
Vera Farmiga
Lorraine Warren
"Ed ve Lorraine Warren'ın başına gelen gerçek bir olaydan uyarlanmıştır."
Lorraine ve Ed Warren, kötü niyetli ruhların musallat olduğu bir evde dört çocuğunu tek başına büyüten bekâr bir anneye yardım etmek için Kuzey Londra'ya gider.

Vera Farmiga
Lorraine Warren

Patrick Wilson
Ed Warren

Madison Wolfe
Janet Hodgson

Frances O'Connor
Peggy Hodgson

Lauren Esposito
Margaret Hodgson

Benjamin Haigh
Billy Hodgson

Patrick McAuley
Johnny Hodgson

Sterling Jerins
Judy Warren

Bonnie Aarons
Demon Nun

Simon McBurney
Maurice Grosse

Maria Doyle Kennedy
Peggy Nottingham

Simon Delaney
Vic Nottingham

Franka Potente
Anita Gregory

Bob Adrian
Bill Wilkins

Steve Coulter
Father Gordon

Evlerinin bir mezarlık üzerine kurulu olduğunu bilmeyen Freeling ailesi kısa zamanda kötü günler geçirmeye başlar.Kötü Ruhlar yani hayaletler bazı özel güçlere sahip evin küçük kızı Carel Annie'yi evdeki televizyon aracılığıyla kendi boyutlarına çekerler.Artık onu kurtarmaya çalışmacak anne ve babasınındır.Ama Carel Annie için zaman gittikçe daralmaktadır.Üstelik şeytan Carel'ı etkisi altına almaya çalışmaktadır.Öfkeli hayaletler tekrar yaşama dönmek için küçük kızın gücünü kullanmak isterler...

Yüz yıl önce Antonio Bay adlı ufak bir sahil kasabasının ilk sakinleri, bölgede bastıran sis nedeniyle zor durumdaki gemileri, sahte ışıklarla kayalıklara çekip, batan gemilerin kargolarını yağmalamaktaydılar. Bu sırada batırılan Elizabeth Dane adlı geminin kargosundaki altınlar da kasabanın inşasında kullanılmıştı. Ancak şimdi kasabanın kuruluşunun yüzüncü yıldönümünde, geminin mürettebatının hayaletleri, bastıran sisle beraber intikamlarını ve kendilerinden çalınan altınları almak için kasabaya dönmüşlerdi. Antonio Bay'in yeni sakinleri için dehşet dolu bir gece başlamak üzereydi. Başrollerde "Çığlıklar Kraliçesi" Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve Janet Leigh gibi önemli oyuncuların yer aldığı, korkunun ustası John Carpenter'dan kült film haline gelmiş bir korku klasiği.


Bir grup sosyal medya fenomeni, Teksas'taki bir hayalet kasabayı yeniden canlandırmaya çalışırken, insan derisinden yapılmış bir maske takan kötü şöhretli katil Leatherface'in dehşetiyle karşı karşıya kalırlar.

Paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren, kariyerlerindeki son ve en korkutucu davayı üstlenirler. Bu dava, onları daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar gizemli ve dehşet verici varlıklarla yüzleşmeye zorlar. Çift, hem kendi hayatlarını hem de masum insanları bu kötücül güçlerden korumak için son bir mücadele verir.

Oyuncak bebek ustası olan Samuel Mullins ve karısı Esther küçük kızlarını trajik ölümünden on iki yıl sonra, kapanan bir yetimhanede kalan altı yetim kıza ve onlardan sorumlu rahibeye evlerini açarlar. Mullins’lerin tek bir kuralı vardır kızlarının odasına girilmeyecektir. Ancak yetimlerden Janice bir gece bu kuralı bozar ve Mullinslerin misafirleri artık kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş oyunca bebek Annabelle’in hedefi haline gelirler.

Annabelle'nin daha fazla tahribat yaratmasını engellemeye kararlı olan doğaüstü olayları inceleyip aydınlatmaya çalışan dünyaca ünlü çift Ed ve Lorraine Warren oyuncak bebeği evlerinde lanetli eşyaları sakladıkları odaya kilitlerler. Ancak bir akşam Warrenlar evde yokken on yaşındaki kızları Judy’in bakıcısının arkadaşı istemeden Annabelle’i tutulduğu güvenli kutudan dışarı çıkarır. Tekrar özgür kalan Annabelle oda da ki eşyaları ele geçirmiş kötü ruhları uyandırır ve evdeki kızların peşine düşer.

Babasının intihar ederek hayatına son vermesi, genç bir anne olan Helen için hayatının en büyük bir yıkım olur. Çok geçmeden Helen, babasının ölümüne neyin yol açtığını merak eder ve etraflıca araştırmaya başlar. Yaptığı teferruatlı araştırmalar sonucunda onun 30 yıl öncesine ait çözülmemiş esrarengiz bir gizemi ortaya çıkardığında, büyümekte olan çocuğu için ölümcül olabilme ihtimali yüksek karanlık, tuhaf bir aile sırrını keşfeder.

Şehirde bir dizi korkunç cinayet işleyen azılı katilin yakalanıp, ölüme mahkum olmasından tam 15 yıl sonra Georgetown'da yeniden cinayetler işlenmeye başlar. Polis yetkilileri, bu cinayetlerin idam edilen katilin tarzında işlendiğini fark ederler. Tam bu sırada, şehrin akıl hastanesinde yıllarca süren katatonik bir uykudan aniden uyanan bir hasta, katilin kendisi olduğunu iddia eder ve itiraflarda bulunur. Olayı araştırmakla görevlendirilen polis Kinderman, hastanın verdiği cinayet ayrıntıları bir yana, adamın yine onbeş yıl önce küçük bir kızın ruhunu ele geçiren şeytanı kovarken ölen arkadaşı Peder Damien Karras ile olan aşırı benzerliğinden de dehşete düşer.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Victor Fielding, 12 yıl önce hamile karısının Haiti’deki bir depremde ölümünden sonra kızı Angela’yı tek başına yetiştirmiştir. Ama Angela ve arkadaşı Katherine, ormanda kaybolup üç gün sonra başlarına gelen olayları hiç hatırlamayarak geri geldiklerinde bir dizi olay ortaya çıkarak Victor’u şeytanın en kötü haliyle yüzleşmeye zorlar. Victor, ümitsizlik ve dehşet içinde benzer bir olaya tanık olmuş, yaşamakta olan tek kişi, Chris MacNeil’ı arar.

Hollywood hayalleri olan bir grup gençten oluşan bir film ekibi, yetişkin filmi çekmek için Teksas'ın derinliklerindeki uzak bir çiftlik evine gider. Ekip, yaşlı bir çiftin evinde çekime başlar. Ancak çok geçmeden kendilerini hayatları için verdikleri umutsuz bir mücadelenin içinde bulurlar.

Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun onbeş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldürerek adeta sorunlarıyla hesaplaşan gencin hikayesi.

Ülkemizde Zombi adı ile vizyona giren korku klasiği 1978 yapımı Dawn of the Dead, zombi filmlerinin babası ünlü yönetmen George A. Romero’nun ‘Yaşayan Ölüler’ serisinin ikinci filmi. Zombi istilasından kaçarken bir alışveriş merkezine sığınan dört kişinin başına gelenleri konu edinen filmde Romero, ilk film Yaşayan Ölülerin Gecesi’nin (Night of the Living Dead, 1968) sahip olduğu politik alt metnin dozunu bir miktar daha arttırıyor.

ABD'li diplomat Robert Thorn (Gregory Peck), karısı Katherine'in (Lee Remick) hamileliği bir Roma hastanesinde ölü doğumla sona erdiğinde yerine annesi ölen başka bir bebeği alır. Küçük Damien (Harvey Stephens) büyür ancak beşinci doğum günü partisinde dadısı gizemli bir şekilde ölür. Peder Brennan (Patrick G. Troughton) da Thorn'u Şeytan'ın oğlunu evlat edindiği konusunda uyardıktan sonra ölür. Uğursuz yeni dadı Bayan Baylock (Billie Whitelaw) Damien'ı özenle korurken, fotoğrafçı Jennings (David Warner) ona Damien'ın partisinden dadı ve Brennan'ın nasıl öleceğini belirten işaretlerin bulunduğu fotoğraflar gösterince Thorn'un korkuları artar. Thorn, Damien'ın kimliğini doğrulayan ve Thorn'a tek çözümün evlatlık oğlunu öldürmek olduğunu söyleyen şeytan çıkarıcı Bugenhagen'i (Leo McKern) arar. Cesetler üst üste yığılırken Thorn, görevini yapmaya çalışır ancak yasalar dünyayı Mahşer'den kurtarmaya çalışmanın önüne geçer.

Ginger Snaps filminin devamı olan bu filmde Ginger’in kardeşi Emily lanetlenmiştir durum daha da kötüye gitmektedir, akıl hastanesinde yatmaktadır. Tek umudu ise Ghost isimli garip küçük bir kızdır fakat Ghost’un da kendine göre planları vardır.

Öldürmeye eğimli Jason Voorhees Kristal gölü altında zincirlerle tuzağa düşürülmüştür. Babasının ölümüne sebep olduğu düşüncesini aklından çıkaramayan Tina gittiği bir partide istemeden de olsa Jason Voorhees'i Kristal gölünün altından çıkarmıştır. Böylece yeni katliamların başlamasına sebep olmuştur. Tina telekenize yeteneğine sahiptir her şeyi zihin gücü ile hareket ettirebilmektedir. Tina'nın özel güçleri hayatta kalabilmesi için onun tek umudu olmuştur. Ama genç bir kız bu acımasız manyağa karşı nasıl bir şansı olabilir...

Genç bir çift, Rosemary ve tanınmak için çırpınıp duran bir aktör olan kocası Guy, New York'taki kötü şöhretli eski bir binaya taşınırlar.Rosemary yeni yaşantısından tedirgindir. Komşu evlerden tuhaf seslerin geldiği bir ortamda, bir gece rüyasında şeytansı bir varlık tarafından tecavüze uğradığı görür. Ardından hamile kalır. Bu arada Broadway'de güzel bir rol kapan Guy'un kariyeri yükselmeye başlar.

Küçük oğullarının açıklanamayan bir şekilde komaya girmesiyle sarsılan aile, evlerinde tekinsiz olaylar yaşamaya başlar. Çareyi bir medyumdan yardım almakta bulduklarında ise asıl tehlikenin evde değil, doğrudan kendi geçmişlerinde saklandığını fark ederler.

Amerika'dan gelen iki genç öğrenci, İngiltere kırsalında ne olduğunu anlamadıkları bir yaratığın saldırısına uğrar. Arkadaşını bu saldırı sonucu kaybeden David ise hayatta kaldığına pişman olacaktır. Çünkü, lânet artık onun da kanına girmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir