
Klaus Kinski
Count Dracula

Bir emlak satışı için Transilvanya'ya gönderilen Jonathan Harker'ın bu yeni müşterisi bir vampirdir. İnsan kanıyla beslenen bu hortlak ölümsüzdür ve tek isteği huzura kavuşmaktır. Ancak Harker'ın karısının fotoğrafını görünce fikrini değiştirir ve gemiyle Almanya'ya doğru yola çıkar ama beraberinde felaketi de getirecektir.

Klaus Kinski
Count Dracula

Isabelle Adjani
Lucy Harker

Bruno Ganz
Jonathan Harker
Roland Topor
Renfield

Walter Ladengast
Dr. Van Helsing

Dan van Husen
Warden
Jan Groth
Harbormaster
Carsten Bodinus
Schrader
Martje Grohmann
Mina

Rijk de Gooyer
Town Official

Clemens Scheitz
Clerk

Lo van Hensbergen
Councilman

John Leddy
Coachman
Margiet van Hartingsveld
Maiden
Tim Beekman
Pallbearer

Açlık, karanlık ve stilize atmosferi, karşıt kültür öğeleri, lezbiyen alt metni ve çarpıcı kadrosu sayesinde popülerleşmiş bir çağdaş kült korku klasiği. Öykü alternatif bir aşk üçgenine odaklanıyor: Uyku ve yaşlanma üzerine araştırmalar yapan bir doktor ile bir vampir çift. Dört bin yaşındaki ölümsüz Miriam, 18. yüzyılda baştan çıkardığı ancak şimdi hızla yaşlanmakta olan sevgilisi John ile Manhattan'da yaşamaktadır. Yaşlanmayı durdurmak için Sarah'yla temasa geçer, ama sonunda onu da baştan çıkartır.

Genç bilim adamı Henry Frankenstein gözlerden uzak şatosunda gizli bir deney üzerinde çalışmaktadır Amacı elektrik akımını kullanarak ölü bir bedene hayat vermektir Ancak yardımcısı, bu deney için normal bir insanın değil de bir suçlunun beynini getirince ortaya tuhaf bir canavar çıkar ve kaos başlar...

Yıl 1791. New Orleans'ta yaşayan Louis karısını kaybetmiş olmanın üzüntüsüyle, yaşama sevincini kaybetmiştir. Lestat adındaki bir vampir, ona gecelerin yaratığı, yani bir vampir olmasını önerir. Louis bu öneriyi kabul eder.Lestat, Louis'in ölümcül kanını akıtarak onu da bir vampire dönüştürür. Ancak Louis, vampirliğe alışamaz. Açlığını gidermek zorundadır ama insanları öldürmek istemez. Ona, vampirliği Lestat öğretecektir.

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali, karanfil yetiştirmektir. Bu işten para kazanılabileceğini düşünen amcası Le Papet, yeğeni için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar. 'Manon des sources' adında devam filmi mevcuttur.

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

Helen Lyle, arkadaşı Bernie Walsh ile birlikte şehir efsaneleri hakkında bir tez hazırlamak isteyen bir üniversite öğrencisidir. Candyman hakkındaki efsaneyi duyunca tezi için Candyman üzerinde yoğunlaşır. Efsaneye göre her kim aynaya bakarak beş defa Candyman derse Candyman ortaya çıkacaktır.

1800’lerin sonunda geçen “Eight for Silver”, John McBride (Boyd Holbrook) isimli bir patoloğa odaklanıyor. Patolog, ormanda ölü bulunan 14 yaşındaki bir çocuğun bir adam tarafından mı yoksa bir canavar tarafından mı öldürüldüğüne karar vermekle görevlendirilir. Haberi duyan Seamus Laurent (Alistair Petrie) ve eşi Isabelle (Kelly Reilly), patoloğu evlerinde misafir etmeye karar verir. Çift, ölen çocuğun arkadaşı olan oğullarının da iki haftadır kayıp olduğunu John ile paylaşır. Çılgına dönen ve kızının da kaybolmasından korkan Isabelle, John’un gelişiyle bir nebze rahatlar. John ise gizemi çözmeden önce karanlık geçmişindeki korkularla yüzleşmelidir.


Yıllardan beri cezaevinde yatmakta olan bir suçlu, hüküm giymeden önce bir galerinin güvenlik sisteminden sorumlu olan cezaevi arkadaşından aldığı bilgiler ışığında bu galeriyi soymaya karar verir. Tahliye olduğunda da "Sicilyalılar Çetesi" adlı suç örgütünün lideri ile tanışırak birlikte çalışmaya başlarlar.

Whilst vacationing in the Carpathian Mountain, two couples stumble across the remains of Count Dracula's castle. The Count's trusted servant kills one of the men, suspending the body over the Count's ashes so that the blood drips from the corpse and saturates the blackened remains. The ritual is completed, the Count revived and his attentions focus on the dead man's wife who is to become his partner; devoted to an existence of depravity and evil.

Evsiz bir jokey, bir milyoner, bir kovboy ve seabiscuit adında bir at... kendilerinin ve ülkedeki herkese ilham kaynağı olan bir yarış atının gerçek öyküsünü anlatıyor... 1920'lerde efsaneye dönüşen sıradışı bir drama... seabiscuit sizi hayatınızın yarışına götürecek...

Yıl 1881’dir. 34 yaşındaki Jesse James, hem soygun planlamakta, hem de onu yakalayarak ödül kazanmak isteyen düşmanlarına savaş açmaktadır. Fakat kimin dost kimin düşman olduğunun belirsizliği onu şaşırtacaktır.Ron Hansen’ın romanından uyarlama olan “Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti”, Amerika’nın en ünlü kanun kaçağının ve onun katilinin özel hayatlarını irdeleyen ve bu cinayet öncesi neler yaşanmış olabileceğini sorgulayan, western görünümlü, dramatik altyapılı bir film.

In the heart of Styria the Karnstein Family, even after their mortal deaths, rise from their tombs spreading evil in the countryside in their lust for fresh blood. Baron Hartog whose family are all victims of Karnstein vampirism, opens their graves and drives a stake through their diabolical hearts. One grave he cannot locate is that of the legendary beautiful Mircalla Karnstein. Years of peace follow that grisly night until Mircalla reappears to avenge her family's decimation and satisfy her desire for blood.

John Reilly discovers that his family's newly inherited castle in Italy is haunted by a relentless, bloodthirsty creature.

Ben Mears, vampirler tarafından istila edilen memleketi Salem’e geri döner. Genç adam, burada yaşayan bir grup insanı ölümsüzlerle savaşmaya ikna etmeyi başarır. Artık onları zorlu bir mücadele beklemektedir.

In 1830, the Karnstein heirs use the blood of an innocent to bring forth the evil that is the beautiful Mircalla - or as she was in 1710, Carmilla. The nearby Finishing School offers rich pickings not only in in the blood of nubile young ladies but also with the headmaster who is desperate to become Mircalla's disciple, and the equally besotted and even more foolish author Richard Lestrange.

The Prince of Darkness casts his undead shadow once more over the cursed village of Kleinenberg when his ashes are splashed with bat's blood and Dracula is resurrected. And two innocent victims search for a missing loved one... loved to death by Dracula's mistress. But after they discover his blood-drained corpse in Dracula's castle necropolis, the Vampire Lord's lustful vengeance begins.

Amerika’nın kuzeyindeki Alaska Barrow kasabası, her kış, bir ay boyunca sadece geceyi yaşar. Birdenbire gizemli bir grup insanın ortaya çıkmasıyla kasabada yüzbin kişi esrarengiz bir şekilde zarar görürler, hayatlarını yitirirler. Sayısı gittikçe azalan kasaba halkı ve aslında vampir olan bu gizemli grubun kalan insanlarla beslenme mücadeleleri yeniden günışığını görünceye kadar devam edecektir. Steve Niles ve Ben Templesmith’in çizgiromanından başarılı bir şekilde uyarlanmış olan 30 Days of Night, yönetmeni David Slade’in "bu proje için parmağımı bile keserim" diyecek kadar iddialı olduğu bir film. Vampirli korku filmi sevenler içinse tatmin edici derecede korkunç olduğu söyleniyor.

A series of down-on-their-luck individuals enter the decrepit and spine-chilling Rialto theater, only to have their deepest and darkest fears brought to life on the silver screen by The Projectionist – a mysterious, ghostly figure who holds the nightmarish futures of all who attend his screenings.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir