
Jeffrey Hunter
Jesus

Who is Jesus, and why does he impact all he meets? He is respected and reviled, emulated and accused, beloved, betrayed, and finally crucified. Yet that terrible fate would not be the end of the story.

Jeffrey Hunter
Jesus

Siobhán McKenna
Mary

Hurd Hatfield
Pontius Pilate

Ron Randell
Lucius

Viveca Lindfors
Claudia

Rita Gam
Herodias

Carmen Sevilla
Mary Magdalene

Brigid Bazlen
Salome

Harry Guardino
Barabbas

Rip Torn
Judas

Frank Thring
Herod Antipas

Guy Rolfe
Caiaphas

Royal Dano
Peter

Robert Ryan
John the Baptist

Edric Connor
Balthazar

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Her şeyiyle mükemmel olan Keller ailesinin, kusurlu tek yönü kör, sağır ve haliyle dilsiz kızlarıdır. Kızlarının yaşıyla birlikte sorunları da artmaktadır. İstekleri ve ihtiyaçları gün geçtikçe çoğalan Helen'i anlamak, annesi ve babası için dahi imkansızdır. Bir yandan sevgi, şefkat ve acıma duyguları işin içine girince, Helen'i terbiye etmeye kimsenin ne gücü, ne de cesareti yeter. Onu ya bir bakım evine terk etmek gerekmektedir ya da bir hoca tutarak son seçeneği değerlendirmek. İşe aldıkları öğretmen henüz öğrenciliği süren, deneyimsiz, bakım evlerinde büyümüş ve görme engelli biridir. Eve adım attığı anda sorunlar ikiye katlanınca, ailenin tüm umutları tükenir. Öğretmenin ve Helen'in başarısız olacakları konusunda herkes hemfikirdir ancak gerekli sabırla tüm dünyayı öğrenmeye çalışmak, denemeye değecek kadar güzeldir.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.

İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan bir psikiyatrist, Nürnberg davalarından önce Nazi liderlerini değerlendirirken, Hermann Göring ile rahatsız edici bir bağ kurdukça kötülüğü anlama konusunda giderek daha fazla saplantılı hale gelir.

Andrew Lloyd Webber'in ünlü müzikalinin film versiyonu. İsa'nın son altı gününü anlatan müzikal aynı zamanda en ünlü rock opera örneklerinden biri.

Albert Pierrepoint, babasının izinden giderek İngiltere'nin en tanınmış celladı olur, gerçek kimliğini bir bakkal dağıtıcısı olarak gizler. Ancak "en iyi cellat" olma hırsı, korkunç sırrının ortaya çıkmasına yol açar. İdamlardaki "usta" ünü onu beklenmedik bir şekilde küçük bir üne kavuştururken, aynı zamanda idam yöntemine karşı kamuoyu tepkisinin hedefi haline gelir.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

16 yy'da yaşayan genç bir hukuk öğrencisiyken, tanrıya verdiği bir söz yüzünden rahip olmaya karar veren Martin Luther, kıvrak zekası ile kısa zaman içinde kilise içinde parlıyor. Avrupa'daki tüm siyasi havaya egemen olan kilisenin yaptıklarına ve süren din sömürüsüne eleştirel bir gözle bakan Luther, düzenden rahatsız oluyor ve inancıyla çelişkiye düşüyor. Kutsal kitapları tekeli altına alan papalık düzenine karşı çıkarak, kısa zaman içinde İncil'i kendi dillerine çeviren Luther, yüzbinlerce taraftar topluyor. Ancak o güne kadar 'bağışlanma ve cennet tapuları' satarak güç ve zenginlik elde etmiş katolik kilisesi bu isyan sesini bastırmak için elinden geleni yapmaya kararlı tabii ki...

Milgram insanların otoriteye boyun eğmelerini araştıran Milgram Deneyinin ve dünya üzerindeki her hangi iki insanın birbirine en fazla altı insan kadar uzak olduğunu anlatan Six Degrees of Separation yasasının sahibidir. Kişinin davranışlarını belirleyen, karakteri değil; içinde bulunduğu durumdur." diyerek sosyal psikolojinin önde gelen isimleri arasında yer almıştır.1961 yılında Stanley Milgram (Peter Sarsgaard) insanların başka bir odada,bir sandalyede bir yabancıya (Jim Gaffigan) elektrik şoku vererek düşüncelerini kontrol edebileceğini düşündüğü bir psikoloji deneyi tasarlar.Merhametini göz ardı ettiği uygulamalarda, deneklerin çoğunluğu onlara söylendiği gibi hareket etmektedir, çünkü ölümcül elektrik şoku ne düşündüğünü ve uygulaması gerekenleri engellemektedir. Karısı Sasha (Winona Ryder) herkesin aksine ona ve deneylerine karşı çıkar.

Romalı general Titus Andronicus, yeni bir zaferinin ardından Roma’ya geri döner. Yanında tutsak olarak Got kraliçesi Tamora ve üç oğlu da bulunmaktadır. Titus, zaferden memnun Romalılar onuruna kraliçenin üç oğlunun kurban edilmesini emreder. Tamora, tüm acısını içine atar ve korkunç bir intikam yemini eder ve bu amacına ulaşmak için Roma kralı Saturnus ile evlenir. Ölümcül intikam oyunu, artık başlamıştır. William Shakespeare’in aynı adlı oyunundan uyarlanan film, şiddet içerikli cesur sahneleri ve Anthony Hopkins’in muhteşem performansıyla izleyeni derinden etkiliyor.

1462 yılı ünlü Alman ressam Rembrandt’ın hayatında bir dönüm noktasıdır: zengin ve saygıdeğer bir ünlüyken, güvenilmez bir yoksula dönüşür. Hamile karısı Saskia’nın ısrarları üzerine Rembrandt Amsterdam Silahşör Milislerinin resmini yapmayı isteksiz bir şekilde kabul eder. (Bu eser daha sonra Gece Bekçileri olarak tanınacaktır.) Kısa bir süre sonra, Batı Dünyası’nın o sıralar en zengin şehrinde maddi avantaj ve kişisel güç için hile yapan askerleri oynayan Amsterdamlı tüccarlarla ilgili bir komplo hazırlandığını öğrenir. Rembrandt tesadüfen bir cinayetle karşılaşır. Oğlunun doğmasıyla kendine güveni gelen Rembrandt planlanan cinayetleri ortaya çıkarmaya karar verir ve suçlamalarını resimlerine aktarır. Böylece Altın Çağ’da Alman halkının ikiyüzlü tarafını ortaya çıkarır. Rembrandt’ın şansı sonunda döner.

1973’te, artık yaşlanmaya başlamış olan Salvador Dalí New York’taki büyük sergisi için hazırlanmaktadır. Genç bir galeri asistanı, Dali’ye yardımcı olmak için perde arkasındaki çılgın maceraya katılır.

Emiliano Zapata, Meksika'nın en saygın ulusal kahramanlarından, çiftçilerle Meksikalı yerlilerin özgürlüklerini ve toprak haklarını aramak için başlayan 1910 devriminin öncülerindendir. Senaryosunu John Steinbeck'in yazdığı bu biyografik filmde Zapata, romantik, idealist, alaycı, inatçı ve karizmatik bir önder olarak tasvir ediliyor. Viva Zapata! 1900'lerden başlayarak Zapata'nın köyde geçen çocukluğunu, erkek kardeşi Eufemio ve silah arkadaşı Pancho Villa ile birlikte dönemin gaddar başkanı Porfirio Diaz'a başkaldırışlarını ve devam eden olayları anlatıyor.

Ramon Sampedro’nun yaşamı, 30 yıldır bir yatakta geçmektedir. Gençliğinde geçirdiği bir kazadan sonra hayatla tek ilişkisi deniz manzaralı penceresidir. Hayatına iki kadın girer: avukat Julia ve köylü kızı Rosa. Bu iki kadından biri, boynundan aşağısı felçli adama hayatın anlamını tattırır ve onun kurtuluşunu sağlar. Alejandro Amenabar’ın bu çalışması Venedik’te ikinciliği, başrol oyuncusu Javier Bardem’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

İngiltere’nin asırlardır demir yumrukla yönettiği İrlanda’da 6 gün süren ve tarihe 1916 Dublin Posta Binası Kuşatması olarak geçen olaydan kurtulan tek isyancı, aslen ABD vatandaşı olan İrlanda kökenli Eamon De Valera olur. Diğer destekçilerinin çoğu hapsi boylamıştır. İçerden yeni fikirlerle çıkan Michael Collins, direnişte yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu düşünmektedir. Dava arkadaşı Harry Boland ile birlikte İrlandalı Gönüllüler hareketini başlatır. Terörist saldırılar, gerilla hareketleri ve çok önemli casusluk operasyonları sonucu, İngiliz hükümeti kısa sürede zor bir duruma düşer. Cumhuriyetçi hareket bütün İrlanda’da yeşermiştir ve Collins artık özgürlük isteyen herkes için bir kahramandır. Bağımsızlığa giden yöntemler konusunda Collins’le aynı şeyleri düşünmeyen kişi ise eski arkadaşı De Valera’dır. Collins, kendine karşı savaş açan De Valera’yla uğraşırken bir yandan da dava arkadaşı Boland’ın sevgilisine aşık olunca, birçok cephede mücadele etmek zorunda kalır.

Germany 1945, Max, a Jewish Holocaust survivor, meets a radical group of Jewish resistance fighters, who, like him, lost all hope for their future after they were robbed of their existence and their entire families were killed by the Nazis. They dream of retaliation on an epic scale for the Jewish people. An eye for an eye, a tooth for a tooth. Max starts identifying with the group's monstrous plans...

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

Nasıralı İsa, havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğinde kendisine ihanet edileceğini açıklamıştır. Tıpkı onun söylediği gibi Judas, İsa'yı Romalılar'a ihbar eder. Roma valisinin tereddütlerine karşın, Yahudiler'in dini liderlerinin kışkırtmasıyla İsa'ya tahammül edilemez işkenceler yapılır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir