
Catherine Deneuve
Cécile

In Tangiers where he traveled for his work, a man finds the woman he loved, and attempts to revive their romance though it ended some 30 years earlier.

Catherine Deneuve
Cécile

Gérard Depardieu
Antoine Lavau

Gilbert Melki
Natan

Malik Zidi
Sami

Lubna Azabal
Nadia

Tanya Lopert
Rachel Meyer
Nabila Baraka
Nabila
Idir Elomri
Saïd
Nadem Rachati
Bilal
Jabir Elomri
Saïd
Christophe Freudiger
Joueur du casino
Hicham Ibrahimi
Réceptionniste
Bouchaïd Kidi
Le bijoutier

Stéphane Rouabah
Chauffeur d'Antoine

80'lerin genç oyuncuları Molly Ringwald (Sixteen Candles, The Breakfast Club) ve Andrew McCarthy (St.Elmo's Fire) John Hughes (Ferris Bueller's Day Off)'ın yazmış olduğu bu aşk hikayesiyle bir araya geliyorlar. Kız ve oğlan şehrin farklı yakalarından gelen lise öğrencileridir. Ancak aşklarının filizlenmesiyle romantizm yerini yavaş yavaş hayatın gerçeklerine bırakmaya başlar. Güzel müzikleri eşliğinde Pretty In Pink'in acı-tatlı hikayesinde Harry Dean Stanton, Jon Cryer, James Spader ve Annie Potts'u da izliyoruz.


Algeria, the 1930s. Younes is nine years old when he is put in his uncle's care in Oran. Rebaptized Jonas, he grows up among the Rio Salado youths, with whom he becomes friends. Emilie is one of the gang; everyone is in love with her. A great love story develops between Jonas and Emilie, which is soon unsettled by the conflicts troubling the country.

Orson Welles‘in başyapıtlarından “Muhteşem Ambersonlar“, aynı zamanda yönetmenin en talihsiz filmlerinden birisi. Yapımcı firmanın marifetiyle yarısından çoğu kurguda yok edilerek (148 dakikadan 88 dakikaya indirildi) gösterime sokulan “Muhteşem Ambersonlar“, aristokrat bir ailenin çöküşünü ve güç dengelerinin bozulması yüzünden bir anda sınıf düşmesini anlatıyor. George Amberson Minafer (Tim Holt) aristokrat bir ailenin, güç-budalası haline gelmiş oğlu. Bir mucit olan Eugene Morgan (Joseph Cotten) George’un annesine aşık oluyor, ancak kadın çok daha zengin bir adam olan Wilbur Minafer’ın (Donald Dillaway) büyüsüne kapılıyor. Yıllar sonra Eugene şehre geri dönüyor, üstelik yeni bir icadın, otomobilin yaratıcısı olarak... Welles’in ölümünden sonra bilgisayarla renklendirilen filmin kurgusunu ileride birçok başarılı filme imza atacak olan Robert Wise yapmıştı.

Magali, forty-something, is a winemaker and a widow: she loves her work but feels lonely. Her friends Rosine and Isabelle both want secretly to find a husband for Magali.

Toskana'da aşk başka nasıl anlatılır? Aşk yuvası küçük oteller, kafelerde birbirinin gözüne bakan âşıklar... Bir çift gibi görünmeye çalışan bir kadın ve bir erkek... Adam, bir konferansa konuşmacı olarak katılan İngiliz bir yazar; kadın, Fransa'dan gelen bir sanat galerisi sahibi. İşte herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi birinin başına gelebilecek bir öykü...

1962 yılında Fransa’nın güneybatısında Maité, Serge ve François’ın kafası hem yaklaşan lise mezuniyetleriyle hem de Cezayir’deki savaşla meşguldür. Kaldıkları yatılı okulda veya rahatlamak için gittikleri nehirde farklı siyasi görüşlerini ve birbirilerine karşı duygularını hararetle tartışırlar.

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...

Marisa Tomei (My Cousin Vinny) ve Christian Slater (Murder in the First) bu yürekleri ısıtan, dürüst ve ustaca işlenmiş modern çağ romantik hikayesinde olağanüstü performans sergiliyorlar. Rosie Perez'in de (White Men Can't Jump) yardımcı rolde yer alarak kendisine özgü enerji ve yeteneğini kattığı Untamed Heart, "tam olması gerektiği gibi" (Roger Ebert, "Siskel & Ebert"), Tomei, Caroline adında aşk hayatı sürekli mutsuz devam eden bir garsonu canlandırıyor. Slater ise Adam rolünde restaurantın Caroline'a gizli bir hayranlık besleyen fakat ona duygularını açamayan başka bir çalışanını canlandırmakta. Ama her şey soğuk bir gecede değişir, Caroline eve dönerken hayatı tehlikeye girer ve Adam onu kurtarır. Beklemediği beyaz atlı prensine ilgi duymaya başlayan Caroline, duyarlı adımlarla onun yalnız dünyasına girer. İkisi bir arada sinemadaki en unutulmaz aşk hikayelerinden birisine dönüşecek bir güven ve anlayış bağı oluşturuyorlar.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Film, iki kişiyi de hazırlıksız yakalayan romantik bir aşk ilişkisini konu alıyor.

In 1972, disenchanted about the dreary conventions of English life, 25-year-old Julia heads for Morocco with her daughters, six-year-old Lucy and precocious eight-year-old Bea.

Almut, yakın zamanda boşanmış olan Tobias'la tesadüfen karşılaşmasıyla hayatının sonsuza kadar değiştiğini fark eder. Ancak birbirlerine aşık olduktan, bir ev inşa ettikten ve bir aile kurduktan sonra zor bir gerçek ortaya çıkar.

Sevgilisinden yeni ayrılmış bir roman yazarı, Fas'ta huzur dolu bir yazarlar kampında hayattaki seçimlerini gözden geçiren genç bir adamla beklenmedik bir bağ kurar.

Pregnant out of wedlock, an educated young woman is pressured by her father into an arranged marriage with a lonely farmer in this drama set during WWII.

Çok bilinmeyen, genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan Adam, yaşadığı toplumun ve insanlığın aldığı halden dolayı depresif ve çok mutsuz haldedir. Onu hayata bağlayan Eve adındaki sevgilisi ile olan aşkları ise yüzyıllardır sürmektedir; zira Adam ve Eve aşkları hiç tükenmeyen iki vampirdir. Fakat bu ölümsüz ve uzun soluklu aşk Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından sekteye uğrayacaktır.

Ted Kramer, işine son derece bağlı bir babadır ve bir gece eve geç döndüğünde, karısı Joanna onu terk etmek üzere olduğunu söyler. Kocasından ayrılıp, kendisini bulmaya çalışacaktır. Altı yaşındaki oğullarını da bakması için ona bırakacaktır. Bir taraftan işini sürdürmeye çalışan Ted diğer yandan da, pek az babanın bildiği kadarıyla, oğlunu tanımaya çalışmaktadır. Ona yemekler pişirmekte, parka gezmeye götürmekte ve onun her ihtiyacı ile korkularını anlamaya çalışmaktadır.

Orta sınıf bir Fransız ailesinin hayatından yaklaşık on iki yıllık bir kesiti farklı tarihlerde farklı karakterlere odaklanarak anlatıyor. Her bölümün ana karakteri ailenin başka bir üyesi oluyor. 5 kişilik bir aile bu. 2 erkek, 1 kız çocuk ve anne, babadan oluşuyor. Her bölümde bir karakter üzerinden yola çıkarak ailenin üyelerinin birbirleri arasındaki ilişkilerini konu alıyor. Baba taksicilik yapıyor, 'kafa' biri olarak tanımlanabilir, anne çocuklarına hem düşkün hem değil, tabiki onları çok seviyor ama fazla göz önünde değil bu sevgi. Erkek kardeşlerden biri (büyük) doktor, bir diğeri hayali gitarist, ve kızda alternatif rockçı. Bunların hepsini bir eve toplayınca eğlenceli sahneler çıkmış ortaya.

Max Paris'te yaşamaktadır. Bir gün şans eseri kafede en büyük aşkı Lisa'yı görür. Lisa ile tekrar görüşebilme saplantısı yüzünden o günlerde planladığı Tokyo gezisi ve hatta evlilik hazırlıkları hikaye olur çıkar. Lisa'nın yaşadığı yeri öğrenir, sinsi gibi apartmanda saklanmaya başlar. Lisa'ya benzeyen başka bir kadın; Alice, Max'i görür ve cinsel ilşkiye girerler. Şu halde işler biraz karışır tabii. Bu da yetmezmiş gibi Alice, Max'in samimi arkadaşı Lucien'in kız arkadaşı çıkar, iyice alt üst olur ortalık.

Popüler bir Dakar banliyösüne inşa edilen fütüristik bir kulede çalışan işçiler, aylarca emeklerinin karşılığını alamadan çalışır. Yaşadıkları sıkıntılara son vermek isteyen işçiler, daha iyi bir gelecek için ülkeyi terk etmeyi planlar. Ülkeden ayrılmayı düşünenler arasında genç bir kadın olan Ada’nın sevgilisi Suleiman da vardır. Çift birbirlerini sevip, birlikte bir gelecek düşleseler de Ada başka bir adamla evlendirilmek istenir. Ada için karar verilince de kısa sürede düğün hazırlıkları yapılır. Bu sırada, Suleiman ve bir grup işçi hayallerinin peşinden gitmeye karar verir ve ülkeyi terk eder. Ancak Ada’nın düğününün başladığı sırada büyük bir yangın çıkar. Genç kız, her yere yayılmakta olan bu ateşin kendisini kurtarmak için geri dönen Suleiman tarafından çıkarıldığını düşünmeye başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir