
Richard Carlson
Dr. David Reed

Amazon Nehri boyunca fosil arayan bilimsel keşif ekibi, efsanevi Black Lagoon'daki tarih öncesi devre ait Gill-Man'i keşfeder. Kaşifler yaratığı yakalarlar ama yaratık kaçmayı başarır. Daha sonra yaratık âşık olduğu ekip üyesi Kay'i kaçırmak için geri dönecektir.

Richard Carlson
Dr. David Reed

Julie Adams
Kay Lawrence

Richard Denning
Dr. Mark Williams

Antonio Moreno
Dr. Carl Maia

Nestor Paiva
Captain Lucas

Whit Bissell
Dr. Edwin Thompson

Bernie Gozier
Zee
Henry A. Escalante
Chico

Ricou Browning
The Gill Man In Water (uncredited)

Art Gilmore
Narrator (voice) (uncredited)

Perry Lopez
Tomas (uncredited)
Sydney Mason
Dr. Matos (uncredited)

Rodd Redwing
Luis (uncredited)
James Miller
Old Man (uncredited)

Ben Chapman
The Gill Man On Land (uncredited)

Önemli bir diplomat, bir suikast sonucu komaya girer. Onun hayatını kurtarabilmek için, henüz deneme aşamasındaki bir projede çalışan bilim adamları, mikroskobik boyutlara küçültülen bir denizaltıya binerler. Amaçları, denizaltıyla kan damarları içinde yolculuk etmek ve diplomatın beynindeki pıhtıyı yok etmektir. Ancak onları akıl almaz güçlükler beklemektedir.

Bir denizaltı ekibi, suyun altındaki laboratuvarlarında çalışmaktadır. Ancak denizaltında çalışmalarına devam ederken dünya üzerinde büyük bir deprem olur. Bu depremin sonucunda ise binlerce km denizin altında bulunan ekip yaşam mücadelesi vermek zorunda kalacak, karşılarına ummadıkları zorluklar çıkacaktır.

Dev canavar Godzilla, nükleer radyasyon yüzünden mutasyona uğramış, dinazor benzeri bir deniz canlısıdır. Radyoaktif ve ateş saçan nefesi ile gemileri, köyleri ve binaları ezip geçen Godzilla, Tokyo’ya doğru yol alırken oksijenini kesecek daha da korkunç bir bomba ile karşılaşır.

The first manned expedition to Mars is invaded by an unknown life form, which stows away on the rescue ship.

Tokyo'yu yerle bir eden Nükleer denemeler sonucu ortaya çıkmış dev canavar Godzilla'nın yok edildiğini sanan Japon bilim adamları, Godzilla'nın bu kez Osaka yakınlarında ortaya çıkmasıyla yanıldıklarını anlarlar. Ancak bu sefer Godzilla tek değildir , aynı boyutlarda Angilas adında bir yaratık Godzilla ile hakimiyet savaşına girişmiştir. İnsanlar ise hayatta kalmaya çalışmaktadır.

Dünyadaki tek süper güç olmadıklarının iyice farkında varmak zorunda kalan kahramanlarımız, süper gücü ve inanılmaz bir hızla uçma yeteneği olan Gümüş Sörfçü ve dünyayı yok etmek isteyen Galactus ile tanışırlar. Dünyayı yok etmek isteyen bu ikiliyi durdurabilecek tek güç olan Fantastik Dörtlü, yine zor ve heyecan dolu bir macera ile karşı karşıyadır.


Seth Brundle, karizmatik bir karakteri olan, hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle'ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır. Genç bilim adamı ve güzel gazeteci arasında gelişen duygusal yakınlaşma, kısa süre içinde Brundle'da gelişen ruhsal ve fiziksel farklılıklar tarafından gölgelenecektir. Brundle'ın moleküler yapısının bir sineğinkiyle birbirine karışmış olduğu anlaşıldığında, iki sevgilinin gözleri önünde gerçekleşen acı verici trasformasyon süreci, zamana karşı bir yarışa dönüşür. 1958 tarihli kült yapımın David Cronenberg tarafından bu tekrar çekimi, yeteri kadar özgün olduğu gibi, içerdiği duygusal ve dramatik gerilimle de göz dolduruyor. Üstelik selefi, hiç de fena sayılmayacak bir eserken...

Uzak ve ıssız bir adaya ayak basan Carl Denham yönetimindeki bir film ekibi, yerlilerce düzenlenen garip bir kurban törenine şahit olur ve engellemek için müdahale eder. Sarışın başrol oyuncusu Ann Darrow'u gözlerine kestiren yerliler daha sonra kampı basıp genç kadını kaçırırlar. Ann'i zincire vurup, tanrı olarak tapındıkları Kong isimli dev bir gorile kurban etmeye kalkışırlar.Dev canavar kendisine ikram edilen Ann'a aşık olur ve durumdan vazife çıkaran Darrow ve ekibince etkisiz hale getirip, bir Broadway şovuna meze edilmek üzere gemiyle New York'a taşınır. Oysa aşk her şeyden güçlüdür!

Los Angeles’tan Şanghay’a giden bir uçak, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpekbalıklarıyla karşı karşıya kalır ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için büyük bir mücadele başlar.

Fransız yazar Jules Verne'in ilk kez 1870 yılında yayımladığı Vingt Mille Lieues Sous Les Mers (Denizler Altında Yirmi Bin Fersah) adlı bilimkurgu romanından uyarlanmıştır.

1958 tarihli aynı adlı filmin yeniden çevrimi. Bir ateş topu ormana düşer.O sırada oradaki yaşlı bir adamla motorsikletini tamir etmek için oraya giden Brian (Kevin Dillon) düşen ateş topunun yanına giderler. İhtiyar olay yerine gittiğinde jöle kıvamında bir nesne görür. Nesne kendisini incelemek isteyen ihtiyarın eline yapışır ve ihtiyarı emer. Bu sırada Brian olayı görür. Adam acıdan inlerken kendini yola atar. Ancak bir çift yoldan arabayla geçmektedir. Arabadakiler Meg (Shawnee Smith) ve Paul (Donovan Letich) çiftidir ve Brian’ın okuldan arkadaşıdır. Araba ihtiyara çarpar. Brian, Meg ve Paul ihtiyarı hastaneye götürürler. Hastanede korkunç bir şekilde Paul’de ölür ve artık Brian ve Meg yalnız başına bu belaya karşı gelmeye çalışırlar.

John Hammond'ın başarısızlıkla sonuçlanan Jurassic Park denemesinin üzerinden tam 22 yıl geçmiştir. Nublar Adası'nda bu kez tam kapasiteyle çalışan, Hammond'ın hayal ettiği gibi bir dinozor tema parkı Jurassic World adıyla kurulmuştur. Ancak kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçen parkta müşteri sayısı günden güne azalmaktadır. Parkı işleten şirketin hedeflerini tutturabilmesi için parkta yenilikler yapılır, yeni bir dinozor türü yaratılır. Ne var ki bu yeni tür, adayı ve adadakileri felakete sürükleyebilecek sonuçlar doğuracaktır.

Dominion, Nublar’ın yok edilmesinin dört yıl sonrasında geçiyor. Dinozorlar artık tüm dünyada insanlarla birlikte yaşıyor ve avlanıyor. Bu hassas denge, geleceği yeniden şekillendirecek ve insanların artık tarihin en korkunç yaratıklarıyla paylaştıkları gezegeni uç yırtıcılara bırakıp bırakmayacaklarını belirleyecek.

İlk filmde yaşanan facianın ardından, Claire’in (Bryce Dallas Howard) parkı yönetirken birer market ürünü gibi gördüğü dinozorlara olan bakış açısı değişir ve “Dinozor Koruma Grubu” isimli bir organizasyon kurar… Amacı; aktif bir yanardağın harekete geçtiği adada yaşayan dinozorları adadan çıkarmanın bir yolunu bulmaktır… Claire, bu tehlikeli ve zor görevi yerine getirebilmek için de dinozorlara karşı baskınlığını kanıtlamış olan tanıdığı tek kişiden, Owen Grady (Chris Pratt)'den yardım ister… İkilinin bir kurtarma görevi amacıyla gittikleri adada ise her şey sarpa saracaktır…

1000 yıldır savaşçı insanlar olan "tjduer" kuzey İskandinavya'da dolaşıyorlar. Anne babaları ve küçük kızları da dahil olmak üzere uzak bir bölgedeki bir aileyi vahşice öldürdükleri için, ailelerin genç oğlu Aigin katliamı gözlemler. Bu katillerden kaçmayı başarıyor.Çocuk ailesinin cinayeti intikam almak için yalnız kalıyor. Ne yazık ki, bir şey yapmadan önce onu alıyorlar ve onu diğer Lapps'a yöneltmeye zorluyorlar. Onlara rehberlik ediyor, ancak barbarca insanları kampa ulaşmadan önce yok etmeyi planlıyor.

Uluslararası bir deniz altı gözlem programının parçası olan derin deniz sualtısı, soyunun çoktan tükenmiş olduğu düşünülen büyük bir yaratık tarafından saldırıya uğrar. Hasar gören denizaltı, mürettebatı içeride kapana kısılmış bir halde, Pasifik Okyanusu'nun en derin yerinde durmaktadır. Vizyoner Çin okyanus bilimcisi, kızı Suyin'in gönülsüzlüğüne rağmen, mürettebatı kurtarması için uzman derin deniz kurtarma dalgıcı Jonas Taylor'ı tutar. Taylor sualtının çevresinde süzülen bu canavarla daha önce de karşılaşmıştır; tarih öncesinden kalan ve iki buçuk milyar yıl önce soyunun tükendiği zannedilen, 23 metrelik bir Megalodon.

Dünyanın sular altında kaldığı bir gelecekte insan ırkı hayatta kalma mücadelesini köhne sandallarda ve geçici, yerleşik olmayan şehirlerde sürdürmektedir. Sadece birkaç insan ısrarla “Dryland” adı verilen efsanevi bir bölgede yaşamayı sürdürmektedir. Bu gizemli bölgenin nerede olduğunu arayan şeytani Deacon (Dennnis Hopper) genç Enola ve annesi Helen’ın yaşadığı şehre saldırır.

Sean Anderson okyanus ortasında gizemli bir adadan şifreli bir sinyal alır. Onu durduramayacağını anlayan üvey babası Hank maceraperest Sean ile birlikte ipuçlarının peşinden gider. Yolculuklarına helikopter pilotu Gabato ve onun genç, güzel, inatçı kızı Kailani de eşlik edince gizemli adanın peşine düşen ekip tamamlanır. Bir hortum fırtınası sonrası gözlerini kumsalda açan ekip, geçidi keşfettikten sonra cennet misali bir manzarayla karşılaşırlar. Altından şelaleler, volkanlar, farklı canlı türleri ve daha bir çok sır onları beklemektedir: tabii Sean'ın büyükbabasıyla birlikte!

Korkunç bir kaza sonucu bilinmeyen bir gezegende pilot Mills fark eder ki aslında o Dünya’nın üzerine iniş yapmıştır… 65 milyon önceki dünyaya. Artık Mills ve onun dışında tek hayatta kalan kız Koa için kurtulmanın tek yolu, tarih öncesinde yaşayan tehlikeli yaratıklarla dolu bu araziden kaçmak.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir