
Maureen O'Hara
Katie Howard

Beyaz yerleşimciler, Komançi topraklarında gümüş madenciliği yapmak için hükümetle Komançiler arasındaki anlaşmaya karşı gelmeyi planlarken, izci Jim Bowie de bölgede barışı korumaya çalışır.

Clint Eastwood önceden rol aldığı Avrupa Westernlerindeki 'İsimsiz Adam'a benzeyen, daima tetikte, hızlı silah çeken yabancı rolünde tek kelimeyle mükemmel. Fakat o efsanevi kanunsuzun aksine, Josey Wales'in bir ismi, ve bir yüreği var.Yürek açılır, ve macera başlar. Ailesini vahşice öldürenlerden öcünü alan Wales, bir grup katil tarafından kovalanmaktadır. Wales yanlız yolculuk etmeyi tercih eder, fakat peşine takılan (aralarında Sondra Locke ve Chief Dan George'un da bulunduğu) kanunsuz serserileri korumasız bırakmaya gönlü elvermez. Time dergisine göre 1976 yılının en iyi filmleri arasında yeralan The Outlaw Josey Wales, tüm zamanların en iyi Westernlerinden.

Uzun ve başarılı bir kariyerin ardından emekli olan şerif Wyatt Earp, kardeşlerinin yanına Arizona Tombstone'a gider. Wyatt Earp kısa bir süre sonra şehrin yerel suç çetesi Clantonlar tarafından kontrol edildiğini fark eder ve tüm şehre korku salan bu ailenin hükümdarlığını sonlandırmak için alkolik ve kumarbaz Doc Holliday ile işbirliğine girecektir... İki Oscar Ödüllü filmin yönetmeni John Sturges. Filmin başlıca rollerini ise Burt Lancaster, Kirk Douglas ve Rhonda Fleming paylaşıyor.

Bir adam, Komançiler tarafından kaçırılan bir kadını kurtarır, ardından ikisini de eve canlı götürmek için mücadele eder.

Yozlaşmış bir mareşal, ordudaki arkadaşı tarafından Komançilerin beyaz esirlerinin serbest bırakılması için pazarlık yapmaya zorlanır, ancak onların topluma yeniden kazandırılmasının sonuçları olduğunu görür.

Charley Waite, Boss Spearman, 'Button' ve Mose Harrison geçmişlerinden kaçmaya çalışırlar ve sürülerini, kanunları doğanın koyduğu ve bir erkeğin sadece orada kendini özgür hissedebildiği açık araziye sürerler. Vahşi batının kanunlarıyla birbirine bağlı ve sadakat içindeki bu kovboylar, yaşamaya, gerçek değerleri ayakta tutmaya ve mümkün olduğunca şiddetten kaçmaya çalışırlar. Fakat zorbalığın ve korkunun hüküm sürdüğü bir sınır kasabası hayatlarını değiştirir, yeniden hareketli günlere dönmek zorunda kalırlar.Tüm bu kargaşanın içinde, daima yalnız olan Charley'nin hayatında, tüm kalbini ve ruhunu etkileyen, cesur bir kadın olan Sue Barlow'la tanışınca hiç beklenmedik bir dönüş olur. Bu cesur adamlar kasabadaki zorbalara karşı bir savaşa girişince, kendi içlerindeki şeytana karşı da direnmek zorunda kalırlar.

A bounty hunter trying to bring a murderer to justice is forced to accept the help of two less-than-trustworthy strangers.

Blaise Starrett, kanun kaçakları küçük kasabayı işgal ettiğinde çiftçilerle anlaşmazlığa düşen bir çiftçidir. Kanun kaçakları yalnızca kötü şöhretli liderleri tarafından kontrol altında tutulmaktadır, ancak ölümcül bir yara teşhisi konur ve kasaba patlamayı bekleyen bir barut fıçısı haline gelir.

Teksas Korucusu Jake Cutter, kumarbaz Paul Regret'i tutuklar, ancak kısa süre sonra kendini, Komançiler olarak bilinen Komançerolar'la iş yapan bir grup silah tüccarı ve hırsızı yenmek için gizli bir görevde mahkumuyla birlikte bulur.

Texas'ın batısında, İç Savaş'ın bitmesinden yıllar sonra bile, beyaz yerleşimciler ile Kızılderililer arasında kanlı çatışmalar devam etmektedir. Pacer Burton, beyaz bir çiftçi ile bir Kiyova Kızılderilisi kadınının melez oğlu olarak, iki taraf arasında köprü kurmaya çalışır. Ancak nefret ve şiddet sarmalı onu da içine çeker. Pacer, hem babasının çiftliğini korumak hem de annesinin halkına ihanet etmemek arasında sıkışır. Öfke, intikam ve adalet arasındaki bu mücadelede, taraf seçmek zorunda kalır.

Bir Apaçi saldırısından kurtulan vagon treni üyeleri, cinayetten aranan şerifin tutsağı, izci Komançi Todd'a hayatlarını emanet ederler.

Bart Allison ve yardımcısı Sam, Allison'ın yıllar önce karısının ölümünden sorumlu tuttuğu kasaba patronu Tate Kimbrough'un düğününde Sundown kasabasına gelirler.

While moving a group of Apaches to a Native American reservation in Arizona, an American scout named Sam Varner is surprised to find a white woman, Sarah Carver, living with the tribe. When Sam learns that she was taken captive by an Indian named Salvaje ten years ago, he attempts to escort Sarah and her half-Native American son to his home in New Mexico. However, it soon becomes clear that Salvaje is hot on their trail.

Senaryosunu Frank S. Nugent’ın Alan Le May’in 1954 yılında yazdığı aynı adlı romanından uyarlayıp yazdığı filmin yönetmeni John Ford’dur. Filmde ırkçı bir savaş gazisinin kızılderililerin kaçırdığı yeğenini aramak için yollara düşmesi, yıllar süren bu arayış sırasında onu harekete geçiren amacın gittikçe daha tartışmalı bir hale gelişi konu ediliyor. Film çevrildiği yıl ses getirmediyse de, yıllar geçtikçe prestij kazanarak klasikleşmiştir. Kimilerine göre ise John Ford’un başyapıtıdır. 'The Searchers', Amerika’da 'kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli' filmler arasına seçilmiş ve Kongre Kütüphanesi’nin 'Ulusal Film Arşivi'nde korunmasına karar verilmiştir.

Film, 1881 ve 1882 yıllarında ABD'nin batısında yaşanmış birtakım tarihi olaylara dayanmaktadır. Kanun koruyucu olarak yıllarca görev yaptıktan sonra kendilerini emekliye ayıran silahşör Wyatt Earp ve iki kardeşi aileleri ile birlikte kendilerine yeni bir hayat kurmak için geldikleri Arizona'nın "Tombstone" kasabasında kendileri gibi silahşör olan eski dostları Doc Holliday'le karşılaşırlar. Sakin bir hayat umarlarken burada da karşılarına çıkan kanunsuzlarla çarpışmak zorunda kalırlar. Kasabanın ismi olan "Tombstone" aynı zamanda mezar taşı anlamına da gelmektedir.

Wyatt Earp bir adam ve ailesi hakkında bir film. Bir Hollywood yapımından ziyade belgesel tadındaki filmde Batı'nın eski kahramanlarının iyi ve kötü zamanları anlatılıyor. *Kasdan/Costner işbirliğiyle çekilen Wyatt Earp destanı tam 191 dakika boyunca süren, Wyatt Earp'ün gençliğinden yaşlılığına kadar hayatını anlatan bir western klasiği. Koyu renkler ve karanlık mekanlarda çekilen filmin şiirsel bir anlatımı ve derin bir tonu var. Filmin iki lokomotifini Oscar ödüllü Kevin Costner ve Dennis Quaid oluşturuyor.

George Washington McLintock (John Wayne), yaşadığı bölgenin en zengin adamıdır. Son iki yıldır okul için şehir dışında olan kızının dönmesini dört gözle beklemektedir. Diğer yandan, yıllar önce onu terkeden karısı da kızını almak için geri dönmüştür. McLintock, tüm kasaba halkı tarafından çok saygı duyulan bir adamdır ve kendince tüm yerli halk için adil bir yaşam sağlamaktadır. İnatçı karısı, kızı ve kasaba halkının verdiği sorumluluk altında ezilmeden hayatını sürdürmek için mücadele verecektir.

Bir dolandırıcı, iki rakip şirketin kontrol ettiği bir maden kasabasına gelir. Her iki şirket de onun ünlü bir silahşör olduğunu düşünür ve diğerini kasabadan kovması için onu işe almaya çalışır.

Efsanevi general George Crook tarafından ihanete uğradıktan sonra Geronimo küçük bir savaşçı grubuna kaçmaları için başkanlık eder. İlkel ve prensipli bir yüzbaşı ile akademli züppe bir subay tarafından takip edilen Geronimo, küçük ordusuyla birçok tuzaktan kurtulduğu gibi dahinaye stratejileri sayesinde hayatta kalmayı başararan bir efsane olarak dilden dile dolaşmaya başlar. Son apaçi lideri Geronimo'nun hikayesi insan oğlunun özgürlük sevdasının da hikayesi.

Asıl adı John Reid olan Lone Ranger lakaplı bir kovboyun, Kızılderili ruhani yardımcısı Tonto ile haksızlıklara karşı verdiği mücadeleyi anlatan ünlü TV dizisinin sinema versiyonuyla beyaz perdeye aktarılıyor. Yapımcılığını Jerry Bruckheimer ve yönetmenliğini Gore Verbinski'nin yaptığı filmin baş rollerini ise Johnny Depp, Armie Hammer ve Tom Wilkinson paylaşıyor.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir