
Alice Braga
Olivia

Olívia, a fashion executive, and José, a photographer, gets together in Paris, having casual sex and talking a little about relationships. And, in some days, they meet again in another city. And another one. And another... Latitudes is a trip around the world, the love and the poem of living.


1500’lerin Venedik’inde, genç Bassanio güzeller güzeli Portia’nın kalbine giden yolu fethetmeye kararlıdır. Ama talibi çok olan bu genç hanımı elde etmek için çıkacağı yolculukta ona para lazımdır. Bunun üzerine tacir dostu Antonio’ya gider. Oysa iyi niyetli adam tüm parasını seyahatteki gemilerine bağlanmıştır. Dostuna yardım etmeye kararlı olan Antonio, faizsiz borç verdiği için nefretini kazanmış olduğu Yahudi tefeci Shylock’a başvurmak zorunda kalır. İntikam vaktinin geldiğini anlayan Shylock belki de hayatında ilk kez faiz işletmeden borç vermeyi kabul eder ama eğer parayı zamanında geri alamazsa her gecikme için Antonio’nun etinden bir parça almak üzere anlaşır.

Bir parlamento üyesi olan Dr. Fleming, oğlunun nişanlısı Anna'ya tutkulu bir şekilde aşık olur. Tamamen takıntılı bir şekilde, hayatının geri kalanını her şeyden vazgeçmeye razı olarak onunla geçirmek istemektedir. Ancak Anna onun bunu yapmasına izin vermez ve oğluyla evlenmesinin bütün bu olayların örtebileceğini düşünür. Fakat işler düşündükleri kadar kolay ilerlemez. Sonunda ilişkileri ortaya çıkar ve artık bu büyük yıkımla başa çıkmak zorundadırlar.

Floriane yüzme takımı üyesi, alımlı, sarışın ve mükemmel vücutlu bir kız. Küçük ve erkeksi olan Marie içe dönük ve utangaç. Gözlemlemeyi sevenlerden. Anne’in ise kilo problemi var ve biraz dertli ama aynı zamanda lafını esirgemeyen ve dışa dönük bir tip. Anne, gözleri Floriane’dan başkasını görmeyen bir erkek yüzücüye “abayı yakmış”. Bu üç kızın arasındaki ilişki, duyguların yüzme havuzunun ışıltılı ve kuralcı ortamından soyunma odalarının ve yatak odalarının kişisel alanına geçip, arzunun ve kıskançlığın karanlık dehlizlerinde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte farklı bir boyut alır. Yetişkinliğe has özel hayat çelişkileri, kamuya açılıp ergenliğin güvenli dünyasını istila edince ayarlar bozulur… Paris’in hemen dışındaki bir banliyöde geçen Nilüferler senkronize yüzme dünyasından gelen birbirinden çok farklı üç kızın içinden geçtikleri duygusal aşamaları takip eden bir film

Film, kız arkadaşının ölmekte olduğunu keşfeden 17 yaşındaki bir adamı izliyor. Genç adam bu yüzden kız arkadaşının hayatının son yılında ona bütün bir hayat vermeye karar verir.

Lucy Honeychurch (Helena Bonham Carter) iyi yetiştirilmiş bir İngiliz kızıdır ve İtalya'ya ilk ziyaretidir. Yıl 1907'dir. Genç ve masum bir kız yanında refakatçisi ile seyahat etmek zorundadır. Bu rol yaşlı kuzen Charlotte Bartlett tarafından üstlenilmiştir. Yaşlı kuzen bir kızkurusu olarak rolü çok iyi yerine getirmektedir. Fakat İtalya Lucy'yi değiştirir. İki acılı olay onun yaşamını değiştirir: Lucy geç bir adamla birlikte bir aşk yaşar ve bir cinayetin tanığı olur. Emersonlar İngilizlere göre biraz daha rahat, açık fikirli ve yan eğitimli bir ailedir. Charlotte Lucy'yi onlardan uzak tutmaya çalışır.

Val Xavier, a drifter of obscure origins, arrives at a small town and gets a job in a store run by Lady Torrence. Her husband, Jabe M. Torrance, is dying of cancer. Val is pursued by Carol Cutere, the enigmatic local tramp-of-good-family.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

Kardeşinin ölümünden sonra yeni bir başlangıç için Milano'ya taşınan June, yeni uluslararası okulundaki kusursuz onur öğrencisi Will'de huzur bulur. Ama Will'in gizli MMA dövüşlerine katılan sorunlu arkadaşı James'le başlayan rekabet, hızla karşı konulmaz bir çekime dönüşür. June güvenli olanla istediğini sandığı her şeyi altüst eden aşk arasında seçim yapmak zorundadır.

9 hayat..9 hikâye..Yaşamın sancılarına ve hayal kırıklıklarına göğüs geren, duygularını sarmalayan ilişkilerin esiri 9 kadın...

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Şehir değil. Kadın. Çok seksi bir kadın. Doğal olarak, Syd'in (Chris Evans, Fantastic Four) London'la (Jessica Biel, Stealth) tutku dolu ama fırtınalı ilişkisi bittiğinde, Syd harabeye döner. Unutmak ve hissizleşmek için kendini alkol ve üyuşturucuya veren Syd, London'ın arkadaşlarının onun için bir veda partisi verdiğini öğrenir ve davet edilmemesine rağmen, tedarikçisi (Jason Statham, Transporter 2) ile beraber partiye gider. Bedeli ne olursa olsun, eski kız arkadaşını şehri terk etmemesi için ikna edecektir.

Mr.Dashwood yasalar gereği mirasını ilk karısından olan oğluna bırakmak zorundadır. Oğlundan ikinci karısı ve ondan olan kızlarına destek olmasını rica eder. Fakat oğlunun karısı bunun gerçekleşmesini engellemek için elini yapar. Biri tamamen duygularıyla, diğeri de sadece mantığıyla hareket eden iki kızkardeş, 19.yüzyılın erkek egemen ve ahlakçı dünyasında bir de ekonomik sorunlarla başetmek zorunda kalırlar. Tüm toplumsal ve ekonomik baskılara rağmen mantık ve duygu aşkla birleştiğinde, bu iki kızkardeşe güç verecek, onlara mutluluğun kapılarını açacaktır.


Max Paris'te yaşamaktadır. Bir gün şans eseri kafede en büyük aşkı Lisa'yı görür. Lisa ile tekrar görüşebilme saplantısı yüzünden o günlerde planladığı Tokyo gezisi ve hatta evlilik hazırlıkları hikaye olur çıkar. Lisa'nın yaşadığı yeri öğrenir, sinsi gibi apartmanda saklanmaya başlar. Lisa'ya benzeyen başka bir kadın; Alice, Max'i görür ve cinsel ilşkiye girerler. Şu halde işler biraz karışır tabii. Bu da yetmezmiş gibi Alice, Max'in samimi arkadaşı Lucien'in kız arkadaşı çıkar, iyice alt üst olur ortalık.

Genç Pakistanlı Omar, Londra’da alkolik ve içine kapanık babasıyla yaşar. Amcası ona önce oto yıkamada iş verir, ardından eski bir çamaşırhaneyi işletmesi için fırsat tanır. Omar, eski okul arkadaşı Johnny ile yeniden karşılaşır. Irkçı bir grupla ilişkisi olan Johnny, artık geçmişini geride bırakmış ve Omar’a yardım etmeye başlamıştır. Birlikte çamaşırhaneyi yenileyip işler hale getirirler. Johnny’nin eski arkadaşları dükkâna zarar verse de, ikili yılmadan işlerini sürdürür.

Genç bir editör olan Jeremy, uzun zamandır yazmayı bırakmış ve inzivaya çekilmiş ünlü yazar Weldon Parish'i yeniden yazmaya ikna etmek için İtalya'nın sakin bir köyüne gönderilir. Başta Jeremy ile iletişim kurmak istemeyen Weldon, zamanla genç editörle dostluk kurar. Jeremy, Weldon’ın ailesi ve köy halkıyla tanışarak hayatın farklı yönlerini keşfeder. Bu süreçte sadece Weldon'ı değil, kendisini de yeniden keşfeder ve hayatına yeni bir yön verir.

Başrollerinde Brenda Blethyn ile Marianne Jean-Baptiste’in oynadığı film, başarılı bir Afrikalı-Britanyalı olan Hortense Cumberbatch’in ailesinin tarihini araştırdığında annesinin işçi sınıfından beyaz bir kadın olan Cynthia Rose Purley olduğunu öğrenmesiyle yaşananları anlatır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir