
Milan Ondrík
Mikuláš Černák

MIKI izle, 2024 yılında geçen bu gerilim dolu film, eski bir orman işçisi olan Miki'nin, 1990'ların post-komünist Slovakya'sında yerel iş yapma fırsatlarını değerlendirerek nasıl bir mafya patronuna dönüştüğünü anlatıyor. Miki'nin risk alarak yükselişi, izleyicilere sürükleyici bir hikaye sunuyor. Bu film, karanlık bir dünyada hayatta kalma mücadelesini ve güç arayışını gözler önüne seriyor. Klasik mafya filmlerini sevenler için kaçırılmayacak bir yapım.

Milan Ondrík
Mikuláš Černák

Dušan Cinkota
Miloš Kaštan

Gregor Hološka
Ján Kán

Rebeka Poláková
Mikiho manželka

Anna Javorková
Mikiho mama

Michal Kubovčík
Vladimír Černák

Martin Nahálka
Martin Laboš
Marek Fučo Fučík

Petra Vajdová
Mikiho švagrová

Soňa Norisová
Vlčkova manželka

Matěj Hádek

Juraj Loj

Lukáš Latinák
Miroslav Vlček

Vica Kerekes

Jozef Greguš


Earl Brooks başarılı bir ticaret adamıdır. Karısı ve kızı ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak Brooks'un, bir başka yüzü daha vardır; aslında o "Parmak İzi Katili" namıyla ün salmış bir seri katildir. Tilki kadar kurnaz ikinci benliği Marshall tarafından masum bir çifti öldürmek için harekete geçirildiğinde, şantaj yapan bir fotoğrafçı tarafından görüntülenir. Bu cinayet, "Parmak İzi Katili"nin kimliğini çözmeye çalışan, bunalımdaki dedektif Tracy Atwood'un da peşine düşmesine sebep olur.

Seattle'da mahkeme için çalışan çok ünlü bir psikiyatr ve kolej profesörü Jack Gram, bir seri katil olan Jon Foster'ın ölüm cezasına çaptırılması konusunda jüriyi etkileyen, mahkumiyetinden sorumlu bir kişi konumundadır. Seri katil, Jon Foster, Jack Gramm'ı kendisiyle ilgili manipülasyon yapmakla suçlar. Jon'un cezasının infazı öncesi Jack'e bir telefon gelir. Telefonda cinayeti çözmesi için sadece 88 dakikası olduğu söylenmektedir.

John Wick, emekliye ayrılmış bir tetikçidir. Emekliliğinin tadını çıkarırken karısının yakalandığı amansız hastalıkla hayatı altüst olur. Karısından kendisine kalan en değerli varlığı ve can yoldaşı köpeği Daisy’dir. Ancak evine dalan üç gangster onu da öldürür. Gansterlerden biri, mafya babası Viggo Tarasov'un oğlu Yosef Tarasov'dur ve John'un daha önce birlikte çalıştığı bir adamdır. Artık kaybedecek hiçbir şeyi de kalmayan John Wick'in tek istediği intikamdır ve New York sokaklarında düşmanlarıyla nefes kesen bir kovalamacanın içine girer.

Ünlü aktör Charles Laughton'ın yönetmen olarak imza attığı film, konusu ve oyuncularıyla kaçırılmayacak bir klasik. Hapiste tanıdığı Ben adlı adamın evinin yakınlarına yüklü bir miktar para sakladığını öğrenen psikopat Harry, hapishaneden çıktıktan sonra Ben'in evine gider...

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

Dul bir kadın olan Marlina, Sumba adasında ıssız bir bölgesinde sakin bir yaşam sürmektedir. Fakat bir gün Markus adındaki bir adam ve çetesi tarafından saldırya uğrar. Saldırıdan sonra Marlina'nın hayatı alt üst olur. Adalet peşine düşen genç kadın, hem haydutların hem de onların hayaletleriyle amansız bir mücadeleye girişir.

Yakın arkadaş olan Kate ve Orla, her yıl bir hafta sonu tatile çıkarlar. Büyük bir heyecanla bekledikleri tatil zamanı gelip çattığında iki arkadaş Lisbon'a gitmeye karar verir. Tatilin başında her şey yolundadır ancak Orla bir sabah uyandığında Kate'in kayıp olduğunu görünce işler değişir. Bir anda arkadaşının cinayetiyle suçlanan Orla, adını temize çıkarmaya ve gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırken, çabaları acı verici bir sırrı ortaya çıkarır.

(Cogan’s Trade) Jackie Cogan’ın yasa ve düzenin yeraltı versiyonundaki kariyerinin hikayesini anlatıyor. Cogan bir infazcıdır ve çetenin koyduğu kurallara uyulmadığı zaman, devreye girmektedir. Higgins’in 1974 yılında en çok satanlar listesine girmiş kitabında, çetenin koruması altındaki bir poker oyununda bir soygun gerçekleşince, hemen Cogan çağrılır. Acımasız bir işadamı havasına, insanların zaaflarını sezme yeteneğine ve soğukkanlı bir duruşa sahip Cogan, gerilimli olaylar patlak verirken, güvenilir bir dikkatle her şeyi eski haline dönüştürmeye çalışır...

Esrarengiz bir yabancı olan Alex'le tanışan Michael'in hayatı adeta bir kabusa döner.



Geçen yaz arkadaşları öldürülen Julie artık aynı kişi değildir. Balıkçının öldürülmesi için oynadığı oyun yüzünden çektiği vicdan azabı, derslerindeki başarısını düşürmüş, erkek arkadaşıyla aralarının da bozulmaya başlamasına neden olmaktadır. En iyi arkadaşı Karla, dört kişilik Bahama seyahati düşünerek birlikte bu nefis tatili geçirmek üzere yola çıkarlar. Ancak bu küçük grubun bir tatil geçirmek üzere gittikleri yer, hayatlarını kurtarmak için korkunç cinayetler ve korku dolu bir kaçışa dönüşür.

Kuzey Kanada'da keşif yapan bir arkeolog ekibi, onbinlerce yıl öncesine ait bir yapı ile karşılaşır. Ancak kısa süre sonra iletişimi sağlayan tüm cihazları bir bir bozulmaya başlar ve ekip kendini yalnızlığın karanlık yüzü ile karşı karşıya bulur.

Nadine tecavüze uğradıktan sonra anlık bir öfkeyle cinayet işler ve kaçar. Kaçışında aynı acıyı yaşamış Manu ile tanışır. İki kadın, geçmiş travmalarının tetiklediği bir intikam çılgınlığına kapılarak Fransız kırsalında ölümcül bir yolculuğa çıkar. Erkekleri baştan çıkarıp acımasızca öldürürken, toplumsal normları tamamen reddederler. Polisin peşlerine düşmesiyle kaçışları giderek tehlikeli bir çılgınlığa dönüşür.

Pablo ve Tina’nın karmaşık bir cinsel hayatları vardır. Pablo film yazan, yöneten ve oyunculuk yapan; gay ve aşkına karşılık vermeyen Juan’a derin bir sevgi besleyen biridir. Kardeşi Tina ise erkeklere öfkeli ve oyuncu olmaya çalışan bir transseksüeldir. Pablo, kendisinin Juan’a olan aşkını kıskanan Antonio ile arkadaş olur. Antonio Juan’ı aramaya başlar ve yaşanan şiddet Pablo’nun geçici hafıza kaybına uğramasına sebep olur. Hafızası yerine geldiğinde Antonio’nun Tina ile tanıştığını öğrenir. Dehşetle Tina’yı kurtarmaya ve Antonio ve onun isteği ile yüzleşmek için harekete geçer.

Hercule Poirot uzun süredir beklediği tatili yapmak için Devon sahillerindeki Kaçakçılar Adası’nda bulunmaktadır. Her şey yolunda giderken ünlü bir aktris olan Arlena Stuart denizde boğulmuş olarak bulunur. Cinayet soruşturması başlatılınca aktrisle aynı otelde kalan tüm konukların bir şekilde Arlena ile bağlantılı olduğu ortaya çıkar. Ama asıl cevap bulması gereken soru şudur: Ailesi dahil bu konuklardan hangisi Arlena’yı öldürecek kadar ondan nefret etmektedir.

Walter, karısı Agatha ile sıradan bir yaşam sürerken Number 23 isimli bir kitabın eline geçmesi ile hayatını korkunç bir tekinsizliğin içine sürükler. Bu kitabı okudukça kitapta yazılanların kendi hayatı ile ilgili olduğunu düşünmeye ve hatta giderek buna saplantılı bir şekilde inanmaya başlar. Her geçen gün bu duruma kendini daha da çok kaptıran Walter, hayatının bütün dengesini kaybeder ve cinayet işlemeye kadar varacak bir gizemin girdabına kapılır. Batman Daima'dan sonra bir kez daha Jim Carrey ile biraraya gelen yönetmen Joel Schumacher, ilginç bir gerilim filmi ile karşımızda. Komedi filmleri oyuncusu olma janrını özellike 2003 tarihli Sil Baştan filmi ile yıkan Jim Carrey, dramatik bir rolde yine etkileyici bir performans sergiliyor.

1970'li yıllarda Amerika’da geçen ve gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Joe Pistone isimli bir FBI ajanının Donnie Brasco ismiyle New York mafyasına sızması ve zaman içinde kendisini sıradan hayatından çok mafya hayatıyla özleştirmesi anlatılmaktadır.

Rus mafyasıyla istemeden giriştiği olayların üzerinden dört yıl geçmişken Hutch, hala suç örgütüne 30 milyon dolar borçludur ve bu borcu, uluslararası suçlulara karşı aralıksız gerçekleştirdiği suikastlarla ödemektedir. "İşinin" aksiyon kısmını oldukça çok sevse de Hutch ve eşi Becca, artık tükenmiş ve birbirlerinden tamamen uzaklaşmış durumdadır. Bu yüzden çocukları ile hep birlikte kısaca bir tatile gitmeye karar verirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir