
Bill Nighy
Douglas Ainslie

İngiliz bir grup emekli arkadaş emekliliklerinde lüks ama daha ekonomik bir tatil geçirmek isterler. Reklam broşürlerinden Hindistan'daki Marigold Hotel'i keşfeden arkadaşlar, uzak doğuya yaptıkları bu seyahatlerinde beklediklerinden çok daha farklı deneyimlerle karşılaşacaklardır. Zira Marigold Hotel sandıkları kadar lüks değildir ama Hindistan insanlarının sıcaklığı, misafirperverliği ve bu renkli ülkenin sevecen egzotikliği Amerikalı turistlerin yepyeni duygularla tanışmasına aracı olacaktır.

Bill Nighy
Douglas Ainslie

Maggie Smith
Muriel Donnelly

Tom Wilkinson
Graham Dashwood

Judi Dench
Evelyn Greenslade

Dev Patel
Sonny Kapoor

Penelope Wilton
Jean Ainslie

Celia Imrie
Madge Hardcastle

Ronald Pickup
Norman Cousins

Tina Desai
Sunaina

Lillete Dubey
Mrs. Kapoor

Diana Hardcastle
Carol Parr

Ramona Marquez
Madge's Grandchild

Sara Stewart
Madge's Daughter
Hugh Dickson
Judge
Patrick Pearson
Graham's Colleague

Şartlı tahliye edilmiş ve bir süredir iş arayan eski mahkum Dell, kendini yanlış iş görüşmesinde bulur. Dell’in saygısız tavırlarından hoşlanan Phillip, personel şefi Yvonne'in itirazlarına rağmen onu yardımcısı olarak işe alır. Farklı dünyaları olan Phillip ve Dell, bu süreçte birbirlerinin deneyimlerinden çok şey öğrenirler. Aralarında güçlü bir bağ oluşan bu ikilinin dostlukları keyifli bir hal almaya başlar.

Sonny Kapoor, Marigold Oteli'nin ikincisini açabilmek için çalışırken, hayatında başka bir önemli değişim daha var. Sonny, hayatının aşkı Sunaina ile evlilik planları da yapmaktadır. Öte yandan ilk filmde de karşımıza çıkan Evelyn ve Douglas da otelin çalışanları arasına katılmış, Marigold ailesi iyice genişlemiştir. Otelde kalan tek boş odaya yerleşen Guy Chambers isimli yazar yazdığı roman için ilham ararken Sonny'nin annesi Bayan Kooper ile tanışır. Yaklaşan görkemli Hint düğünü nedeniyle heyecan ve stres dolu günler yaşanmaktayken otele atanan yenü müdür Muriel kimsenin tam olarak farkına varamadığı sırları ortaya çıkaracaktır.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Moda dünyasının efsanevi hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Miranda Priestly, dergi yayıncılığının gerilemesiyle kariyerinde yeni bir dönemece girerken karşısında artık güçlü bir rakip vardır: Eski asistanı Emily Charlton. Lüks bir moda grubunun yüksek profilli yöneticisi olan Emily, reklam bütçeleriyle Miranda'nın dergisine hayat verecek güce sahiptir. İki kadın arasındaki bu mücadele, moda endüstrisinin değişen yüzünü ve güç savaşlarını gözler önüne serer.

Babalarının ölümü sonrası Hindistan’a yolculuğa çıkmaya karar veren birbirinden ilginç karakterdeki üç kardeşin başlarından geçen fantastik olayların anlatıldığı The Darjeeling Limited, Wes Anderson imzasını taşıyor. Filmin hikayesi, birbirine yabancı üç kardeşin babalarının ölümünün ardından Hindistan'da bir tren turuna çıkmalarını anlatıyor. Hayal ürünü olan uzun mesafe treni "Darjeeling Limited"ın ismi, belli ki Darjeeling Himalayan Railway'den alıntılanmış... Bu tren yolculuğu, birbirlerini tanıyıp yakınlaşmaya çalışan kardeşlerin çabalarının arka planını oluşturuyor...


Günümüzün en popüler korku filmleriyle dalga geçen bu filmde, bir grup tanıdık görünümlü genç, kendilerini, belli belirsizden biraz daha kolay tanınabilir maskeli bir katil tarafından takip edilirken bulur. Kurbanlar ve kahkahalar artmaya başladıkça, favori korku filmlerinizden hiçbiri, bu korkunç komik parodinin jilet gibi keskin taşlamasından kaçamayacaktır.


İçinde Cindy Campbell ve Brenda Meeks’in de olduğu bir grup genç, geceyi perili bir köşk olan Cehennem Evi’nde geçirmeye davet edilir. Profesörleri onları, bunun bir uyku yoksunluğu araştırması olduğuna ikna eder ancak evde, grubun oradan canlı çıkmak istiyorlarsa çözmesi gereken bazı derin ve karanlık gizemler vardır.

Korkunç Bir Film serisi kaldığı yerden devam ediyor. Dünyalar Savaşı’nın senaryonun asıl omurgasını teşkil ettiği filmde Garez, Köy, Testere, Testere 2 ve Milyonluk Bebek'e yapılan sayısız atıf bulunmakta. Filmin asıl kozları ise Leslie Nielsen’ın Amerikan Başkanı’nı canlandırdığı iki ayrı sahne ve Brokeback Dağı’nı referans alan eşcinsel esprileri. Gülme krizine yol açan bu skeçlerin, filmin Kuzey Amerika’daki gişe başarısında büyük pay sahibi oldukları ortada. Senarist Jim Abrahams’ın ve yönetmen David Zucker’ın artık yaşlandıkları ve formdan düştükleri hissini veren filmin en büyük kusuru ise yerel/yöresel esprilerin yoğunluğu ve oyuncu performanslarının yerlerde sürünmesi. Yine de türün fanatikleri için kaçırılmaması gereken, gag’lerle dolu, eleştirel bir komedi.

Korkunç Bir Film 5, Paranormal Activity, Mama, Sinister, The Evil Dead, Inception, Black Swan gibi filmleri tiye alıyor. Dan ve Jody mutlu bir evlilik sürdürürken her şey Dan’in abisinin 3 yıldır tek başlarına vahşi bir yaşam süren çocuklarının eve gelmesiyle değişecektir. Başta bunu önemsemeyen çift, bu durumun kendi iş hayatlarına da yansıması sonucunda çocukların “Mama” diye adlandırdıkları ruhun evden gönderilebilmesi için uğraşmaya karar verirler. Tanışacakları tüm sertifikalı uzman ruh çıkarıcılar ile bu ruhtan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklardır...

Aşırı koruyucu bir anneye sahip, gün içinde hayaller kuran Walter Mitty kendisini büyük maceralar yaşayan bir kahraman olarak hayal etmeyi çok sever. Gizemli bir kadının kendisine küçük siyah bir kitap vermesiyle bu hayali gerçek olur. Kadına göre, kitapta 2. Dünya Savaşı’ndan beri saklanan Alman kraliyet mücevherlerinin yerleri yazmaktadır. Mitty kısa bir süre sonra kendisini karmaşık bir komplonun içinde bulur ve gerçek hayatta bir kahraman olmanın o kadar da kolay olmadığını fark eder.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Yıllardan beri cezaevinde yatmakta olan bir suçlu, hüküm giymeden önce bir galerinin güvenlik sisteminden sorumlu olan cezaevi arkadaşından aldığı bilgiler ışığında bu galeriyi soymaya karar verir. Tahliye olduğunda da "Sicilyalılar Çetesi" adlı suç örgütünün lideri ile tanışırak birlikte çalışmaya başlarlar.

Pakistanlı mahkûm Vir Pratap Singh, orada uzun süre kaldığı süre boyunca tek kelime etmedi. İnsan hakları savunucusu Samia Sidikki, sessizliğinin nedenini öğrenmek ve Vir'in böyle bir çıkmazdan kurtulmasına yardım etmek istiyor. Pakistanlı Zara, ölen annesinin vasiyetini yerine getirmek için annesinin dinlenmek istediği Hindistan'a gider. Vir Pratap Singh adında genç ve çekici bir pilotla tanışır ve birbirlerine tutkuyla aşık olurlar. Ancak Zara, başka bir ülkenin vatandaşı olduğu ve başka bir ülkeyle nişanlı olduğu için onunla birlikte olamaz. Vir, sevgilisini rahatsız etmemek için hayatından kaybolmaya karar verir, ancak Zara'nın onsuz bir hayat düşünemeyeceğini öğrendikten sonra Pakistan'a gelir ve bu onun için ölümcül bir hata olur.

Richard Wagamese'nin en çok satan romanından uyarlanan film Saul Kızılderili Atı'nın hikayesini anlatıyor. Saul ailesinden koparılarak Kanada'nın kötü şöhretli Katolik okullarından birine yerleştirilen kuzey Ojibway'li bir çocuktur. Saul’un dünyadaki yerini bulan bir adama dönüşmesinin olağanüstü yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Kitap satışa çıktığı 2012 senesinde listelerde birinci sırada yer alırken uyarlama filmi de birçok festivalde övgü dolu yorumlar aldı.

Ashok(ırfan Khan) ile karısı Ashima(Tabu) yeni bir hayat kurma hayalleriyle 1970'lerde Kalküta'dan New York'a yerleşir.Karı - kocanın Kalküta'daki geleneklerle çevrili yaşamlarından çıkıp birer Amerikalı'ya dönüşmesi oldukça sancılı bir süreçtir.Oğulları Gogol(Kal Penn), burada dünyaya gelir.Ünlü Rus yazarın adını taşıyan bir Hintli olarak Gogol -üstelikte sarışın bir kızla çıkmaya başlayınca- anne, babasının yaşadıklarından çok daha farklı zorluklarla karşı karşıya kalır.

Film, Charles Dickens'ın (Dan Stevens) bir seri kitap yayınlamasının ardından bir Noel kitabı yazmaya ve kendi kendine yayınlamaya karar verişini ve karar aldıktan sonraki süreci işliyor.

Uluslararası sanat simsarı (satıcısı) Ron Hall'un (Greg Kinnear) iş hayatındaki başarısı evlilik hayatındaki mutsuzlukla tamamen çapraz ilerlemektedir. İş başarısının yanı sıra evliliğini de kurtarmak isteyen Ron, bu amaçla tehlikeli bir evsizle arkadaş olmak durumunda kalacaktır. Karısının rüyaları ve hayalleri ile bu yola giren adamla birlikte karısının ve evsiz arkadaşının da hayatı tepetaklak olacak ve yeniden şekillenecektir.

Film Avustralyalı bir adamın, aynı anda bir kadına ve eroine olan bağımlılığını anlatıyor. Dan ve Candy sanat ile uğraşan insanlardır ve birbirlerine tutku ile bağlıdırlar. Aynı şekilde eroine de. Para bittiğinde eroine kavuşabilmelerinin tek yolu ise Dan'in mentor saydığı hedonist Casper'a başvurmaktır. Aşkı ve yaşamı dibine kadar iliklerinde hissetmek arzusundaki bu ikilinin hayatları giderek karanlık bir tabloya dönüşür. Candy adlı romandan uyarlanan filmin oyuncu kadrosu iddialı. Avusturalya sineması açısından uslubu, görselliği ve uyarlandığı romanın edebi değeri ile harmanlanmış olan film, Requiem for a Dream ile kıyaslanıyor * Bir insanı sevmenin bedeli ne kadar olabilir? Anlatımın ve oyunculuğun da filmin içindeki şiir kadar güzel olduğu film
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir