
Lea Massari
Maria

September 1943. After Italy surrenders to the Allies, people in Naples believe the war is finally over, but soon they realize Germans are still in control — and as ruthless as ever. Armed with makeshift weapons, civilians rise up en masse against the invaders — and overwhelming odds.

Lea Massari
Maria

Gian Maria Volonté
Stimolo

Aldo Giuffrè
Pitrella

Jean Sorel
Livornese

Domenico Formato
Gennarino Capuozzo

Regina Bianchi
Concetta Capuozzo

Raffaele Barbato
Giovanni Ajello

Pupella Maggio
Arturo's Mother

Frank Wolff
Salvatore

Luigi De Filippo
Cicillo

Charles Belmont
Sailor

Franco Sportelli
Prof. Rosati
Silvana Buzzanca
Immacolata

Enzo Cannavale
Partigiano

Georges Wilson
Direttore del riformatorio


2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra çekilmiş olan film, savaşta İtalya’da yaşananları anlatır. Film, yönetmenin savaş üçlemesinin ikincisidir ve aynı zamanda İtalyan Yeni Gerçekçilik akımında yer alır.

Time after time, soldiers of the Italian Army are forced to leave their mountain trenches in attempts to storm an enemy fortress, always with the same disastrous results. As casualties mount, indignation spreads among the rank and file. Disturbed by his superiors' decisions, Lieutenant Sassu is led to question the purpose of war and reconsider where his real duties lie.

The Night of San Lorenzo, the night of the shooting stars, is the night when dreams come true in Italian folklore. In 1944, a group of Italians flee their town after hearing rumours that the Nazis plan to blow it up and that the Americans are about to arrive to liberate them.

Film Japonlara esir düşmüş İngiliz ve Amerikalı askerlerin Singapur'daki Changi kampındaki son günlerini anlatıyor. Filmde Japonları neredeyse hiç görmüyoruz. karaborsanın, yalanın dolanın gırla gittiği, yüce askeri değerlerin, rütbelerin hiç bir anlam ifade etmediği kampın kralı amerikalı onbaşı king rolünde George Segal [ki kendisini just shoot me'nin babası olarak hatırlayabilirsiniz], king'in gerçek hayatta aynı salonlarda bulunmasının pek mümkün olmadığı kankası pete marlowe rolünde james fox ve bu ikisine beslediği düşmanlıkla ayakta duran sevimsiz teğmen grey rolünde tom courtenay harikalar yaratıyorlar.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Summer 1943, Piedmont, Italy. Milton loves Fulvia who plays with his love: she only likes the depth of his thought and the letters he writes to her. One year later, Milton has joined the Resistance and fights beside other partisans. He learns during a conversation that Fulvia was secretly in love with his best friend Giorgio, a partisan like him. Milton decides to go find Giorgio in the Langhe region of Italy with all its misty hills...But Giorgio has just been arrested by the Fascists.

James McBride'in aynı adlı romanından uyarlanan savaş filmi, Spike Lee'nin imzasını taşıyor 1983'de işlenen bir cinayetin temeli 2 Dünya Savaşı'na dayanmaktadır O dönemde Amerikan Ordusu'na bağlı 92 Buffalo Askerleri'nden Stamps, Bishop, Hector ve Train İtalya'nın Toskana bölgesinde savaşmaktadır Düşman hattının gerisinde kapana kısılınca birliklerinden ayrı düşerler 4 siyahi asker, 9 yaşındaki Angelo'yu kurtarmak için kendi hayatlarını riske atarlar.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

1942 yılı. Belçikalı Yahudi bir genç olan Gilles, Almanya’daki toplama kamplardan birine götürülmek üzere Nazi subayları tarafından yakalanır. Kurtulmak için Yahudi değil İranlı olduğunu söylemesiyle hayatta kalsa da, Gilles’nin bu yalanı onu yaşamla ölüm arasında tutan tehlikeli bir oyuna dönüşür. Savaş bitince İran’a gitme hayalleri kuran Subay Koch, Gilles’in kendisine Farsça öğretmesi şartıyla hayatını bağışlar. Ancak en büyük sorun Gilles hiç Farsça bilmiyordur ve Koch’a öğretmek için yeni bir dil yaratmak zorundadır. Kamptaki diğer askerler onun yalanını ortaya çıkarmak için ellerinden geleni yaparlarken, Gilles uydurduğu bir kelimeyi bile unutursa bedelini hayatıyla ödemek zorunda kalabilir.

Alman ordusunun bombardımanı altında kalan Belgrad’da komünist Marko’nun hedeflediği ortam fazlasıyla sağlanmıştır. Zekasını sinsiliğiyle birleştiren Marko, arkadaşı Blacky ve yoldaşlarını yeraltında bulunan bir mahzene silah üretmek için yerleştirir.Marko’nun söylediklerine göre savaş bitince herkes dışarıya çıkacak ve bir yeryüzü cennetiyle karşılaşacaktır. Zaman geçip de kaos sona erip barış ilan edildiğinde yer üstünde çok şey değişir. Ama yeraltında her şey aynı şekilde devam eder. Marko yeraltındakilere faşist yönetimin tüm acımasızlığıyla hükmünü sürdürdüğünü belirterek, yeraltında silah üreten yoldaşlarına yaşamın tüm karanlığıyla devam ettiğine inandırır.

II. Dünya Savaşı sırasında bir Japon esir kampında geçen film, Japon subaylarla İngiliz esirler arasında yaşanan gerilim dolu günleri anlatıyor. Savaş karşıtı olduğu kadar insan ve toplum psikolojisinin derinlerine inen filmin kadrosunda David Bowie ve Takeshi Kitano gibi iki efsane yer alıyor.

Usta yönetmen Istvan Szabo'nun dünya çapında ses getiren ünlü filmi. Bir Alman tiyatro oyuncusu Faust oyunundaki performansıyla beklemediği bir başarı kazanır. Bu arada, İkinci dünya savaşı Almanya'sında Naziler iktidara gelirler ve her konuda olduğu gibi, tiyatro konusunda da ülkede karmaşa yaşanır. Arkadaşları teker teker öldürülen yada ülke dışına kaçan tiyatro oyuncusu, Naziler karşısında oyununu çok iyi sergilediğinin farkına varır ve içsel bir hesaplaşmaya girer. Film gösterildiği yıl Cannes film festivalinde senaryo, Oscar ödüllerinde ise yabancı film ödüllerini kazanmıştı.

Film, 1943 yılında iki istihbarat ajanının, müttefiklerin planladıkları saldırıyı dezenformasyon yöntemiyle önlemeye çalıştıkları absürt savaş stratejisini anlatıyor.

18 Ocak 1943 yılında Nazi orduları Varşova Gettosu'na doğru yol almaktadırlar, Görevleri uzun zamandır yaptıkları gibi yine yahudileri Treblinka'daki ölüm kampına götürmektir. Fakat bu sefer her şey farklıdır. Yahudi Savaş Örgütü'ne mensup silahlı kadın ve erkekler de bunların arasına karışır. Sinyal verildiği zaman hepsi özgürlükleri için savaşmaya başlarlar. Ayaklanma ikinci dünya savaşı esnasında Nazilere karşı yapılan en büyük Yahudi örgütlenmesini olağanüstü bir şekilde anlatmış bir filmdir. Savaş zamanında sıradan insanlar hayatlarını kurtarmak için düşmanla kendi başlarına savaşmaya karar verirler.

1944 Fransa’sında, bir Amerikan istihbarat timi, Almanya’nın savaşın son taarruzunda ölmek yerine teslim olmak isteyen bir Alman müfrezesinin izini sürer. O sırada savaştan izole durumda olan iki grup asker, aralarındaki düşmanlığı bir kenara bırakıp Noel’i birlikte geçirir. Ancak teslim olma planı ters gidince, her iki taraf da birbirleriyle savaşmak zorunda kalır.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir