
Spencer Tracy
Major Robert Rogers

Based on the Kenneth Roberts novel of the same name, this film tells the story of two friends who join Rogers' Rangers, as the legendary elite force engages the enemy during the French and Indian War. The film focuses on their famous raid at Fort St. Francis and their marches before and after the battle.

Spencer Tracy
Major Robert Rogers

Robert Young
Langdon Towne

Walter Brennan
'Hunk' Marriner

Ruth Hussey
Elizabeth Browne

Nat Pendleton
'Cap' Huff
Louis Hector
Reverend Browne

Robert Barrat
Humphrey Towne

Lumsden Hare
Lord Amherst

Donald MacBride
Sergeant McNott

Isabel Jewell
Jennie Coit

Douglas Walton
Lieutenant Avery

Regis Toomey
Webster

Lloyd Bridges
Uniformed Soldier / Officer

Addison Richards
Lieutenant Crofton

Hugh Sothern
Jesse Beacham

In 1879, the British suffer a great loss at the Battle of Isandlwana due to incompetent leadership.

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir. Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Grönland'ın uçsuz bucaksız topraklarında kayıp bir haritayı arayan iki adam hayatta kalma savaşı verir. 1909'daki kutup keşif gezisinin gerçek öyküsünden uyarlandı.

Columbus'un mücadelesi Avrupa'nın sıkışmaya başlayan toplumlarına yeni bir yerleşim yeri bulup uygar toplumun yeni topraklara yerleşmesini sağlamaktı. 7 uzun yıldan sonra sefere parasal kaynak sağlamak için finansör arayan Columbus, seyahatine başlamak, gerekli para ve izni alabilmek için kraliçe Isabel'i (Sigourney Weaver) ikna eder... Keşfetmek istediği yeni topraklarda altın ve şeref peşindedir. Keşif rotasını Çin'e çevirir...Columbus, aylar süren seyahati sonrası Kuzey Amerika'nın kıyı adalarını tesadüfen bulur. İspanya için sömürge kurabileceği dünyaya ait yeni cennet karayı hayal eder. Ama bir problem vardır. Yeni Dünya'da yaşayan yerliler zaten oradadırlar ve Columbus'tan önce yaşamlarını sürdüre gelmektedirler. Columbus yerlilere İspanya'ya döneceğini, orada bu yeni keşfettiği toprakları anlatacağını, binlerce İspanyalı ile bu yeni topraklara geri döneceğini anlatır.

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

15. yüzyılda Tatarların saldırıları altında inleyen Rusya'dayız. Andrei Rublev hem bir keşiş hem de ikona ressamıdır. Barbarlık, şiddet ve kana kontrast olarak doğanın mucizevi güzelliği ve inanç Rublev'in beslendiği kaynaktır. Ne var ki bir köylü kızını tecavüzden kurtarmak için bir adamı öldürmek zorunda kaldığında hayatı ve Tanrı inancını yeniden sorgular. Yaratıcılık ateşinin, konuşmama ve resim yapmama yemini eden Rublev'in içinde yeniden yanmaya başlaması için toy bir delikanlının dev bir çan imal etmesini seyretmesi gerekecektir. Bu aslında sanatçı keşişin eserlerine gerçek renk ve hayatın da gelmesinin işaretidir.

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.

A group of men parachute into Japanese-occupied Burma with a dangerous and important mission: to locate and blow up a radar station. They accomplish this well enough, but when they try to rendezvous at an old air-strip to be taken back to their base, they find Japanese waiting for them, and they must make a long, difficult walk back through enemy-occupied jungle.

Güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirler kurarak, gökyüzünü delen piramitler yaparak ve olağanüstü kültürel ve bilimsel başarılar elde eden etkileyici gelişmiş bir toplum inşa ederek Amerika’da 1000 yıldan fazla bir süre hüküm sürdü. Ondan sonra, tarihin ışıltısı içinde, bu dünya çöktü. Bütün bunlardan geriye kalan ormanlarla kaplı birkaç piramit ve boşuna umut veren bir gizem oldu. Şimdi, Maya uygarlığının sona ermesinden 500 sene sonra, yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyada kendisi için en fazla önem taşıyan şey olan ülkeyi kurtaracak olan bir adamın macerası üzerine kurulan belirli bir zamanı olmayan bir efsanede olduğu gibi her şeyi gözler önüne seren modern bir film macerası yaratmak için asla keşfedilmemiş bu ülkeyi derinlemesine araştırıyor.

Pers Kralı Xerxes, zafer kazanmaya alışmış güçlü ordusunu yine kendinden emin bir eda ile Yunan Krallıkları üzerine yollar. Ne denli güçlü bir ordu ile karşı karşıya olduğunun farkında olan Sparta Kralı, Tanrıları savaşmaya ikna edemeyince en cesur 300 askerini toplayarak Thermopylae'de Perslilerle savaşmaya gider. Çocukluklarından beri tamamen savaşçı olarak yetiştirilmiş olan bu 300 asker, hayatlarının en büyük mücadelesini vereceklerdir. Ölüm ne kadar kaçınılmaz olsa da cesaretleri ve güçleri bunu yenmeye hazırdır. Büyük bir dirençle düşmana karşı koyarken bir yandan da savaşmama kararı ile yanlış bir karar vermiş olan konseyin yanlışını anlayarak orduyu savaşa göndermesini bekleyeceklerdir.

Oliver Stone'un 1986 tarihli filmi Salvador, yönetmenin en başarılı filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Salvador'da hayatını dünyanın dört bir yanında haber kovalayarak kazanan bir savaş muhabirinin El Salvador'da yaşadıklarını anlatılıyor. 20 yıldır nerede olay çıkarsa soluğu orada alan foto muhabiri Boyle, içkiye ve uyuşturucuya olan düşkünlüğü yüzünden işsizlikle yüzyüze kalmıştır. El Salvador'da yaşanan iç savaşı izlemenin bir çözüm olabileceğini düşünen Boyle yola çıkar...

Gerçek bir hayat hikayesinin animasyon yorumunu izleyeceğimiz filmde; Robert genç yaşta Birinci Dünya Savaşında bir Amerikan askeri olarak görev yapmaya gitmiştir. Ancak daha acemi birliğinin ilk günlerinde sonradan adına Stubby diyeceği evsiz bir köpekle tanışır. Başta bu köpeği orduya kabul ettirmek imkansız gibi görünse de Stubby zekası ve şirinliği ile tüm üst rütbelilerin sevgisini kazanır ve orduda kalmasına izin verilir. Fakat acemi birliği sona ermiştir ve artık Robert cepheye gönderilecektir. Her ne kadar Stubby'den ayrılması zor olsa da görev her şeyden önce gelir. Robert tam da sevgili dostundan ayrıldığını düşündüğü an da cepheye giden geminin güvertesinde Stubby ile karşılaşır!

Dee Brown'un en çok satan romanından beyaz perdeye uyarlanan, başyapıt niteliği taşıyan bir film. General Custer'a karşı kazanılan Sioux zaferini konu alan film, 3 karakterin mücadelesi üzerine kurulmuştur; Darthmouth mezunu genç bir doktor olan Charles Eastman; topraklarını benliklerini ve şereflerini kaybetmek istemeyen ve Amerika birleşik Devletleri'nin hükmü altına girmek istemeyen lakota kabilesinin gururlu şefi Oturan Boğa ve hükümet'te Kızılderili'lerden sorumlu Senatör Henry Daves, Eastman ve okul öğretmeni Elaine Goodale Sioux'daki yerlilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışırken, Senatör Dawes, Başbakan Grant'a kulis yapar. Kalbimi Oraya Gömün, duyguları derinden etkileyen, bilgi yüklü, görsel olarak dikkatleri çeken bir western klasiği.

Lt. John Dunbar, İç Savaş boyunca Birlik ordularını tesadüfen zafere götüren bir kahramandır. Doğu sınırında bir görev ister ancak oranın terk edilmiş olduğunu görür. Orada yalnız olmadığını hemen fark eder, "Two Socks" adını verdiği bir kurt ve meraklı bir yerli kabilesi ile karşılaşır. Dunbar, kabiledekilerle hemen arkadaş olur ve yerliler tarafından yetiştirilen beyaz bir kadını keşfeder. Yavaş yavaş bu yerli insanların saygısını kazanır ve beyazlara özgü eski alışkanlıklarını bırakır.

Paulette Jiles’in aynı isimli romanından uyarlanan filmde, Amerikan İç Savaşı’ndan 5 yıl sonra, kimi kimsesi olmayan savaş gazisi Yüzbaşı Jefferson Kyle Kidd, kasaba kasaba gezerek okuma yazması olmayan insanlara haberleri okumaktadır. Bir gün Kidd’in yolu, 6 yıl önce Kiowa kabilesi tarafından ebeveynlerinin öldürüldüğü ve onlar tarafından büyütülen 10 yaşındaki Johanna Leonberger ile kesişir. Daha önce hiç deneyimlemediği bu dünyaya düşman olarak büyüyen Johanna’nın hayatta kalan son akrabalarına verilmesi gerekmektedir. Kidd, çocuğu kanunun belirlediği vasilerine teslim etmeyi kabul eder. Acımasız vahşi doğada ikisi de ev diyebilecekleri bir yer bulmak için yüzlerce kilometre yol kat ederken, hem zorlu doğa şartları hem de peşlerine düşen haydutlara karşı mücadele edeceklerdir.

Follow the perilous journey to freedom when a young boy and his dog attempt to escape a concentration camp during World War II. Based on true events.

The lives of three young men, a German and two Americans, during WWII.

Sinema tarihinin en önemli oyuncularından John Wayne ve Katharine Hepburn "True Grit" in devamı niteliğinde olan bu filmde ilk kez bir araya geliyor. John Wayne yine adalet savaşçısı Şerif Rooster Cogburn rolünde karşımızda. Bay Goodnight ve kızı Eula tarafından yönetilen bir kasaba haydutların istilasına uğramıştır. İnsanları öldürüp kasabayı altüst eden çete Bay Goodnightı da öldürmüştür. Eula, Rooster Cogburnle birlikte babasının katillerini bulmak üzere yola çıkar. Kanun kaçaklarının peşinde, ikili arasında sıcak bir dostluk gelişir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir