
Steve Martin
Jonas Nightengale

"Gerçek mucizelerin, bir bedeli var."
Kalabalıkları toplayıp üçkağıt açmakta Jonas'ın üstüne yoktur, ama mucizelerini ayna ve dumanla gerçekleştirmektedir. Tur otobüsü bozulunca, Jonas çadırını Kansas'ın yoksul Rustwater kasabasına kurar. Cazibeli menajeri (Debra Winger) yerel şerifi (Liam Neeson) gösteriyi yasaklamaması için ikna etmeye çalışırken, Jonas gözünü Marva (Lolita Davidovich) adlı güzel bir kıza dikmiştir. Ama Marva'yı inançlı birine çevirmek için gerçekten bir mucize gereklidir.

Steve Martin
Jonas Nightengale

Debra Winger
Jane Larson

Lolita Davidovich
Marva

Liam Neeson
Sheriff Will Braverman

Lukas Haas
Boyd

Meat Loaf
Hoover

Philip Seymour Hoffman
Matt

M.C. Gainey
Tiny

LaChanze
Georgette

Delores Hall
Ornella

John Toles-Bey
Titus
Albertina Walker
Lucille
Ricky Dillard
Ricky
Vince Davis
Roger

Troy Evans
Dade

Kaygısız yaşam tarzı tehlikede olan zengin ve çekici Joseph ( Josh Swickard ), Noel'den önce ailesinin arazisini satması için, çalışkan bir çiftçi olan Callie'nin ( Lorynn York ) yanında çiftlik hizmetlisi olarak işe başlar.

Sixteen-year-old Michael Dunn arrives at St. Basil's Catholic Boys School in Brooklyn circa 1965. There, he befriends all of the misfits in his class as they collide with the repressive faculty and discover the opposite sex as they come of age.

Billy ve Ingrid, büyük kızları Sofia’nın nişanlısı olan Adan ile ziyarete gelip, planlarından bahsettiğinde oldukça şaşırır. Çünkü Sofia ve Adan evlilik hazırlığındadır. Meksika’da gerçekleşecek olan düğün için hazırlıklar başladığında aile ilişkileri test edilir.

İki romantik tükenmişlik, Jane ve Will, ortak bir arkadaşlarının düğününde hemen birbirlerine çekilirler. Vestiyerdeki feci bir birlikteliğin ardından ikili, sonraki 24 saati birlikte geçirir, bu kaçışın gerçek olma ihtimaline karşı, karışık geçmişleri ve kalp kırıklıklarını içtenlikle itiraf ederler.

Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...

Manhattan'lı avukat Diane (Catherine Keener), haftasonu tatili için oğlu Jake (Nat Wolff) ve kızı Zoe (Elizabeth Olsen) ile birlikte annesi Grace'in (Jane Fonda) çiftlik evine gider Amacı, çocuklarını hiç görmedikleri anneanneleri ile tanıştırmaktır Diane de 20 yıldır annesi ile hiç konuşmamıştır İlerlemiş yaşına rağmen tam bir hippi olan Grace, kızı ve torunlarına kucak açar Kırsalda geçirdikleri zaman, Diane ve çocukları için hiç unutamayacakları bir tatil olacaktır.

Rizvan Khan küçüklüğünü annesiyle birlikte geçiren Hindistanlı bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika’ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira adında dul ve Hint bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül terör saldırılarından sonra Mandira’nın oğlu faşist kesimler tarafından dövülerek öldürülür. Öldürülme sebebi ise annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira, Rizvan’i terk eder ve ona gitmesini söyler. Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip adının Khan olduğunu ancak bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler.

Emekli bir Michigan çifti olan Jerry ve Marge, Massachusetts piyangosunda bir boşluk bulur. Jerry ve Marge keşifleri sayesinde piyangodan 27 milyon dolar kazanır. Çift, bu parayı küçük kasabalarını canlandırmak için kullanmaya karar verir.

Orson Welles‘in başyapıtlarından “Muhteşem Ambersonlar“, aynı zamanda yönetmenin en talihsiz filmlerinden birisi. Yapımcı firmanın marifetiyle yarısından çoğu kurguda yok edilerek (148 dakikadan 88 dakikaya indirildi) gösterime sokulan “Muhteşem Ambersonlar“, aristokrat bir ailenin çöküşünü ve güç dengelerinin bozulması yüzünden bir anda sınıf düşmesini anlatıyor. George Amberson Minafer (Tim Holt) aristokrat bir ailenin, güç-budalası haline gelmiş oğlu. Bir mucit olan Eugene Morgan (Joseph Cotten) George’un annesine aşık oluyor, ancak kadın çok daha zengin bir adam olan Wilbur Minafer’ın (Donald Dillaway) büyüsüne kapılıyor. Yıllar sonra Eugene şehre geri dönüyor, üstelik yeni bir icadın, otomobilin yaratıcısı olarak... Welles’in ölümünden sonra bilgisayarla renklendirilen filmin kurgusunu ileride birçok başarılı filme imza atacak olan Robert Wise yapmıştı.

Dini bütün olarak yetişen Hazel'in içinde zamanla bir din karşıtlığı gelişmiştir. Kafasında yalnızca bir tek şey vardır: kendi anti-kilisesini, İsa'sız Kilise'yi bulmak; toplumun dinselliğine karşı kişisel, ruhsal bir savaşıma girmek. Çaresizlik içindeki Hazel, sonunda kendi dinini bulur.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Brad Sexton and his wife, Caroline, are wealthy New Yorkers with both marital and financial problems. The latter issue becomes a pressing matter when they discover that their accountant has embezzled millions and pinned the blame on them. Forced to go on the lam, Brad and Caroline end up in an Amish area of Pennsylvania and decide to pose as members of the religious group to evade the IRS. As the two adapt to the simple Amish lifestyle, they begin to reconnect.

Küçük bir kasabada sıradan bir hayat süren Clay Bidwell, beklenmedik olayların merkezine çekilir. Yeni tanıştığı gizemli bir yabancı ve kasabaya gelen bir FBI ajanı ile birlikte, Clay’in çevresindeki dünya hızla değişmeye başlar. Kara mizahın ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, sırların ve tesadüflerin gölgesinde ilerlemektedir.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Dolandırıcı Moses Pray buhranlı yılların hüküm sürdüğü yıllarda altın dişinin ardına sakladığı parlak gülümsemesi, bir araba dolusu gösterişli İncil'i ve dul kadınlardan oluşan bir liste dolusu isimle Kansas’ın yolunu tutar. Yanına 9 yaşında sigara içen kimsesiz Addie'yi de alır. Addie babasının kim olduğunu bilmemektedir. Bu durum, ikili arasında farklı bir bağ kurulmasına neden olmuştur. Çok geçmeden aralarına eğlenceli ama nevrotik Trixie Delight katılır, ama bu Addie'nin keyfini kaçırır. Bu ikilinin arasına kimse girmemelidir!


Mac adında yeri yurdu pek belli olmayan country şarkıcısı ve küçük Teksas kasabasında tanıştığı genç dulu (Tess Harper) anlatan bu duygusal filmde Akademi Ödüllü Robert Duvall başrolde. Tam ilişkileri gelişirken, Mac'in karanlık geçmişi sorunlar yaratır. Müzik yıldızı eski eşi (Betty Buckley) Mac'in uzun süredir görmediği kızı (Ellen Barkin) ile ortaya çıkıverir. Mac'in acı veren geçmişi onu bilinmeyen bir geleceğe mi sürükleyecek - yoksa yoluna devam edip yeni bir hayat mı kuracak?

Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı babası gibi dindar olarak yetiştirilen Jared Eamons’ın (Lucas Hedges) 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.

Milyoner iş adamları söz konusu olunca, Max Conners (Sigourney Weaver) ve kızı Page (Jennifer Lowe Hewitt) tam anlamıyla birer şeytan kesilirler. Page'in annesi Max, gözüne kestirdiği kurbanlarını baştan çıkarıcı Page'in kollarına iter. Sonrasında bütün iş, yüklü bir nafaka koparılacak boşanma davasına kalır. Müthiş ikilinin yeni kurbanları kaba saba bir para babası olan William Tensy (Gene Hackman) dır. Ancak hiç beklenmedik bir gelişme olur ve Page altın kuralı unutarak yakışıklı barmene delicesine aşık olur. Olanlar karşısında deliye dönen Max, Tensy'nin parasını çarpmak için müthiş bir mücadeleye girer.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir