
Kim Tae-ri
Hye-won

Elma ve pirinci ile ün salmış küçük bir köy ve bu köyde kesişecek olan 3 farklı hayat. Mi-sung-Li köyü elmacılık ve pirinç ile geçinen ve oldukça sıradan olan bir köydür. Bu köyde hayat çiftçilik ile geçmekte ve olağan dışı hiç bir şey olmamaktadır. Bu kadar sıradan görünen bir köye dönmek herkesin isteyeceği bir şey değildir. Ancak bir zamanlar bu köyde yaşayan ama uzun zaman önce köyü terk etmiş olan genç bir kadın olan Hye-won bu köye geri döner ve bu yüzden de sorunları ve geçmişi ile yüzleşmekten kaçamaz. Hye-won köye yeniden ayak durmaya çalışmakta ve her fırsatta Seul'a dönmeyi ertelemektedir. Fakat Hye-won'un bu kaçışlarının ardında farklı korkuların gizlenmiş olduğu eski arkadaşları Jae-ha ve Eun-sook ile yeniden karşılaştığında anlaşılır bir hal alır. Hye her ne kadar her şey yolunda gibi davransa da arkadaşları ile olan yeniden canlanan ilişkileri Hye için hayatında tam bir dönüm noktası olacaktır.

Kim Tae-ri
Hye-won

Moon So-ri
Hye-won's Mother

Ryu Jun-yeol
Jae-ha

Jin Ki-joo
Eun-sook

Jeon Guk-hyang
Bok-sun

Park Won-sang
Postman

Jung Jun-won
Hoon

장재희
Young Hye-won
강혜은
Hye-won's Friend
강민지
Hye-won's Friend

차수진
Jae-ha's Ex-girlfriend

Hong Sung-duk
Convenience Store Customer
전상진
NACF employee
김철환
NACF employee

옥수분
NACF employee

Anglikan rahibeleri, Himalayalarda dini bir cemiyet kurmaya kalkarlar, ancak şüpheci yerliler ve tabiatın yanında kendi şeytanlarıyla da savaşmak zorunda kalacaklardır.

Kim Ji-young, an ordinary woman in her 30s, suddenly shows signs of being inhabited by other women from her life, past and present.

Dreaming of making a way station for his sister and the villagers who have no choice but to commute along the dangerous train tracks every day, Joon-kyung sends many letters to the President, but with no reply. Ra-hee, who has a crush on Joon-kyung, does everything she can to help him meet the President.

Güney Koreli göçmen Yi ailesinin 1980’ler Amerika’sında yeni bir hayat kurma hikayesini anlatıyor. Baba Jacob’un çiftlik kurma hayaliyle Kaliforniya’dan Arkansas’a taşınan aile, kendi kimlik krizleri ve Reagan döneminin ekonomik zorlukları arasında sıkışıp kalır. İdeallerindeki hayattan uzaklaştıkça, Jacob ve Monica çiftinin birbiriyle olan bağları zayıflamaya başlar. Çocuklarının bakımına yardım etmesi için, anneanne Soonja’yı (büyük övgü alan performansıyla Yuh-jung Youn) davet ederler. Muzip anneannenin gelişi, aileye kolay pes etmemeleri gerektiğini hatırlatacaktır. Tıpkı her tür koşulda zorluklara dayanıp kök salmasıyla bilinen, Kore’ye özgü “Minari” bitkisi gibi…

Babasına hayran bir kız çocuğu olan dokuz yaşındaki Jin-hee, babası tarafından Seoul yakınlarında bir yetimhaneye geri alınmamak üzere bırakılır. Fakat Jin-hee babasının bir gün döneceğine inanmaktadır ve bu inançla bırakıldığı yere uyum sağlamamakta direnir. Evlat edinmek üzere batılı çiftlerin ziyaretlerde bulunduğu yetimhanede artık bekleyiş hakimdir. Koreli yönetmen Lecomte'un kendisi de çocukken evlat edinilerek Fransa’ya götürülmüş ve film de yönetmenin kendi anılarından esinlenerek yapılmıştır.

Kore doğumlu bir adam kendisini, mimar babasının komada bulunduğu Indiana’daki Columbus’ta sıkışıp kalmış şekilde bulur. Adam, kendi hayallerini sürdürmek yerine, iyileşmekte olan bir bağımlı annesiyle Columbus’ta kalmak isteyen genç bir kadınla tanışır.

"Sadece güzel bir gün geçirsek olmaz mı?" der babası Sam’e. Şehirden uzaklaşıp sırt çantalarıyla dağlarda çıktıkları üç günlük gezilerinde Sam, babasıyla onun en eski arkadaşına eşlik etmektedir. Daha on yedisinde, yaşının ötesinde bir bilgeliğe sahip olan Sam gezi boyunca iki yetişkinin erkeğin sürekli çatışan egolarının arasını bulmaya çalışır. Ancak sınırların aşıldığı ve duyduğu güvenin yerle bir olduğu o noktada Sam’in hayal kırıklığı da had safhaya ulaşır. Sam sonunda ailenin "iyisi" rolünden kurtulmaya hazır mıdır? India Donaldson’ın hem Sundance’e hem de Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümüne seçilen bu derinlikli ilk filmi, ebeveynlik bağının koptuğu o evrensel anı yakalamak üzere aile içi güvenin, anlayışın, erkekler arası dostluğun, "yetişkinliğin" ve kuşak farkının sınırlarını mercek altına yatırıyor.

Richard Young satılığa çıkarılan evine yıllar sonra geri döner. Evinin her köşesine baktığında hayatından izler görür ve yaşadığı anlar her bir noktada yeniden canlanmaya başlar. Ancak eşi benzeri olmayan bu ev, sadece Richard Young’ın değil, kuşaklar boyunca pek çok kişinin hayatında iz bırakmıştır. Bu evin anıları, geçmişten günümüze yüzyıllarca sürecek bir yolculuğun başlangıcı olur.

Amerikan Northwest’in geniş açık ovaları ortasında kendi yollarını bulmaya çalışan 4 kadını konu alan yapım, görünürde birbirleriyle bağlantısı olmayan bu farklı kadınların hikâyelerini incelikli bir şekilde anlatıyor. Laura Wells (Laura Dern), çok çalışan bir avukat; haksızlığa uğradığına inanan bir müşterisi tarafından rehin alınıyor. Gina Lewis (Michelle Williams), kocası ve kızıyla birlikte yaşayacağı hayallerindeki eve sahip olmak için çalışıyor, ama bu arada ailede yükselen tansiyonu hissetmemek mümkün değil. Küçük bir kasabada yaşayan genç bir kadın çiftçi olan Jamie ise (Lily Gladstone), yetişkinler için hukuk dersi veren Elizabeth Travis’e (Kristen Stewart) âşık oluyor, ya da son derece tuhaf ve duygusal bir dostluk ilişkisi bu.

Onbir yaşındaki Vada'nın hayatı, babası Harry'nin kozmetikçi Shelly ile evlenmeye karar vermesiyle bir anda kararıyor. Vada, küçük bir kasabada yaşayan ve zamanının çoğunu bir erkek olan en iyi arkadaşıyla geçiren ve hastalıklardan korkan bir kızdır. En iyi arkadaşının ölümü üzerine hayatı başka bir açıdan görmeye başlıyor.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.

Yazı anneannesinin yanında geçirmesi için köye götürülen şehirli ve inanılmaz şımarık bir çocuğu anlatır. Bu veledin kadıncağıza yapmadığı kalmaz. Oysa anneannesi sevgi dolu, yaşını göstermeden torunu ile ilgilenen mükemmel bir varlıktır.

On dokuzuncu yüzyılda ekonomik açıdan başarılı olmak için şeytanla anlaşan New Hampshire'lı bir çiftçi, anlaşmayı bozmak için Daniel Webster'ın desteğini alma hikayesi...Fantastik ögeler barındıran ,yapıldığı yıla göre ortalamanın üzerinde bir film.

Sıradan bir adamın hasta oğlunu yaşatmak için suça yönelmesini anlatan çok önemli bir film… Dünyanın her yerinde rastlayabileceğiniz türde bir Sırp ailesi. Daha çok para kazanabileceği fırsatları, işini ahlaklı bir şekilde yapabilmek adına geri çeviren bir adam, gündüzleri öğretmenlik yapan ailesine düşkün bir kadın ve bu çiftin aşklarının meyvesi olan sevimli bir oğlan. Rutin ama problemsiz, sıcak bir hayatları var. Ayın sonunu zor getiriyorlar ama her sabah arabayla kırmızı ışıkta durduklarında arabanın çevresini saran sokak çocuklarına göre daha şanslı olduklarını da biliyorlar.

Bigas Luna nın Yönetmen liğini yaptığı filmin öyküsü, Bir İspanyol Şehri ndeki tek iş alanı olan ve sizde içten bir Samson sanız sloganıyla üretim yapan bir iç giyim firması etrafında geçmektedir. Zengin Samson aile bireyleri aslında çaresiz ve cinsel açlık içerisindedirler. Oğul Luis, bu açlığını çekici kız arkadaşı Silvia ile Silvia ın barda çalışan fahişe arasında gidermektedir. Jose, Silvia nın hamile olduğunu öğrendiği zaman acele ile çöplerin arasında bulduğu bir sodanın açma halkasını Silvia nın parmağına nişan yüzüğü olarak takar. Jose nın Silvia ya karşı hissettiği aşktan çok şehvettir. Ama ailesi fakir olan ve tek kurtuluş noktası Jose olan Silvia bu işarete inanmaz. Jose nin annesi oğlunun bir fahişenin kızıyla evlenmesine izin vermeyecek kadar sosyal statüsü ile gurur duymaktadır.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Amerikan İç Savaşı’ndan iki yıl önce geçen hikâye, eski bir köle olan Django’nun Alman ödül avcısı Dr. King Schultz ile yollarının kesişmesini konu alıyor. Schultz, Django’nun yardımı karşılığında ona özgürlüğünü kazandırır ve zorlu bir görevde iş birliği yaparlar. Django’nun üstün avcılık yetenekleri, onları son hedeflerine götürür: Django’nun karısı Broomhilda’yı köle tüccarlarının elinden kurtarmak.

Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.

After treating his rancher cousin shoddily in L.A. Michael Woods is sentenced by his parents to spending a month on the ranch with his cousin and aunt.

Albany, New York, 1776. After marrying, Gil and Lana travel north to settle on a small farm in the Mohawk River Valley, but soon their growing prosperity and happiness are threatened by the sinister sound of drums that announce dark times of revolution and war.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir