Calvin Baxter
Self

A first-person account of the short-term and long-term devastation wrought by Hurricane Katrina, as told by young people who were between the ages of 3 and 19 when the levees broke.

NSA ve CIA'de çalıştığı dönemlerde edindiği çok gizli belgeleri basına sızdırdıktan sonra çok tartışılan ve bir daha ülkesine dönemeyen Amerikalı gazeteci Edward Snowden'ın, Citizen Four takma adıyla gazeteci Laura Poitras'la iletişime geçme ve Hong Kong'da kendisiyle yaptığı röportajlar, gerçek kamera kayıtlarıyla anlatılıyor.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

Duffer Kardeşler'in bir nesle damga vuran dizisinin son sezonunun hayata geçirilmesi için yıllarca harcanan emek ve ustalığa içeriden bir bakış.

Görmeye alışkın olmadığımız türden bir ergenliğe geçiş töreniyle, demokrasinin kalbine rahatsız edici bir yolculuğa çıkıyoruz: Texas'ın ötesinden 1.100 ergen erkek çocuğu, sıfırdan ve eksiksiz bir temsili hükümet kurmak için bir araya geliyor.

Bir genç kız ve sevgilisinin telefonlarına müstehcen, hakaret dolu mesajlar gelir. Peki bunları kim, neden göndermektedir? Bu şaşırtıcı belgeselde şoke edici gerçek açığa çıkıyor.

Mayıs 2011'de dev bir hortum, Missouri'nin Joplin şehrini kasıp kavurdu. Bu belgesel, birinci elden nabız yükselten görüntüler eşliğinde ölümcül bir hortumu yakından inceliyor.

A documentary on the expletive's origin, why it offends some people so deeply, and what can be gained from its use.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.

Dizinin kamera arkasına bir bakış sunan bu yapımla, oyuncu seçimlerinden Jaskier'in dile dolanan şarkısına kadar "The Witcher"ın olağanüstü dünyasına seyahat edin.

Efsanevi gazeteci Gay Talese, konuklarını onlarca yıl gizlice izleyen bir motel sahibinin maskesini düşürdüğünde bomba etkisi yapan hikâye hızla bir skandala dönüşür.

Yıllarca sahte hayaletleri ve hayaletleri çürüttükten sonra, Scooby-Doo çetesi ayrıldı ve muhabir olan Daphne de dahil olmak üzere üyelerinin her biri kendi yoluna gitti. Fred, doğum günü için, Daphne'nin TV şovu için Louisiana'ya bir gezi yapmak için çeteyi bir araya getirmeye karar verir. En iyi arkadaşlar bir dizi macerayla karşı karşıya kalır ve burada gerçek bir hayaletle tanışmayı umarak Ölüler Adası'na giderler. Bu arada, durum korkunç bir hal alır ve çete kendilerini öfkeli kurt kedilerin ve bir Korsan tarafından yönetilen bir zombi ordusunun kurduğu bir tuzağın içinde bulur.

Tennessee Williams'ın oyunundan uyarlanan ve gösterime girdiğinde yeri yerinden oynatan film, kaba saba işçi Stanley ile evli kız kardeşini ziyarete gelen Blanche adlı bir kadının, buradaki ilişkilerin yönünü değiştirmesini konu alıyor. Missisipi'de okul yaşındaki bir delikanlıyı baştan çıkarttığı için başı derde girmiş olan yaşça geçkin ama çekici Blanche DuBois, New Orleans'ın Fransız mahallesinde yaşamakta olan hamile kızkardeşi Stella'nın yanına gelir. Tek arzusu kendine yeni bir yaşam kurmak ve herşeyi geride bırakmaktır. Oysa Stella'nın kaba saba bir delikanlı olan kocası Stanley Kowalski, Blanche'ın güneyli nezaketinden hiç hoşlanmamaktadır. Sürekli taciz edilen Blanche'ın Stanley'le yüzleşmesi epey şiddetli olacaktır.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Yıl 1791. New Orleans'ta yaşayan Louis karısını kaybetmiş olmanın üzüntüsüyle, yaşama sevincini kaybetmiştir. Lestat adındaki bir vampir, ona gecelerin yaratığı, yani bir vampir olmasını önerir. Louis bu öneriyi kabul eder.Lestat, Louis'in ölümcül kanını akıtarak onu da bir vampire dönüştürür. Ancak Louis, vampirliğe alışamaz. Açlığını gidermek zorundadır ama insanları öldürmek istemez. Ona, vampirliği Lestat öğretecektir.

Bir FBI ajanı ve bir Interpol dedektifi, yaptıkları gösteriler sırasında büyük soygunlar gerçekleştiren ve izleyicilerini parayla ödüllendiren bir illüzyonist ekibinin izini sürer.

Bir gece, gerçek bir jazz hayranı olan, Maldonya ülkesinin yakışıklı ve müptezel prensi Naveen kendini Mississippi rıhtımında bulur. Maldonya'nın yakışıklı prensi Naveen, biraz şımarık, sorumsuz ve biraz da üşengeçtir. Kahramanımız yakışıklılığı ve cazibesi sayesinde bugünlere kadar gelebilmiş biridir ve asil konumu, kara büyü yapan Dr. Facilier'nin ilgisini çekmekte gecikmeyecektir. Bu ketum adam, Naveen'in asil ayrıcalıklarını çalabilmek için yakışıklı prensi bir kurbağaya dönüştürür. Naveen'in, insan haline dönebilmek için masaldaki çözümü kullanma girişimi, Tiana'nın da bir kurbağaya dönüşmesiyle sonuçlanır. Bataklıklarda 197 yaşındaki iyi büyücü Mama Odie'yi bulmaları gerekir. Bu tehlikeli, tuhaf ve komik yolculuklarında onlara kara sevdalı ateş böceği Ray ve Louis adında caz tutkunu bir timsah yardım eder.

New Orleanslı asi ruhlu gençler Lula ve Sailor birbirlerine çılgınca aşıktır. Lula'nın dengesiz annesi, nefret ettiği Sailor'ın üstüne belalı bir tipi salar. Sailor biraz amacını aşan bir şekilde istemeden adamın canını aldığında hapsi boylar. Genç adam bir gün şartlı salıverilir ve kendisini onca zaman beklemiş olan Lula ile birlikte Kaliforniya'ya doğru yola çıkarlar. Lula'nın annesi bu kez peşlerine bir özel dedektif ve bir de kiralık katil saladursun, genç aşıklar, birbirlerini ve Amerika'nın garipliklerini keşfedecekleri bir yolculuğu yaşarlar. Hayatı kaba saba çizgileriyle, televizyondan ve filmlerden öğrendiğini sanan bir kuşağın gözünden epeyce sert ve kimi zaman sürrealist bir yolcuğuluğa çıkarıyor bizi David Lynch. Yönetmenin, popülerliğinin zirvesindeyken gerçekleştirdiği bu dört dörtlük filmine Nicolas Cage ve Laura Dern uyumunun katkısı tartışılmaz...

Kısaca Deja Vu olarak bilinen olayın rahatsız edici gizemini herkes bir şekilde deneyimlemiştir. Birisiyle yeni tanıştığınızda sanki onu yollardır tanıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız. Veya herhangi bir yere ilk defa gittiğiniz halde sanki orada daha önce bulunmuş gibi hissedersiniz. Kısacası Deja Vu adı verilen duyguyu bilmeyen yoktur denilebilir. Peki, ya bu tuhaf ve tüyler ürpertici duygu aslında geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Veya bilinmeyen geleceğe dair ipuçlarını barındırıyorsa... Yapımcı Jerry Bruckheimer ve yönetmen Tony Scott’un yeni aksiyon-gerilim çalışmasında deja vu duygusu baş roldedir. İnsanların hayatını paramparça eden bir suç olayını araştırmakta olan ATF ajanı Doug Carlin’e (Denzel Washington) hiç umulmadık bir anda rehberlik eder.

Alman çoban köpeği Charlie, başarılı bir kumarhanenin sahibiydi ancak hayatı pek de iyi gitmiyordu. Rakibi Carface, kumarhanesini yok edip onu öldürünce Charlie köpek cennetine gider. Tüm köpekler öldükten sonra buraya gittiği için cennette olsa da, hileyle yaşam saatini çalıp dünyaya geri döner. Artık neredeyse ölümsüzdür ama bu yaptığının cezası cehenneme gitmek olacaktır. Dünyada sadık ama pek de zeki olmayan arkadaşı Itchy ve kimsesiz bir kızla buluşan Charlie, Carface'den intikam almak için para toplamaya başlar. Bu, bir köpek çeteler savaşına yol açar. Charlie yaşam saatini korumaya çalışırken, Itchy ise küçük kızın ve Charlie'nin etkisiyle hayata farklı bir bakış açısı kazanır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir