
Hayden Christensen
Luke

Detroit şehrine bir anda çöken karanlık ve oluşan gölgeler sonucu, şehirdeki tüm varlıklar bir anda yok olmaya başlar. Gölgenin üzerine denk gelen tüm maddeler gizemli bir biçimde yutulmakta ve geri gelmemektedir. Sayılı bir grup insanın kaldığı şehirde, gruptakilerin kendilerini kurtarabilecekleri tek yer güçlü bir ışık kaynağının yanıbaşı olacaktır ve karanlığın kendilerini yutmaması için mücadele vereceklerdir…

Hayden Christensen
Luke

Thandiwe Newton
Rosemary

John Leguizamo
Paul

Neal Huff
Chicago Reporter

Jacob Latimore
James
Taylor Groothuis
Briana

Jordan Trovillion
Concession Girl

Hugh Maguire
Patient

Erin Nicole
Paige Taylor
Carolyn Clifford
Female TV Anchor
Stephen Clark
Male TV Anchor

Larry Fessenden
Bike Messenger
Arthur Cartwright
Security Guard

6 yabancı ve gizemli bir odada yaşanan esrarengiz olaylar. Adından anlaşıldığı üzere Escape Room, günümüzün popüler oyunlarından biri olan kaçış odasını referans alıyor. Psikolojik gerilim türündeki film, hiç beklemedikleri anda bir odada kilitli kalan 6 yabancının hayatta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor.

Bir grup insan bir gökdelenin asansöründe mahsur kalır, buraya kadar tek sorun bu gibi görünse de aralarında bir kişinin şeytan olduğunu henüz bilmiyorlardır...

Bir adam (Sharlto Copley), kim olduğu ya da nasıl oraya geldiğini bilmeden ölülerle dolu bir yerde uyanır. Kaçmak için yan taraftaki bir eve gizlice girer ve hafıza kaybı yaşayan bir dizi korkmuş yabancı ile karşılaşır. Grup, kimlikleri ile alakalı ipuçlarını bir araya getirmeye başlarken şüphe yerini şiddete bırakır, ancak kendilerinden çok daha korkunç ve aç bir tehditi fark ettiklerinde, çok geç olmadan kendilerini neyin oraya getirdiğini bulmak zorunda kalırlar...

Michel Delassalle yatılı bir okulun müdürüdür Okulun mülkiyeti karısı Christina'ya aittir Michel'ın okuldaki öğretmenlerden Nicole ile de ilişkisi vardır Christina ve Nicole, kendilerine acı çektiren bu adamdan intikam almak için bir plan yapar; onu öldürüp okul bahçesindeki havuza atar Ancak havuzdaki su boşaltıldığında ceset orada yoktur!

Filmde Bodega sahiline saldıran farklı türlerden kuşların yol açtığı dehşet konu ediliyor. San Francisco’da bir evcil hayvan dükkanında başlayan ve bir aşk üçgeniyle ilerleyen film, bir doğumgünü esnasında kuşların saldırıya geçmesiyle devam eder. Yönetmen Alfred Hitchcock Kuzey Kalifoniya’da tatil yaparken gazetede gördüğü bir haberden oldukça etkilenir. Haberde kıyı evlerine doğru saldırıya geçen deniz kuşlarından bahsedilmektedir. Bu olay ile Daphne du Maurier’in kısa bir öyküsü yönetmenin kafasında birleşince, Kuşlar filminin temelleri de atılmış olur.

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.

Son derece sakin gözüken bir Amerika kasabasında yaşayan Beaumont ailesi, babalarının geçirdiği krizle sarsılır. Oğul Jeffrey, babasını götürdüğü hastanenin dönüşünde eve doğru ilerlerken çimlerin üzerinde bir cisimle karşılaşır: Bu, bir insan kulağıdır. Kulağın kime ait olduğunu bulmaya çalışan ve bunu bir takıntı haline getiren Jeffrey'in yolu, histerik ama son derece etkileyici bir kadın olan Dorothy'ye çıkacaktır. Bir gece klubünde şarkıcılık yapan Dorothy, Jeffrey'e olayların düğümünün yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden biri olan Frank ile çözüleceğini gösterecektir. Ancak Dorothy ne kadar güvenilirdir?

James Stewart ve Dorıs Day, korku sinemasının tartışmasız üstadı Hitchcock'un bu muhteşem geriliminde özgün ve dramatik bir performans sergiliyorlar. Stewart ve Day, Fas'ta oğulları Hank ile tatil yapan masum Amerikalılar Ben ve Jo McKenna'yı oynuyorlar. Marakeş pazarında bir Fransız ajanı Ben'in kollarında öldüğünde, çift oğullarının kaçırıldığını ve ingiltere'ye götürüldüğünü öğreniyor. Kime güveneceklerini bilmez halde olan McKenna ailesi uluslararası casusluk, suikastçilik ve terörle karşı karşıya kalır. Gerçeğe yaklaştıkça tüm hayatları değisecektir ve film meshur Albert Meydanı'nda gerilim dolu bir doruğa ulaşacaktır.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Marnie - Hırsız Kız, tipik Hitchcock sarışınlarından biri olan (ve ayrıca Melanie Griffith'in de annesi) Tippi Hedren için özel bir armağan gibidir. Geçmişindeki karanlık olaylar nedeniyle kişilik bozulmasına uğramış ve bu yüzden kleptoman ve de 'frijid' olmuş bir genç kadın... Hedren de bu rolü gayet iyi biçimde oynar: yanı başında kendisine aşık olup onu iyileştirmeye çabalayan, geleceğin Sean Connery olduğu halde.

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.

Jester: İntikam Gecesi, kasabalarını terörize eden varlıktan kurtulmanın yolunu arayan iki kız kardeşin hikayesini konu ediyor. Jester olarak bilinen kötü niyetli bir varlık, Cadılar Bayramı gecesinde küçük bir kasabanın sakinlerini terörize eder. Babalarını kısa süre önce kaybeden, yıllardır görüşmeyen iki kız kardeş, bu kötü varlığı yenmenin bir yolunu bulmak için bir araya gelir. Çok geçmeden kardeşler, yalnızca karanlık geçmişlerindeki yanlışları nasıl düzelteceklerini çözerek hayatta kalabileceklerini fark ederler.

Uzun bir süre sonra arkadaşlarının düğünü aracılığıyla buluşma fırsatı bulan bir arkadaş grubunu çok büyük bir tehlike karşılar. Düğünün başlamasından bir süre sonra herşey yolunda gibi görünürken aniden ortaya çıkan doğal bir felaket ortalık yıkıp harap etmeye başlar.

Olivia and her friends go on a vacation. After Olivia nearly drowns with a slit wrist in her bathtub after her fiancé's funeral, her friends suspect that she tried to kill herself, but she believes someone attacked her.

Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.

Dr. Kelson, kendisini şok edici yeni bir ilişkinin içinde bulur. Bu ilişkinin sonuçlarının, alışık oldukları dünyayı değiştirebileceğinin farkındadırlar. Spike'ın Jimmy Crystal ile karşılaşması ise kaçamadığı bir kâbusa dönüşür.

Amerika’nın kuzeyindeki Alaska Barrow kasabası, her kış, bir ay boyunca sadece geceyi yaşar. Birdenbire gizemli bir grup insanın ortaya çıkmasıyla kasabada yüzbin kişi esrarengiz bir şekilde zarar görürler, hayatlarını yitirirler. Sayısı gittikçe azalan kasaba halkı ve aslında vampir olan bu gizemli grubun kalan insanlarla beslenme mücadeleleri yeniden günışığını görünceye kadar devam edecektir. Steve Niles ve Ben Templesmith’in çizgiromanından başarılı bir şekilde uyarlanmış olan 30 Days of Night, yönetmeni David Slade’in "bu proje için parmağımı bile keserim" diyecek kadar iddialı olduğu bir film. Vampirli korku filmi sevenler içinse tatmin edici derecede korkunç olduğu söyleniyor.

Rebecca evden ayrıldığında çocukluk korkularını da ardında bıraktığını düşünür. Büyürken, ışıklar söndüğünde neyin gerçek neyin hayal olduğundan asla emin olamamıştır…ve şimdi de küçük kardeşi Martin, bir zamanlar Rebecca'nın akıl sağlığını sınayan ve güvenliğini tehdit eden, açıklanamayan ve korkunç olaylar yaşamaktadır. Anneleri Sophie'yle gizemli bir bağı olan korkunç bir varlık yeniden gün yüzüne çıkar. Bu kez, Rebecca gerçeği çözmeye giderek yaklaşırken…ışıklar sönünce herkesin hayatı tehlikededir.

Öfke virüsünden sağ kurtulan bir grup, küçük bir adada yaşamaktadır. Grubun bir üyesi ana karaya bir görev için adadan ayrıldığında yalnızca enfekte olanların değil, diğer hayatta kalanların da mutasyona uğradığı sırları, harikaları ve dehşetleri keşfedecektir.

Dünyayı hayaletlerin dolaştığı bir yer haline getiren apokaliptik bir olaydan 10 yıl sonra, Roni mezardan gelen bir tehdit mesajı alır. Gizemli sınıf arkadaşı Kirk ile güçlerini birleştiren Roni, yaşayanlar ve ölüler arasındaki bağı bulanıklaştıran bir gölge dünyasına iner. Roni burada zamana karşı yarışarak kurnaz bir katili durdurmaya çalışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir