
Caren Kaye
Terry

High school senior Bobby Chrystal fails his French class, which will block him from entering Yale. His rich, authoritarian father hires an attractive 29-year-old to tutor Bobby over the summer and help him pass a make-up exam. While Bobby's friends lead him away into strange excursions aimed at losing their virginity, Bobby finds all the extracurricular activities he needs with his new tutor.

Caren Kaye
Terry

Matt Lattanzi
Bobby

Kevin McCarthy
Mr. Chrystal
Bruce Bauer
Don

Clark Brandon
Billy

Arlene Golonka
Mrs. Chrystal

Crispin Glover
Jack
Amber Denyse Austin
Bonnie

John Vargas
Manuel

Maria Melendez
Maria

Graem McGavin
Sylvia
Rex Ryon
Biker Boyfriend

Katt Shea
Mud Wrestler

Brioni Farrell
Mrs. Fontana

Shelley Taylor Morgan
Louisa

Benjamin Braddock, anne ve babasının onun mezuniyetini kutlamak için verdiği bir partide Bayan Robinson tarafından baştan çıkartılır. Benjamin utangaç ve toydur, Bayan Robinson ise babasının yakın arkadaşlarından birinin karısıdır. Bir ilişkiye başlarlar. Ama sonra Benjamin, Bayan Robinson’ın kızı Elaine’e âşık olur.


Rosie, Los Angeles’ta yaşayan 40 yaşında bekar bir annedir. Ve hayat hiçkimse için olmadığı gibi onun içinde planlandığı gibi gitmemektedir. TV’de You Go Girl, adlı bir Tv programının yapımcılığını yapmaktadır. Hazırladığı program riske girmiştir; patronu Marty, onun programı yerine bir reality show yayınlamayı düşünmektedir, asistanıJeannie ise sabotaj peşindedir. Evde de işler pek yolunda gitmemektedir. Eski kocası yeni ve genç eşinden bebek beklemekte artık genç bi kız olan Izzie ise dejenere bir genç olan Dylan ile arkadaşlık etmektedir. Genç ve yetenekli bir oyuncu olan Adam Perl kasting odasına girdiğinde Rosie’nin kalbinin atışları değişmiştir... Fakat 40 yaşında olgun bir kadın olarak böyle genç bir erkeğe gönlünü kaptırmak hiç de doğru gözükmemekteydi.

Kızının nişanlandığını söylemesi ile son davetlinin düğünden ayrılmasına kadar geçen sürede kızını çok seven bir babanın ayakta kalma çabasını anlatan bu klasik komedide Akademi Ödüllü Spencer Tracy ve Elizabeth Taylor başrolleri paylaşıyor. Kızı Kay, Buckley Dunstan ile nişanlandığını ilan ettiğinde avukat Stanley T. Banks böyle bir şeye hiç hazırlıklı olmadığını fark eder. Buna karşın, Kay'in evleneceğini öğrenmek karısı Ellie ile oğlu Tommy'yi son derece mutlu eder. Bir "oğul" sahibi olması, artık büyümüş ve kendi hayatını yaşayan minik kızını kaybedecek olan Stanley için bir teselli değildir. Belki her şey yoluna girecek, tabii eğer Stanley, Buckley'yi kabul edebilir ve düğünü atlatabilirse. Peki, düğün masraflarını kim karşılıyor? Tabii ki, gelinin babası.

Yıllık izninde sevgilisiyle beraber Niagara Şelalesine tatile gitme planları yapan Jordan'ın amacı, şelalenin önünde 12 yaşından beri sevdiği kadına evlenme teklif etmektir. Tüm hazırlığını yapmıştır ama bir sorun vardır, hem de cinsel bir sorun.

İkili ilişkileri anlatan komedi dram, birkaç çiftin karşılaştığı günlük sorunlarla nasıl başa çıktıklarıı anlatan sevmek ve sevilmek üzerine eğlenceli hikayeler anlatıyor. Yazar Sam, metroda terkedilmiş evlatlık bir çocuk olan Rasheen ile karşılaşır. Sam'in en yakın dostu Annie tedavi görmektedir. Kuzeni Catherine ise erkek arkadaşı Charlie New York'tan taşınmaktadırlar...

Gümüş boyalı sokak sanatçısı ve ona aşık olan yumuşak sesli hayvanat bahçesi görevlisi hakkında sıradışı bir romantik komedi...

Yönetmenliğini ve senaristliğini Michael Showalter'ın üstlendiği Hello My Name Is Doris'in başrollerinde Oscar ödüllü oyuncu Sally Field, Max Greenfield, Beth Behrs, Wendi McLendon-Covey, Tyne Daly yer alıyor. Kendisinden yaşça küçük iş arkadaşına aşık olan Doris'in yaşadıklarının konu edildiği filmde SXSW Festivali'nde Seyirci Ödülü kazandı.

Les, ünlülerin fotoğraflarını çekme işi ile uğraşmaktadır. En büyük arzusu büyük işler başarmaktır. Bir gün sokaklarda yaşayan Toby ile tanışır ve yakın arkadaş olurlar. Toby’nin de en büyük arzusu oyuncu olmaktır. Şans eseri Toby o zamanın en ünlü pop yıldızı K’Harma ile romantik ilişki yaşamaya başlar. Les’te buna bozulur ve intikam almaya karar verir.

Sıradan ve utangaç bir öğrenci olan Adam (Paul Rudd - "Knocked Up") aynı zamanda bir müzede çalışmaktadır. Anarşist görüşlere sahip olan sanat bölümü öğrencisi Evelyn'le (Oscar® ödüllü oyuncu Rachel Weizs, "Constant Gardener") burada karşılaşır ve ikili tartışmayla başlayan konuşmanın sonrasında sevgili olurlar. Adam, kız arkadaşını çok yakın iki arkadaşı olan Jenny (Gretchen Mol- "3:10 To Yuma") ve Phillip'le (Fred Weller- "The Beach Boys: An American Family") tanıştırır. Adam, Evelyn'le beraber olmaya başladıktan sonra dış görünüm ve davranış olarak farklı bir kişiliğe bürünür. Evlilik arifesinde olan Jenny ve Phillip'in ilişkileri de bu değişimden nasibini alır. Evelyn'in tez projesi ise, hepsi için büyük bir sürpriz olacaktır.

"Aşkım" (Cheri), zengin erkekleri baştan çıkarmasıyla meşhur 49 yaşındaki Lea de Lonval’le, daha 19 yaşındaki havalı ve deneyimsiz Fred’in altı yıl süren ilişkilerini anlatıyor. 1900’lerin başında Paris’te geçen filmde Lea, rakibesi Charlotte’un oğlu Fred’i kadınlar hakkında bir şeyler öğrenmesi için kanatları altına alır. İlişkileri safi zevkten ibaretken birbirlerine aşık olurlar. Oscar adayı güzel oyuncu Michelle Pfeiffer’ı baş döndürücü bir rolde izleyeceğimiz “Aşkım / Cheri”de Rupert Friend ve Kathy Bates de başarılı performanslarıyla dikkat çekiyor.

The film follows the marital and dating lives of three men and three women who unknowingly form a tangled web of relationships. Interspersing "man on the street" interviews with scenes from the six characters' lives, the film weaves a humorous and biting commentary on the game of love -- easy to start, hard to finish.

New York sokaklarında aşkı ve kendilerini arayan iki çiftin ihanet ve dostlukla örülü öyküsünü anlatıyor.

Karısından yeni boşanmış, hayat boyu kaybetmeye mahkûm John, bir partide gayet hoş, seksi Molly’yle tanışır. İşler iyi gider, sonra Molly’nin 21 yaşındaki oğlu, filme adını veren Cyrus, sahneye çıkar. Ana-oğul arasında öyle sıkı bir ilişki vardır ki John epey rahatsız olur, ama ikisi arasında kendine bir yer açmak için mücadeleyi elden bırakmaz.

Kevin Bacon ve Elizabeth Perkins kendi sohbet programlarının iki sunucusu olarak savaşırken aşkı ve başarıyı bulan rakip gazetecilerdir. Ne yazık ki programlarının başarısının arkasındaki bu sürtüşme, romantizmi de öldürmektedir.

Hudson Milbank başarılı bir senaryo yazarıdır. İlginç bir şekilde aniden hiç bir duygu hissetmediğini fark eder. Doktorlara ve psikiyatristlere gider fakat kimse ona yardımcı olamaz. Golf kanalı, lezbiyenler için egzersiz sınıfları ve her çeşit ilaçla günü kurtarmayı başarır fakat tam anlamıyla sorununu çözülmez. Beraber senaryo yazdığı ortağı da ona yardımcı olmaya çalışır fakat halen bir sonuç alamamıştır. Bir gün Sara ile tanışır ve sonunda tekrar hissedebilmek için ihtiyacı olan motivasyona kavuşur.

Boşanmış bir anne olan Solène, eski kocasının onu daha genç bir kadın için terketmesini atlatmaya çalışıyordur. Eski koca, 15 yaşındaki kızlarıyla gideceği Coachella turunu da iptal eder. Sophie, kızını Coachella'ya kendisi götürme kararı alır. Orada dünyanın en popüler müzik gruplarından birinin 24 yaşındaki vokalisti ile tanışacaktır. İkili, yakınlaştıklarını anlayınca aralarında kasırga gibi etkileri olan bir ilişki başlar.

Audrey Hepburn ve Holly Golightly isimleri, Truman Capote’nin çok satan romanı eğlenceli bir romantik komedi olarak beyaz perdeye aktarıldığından beri eş anlamlı hale geldi. Holly Brazilyalı bir milyonerle evlenmeye kararlı olan fazlasıyla eksantrik bir New York Şehir kızıdır. George Peppard, varlıklı Patricia Neal tarafından finanse edilen yan komşu yazarı canlandırıyor. Holly için doğru erkeğin kim olduğunu tahmin etmek kolay iş.

Altmışlardaki Harry Sanborn, kadınlarla ilişkilerinde hala genç olan, uslanmaz bir playboydur. Yeni kız arkadaşı Marin ile Marin'in annesinin Hampton'daki yazlık evine giderler ve orada Marin'in annesine yakalanırlar. Bu esnada Harry kalp krizi geçirir ve hastaneye kaldırılır. Bir süre hastanede kaldıktan sonra eski gücünü toplayana kadar Harry Marin'in annesinin evinde kalır ve Marin'in annesi gönülsüzce Harry'e bakmaya başlar. Başlarda birbirlerinden hiç hoşlanmayan Harry ve Erica, yalnız kaldıkları zamanlarda yavaşça birbirlerine ısınmaya başlarlar. Bu esnada Harry'in iki rakibi vardır; birisi Erica'nın kendisine aşık olan yakışıklı doktoru ve eski alışkanlıkları.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir