
Toni Servillo
Silvio Berlusconi

İki ayrı filmden oluşan Loro, eski İtalya başbakanı Silvio Berlusconi'nin hayat hikayesini anlatıyor. Sorrentino bir yandan skandalların adamı Berlusconi’yle sınır tanımadan dalga geçiyor, bir yandan da İtalyan siyasetine ilginç bir açıdan göz atıyor. Loro, siyasi hicvin en çağdaş ve en usta örneklerinden birini beyazperdeye getiriyor. Not: Bu filmdeki bazı sahneler yaşı küçük izleyiciler için uygun olmayabilir.

Toni Servillo
Silvio Berlusconi

Elena Sofia Ricci
Veronica Lario

Riccardo Scamarcio
Sergio Morra

Kasia Smutniak
Kira

Ricky Memphis
Stefano Ricucci

Euridice Axén
Tamara

Fabrizio Bentivoglio
Santino Recchia
Roberto De Francesco
Fabrizio Sala

Dario Cantarelli
Paolo Spagnolo

Anna Bonaiuto
Cupa Caiafa

Giovanni Esposito
Mariano Apicella

Ugo Pagliai
Mike Bongiorno

Ricky Memphis
Riccardo Pasta

Duccio Camerini
Rocco Barbaro

Yann Gaël
Michel Martinez

Son elli yılın en önemli İtalyan siyasetçilerinden Giulio Andreotti'nin yolsuzluk dolu meslek yaşamını ele alan film, aynı zamanda İtalya'daki siyasi ortamın keskin ve sıradışı bir portesini çiziyor...

Dünya, ülkelerin arasındaki politik çıkmazlar sebebiyle büyük bir savaşın gölgesindedir. Bu dünyada gençliğine ulaşmaya çabalayan bir çocuk ise kasabalarına gelen, güzeller güzeli bir genç kadın olan Malena'nın etkisiyle kendi erkek kimliğini bulmak üzeredir. Malena, tüm güzelliğiyle faşist bir İtalyan kasabasını derinden etkilemektedir. Bütün kasabayı birbirine düşürecek olan genç, seksi ve dul kadın, bu kasabanın hem başlangıcı hem de sonu olmak üzeredir.

Loro, skandallarıyla ünlenen eski İtalyan başbakanı Silvio Berlusconi'nin yaşamına odaklanıyor. Hem özel hayatına hem de ülke için yürüttüğü politika çalışmalarına iğnelemeler yapan Loro, Berlusconi'nin skandallarını masaya yatırıyor.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.

Washington'da senatörün ölmesinin haberi tüm eyalette yayılmıştır ve Senator Joseph Paine'in medya patronu Jim Taylor'dan istediği geçici göreve gelecek kişi için işlerine pek karışamayacak birini bulmasıdır. Jefferson Smith Boy Rangers'ın başkanı, dürüst ve idealleri olan biridir ve bu istek için biçilmiş kaftandır. Ne var ki, Washington entrikaları içinde Jefferson'ın dürüstlüğü ve kendini insanlara adaması bazı değişimlere sebep olur * İzlemeden önce sıkıcı bir politik film olduğunu zannediyordum.Kesinlikle sıkıcı değilmiş, aksine bir başucu filmiymiş. Kararında ilerleyen senaryo finaline doğru kalitesini hep arttırıyor. Zaten eski filmlerde en çok sevdiğim şey bu * Frank Capra neden filmlerinin son yarım saatini tüyleri havaya dikecek kadar etkileyici biçimde işliyor?

Sinemada gösterildiği yıllarda , tartışmalı biçimde, tamamen yanlış anlaşılmalarla dolu ve utanç verici biçimde eleştirilen, ama uzun yıllar sonra şimdi ,sadece Rossellini'nin en iyi filmlerinden biri olarak anılmakla kalmayıp, aynı zamanda modern sinemanın temel elementlerinden biri olarak hak ettiği yeri bulmuştur. Küçük bir ipucu verelim : Bir evlilik, İtalya'ya yapılan bir seyahat esnasında kötüye gider, biz de izleriz.

Jan, Jule ve Peter, zenginlerin adaletsiz güçlerine son vermek için bir plan yaparlar. Önceden belirledikleri zenginlerin evlerine girip, onların eşyalarıyla ilginç çalışmalar yapmaktadırlar. Yine bu eylemlerinden biri sırasında, evine girdikleri Hardenberg tarafından fark edilince, yakalanmamak için zengin adamı kaçırırlar. İşler ciddileşir. Kafadarlar için durum gitgide daha da zorlaşır * Adaylıkları ve katıldığı festivallerle adından söz ettiren film, on bir yıldan sonra, Cannes Film Festivali Altın Palmiye ödülüne aday gösterilen ilk Alman filmi.

Paul Javal isimli bir senarist Fritz Langin yeni filmi için bir senaryo yazması için işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee'i çok sevmektedir. Homeros'un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul'ün hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Üstelik bunda en büyük sorumluluk da filmin yapımcısındadır. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırmaktadır. Camille Javal, ismi ise Bardotun gerçek adıdır. Godard'ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri de denilebilir. Filmdeki senarist, bir zaman sonra kendi yazdığı filmin başkahramanına dönüşürken Godard sinema dili üzerine yine özgün fikirler vermektedir.

Bir grup üniversite öğencisi yaz aylarında Mao'nun politik ve kültürel devrimi üzerine çalışmaya başlarlar. Kendilerinin ve Fransa'nın durduğu noktayı tahlil etmek için yapılan bu araştırmada, sanat, kültür, kadının toplumdaki yeri sorgulanmaya başlanır. Grubun geldiği nokta, şiddetin kullanıldığı bir devrim projesidir.


Bir İngiliz casusu, bir büyükelçinin metresiyle ilişki yaşadıktan sonra Panama'ya sürülür. Oraya vardığında, tehlikeli geçmişi ve Panama'daki tüm üst düzey siyasi ve gangster figürleriyle bağlantıları olan yerel bir terziyle bağlantı kurar. Terzinin ayrıca Panama başkanı için çalışan bir karısı ve büyük bir borcu vardır. Görevi, Başkan'ın Kanal'la ne yapmayı planladığını öğrenmektir.

Popülizm ve hırsın aynı bünyede birleştiği bir politikacı olan Willie Stark, hedefi uğruna herşeyi göze alan ve mubah sayan bir kişiliktir. Bu özelliği, ilk zamanlarda başarı kazanmasını sağlasa da, sonradan hızla düşüşe geçen kariyerinin de baş nedeni olacaktır. Steven Zaillian yönetimindeki film, 1949 yılında Robert Rossen tarafından yönetilmiş aynı isimli filmin yeniden çevrimi. İlk filmin, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu da dahil üç dalda Oscar kazandığını, aynı zamanda Robert Penn Warren imzalı romanın da Pulitzer ödüllü başarılı bir roman olduğunu belirtelim.

Bir polis metresini öldürür; ipuçlarının izinin sürülmesini de kendisi yönlendirir; güçlü karakterinin yanı sıra, mesleğindeki konumu da düşünüldüğünde meslektaşları onu suçlu bulmakta aciz kalmaktadırlar. Kendisini suçlamaları yönünde teşvik mi etmektedir onları? Yoksa sadece gücünü göstererek gösteriş mi yapmaktadır, ya da nihayet kendi gerçek yüzünün ortaya çıkarılmasını mı hayal etmektedir?

Vittorio ve Cesare, birbirlerini uyuşturucu, alkol ve araba sevdasıyla harmanlayan, uçlarda sürünen iki yakın arkadaştır. Hayattan beklentileri bu marjinal ikiliye pahalıya patlamıştır. Günün birinde Vittorio, Linda ile tanışır ve Cesare’den uzaklaşır. Cesare’nin hayatı dibe vurunca Vittorio, ona tekrar destek olur. Uzak kaldıkları süre zarfında aralarındaki bağın daha da kuvvetlendiğini anlamışlardır ve beraber daha parlak bir gelecek geçireceklerini farkederler. Başarılı oyunculuklarla dikkat çeken bu trajikomik öykü, bu yıl İtalya’da en çok ses getiren filmlerden biri oldu.

Lugano, Switzerland. Titta Di Girolamo is a discreet and sullen man who has been living for almost a decade in a modest hotel room, a prisoner of an atrocious routine, apparently without purpose. His past is a mystery, nobody knows what he does for a living, he answers indiscreet questions evasively. What secrets does this enigmatic man hide?

Vasat bir besteci olan Salieri ile rakip olan Wolfgang Amadeus Mozart, müzikal dehasıyla ölümsüzlük kazanıyor. Salieri'nin bu durumu hazmedememesi intikam isteğiyle dolmasına neden olur.

Devrimci-Sosyalist bir politikacı olan Dr.Lambrakis ,(Yves Montand)barış savunucularının gösterisinde devletin sağ kanadının organize ettiği bir suikaste kurban gider. Cinayetin hemen arkasından devlet ve ordu görevlilerinin yaptıkları tek şey, olayı örtbas etmek için gerekli delilleri ortadan kaldırmaktır. Fakat prosedür gereği açılan davaya atanan savcı, olayın derinlerine indikçe karşılaştığı akıl almaz gerçeklerle yılmadan tıpkı bir dedektif gibi araştırmasına devam eder. Ama bu araştırma sırasında karşısına çıkan engeller, devletin içinde tahmininden de derin makamlardan gelecektir. Jean-Louis Trintignant'ın bir savcıyı ve Yves Montand'ın da solcu bir partinin önde gelen temsilcilerinden birini canlandırdığı filmde barışın önemi, faşist çeteler ile hükümet içindeki güçlerin ilişkisi bağlamında derin devlet sorunsalı irdelenmektedir.

Young Franco is imprisoned for murder and rises to become the feared and powerful 'Professor', taking control of Naples' underworld from behind bars.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir