
Arthur Franz
Donald Blake

A college paleontology professor acquires a newly discovered specimen of a coelacanth, but while examining it, he is accidentally exposed to its blood, and finds himself periodically turning into a murderous Neanderthal man.

Arthur Franz
Donald Blake

Joanna Moore
Madeline Howard

Judson Pratt
Lt. Mike Stevens

Troy Donahue
Jimmy Flanders

Nancy Walters
Sylvia Lockwood

Helen Westcott
Nurse Molly Riordan

Ross Elliott
Sgt. Eddie Daniels

Alexander Lockwood
Prof. Gilbert Howard

Whit Bissell
Dr. Oliver Cole

Richard H. Cutting
Tom Edwards - Forest Ranger

Hank Patterson
Townsend - Night Watchman

Phil Harvey
Sgt. Powell

Eddie Parker
Donald as a Monster

Ronnie Rondell Jr.
Student
Anne Anderson
Student

İki köylüyü öldürdükten sonra ormanda dolaşan canavar, yakalanıp hapse atılır. Zincirlerini kırarak kaçar ve kör bir keşişle (O.P. Heggie) karşılaşır. Keşiş, keman çalarak canavarı sakinleştirir ve konuşmayı öğretir. Ancak iki avcının keşişin kulübesine gelmesiyle canavar mezarlığa kaçar. Burada, eksantrik bilim insanı Dr. Pretorius (Ernest Thesiger) ile karşılaşır. Pretorius, canavara bir eş yaratmak için Dr. Henry Frankenstein'ı (Colin Clive) ikna etmeye çalışır. Frankenstein başta reddetse de, canavarın eşi Elizabeth'i (Valerie Hobson) kaçırmasıyla fikrini değiştirir. Yaratılan eş (Elsa Lanchester), kabarık saçlı grotesk bir güzelliktir, ancak canavarı görünce çığlık atarak reddeder. Canavar, laboratuvarı yok ederek kendini, eşini ve Pretorius'u öldürürken, Frankenstein'ların kaçmasına izin verir. Elsa Lanchester, hem canavarın eşini hem de romanın yazarı Mary Shelley'yi canlandırıyor.

Seth Brundle, karizmatik bir karakteri olan, hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle'ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır. Genç bilim adamı ve güzel gazeteci arasında gelişen duygusal yakınlaşma, kısa süre içinde Brundle'da gelişen ruhsal ve fiziksel farklılıklar tarafından gölgelenecektir. Brundle'ın moleküler yapısının bir sineğinkiyle birbirine karışmış olduğu anlaşıldığında, iki sevgilinin gözleri önünde gerçekleşen acı verici trasformasyon süreci, zamana karşı bir yarışa dönüşür. 1958 tarihli kült yapımın David Cronenberg tarafından bu tekrar çekimi, yeteri kadar özgün olduğu gibi, içerdiği duygusal ve dramatik gerilimle de göz dolduruyor. Üstelik selefi, hiç de fena sayılmayacak bir eserken...

New Mexico'daki bir çölde, nükleer silah denemeleri sonucu mutasyona uğrayan karıncalar devasa canavarlara dönüşür. Önce bir FBI ajanı ve ailesi katledilir. Sonra diğer ölümler başlar. Giderek olayın gerçek failleri olan dev karıncılar kendilerini gösterir. Güneydeki tüm Amerikan şehirleri artık tehdit altındadır. Görevli ekiplerin canavarların yuvalarını bulup yok etmesi sorunu halletmeyecektir. Kraliçe karınca kaçmıştır ve daha fazla yumurtlamadan durdurulması gerekmektedir.

Evlerinde gizemli bir şekilde mahsur kalan bir ailenin fertleri, azalan kaynaklara ve onları tutsak eden uğursuz güce karşı hayatta kalmak için beraber çaba harcamak zorundadır.

A rogue scientist near a small desert town arouses the suspicion of the town's doctor when his lab assistant is found dead from a case of acromegaly, which took only four days to develop. As the doctor investigates, aided by the scientist's new female assistant, they discover that something is devouring local cattle and humans in increasingly large quantities.

Unutulmaz afiş ve açılış jeneriklerine imza atmış, 20. yüzyılın ikonik grafik tasarımcılarından Saul Bass. Kısa filmi ile Oscar kazandıktan hemen sonra, ilk uzun metrajını çekmek için kollarını sıvadığında saygı hak ettiğini düşünebilirsiniz. Ama 1974’te stüdyo yöneticileri için öyle değildi: Bass, karıncalar üzerinden zeki ve stilize bir bilimkurgu yapmak isterken Paramount, filmi klişe bir gişe canavarına çevirmek istiyordu. Bass’in kurgusu onay almadan değiştirildi, montaj sekansından oluşan final kesildi ve film gişede başarısız olunca da kısa sürede unutuldu. Neredeyse 40 yıl sonra, kayıp finalin 35mm makarası bulununca restore edilen film, nihayet hak ettiği değeri hızla geri kazandı.

Başarılı bir bilimadamı olan Susan Tyler ve Dr. Peter Mann, New York'ta çocukların hayatını tehdit eden bulaşıcı bir hastalığı kökünden kazımak için birlikte çalışıyorlar. Dr. Tyler, hastalığın taşıyıcısına karşı farklı türlerden bir DNA oluşturuyor. Bu yeni türe Judas adını veriyor ve Dr. Mann'in asistanı bunu tüm New York kentine tanıtıyor.Bilimin ve teknoolojinin önlenemez yükselişinde doğanın insanoğluna karşı çıkışını fantastik bir türde anlatan 'Mimic"te başrolü Oscarlı genç oyuncu Mira Sorvino üstleniyor. Tarantino tayfasından Guillermo Del Toro'nun yönettiği film, medeniyet uğruna doğanın dengesini bozan insanoğluna korku türünde bir mesaj adeta.

Bu kısa öykü derlemesinde dört hikaye yer alıyor: 1 - Gece yarısı evden markete gitmek için çıkan bir kadın, bir katilin serbest olduğu sırada beklenmedik sorunlarla karşılaşır. 2 - Bir atari oyununa takıntılı bir genç, bu tutkusunun ölümcül sonuçlara yol açtığını fark eder. 3 - Küçük bir kasaba rahibi inancını kaybeder ve kasabayı terk etmeye karar verir, ancak çöldeki yolculuğunda gizemli bir siyah kamyonet tarafından takip edilir. 4 - Bir ailenin evdeki sıçan sorunu, düşündüklerinden çok daha büyük bir tehlike barındırır.

Bir terapist, hastası gerçekliğin ötesindeki bir boyutta kaybolduktan sonra, onu kurtarmak için bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır.

Amazon Nehri boyunca fosil arayan bilimsel keşif ekibi, efsanevi Black Lagoon'daki tarih öncesi devre ait Gill-Man'i keşfeder. Kaşifler yaratığı yakalarlar ama yaratık kaçmayı başarır. Daha sonra yaratık âşık olduğu ekip üyesi Kay'i kaçırmak için geri dönecektir.

Bir gün timsah yavrusu Chicago lağımında fare yer. Yediği farelere labaratuvarda büyüme hormonu aşılanmıştır. Zamanla timsah olması gerekenden fazla gelişir ve kente musallat olur.

Russell Franklin oldukça zengin bir iş adamıdır. Beyin kanserinin tedavisi için fon arayan bir projeye büyük bir para yatırır. Projenin yürütücülerinden olan bilim insanı Susan McAlester, genetik bir yöntemle köpekbalıklarının beyinlerini genişletip oradan alınan enzimlerle kanserin yayılmasını engellemeyi düşünmektedir. Yapılan deneyler sonucunda köpekbalıkları, artık olduğundan çok daha zeki özellikler kazanırlar. Ayrıca çok daha fazla kana susamışlardır. Büyüyen ve ufku genişleyen akıllarını kullanıp ete daha kolay yoldan ulaşmanın planlarını yapan köpekbalıkları, bir şekilde bilim insanlarının elinden kaçmayı başararak açık denizlere açılırlar.

Küçük bir Maryland kasabasında yaşanan ekolojik felaketten sonra garip olaylar meydana gelir. Karaya bünlerce ölü balık vurur, bu balıkları yiyenler hastalanır ve vücutları parazitler tarafından ele geçirilir...

Travma geçirmiş eski bir savaş pilotu, savaş sonrası Japonyası'nda kıyılara saldıran nükleer destekli dev canavarı püskürtmek için sivil vatandaşların verdiği mücadeleye katılır.

Matt Hagen’ın Gotham sokaklarından Hollywood’un başrollerine uzanan hızlı yükselişi, yerel bir suç baronunun hamlesiyle korkunç şekilde tanınmaz hale gelmesi sonucu yarıda kesilir. Ekibi tarafından yüzüstü bırakılan ve tutunacak hiçbir şeyi kalmayan Matt, kendisini mucizevi bir şekilde eski haline getireceğine inandığı son teknoloji bir tedavinin peşine düşer. Ancak bu tedavi beklenmedik bir şekilde gerçeklikle olan bağını koparmaya başlar ve onu, önüne çıkan her şeyi yutan yıkıcı bir intikam sarmalına sürükler.

Gelecek zaman… İnsanlar iki gruba ayrılmış durumdadır: düşünenler (ancak hiçbir makinenin nasıl çalıştığını bilmiyorlar) ve çalışanlar (fikir sahibi değiller). Düşünenler planları yapıyor, çalışanlar da bunları uyguluyorlar. İki grup da tam değildir ama birleşince bir bütün oluyorlar. Bir gün düşünenlerden biri yeraltına çalışanların yanına iner. Gördükleriyle birlikte hayatın akışı değişmeye başlar…

Bir denizaltı ekibi, suyun altındaki laboratuvarlarında çalışmaktadır. Ancak denizaltında çalışmalarına devam ederken dünya üzerinde büyük bir deprem olur. Bu depremin sonucunda ise binlerce km denizin altında bulunan ekip yaşam mücadelesi vermek zorunda kalacak, karşılarına ummadıkları zorluklar çıkacaktır.

Gezmeyi seven Polly ve doktorasını bitirmeye hazırlanan kitap kurdu sevgilisi Seth o hafta sonu uzun süredir planladıkları romantik yıl dönümü kutlamasını yapmaya karar verirler. Seth herhangi bir yerdeki bayağı bir motelde yıl dönümü seksiyle kutlama yapacaklarını düşünürken; Polly bir kamp gezisi yapmalarında ısrar eder ve onu yıldızların altında yıl dönümü seksi vaadiyle kandırmayı başarır... Ancak kamp yerine gelişlerinin üzerinden birkaç dakika geçmiştir ki Seth çadırı yanlışlıkla kırar ve ikili kamptan vazgeçip yeniden motel aramaya başlar. Ne yazık ki o anlarda polisten kaçan bir mahkum'un bu genç çift ve spor jipleri için başka planları vardır...

"The Relic" mitler, efsaneler ve doğa üstü olaylarla dolu bir gerilim filmi. Chicago Milli Sanat Müzesi'nde çalışan bir evrimsel biyolog olan Dr. Margo Green (Penelope Ann Miller) içine bulgularını koyduğu kasalarıyla birlikte Güney Amerika'dan döner. Kasalar müzeye ilk geldiğinde içlerinde fazla bir şey yokmuş gibi görünse de daha sonra, bu kasaları ABD'ye getiren kargo gemisinde ve daha sonra da müzede tüyler ürpertici cinayetler işlenir. Olayla ilgilenen polis memuru Lt. Vincent D'Agosta (Tom Sizemore), Dr. Green ile beraber olayı araştırmaya başlar. İkisi birlikte Green'in geliştirdiği yeni bir tekniği kullanarak, bu cinayetleri işleyen katili, yani genetik değişime uğramış korkunç bir canavarı yakalamaya çalışırlar.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir