
Esom
Mi-so

Hayatını yarı zamanlı temizlik işleri yaparak sürdürmeye çalışan, otuz yaşlarındaki bir kadının, kirasını ödeyemeyeceği için evinden ayrılmasından sonra gecelemek zorunda kaldığı arkadaşlarının evlerinde yaşadıklarının hikâyesi

Two strangers have dropped their kids off at a pickup area for a children's camp in Helsinki, Finland. A spark of mutual interest is ignited between the man and woman.

Bir süre önce Diana adlı masum bir kadın, bulunduğu lokantada başlayan bir çatışmada kaza kurşunu sonucu hayatını kaybetmiştir. Diana'nın nişanlısı olan Joe bu acı olay sebebiyle Diana'nın anne babasının yanında yaşamaya başlar. Aile içinde bu trajeidiyi herkes içine atarak olmamış gibi göstermeye çalıştığı için, sorunlar başka şekilde dışarı vurulmaktadır. Yazar olan anne Jojo, artık yazamamakta, babası Ben ise herşeyi görmezden gelmeye çalışmaktadır. Bir taraftan eşinin nişanlısının katilinin ceza alması için çaba gösteren Joe da başka bir kadına ilgi duymaya başlar.

Kardeşinin ölümünden sonra yeni bir başlangıç için Milano'ya taşınan June, yeni uluslararası okulundaki kusursuz onur öğrencisi Will'de huzur bulur. Ama Will'in gizli MMA dövüşlerine katılan sorunlu arkadaşı James'le başlayan rekabet, hızla karşı konulmaz bir çekime dönüşür. June güvenli olanla istediğini sandığı her şeyi altüst eden aşk arasında seçim yapmak zorundadır.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Gergin bir genç adam ve nişanlısı, çapkın annesinin evine taşındığında, ortaya çıkan yaşam tutumları çatışması herkesi sarsar.

Kim adında bir adam kendini Han Nehri'nin karanlık, suskun sularına atar. Uyandığında üstü başı kumla kaplanmış, yerde yatmaktadır. O zaman, kendisini öldürmeyi başaramadığını ve nehirde bilinmeyen bir adaya sürüklendiğini anlar. Nehir kenarındaki binalardan birinin bir dairesinde yıllarca odasından dışarıya adımını atmamış bir genç kız vardır. Bir gün dürbünüyle bakmaktayken bir ada üzerinde tek başına yaşayan bir adam gözüne ilişir ve merak eder. Günler günleri kovalarken, adamın yalnız ama halinden hoşnut yaşamı merakını öylesine artırır ki onca yıldan sonra odasından dışarı çıkmasına sebep olur.

Jenna, kocası Sisto'nun baskılarından sıkılmış, kesinlikle parçası olmak istemediği bir hayat sürmektedir. En büyük hayali ise garsonluk yaparak biriktirdiği para ile bir gün kocasını terkedebilecek gücü bulabilmektir.Sahip olduğu eşsiz yeteneği sayesinde, inanılmaz lezzette ve görüntüde pastalar ve kekler yapabilmektedir. Hayatındaki zorluklarla ve sorunlarla baş edebilecek gücü, sadece kensini mutfağa atabildği zaman bulabilmektedir. Fakat hayat bir gün hiç beklenmedik bir süpriz hazırlar. Hesapsız bir şekilde gelen hamileliği bütün beklentilerinin ve umutlarının sarsılmasına neden olacaktır. Ama diğer bir yandan da, hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir güven duygusu ile dolmuştur içi. Doğmamış çocuğundan gelen mektuplar, önüne yepyeni bir pencere açılmasına neden olacaktır.

Delicesine aşık olan lise mezunları Riley ve Chris trajik bir araba kazasıyla ayrıldığında, Chris arafta kalırken Riley erkek arkadaşının ölümünden kendini sorumlu tutar. Mucizevi bir şekilde, ikisi bağlantı kurmanın bir yolunu bulur.

Bir İranlı göçmen (Kingsley) kendisi ve ailesi için bir eve sahip olma hayalini gerçekleştirmek istemektedir; fakat evin eski sahibi (Jennifer Connelly) evin hala kendine ait olduğunu düşünmektedir ve geri almaya kararlıdır.

George Monroe, kendi hayatının da mimarı olmak isteyen bir mimardır. Tek hayali tüm sevdikleriyle beraber yaşayabileceği bir yerde bulunmaktır. Bu hayalini gerçekleştirmek isteyen George, yeni bir ev yapmaya karar verir. Bu hayalini paylaşan karısı kısa bir süre sonra George'u terk eder. Artık George'un destekçisi, oğlu, komşularının kızı ve eski karısı olacaktır.

Bu ironik ve iyimser dramın kahramanı, limon ağaçlarını korumak için İsrail devletiyle mücadeleden sakınmayan Filistinli bir dul kadın, Selma. Duvarın İsrail tarafına İsrail savunma bakanı bir villa inşa edince, Selma’nın limon bahçesi, ulusal güvenliği tehdit eden bir unsur olarak tanımlanır ve yıkılmasına karar verilir. Hakkını ve limon ağaçlarını korumak için elinden geleni esirgemeyen Selma, tuttuğu avukata âşık olup, bir de üzerine davası uluslararası bir hadiseye dönüşünce her şey karmakarışık olur.

Mirasın, sevginin, kaybın ve var olmanın muazzamlığının tekil keşfini anlatan bu filmde, yakın zamanda vefat etmiş, beyaz bir kumaşa sarınmış bir hayaletin ayrı kaldığı karısıyla yeniden iletişime geçmeyi denemek için banliyödeki evine geri döndüğü süreç anlatılıyor.

Bir emlak satışı için Transilvanya'ya gönderilen Jonathan Harker'ın bu yeni müşterisi bir vampirdir. İnsan kanıyla beslenen bu hortlak ölümsüzdür ve tek isteği huzura kavuşmaktır. Ancak Harker'ın karısının fotoğrafını görünce fikrini değiştirir ve gemiyle Almanya'ya doğru yola çıkar ama beraberinde felaketi de getirecektir.

Amerika'nın Boston kentinde 1980'lerde geçen hikayede, Jonathan banka soymaktan hüküm giymiş, hapishaneden çıktıktan sonra girdiği geçici işlerde tutunamadığı için beş parasız kalmış, evsiz bir adamdır. Oğlu Nick ise çocukluk günlerinden babasını hayal meyal hatırlamaktadır. Bir gün babasından hapisten çıktığına dair bir mektup alır ama onunla yeniden görüşmeyi istemez. Ama kaderden kaçınılmaz ve bir gün sosyal hizmetlere bağlı evsizler barınağında görevli olarak çalışan Nick'in karşısına babası kalacak bir yer istemek için çıkar...

Harley, Ilya’ya delice aşıktır. Onun da, pek ifade edemese de, kendisini aynı şekilde sevdiğinden emindir. İkisi de uyuşturucu bağımlısıdır ve New York’ta Heavy Metal’cilerin arasında takılırlar. Vakitlerini birbirleriyle didişerek, tartışarak ve bir yandan etrafı talan ederken bir yandan da ihtiyaçlarını karşılayacak parayı bulmaya çalışarak geçirirler. Holmes’un kendi hayat hikayesinden yola çıkan senaryo, Safdie Kardeşler ve Ronald Bronstein tarafından yazılmış. Sean Price Williams’ın grenli görüntüleri bizi New York’a başka bir açıdan bakmaya, çocukların bulanık ve belirsiz bakış açısını edinmeye çağırıyor. Safdie Kardeşler’in belki de en zorlayıcı ama en yoğun filmi olan Yalnız Cennet Bilir çoğunlukla profesyonel olmayan oyuncuların canlandırdığı karakterler aracılığıyla bizi rollerin karmaşıklığıyla baş başa bırakıyor. Film çılgın aşkın, bir Cassavetes filmi gerçekliğinin ve Garrel melankolisinin sarmaladığı tuhaf bir dünyaya açılıyor.

32 yaşındaki Lizzie, babasının gösterişten uzak ve otoriter kontrolu altında yaşamak zorunda bırakılan, evlenmemiş bir kadındır. Babasının soğuk kontrolü altındaki bir kurbanken, hayata dair umutla bakabileceği bir şey pek de yoktur. Ancak bu durum, iş için çaresiz olan genç hizmetçi Bridget Sullivan'ın eve gelmesiyle birlikte değişmeye başlar. Lizzie genç Bridget'e sempatik, nazik bir ruh ile yakınlaşma şansı yakalarken, Bridget de hislerini karşılıksız bırakmaz. Ancak ikilinin hikayesi karanlık, rahatsız edici bir sona doğru evrilmeye başlamıştır. Bu ilişki ile duygularını serbest bırakma şansını yakalayan Lizzie için kontrolünü tekrar sağlamak oldukça zorlu olacaktır.

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Ailesinin artık geçinemediği bir şehirde evden çıkarılmakla yüz yüze gelen bir kadın, çaresizlik içinde bir gecede 25.000 dolar bulmak için giderek daha tehlikeli işlere bulaşır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.













0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir