
François Damiens
Abbé Turpin

August 1914. While the German army is gaining ground in the North of France, four boys aged 10 to 15, LUcien, LUcas, LUigi and LUdwig are left behind during the evacuation of their orphanage. Without the protection of Abbé Turpin and the schoolteacher Leutellier, the Lulus are now stranded on their own behind the enemy front line. Soon joined by LUce, a pretty young girl separated from her parents, they decide to reach the neutral country of Switzerland by all means possible... they embark on an adventure for which nothing and no one has prepared them!

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, 1944 yılında ABD saldırısına karşı savaşmak için Filipinler’deki bir adaya gönderilen Japon askeri Hiroo Onoda’yı konu alıyor. Japonya teslim olduğunda, ormanda hayatta kalmak için eğitilmiş olan Onoda, teslim olmayı reddeder ve kendi savaşını sürdürür.

Bir grup müttefik kaçışa imkan vermeyecek şekilde tasarlanmış özel bir kampa hapsedilir. Üç farklı tünel kazarak kurtulmayı planlayan İngiliz asker (Richard Attenborough), usta Amerikalı hırsız (James Garner) ve Polonya’lı hendek kazıcısının (Charles Brosnon) bu planı başarılı olur. Ne var ki, bu 70 tutuklunun kaçışları burayla sınırlı kalmayacaktır...Film iki bölümden oluşuyor. İlk yarıda kaçış planları ve hazırlıklarını, ikinci bölümde ise Alman hükümeti ile esir Avrupa’nın sınırlarından dışarı çıkmaya çalışan kahramanların kovalamacasını izliyoruz.

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.

Altı aylık bile değilken annesinden koparılan ve hayvan pazarına götürülerek açık arttırmaya çıkarılan Joey, hayatın dikenli yollarına doğru ilk adımı atıyor ve sarhoş bir adama satılıyor. Niyeti bir buzağı almak olan adamın oğlu Albert, Joey'u görür görmez ona hayran kalıyor. Soğuk, uzun kışlar ve puslu yazlar birbirini kovalarken Albert ve Joey beraber büyüyerek, asla unutulmayacak bir dostluk bağı kuruyor. Ancak bir gün bankaya olan ipotek borcunu ödemek için paraya ihtiyacı olan Albert'ın babası Joey'i İngiliz ordusuna satar. İşte Joey için hayatın acı dolu gerçeği o andan itibaren başlıyor. Çiftlik atından bir süvari atına dönüşen Joey cepheden cepheye koşarak herkesi kendine hayran bırakır. Ancak yine de Albert ile karşılaşacağı günü beklemektedir. Albert da aynı şekilde Joey ile karşılaşacağı zamanı beklemektedir..

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar'a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa'ya ulaşan Harrer'ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet'e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama'yla tanışır ve Tibet halkının Çin'den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer'ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.

II. Dünya Savaşı'nın gölgesindeki Londra'da, 9 yaşındaki Billy Rohan'ın gözünden sıradan bir ailenin savaşla sarsılan hayatı anlatılır. Alman bombardımanları şehrin binalarını yerle bir ederken, Billy ve arkadaşları için bu kaos, yasaklı bir macera alanına dönüşür. Yetişkinlerin korku ve endişelerine rağmen çocuklar, enkazlar arasında oyunlar oynayarak savaşı kendi eğlencelerine çevirir. Billy'nin annesi Grace, kocasının cephede olmasına rağmen aileyi bir arada tutmaya çalışırken, büyükannesi sert ama sevgi dolu tavırlarıyla evin direği olur. Bombalar patladıkça aile, Londra'dan Thames nehri kıyısındaki bir banliyöye taşınır. Burada Billy, balık tutmak, yaramazlık yapmak ve kuzeni ile yaşadığı ilk aşk deneyimi gibi savaşın unutturduğu masumiyeti yeniden keşfeder.

Follow the perilous journey to freedom when a young boy and his dog attempt to escape a concentration camp during World War II. Based on true events.

A band of mercenaries led by Captain Curry travel through war-torn Congo across deadly terrain, battling rival armies, to steal $50 million in uncut diamonds. But infighting, sadistic rebels and a time lock jeopardize everything.

1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.

Filmde II. Dünya Savaşı sırasında, Naziler yüzünden Paris'teki evlerini ve ailelerini terk edip güvenli bölgelere kaçmaya çalışan Jo ve Maurice adındaki iki kardeşin yaşadıkları konu alınıyor. Bu hikaye, Joseph Josso'nun otobiyografik romanından ikinci kez sinemaya uyarlandı. İlk film 1975 yılında sinemaseverlerle buluşmuştu.

Fransız eşi ve kızıyla birlikte Paris’te yaşayan Amerikalı gazeteci Julia Jarmond, Vélodrome d’Hiver toplama kampının 60. yıldönümü dolayısıyla olayla ilgili bir makale yazmakla görevlendirilir. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı, yeni kuşağın ise tamamen bîhaber olduğu olayı araştırdıkça bir zamanlar âşık olduğu bu şehrin yaldızları dökülmeye başlar. Tabii mükemmel sandığı hayatının da.

Under the watch of his unkind realtives, lonely Bosse's luck is changed when he is sent to the land where his real father is the King. In that country, he sets out on a quest, together with his new friend, to destroy the evil Knight Kato.

A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.

Polonya'nın derinliklerindeki bir ormanda yaşayan fakir bir oduncu ve karısı, çocukları olmadığı için üzüntü duymaktadır. Her gün ormanın içinden geçen trenler, bir gün kadının dikkatini çeker. Sıradan bir yük treni olduğunu düşündüğü trenden aniden bir paket düşer ve karın içine saplanır. Bu olay, çocuk hasreti çeken çiftin hayatında beklenmedik bir gizemin başlangıcı olur.

Alexandre Dumas'nın romanının iki bölümlük film uyarlamasının ikincisi. Constance, D'Artagnan'ın gözleri önünde kaçırılır. Onu kurtarmak için çılgınca bir arayışa giren genç silahşör, gizemli Milady de Winter ile güçlerini birleştirmek zorunda kalır. Ancak savaş ilan edilmiş ve Athos, Porthos ve Aramis çoktan cepheye katılmışken, geçmişten gelen korkunç bir sır tüm eski ittifakları paramparça eder. Kral, Kardinal Richelieu'nun kontrolü altına girdikçe, D'Artagnan ve Silahşörler kaostan önceki son kalelerdir. Ancak ülkeyi ateş ve kılıçla tehdit eden bir komplonun içine çekildiklerinde kader onlara korkunç bir seçim sunar: Görevlerini tamamlamak için sevdiklerini feda etmek zorunda kalacaklar mıdır?

Çekildiği dönemden uzak bir gelecekte, 2013 yılında geçen film nükleer savaşın yıkıcı etkilerini gösterdiği ve yaşamı neredeyse sonlandırdığı bir dünyada geçer. Teknoloji namına hiçbir şey kalmayan bu dünya düzeni içerisinde hayatta kalan insan sayısı oldukça azdır. Bu hayatta kalan insanlar da ordu tarafından tehdit edilmekte, özgürlük kavramından çok uzakta bir yerlerde yaşamaktadırlar. Ancak aralarından doğacak kahraman tüm bu esareti ve zulmü durdurabilecek güçtedir. David Brin’in Postacı isimli ünlü bilim kurgu romanından uyarlanan film, uyarlandığı yapıt kadar post apokaliptik ve distopik bir atmosfere sahiptir. Film oyuncu kadrosunda da gördüğümüz ünlü oyuncu Kevin Costner tarafından yönetilmişti.

Marc, olağanüstü kocası Oliver'ın gölgesinde yaşamaktan mutludur. Ancak Oliver beklenmedik bir şekilde öldüğünde, Marc'ın dünyası paramparça olur. Yaşadığı acının ardından Marc, en iyi iki arkadaşı Sophie ve Thomas ile birlikte her birinin yüzleşmesi gereken bazı zor gerçekleri ortaya çıkaracak bir ruh araştırması gezisi için Paris'e gider.

Toskana’da tatile çıkan biri Hollandalı, diğeri Danimarkalı olan iki aile, tanışır ve hızla arkadaş olur. Aradan geçen ayların ardından, özgür ruhlu Hollandalı aile, daha muhafazakar olan Danimarkalıları kırsal kesimdeki evlerine hafta sonu tatili için davet eder. Başlarda her şey yolunda olsa da, yeniden bir araya gelmenin sevinci yerini yanlış anlamalara bıraktığında, işler kontrolden çıkmaya başlar.

Genç motorcu Miles sıradan bir gençtir. Ancak sıradan hayatı ordu tarafından teknolojik olarak geliştirilmiş robotik köpek A.X.L. ile karşılaşınca değişir. Yeni nesil yapay zeka ile geliştirilmiş ancak bir köpeğin ruhuna sahip olan A.X.L. ile Miles dost olurlar. Ancak bu durum A.X.L.'yi yaratan dolandırıcı askeri bilim adamlarının onu geri almak için her şeyi yapmasını engellemez. A.X.L.'in yakalanmasının nasıl bir tehlike doğuracağını fark eden Miles, en iyi arkadaşını korumak için akıllı ve becerikli aşkı Sara ile el ele verir.

George Beard ve Harold Hutchins adlı iki afacan çocuk, okul müdürleri Bay Krupp'ı hipnotize eder ve müdürü, bir çizgi roman karakteri olan iyi kalpli ve lastik donlu Kaptan Düşükdon'a dönüştürürler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir