrenir ve davet edilmemesine rağmen, tedarikçisi (Jason Statham, Transporter 2) ile beraber partiye gider. Bedeli ne olursa olsun, eski kız arkadaşını şehri terk etmemesi için ikna edecektir.

Birbirine derinden bağlı iki çocukluk arkadaşı olan Nora ve Hae-sung, Nora'nın ailesi Güney Kore'den göç edince ayrılmak zorunda kalır. Yirmi yıl sonra, kader ve aşk kavramlarıyla ve hayatı oluşturan seçimlerle yüzleşirken, önemli bir hafta boyunca New York'ta yeniden bir araya gelirler.

Ted Kramer, işine son derece bağlı bir babadır ve bir gece eve geç döndüğünde, karısı Joanna onu terk etmek üzere olduğunu söyler. Kocasından ayrılıp, kendisini bulmaya çalışacaktır. Altı yaşındaki oğullarını da bakması için ona bırakacaktır. Bir taraftan işini sürdürmeye çalışan Ted diğer yandan da, pek az babanın bildiği kadarıyla, oğlunu tanımaya çalışmaktadır. Ona yemekler pişirmekte, parka gezmeye götürmekte ve onun her ihtiyacı ile korkularını anlamaya çalışmaktadır.

Orta sınıf bir Fransız ailesinin hayatından yaklaşık on iki yıllık bir kesiti farklı tarihlerde farklı karakterlere odaklanarak anlatıyor. Her bölümün ana karakteri ailenin başka bir üyesi oluyor. 5 kişilik bir aile bu. 2 erkek, 1 kız çocuk ve anne, babadan oluşuyor. Her bölümde bir karakter üzerinden yola çıkarak ailenin üyelerinin birbirleri arasındaki ilişkilerini konu alıyor. Baba taksicilik yapıyor, 'kafa' biri olarak tanımlanabilir, anne çocuklarına hem düşkün hem değil, tabiki onları çok seviyor ama fazla göz önünde değil bu sevgi. Erkek kardeşlerden biri (büyük) doktor, bir diğeri hayali gitarist, ve kızda alternatif rockçı. Bunların hepsini bir eve toplayınca eğlenceli sahneler çıkmış ortaya.

On dokuz yaşındaki şair Chimo ürkütücü teyzesiyle birlikte Fransa’daki bir Arap varoşuna taşınan göz kamaştırıcı güzellikteki güzel sarışın Lila’ya âşık olur. Lila, mazbut denemeyecek giyimi ve tavırlarıyla çok dikkat çekicidir. Bir gün Chimo’ya eteğinin altından yukarı bakmasını söyler – tabii cesareti varsa. Bu arada, çete lideri olan ağzı kalabalık Mouloud’ın da gözü Lila’dadır ve bu durum bir cinsel keşif oyununa start verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir