
Justin Long
Dell

Paralel evrende bir ileri bir geri hareket eden Comet, bir tarafta işleri karıştırırken diğer yandan da Kimberly ve Dell çiftine 6 yıllık dillere destan bir ilişki bahşetmiştir. Fakat her güzel giden ilişki gibi bu ilişkide de sorguya, çalkantıya(!) ve tabi tarafların sadakatlerinin sınanmasına ihtiyaç vardır.

Dehası göz kamaştıran genç bir fizik öğrencisi olan Stillman, kız arkadaşı Debbie’den ayrıldıktan sonra kendisini toparlayamaz. Genç adam ilişkilerini düzeltip yeniden bir araya gelmenin yollarını ararken aklına bir fikir gelir. Bir zaman makinesi icat etmeyi planlayan Stillman, bu sayede Debbie ile ilişkilerinin başladığı güne geri dönecek ve tüm hatalarını telafi etme imkanı bulabilecektir. Kalbi kırık fizik dehası, zaman makinesini üretip en yakın arkadaşı Evan’ı da yanına alarak zamanda yolculuk yapar. Stillman'ın eline inanılmaz bir fırsat geçmiştir. Her şeye en baştan başlayan Stillman, geçmişte yaptığı hataları telafi edebilecektir. Ancak bu zaman ve mekan sınırlarını aşan macera, bazı hataların bilim tarafından düzeltilemeyecek kadar büyük olduğunu gösterecektir.

Sophie ve sevgilisi Calvin'in arasında şehirler ve ülkeler değil, gezegenler vardır. Kızıl gezegen Mars artık kolonileştirilmiş ve insanların yaşayabileceği hale getirilmiştir. Calvin de Mars'taki bir programa katılmış ve Sophie ile olan ilişkisini yalnızca görüntülü konuşmalar üzerinden devam ettirmektedir. Bu duruma bozulan Sophie, sürekli gittiğği kafede tanıştığı barista Walt ile konuştuktan sonra Calvin'in peşinden Mars'a gitmeye karar verir. Fakat gittiğinde büyük bir sürprizle karşılaşır, Walt da Sophie'nin peşinden Mars'a giden uzay mekiğine gizlice girmiş ve onu takip etmiştir...

Miles Harding buys a state-of-the-art computer that starts expressing conscious thought and emotion after an interaction with spilled champagne. Things begin getting out of hand when both Miles and Edgar, the computer, fall in love with beautiful neighbor Madeline Robistat.

Kısa bir uyku, yorgun analist Nick Halloway'i yeniden doğmuş gibi yapacaktır. Fakat bunun yerine başka yere gitmiş olarak uyanır. Nükleer bir kaza sonucu Nick, görünmez adam olmuştur. Chevy Chase, "Görünmez Adamın Maceraları" filminde başrol oynarken kahkahalar ve görsel efektler sizi şaşkına çevirecek. Nick rolündeki Chevy Chase, görünmez olmanın avantajlarını kullanır. Bu özellik onun başını belaya sokan ajanlara karşı casusluk yapmasını kolaylaştırır. (özellikle de Sam Neill düşmanı ise) Ayrıca, belgesel film yapımcısı olan hoş bir kızı (Daryl Hannah) daha önceden hiç kimsenin başaramadığı bir şekilde etkilemeyi başarır. Ama her şeyden önce Nick moleküllerini geri istemektedir! John Carpenter (Halloween, Starman) yönettiği bu filmde Nick manik arayışını sürdürürken özel efektler ve sihir sizi başka dünyalara sürüklüyor.

Aspiring composer Jim Sanders is engaged to spoiled rich girl Patty. But the morning after his bachelor party, Jim wakes up to discover a beautiful, broken-winged angel in his pool. When everyone finds out about his heavenly houseguest, Jim must cope with a dangerously jealous fiancée, an exploitive future father-in-law and a group of buddies with an outrageous business plan!

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

Fransa'daki Paris'te bir flört programına katıldığını düşünen Dawn kendini Teksas'taki Paris'te bulur. Yarışmadan çıkmayı planlasa da kovboy erkek adaydan hoşlanınca işler karışır.

Christin ve Antoine ‘nın evliliklerine Antoine’nın çiçekçi dükkanının işlerini kötü gitmesi ciddi darbe vurur. Antoine iş bulmak için bir Amerikan şirketine başvuru yapar ve ne olduysa ondan sonra olur. Christine bu duruma karşıdır ama Antoine işe başlamıştır bile. japonya’dan gelen iş kafilesindeki Kyoko ile olan samimiyeti istemese de Antoine zor duruma sokar. Evliliği bitme noktasına gelmiştir artık naptıysa kendini affettirememiştir Christine. sonunda arayı soğutup Kyoko’da kurtulmayı başarır ve ayrılığın verdiği soğuk havdan kurtulur… 400 darbenin devamı niteliğindeki Antoine Doinel serisinin evlilik, çocuk yapma ve ilk aldatmalar bölümünü oluşturan Truffaut filmi…

Priscilla Çöller Kraliçesi'nin yönetmeni, on yıl aradan sonra bu şen şakrak komediyle yeniden karşımızda. 1920'ler Amerika'sının eğlenceli ve kışkırtıcı havasını yansıtan filmin ana karakterleri, Amerikalı Larita, varlıklı bir İngiliz aristokrat ailesinin vârisi John ve onun aşırı gelenekçi annesi Veronica'dır. John, yeni eşi Larita'yı İngiltere'deki aile evine getirir. Ama Veronica'nın, yeni gelini görür görmez tüyleri diken diken olur. Larita ne kadar çaba gösterse boştur. Evliliğini kurtarmak isteyen Larita ile konumunu, itibarını ve iktidarını korumak isteyen Veronica arasında çıkacak çatışmada zekâlar yarışacaktır.

Eş bulmak için göçmen ebeveynleri tarafından baskı gören iki Hintli-Amerikalı, bir yaz düğününden sağ çıkmak için flört ediyormuş gibi yapar, ancak ebeveynlerinin istediği kişiyle kim olduklarını dengelemeye çalışırken kendilerini birbirlerine aşık olurken bulurlar.

Sean Connery ve Gena Rowlands: İleri yaşlarında birçok değişimi yaşamakta olan çok iyi bir çift... Ancak Gena, evliliklerinin 40. yılında Seanın bir maceraya atıldığını keşfeder. 25 yıl sonra bu gerçekle başa çıkmayı öğrenmeye çalışacaktır... Ryan Philippe ve Angelina Jolie: Connery ve Rowlandsın hayal bile edemediği karışık bir dünyada dostluk arayan iki kitap müdavimi, genç bir çiftir... Dış görünüşleri ne kadar düzgünse de güvensizlikleri yüzeyin hemen altındadır... John Stewart ve Gillian Anderson: Biri yalnız bir tiyatro yönetmeni ve diğeri ise yalnız bir mimar... Doğal bir kimyaya sahip ikili... Madeline Stowe ve Anthony Edwards: Öykümüzün en komik çifti... Birbirlerini aldatmaktadırlar... Hemen her akşam otel odalarında gizli randevuları vardır... Dennis Quaid. Akşamlarını barlarda kendisini dinleyecek herhangi birine fantastik hikayeler anlatarak geçiren biri...

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

Film, hayatını bulaşık yıkayarak kazanmaya çalışan yazar bozuntusu Leo Palamino'nun hikayesini anlatıyor. Kendisini en yakın arkadaşı için terk eden eski karısı, Leo'nun kusurlarını anlatan 'Neden Berbatsın' isimli bir blog yayınlamaktadır. Otuzuna yaklaşan Leo hayattaki konumundan pek memnun değildir, ta ki hayallerinin kadını Colette ile onun düğününde tanışana kadar. Artık onu kazanmak için her şeyi yapacaktır.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...

Composure dergisindeki “Nasıl Yapmalı” köşesinin yazarı olan Andie Anderson’ın (Kate Hudson) önünde kısa sürede teslim etmesi gereken alışılmadık bir görev vardır. Kadınların erkeklerle ilişkilerinde yaptığı ve onların kaçmasına sebep olan hataları birinci elden deneyimleyerek yazması gerekmektedir. Önündeki süre ise sadece 10 gündür. Bu süre içinde bir erkek bulması, onu kendisine aşık etmesi, sonra da kendisinden bıktıracak klasik flört hatalarını yapması gerekmektedir. Bu görev için hedef seçtiği Benjamin Barry (Matthew McConaughey) adlı reklamcı gencin durumu da başka bir alemdir. O da kendi patronuyla iddiaya girmiştir ve istediği kadını 10 gün içinde kendisine aşık edebileceğini ileri sürmektedir.

Uslanmaz bir romantik olan Abby Richter, bir sabah şovunun prodüktörlüğünü yapıyordur. Programı şovenist bir karakteri olan Mike sunmaya başlayınca ikisi ilişkilere dair bir anlaşma yaparlar. Abby yeni tanıştığı bir adamla ilişkisinin düzgün gitmesi için Mike'tan yardım alacaktır, eğer sonuç istenildiği gibi olmazsa Mike işi bırakacaktır.Bu süreçte Mike Abby'e ilişkilere dair 'çirkin gerçekleri' ispatlayacaktır. Ama onun zekice taktikleri beklenilmeyen bir sonuç doğurur; Abby'i aşkını bulurken o da Abby'a aşık olmuştur.

Zamanda yolculuk ederken kazara 2022 yılına zorunlu iniş yapan savaş pilotu Adam Reed, kendi 12 yaşındaki hâliyle iş birliği yaparak geleceği kurtarmaya çalışır.

Uzun Aşkın Kısası, evlendiğinin ertesi günü uyandığında şok edici bir durumla karşı karşıya kalan genç bir adamın hikayesini konu ediyor. Teddy, hayatını sürekli bir şeyleri erteleyerek geçiren genç bir adamdır. Onun hayatı, evlendiğinin ertesi günü uyandığında bambaşka bir hal alır. Teddy, her birkaç dakikada bir bir sonraki yıla atlamaktadır. Zaman geçip giderken Teddy, hızla değişen hayatını kontrol edemez. Bu durum üzerine Teddy, hayatının aşkını kaybetmemek ve kaçırdığı zamanları geri alabilmenin yolunu bulmak için çabalar.

Yıl dönümlerinde birbirlerine verdikleri yemini yenilemeye karar veren Percy ve Marilyn'i, kızları Theresa ve onun erkek arkadaşı Simon ile birlikte ziyaret eder. Bu yeminden tamamen habersiz olan gençler, ziyaretleri sırasında nişanlandıklarını söylemeyi planlamışlardır. Jones ailesi siyahtır ve Theresa, onlara Simon'ın beyaz olduğunu söylememiştir. Bu durum Percy'nin, Simon hakkında endişelenmesine ve kendisi ile ilgili minik bir araştırma yapmasa sebep olur. Simon'ın yakın zamanda işini kaybettiğini ve bunu Theresa'dan sakladığını öğrenir. Endişeler, Theresa ve Simon'ın tartışmasına ve Marilyn ile Percy'nin fikir ayrılığına neden olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir