
Valeria Bruni Tedeschi
Martine

Martine is 25. Since breaking up with François, she has the feeling that the world is caving in on her. Between small jobs and one-night stands, she can't seem to get a fix on herself. In desperation, after a last quarrel with François, she unintentionally causes an accident that leads her to the emergency ward of a psychiatric hospital. During her brief stay, she unexpectedly sparks into life. She takes an interest in two young patients, Pierre and Anne, convinced that she is doing the right thing in supervising their love life...

Valeria Bruni Tedeschi
Martine

Melvil Poupaud
German

Marc Citti
Pierre
Claire Laroche
Anne

Frédéric Diefenthal
Jean

Serge Hazanavicius
François

Marianne Groves
Muriel

Sandrine Kiberlain
Florence

Jackie Berroyer
Mr. Jacquet
Francis Bouc
Mr. Edmond
Philippe Costa
Michel

Manuela Gourary
Mme. Caressa
Yvonne Kerouedan
Corinne
Bruno Le Barazer
Grand Gérard
Mimolette
Geneviéve


43 yaşındaki kuaför Suze Trappet, ağır hasta olduğunu öğrendikten sonra henüz 15 yaşındayken bırakmak zorunda kaldığı çocuğunu aramaya karar verir. Çılgın bürokratik yolculuğu sırasında, aşırı coşkuya eğilimi olan kör bir arşivci olan Bay Blin ve tükenmişlik yaşayan elli yaşında bir adam olan JB ile tanışır. Suze’un uzun süredir kayıp olan çocuğunu arayan garip üç kişi, şehirde komik ve hareketli, karmaşık bir yolculuğa çıktı.

Victor is a legal advisor who finds himself abandoned by his wife and fired the same day. He tries to seek comfort from different friends and family members, but everyone he meets is concerned with their own problems. His morale begins to falter when he realizes that no one cares about him.

Christine’s life has not been easy lately. Her lonely routine is divided between free food banks distributions and wandering the streets. On a cold winter night she founds Suli, an 8-year-old Eritrean boy, sobbing in front of her shelter. Christine understands that he is lost and has been separated from his mother. Bounded by their marginal condition, they embark together on an emotional journey to find Suli’s mother in the underground world of Paris...

One morning, Louise, 45, is suddenly unable to step out of her car. Sweats, anxieties, palpitations... she is having an inexplicable panic attack. She is tetanized and simply cannot set foot outside.

Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle ailesini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan depresif bir babanın, karısını ve çocuklarını tekrar kazanabilmek için verdiği mücadelenin trajikomik öyküsü, aile bağlarının önemini vurgulayarak ekrana geliyor.

Marie-Line is juggling between odd jobs to support her agoraphobic father. Despite the precariousness of their lifestyle, she remains a lively and cheerful young woman. Yet, after a series of unfortunate events, she is fired from her job and sentenced by a judge to a small penalty. A few days later, this very judge will be in a position to help her get back on track – a chance for Marie-Line but also the beginning of an unlikely friendship.

A woman in her thirties gets tired of life in Paris and decides to leave and become a farmer.

Sophia, a brilliant doctoral student, has always maintained a symbiotic relationship with her brother Karim. The arrival of a new lover in Karim’s life significantly alters their dynamic.

İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, özgür dünyanın kaderi Bordeaux'daki lüks Hotel Splendide'da dengede durmaktadır. Kabine üyeleri, gazeteciler, fizikçiler ve her görüşten casuslar, Almanların Paris'i işgalinden kaçmak için bir araya gelmişlerdir. Yüksek sosyete, hapishane kuşlarıyla kaynaşmıştır. Cinayet entrikaları, bilimsel sırlar ve aşk ilişkileri zaman içinde gelişir.

Genç bir kadın olan Selma, 10 yıl Paris’te yaşadıktan sonra memleketi Tunus’a geri döner. Kuzeni onun Paris’i bırakıp neden geri döndüğüne bir türlü anlam veremez. Selma burada bir psikoterapi kliniği açar. İnsanlar başlarda psikiyatri kliniğine gitmeye şüpheci yaklaşır. Ancak çok geçmeden devrimden sonra insanların konuşma ihtiyacının artması onların kliniğe gitmelerine neden olur.

May 6, 2012. Cable news reporter Laetitia is covering the French presidential elections, while Vincent, her ex-husband, demands to see their two young daughters. It's a manic Sunday in Paris: two agitated girls, a frazzled babysitter, a needy new boyfriend, a grumpy lawyer and France cut in half!

A director wants to make a documentary about actresses, all actresses: the popular ones, the unknown ones, the intellectuals, the comedians, the forgotten ones... Filming everything, with or without their consent, the director gets caught up in the game and lets herself be devoured by these women, who are as fragile as they are manipulative.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Broke, with nothing but her cat to her name and doors closing in her face, Paula is back in Paris after a long absence. As she meets different people along the way, there is one thing she knows for sure: she's determined to make a new start and she'll do it with style and panache.

Bir adamın kendi hayatını kontrol etme çabasıyla başlayan, seçim şansı olmayan bir hikaye; kaybolmuş olan ve geri dönen eşinin artık farklı birisi olduğunu fark eden bir polis; ve belirli bir kişiyi bulmaya kararlı, özgücü olan ve olağanüstü bir ruhsal lider olma kaderine sahip bir kadın.

Karin, kocası Martin, babası David ve kardeşi Minus'la birlikte bir adada tatil yapmaktadır. Karin, hastalığından dolayı birkaç ay akıl hastanesinde kalmıştır. Kocası Martin, karısını çok sevmesine rağmen onunla iletişim kurmakta ve ona ulaşmakta güçlük çekmektedir. Babası David, kendi dünyasına kapanmış bir yazardır. Duygusal olarak izole bir ortamda yetişen Minus, sevgi ve şefkate açtır. Aile içinde gelişen beklenmedik olaylar, tüm ilişkileri kökten değiştirecektir. Ingmar Bergman, dokuz kez Oscar®'a aday gösterilmiş, insan ruhunun hem karanlık ve umutsuz, hem en eğlenceli ve umut dolu yanlarını aynı ustalık ve derinlikle filmlerine yansıtmış bir yönetmendir. Filmleri, gerek görsel gerekse karakter derinliği ve olay örgüsü açısından modern sinema yönetmenleri için çok önemli bir ilham kaynağı olmuştur.

Elwood P. Dowd, annesi öldükten sonra onun evine taşınan ablası Veta ve yeğeni Myrtle ile yaşamaktadır. Veta kızı için uygun bir damat adayı aramakta; ancak pek de çekici olmayan Myrtle, insanların dayısının tuhaflıklarından rahatsız olması nedeniyle bir türlü kimse ile tanışamamaktadır. Çünkü Elwood, kendisinden başka kimsenin göremediği bir pooka olan, 2 ayak uzunluğunda beyaz bir tavşan olduğunu iddia ettiği Harvey adında hayali bir arkadaşı ile yaşamaktadır. Kardeşi Vita ne zaman eve birini davet etse, Elwood konukları Harvey ile tanıştırmaya çalışmakta ve bu ilginç durumu yadırgayan konukları kaçırmaktadır. Elwood'un yüm yaşamı dostu Harvey' le birlikte her gün aynı bara gitmek, ona ve Harvey'e alışık bar sakinleri ile sohbet edip margarita içmektir. Fakat Elwood insanların ona deli gözüyle baktığının farkında değildir. Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.

Babasının kimliğini keşfetmeyi ümit eden genç bir kız olan Sophie Sheridan’ın öyküsü, ünlü pop grubu Abba’nın hit şarkıları eşliğinde anlatılıyor. Sophie Sheridan evlenme aşamasına gelmiş genç bir kızdır. Nikâhtan bir gün öncesinde annesi Donna’nın 20 yıl önce ziyaret ettiği Yunan adalarında yaşadığı geçmişinden üç erkek birden getirir.

Jodie Foster'ın yönettiği 'Little Man Tate'in başrolünde, yetenekli çocuk oyuncu Adam Hann-Byrd var. Dede (Jodie Foster) tek başına oğlu Fred'i (Adam Hann-Byrd) büyütmeye çalışıyor. Bir anda, oğlunun aslında bir dahi olduğunu keşfeden Dede, Fred'in hakettiği herşeye sahip olmasını, tüm eğitim imkanlarının kendisine sunulmasını istiyor. Dede, aynı zamanda oğlunu kötü niyetli insanlardan da korumak zorunda. Foster ilk yönetmenlik deneyiminde etkileyici bir dram sunuyor izleyiciye.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir