
Sara Montpetit
Maria Chapdelaine

In 1910, Maria Chapdelaine, a young girl of seventeen, lived with her family on the banks of the Péribonka River, north of Lake Saint-Jean. The Chapdelaines work tirelessly to push the limits of the forest. In a home where even physical exhaustion cannot dampen the warmth of family life, Maria, strong and full of hope, finds herself faced with major dilemmas. Thrust into the world of adults, Maria will suddenly be forced to decide on her future as a woman.

Sara Montpetit
Maria Chapdelaine

Sébastien Ricard
Samuel Chapdelaine

Hélène Florent
Laura Chapdelaine

Antoine Olivier Pilon
Eutrope Gagnon

Émile Schneider
François Paradis

Robert Naylor
Lorenzo Surprenant

Martin Dubreuil
Edwige Légaré

Gabriel Arcand
Le docteur

Charlotte St-Martin
Alma-Rose Chapdelaine

Xavier Rivard
Da'Bé Chapdelaine

Gilbert Sicotte
Éphrem Surprenant
Jean-Baptiste Blacksmith

Normand Carrière
Michel Couture

Pierre-Luc Fontaine

20. yüzyılın başında genç orta sınıf bir adam olan Claude Roc, Paris'te Ann Brown adında genç bir İngiliz kadınla tanışır ve arkadaş olurlar. Ann Claude'u annesi ve Claude'la aralarını yapmak istediği kızkardeşi Muriel'le birlikte yaşadıkları evlerine davet eder. Ziyaret sırasında iki kızkardeş ve Claude çok samimi olurlar Claude gittikçe Muriel'e aşık olmaya başlar. Evlilikten önce bir yıl boyunca hiç görüşmezler ve bu sürede Claude Paris'e geri döner, başka birçok ilişki yaşar ve sonunda Muriel'e ayrılık mektubu gönderir

On yedi yaşındaki Fatima, üç kız kardeşin en küçüğü. Dünyaya karşı arzuları, yeni keşfettiği cinselliğiyle kendine güveni tam, dikkatle hayatta kendi yolunu bulmaya çalışıyor, bir yandan da sevgi dolu Cezayir kökenli ailesine bağlılığını el üstünde tutuyor. Fatima Paris'te üniversiteye başlıyor, yeni arkadaşlar ediniyor, flört ediyor ve bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor, derken her daim düşündüren, zorlu bir açmazla yüzleşiyor: Kendi kişiliğinden ödün vermeden hayatı sürdürmek mümkün müdür? Fatima Daas'ın aynı adlı otobiyografik ilk romanından ödüllü oyuncu ve yönetmen Hafsia Herzi tarafından sinemaya uyarlanan Kız Kardeş kültür çatışmaları ve hoşgörü meselelerine de değiniyor.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

A BMX racer, who lives in a small town with his mother and sister, is faced with a tough decision, qualify for Helltrack or take his SATs in order to attend college.

Bianca ve Kat iki kızkardeştir. Küçük olan Bianca okulun güzel ve populer kızlarından biridir fakat hiç kimseyle çıkmamıştır. Ablası Kat ise asabi, alaycı ve sert bir mizacdadır. Buna bir de kesin karalılığı eklenince hiçbir erkek ona yanaşmamaktadır. Bianca bir erkek arkadaşla çıkmayı çok istediği halde Stanford ailesindeki kurallar yüzünden bu isteğini gerçekleştirememektedir. Bu kurallara göre Biancanın birisiyle çıkması için önce ablası Katin birisiyle çıkması gerekmektedir ki bu imkansızla eşdeğerdir. Bianca bu sorunu çözmek için okuldaki hiçbir kızı beğenmeyen bir genci devreye sokacaktır.

A young girl living in the French countryside suffers constant indignities at the hand of alcoholism and her fellow man.

1959 yazı, Bretagne. 9 yaşındaki Paris'li Louis için yaz tatili kötü başlamıştır. Annesinin tanıdığı bir çiftin yanında tatilini geçirirken hayata dair pek çok deneyim kazanacaktır. Marcelle ve Pelo adlı bu çiftin her ikisinden kaynaklanan problemlerin tam ortasına düşen Louis varlığıyla onların arasındaki denge olur.

Pierre is 25 when he returns from Wyoming to his fiancée and take over the family farm. Twenty years later, the farm expanded and so did the family. It's the time of happy days, at least at the beginning. The debts accumulate and Pierre is exhausted at work. Despite the love of his wife and children, he is slowly falling...

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Romeo ve Juliette, birbirlerini ilk görüşte aşık olurlar, ve hemen evlenip çocuk yaparlar, ve kendileri gibi aşk evliliği yapmış ve çocuk sahibi olmuş milyonlarca anne babadan biri oluverirler. Ancak onlar diğerlerinden farklıdır, çünkü oğulları Adam'da bir anormallik vardır, hatta zaman geçtikçe bu anormallik daha da belirginleşmeye başlar. Ve korktukları başlarına gelir küçük Adam'da beyin tümörü bulunur. Bu teşhisin konmasıyla, Romeo ve Juliette, savaş ilan eder, hastalığa, ölüme ve çaresizliğe karşı kazanılmak üzere girilmiş bir savaş, ellerindeki tek ve en güçlü silah ise sevgidir.

Catarina kendisinde HIV pozitif bulununca olabildiğince çok kişiye bulaştırmaya karar verir...

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Fransız bir çift olan Antoine ve Olga, uzun süredir Galiçya'da küçük bir köyde yaşıyorlar. Çevreye duyarlı tarım uyguluyorlar ve yeniden yerleşimi kolaylaştırmak için terk edilmiş evleri restore ediyorlar. Komşularıyla ciddi bir çatışma yaratan bir rüzgar türbini projesine karşı çıkmaları dışında her şey cennet gibi olmalı. Gerginlik onarılamaz bir noktaya yükselecek.

20. yüzyılın başlarında Amerika'da yaşanan büyük değişim dönemi sırasında, sessiz ve naif bir hayat yaşayan bir oduncu, aşkı ve kaybı bir arada deneyimler.

1970 yılında John Wayne canlandırdığı korkusuz ve tek gözlü Rooster Cogburn rolüyle Oscar® almış ve unutulmaz bir performans sergilemişti. Rooster Cogburn, genç bir kadın tarafından (Kim Darby), babasını öldüren ve ailenin tüm parasıyla ortadan kaybolan adamı bulmak üzere kiralanır. Genç kadın bu yolculukta Cogburn'e eşlik etmek konusunda ısrarlıdır. Yanlarına tecrübesiz bir Texas polisinin (Glen Campbell) katılışıyla işler iyice karışır. Bu sıradışı Western'e Robert Duvall ve Strother Martin de performanslarıyla katılmakta.

An old man and his sister are concealing a terrible secret from their adopted teen daughter, concerning a hidden abandoned farmhouse, located deep in the woods.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Kızlara nasıl yaklaşacaklarını bilmeyen 4 delikanlı, bu konularda daha tecrübeli dört genç kız ve pasta alır. Yılın en komik filmlerinden biri olmaya aday olan film aynı zamanda pastayı seks aracı olarak da kullanan ilk film.

Vahşi Afrika’da henüz yeni doğan bir aslan doğaya egemen düzenin kökünden sarsılacağı bir döneme tanıklık etmek üzeredir. Doğanın kralı olan babasının tacının veliahtı olan Simba, kötülüklerle ve kötü hayvanlarla dolu ormanlarda günden güne daha fazla öğrenecek ve daha fazla büyüyecektir. Simba’nın sorumluluklarını üstlenme ve sorunları çözme becerisi, ormanın yeni kurallarını belirleyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir