Mac Wright
Self

Mayıs 2011'de dev bir hortum, Missouri'nin Joplin şehrini kasıp kavurdu. Bu belgesel, birinci elden nabız yükselten görüntüler eşliğinde ölümcül bir hortumu yakından inceliyor.

Dilbilimci kimliğinin yanısıra siyaset bilimi, psikoloji, sosyoloji alanlarında da dünyanın önde gelen isimlerinden olan ve kimileri tarafından yüzyılın en önemli filozoflarından sayılan ünlü bilim adamı Noam Chomsky’nin “Amerikan Rüyası”nın iç yüzünü ve dünyanın hangi kafayla yönetildiğini anlattığı belgesel tadında bir film.

Tür harmanlayan sanatçı ve stil ikonu Lil Peep'in hayatına bir bakış.

NSA ve CIA'de çalıştığı dönemlerde edindiği çok gizli belgeleri basına sızdırdıktan sonra çok tartışılan ve bir daha ülkesine dönemeyen Amerikalı gazeteci Edward Snowden'ın, Citizen Four takma adıyla gazeteci Laura Poitras'la iletişime geçme ve Hong Kong'da kendisiyle yaptığı röportajlar, gerçek kamera kayıtlarıyla anlatılıyor.

Usta yönetmen Werner Herzog son filminde, amatör boz ayı uzmanı ve vahşi doğa eylemcisi Timothy Treadwell’in yaşamını ve ölümünün ardındaki gerçekleri gözler önüne seriyor. Treadwell, Alaska’daki bir Ulusal Park’ta, ayılar arasında silahsız olarak on üç yaz boyunca yaşadı ve deneyimlerini filme çekti.Ekim 2003’te, Treadwell’in ve kız arkadaşının bir boz ayı tarafından parçalanıp yenmiş cesetleri bulundu. Herzog’un hayvanlara duygusal açıdan yaklaşmayan bu alışılmadık belgeselinde Treadwell’in kendi belgesel filminden parçalar da kullanılarak doğa ve insan arasındaki hassas ilişkinin sınırları sorgulanıyor.

Stars of "The Walking Dead," Andrew Lincoln and Danai Gurira, walk down memory lane and visit iconic locations where pivotal moments between their characters, Rick and Michonne, were filmed.

Duffer Kardeşler'in bir nesle damga vuran dizisinin son sezonunun hayata geçirilmesi için yıllarca harcanan emek ve ustalığa içeriden bir bakış.

Felaketten kurtulanlarla, sağlık görevlileriyle ve festival personeliyle özel röportajlar içeren bu belgesel, 2021'deki Astroworld faciasını ve sonrasında yaşananları inceliyor.

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

Bu belgesel, sıra dışı bir genç olan Billie Eilish’in hayatını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ödüllü film yapımcısı R. J. Cutler, ilk albümü yayınlandığında hayatı değişen Eilish’in yolda, sahnede, evde ailesiyle yaşadıklarını seyircilerle buluşturuyor.

Polis, yeni doğum yaptığını söyleyen bir kadını durdurur; ama ne bebek ne üzerindeki kan kadına aittir. Bu gerçek suç belgeselinde sapkın yalanlar açığa çıkıyor.

Part documentary, part concert film, part fever dream, this film captures the troubled spirit of America in 1975 and the joyous music that Dylan performed during the fall of that year.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...

Vol-i, günümüzden çok uzak bir gelecekte geçmektedir. Filmde, insanoğlu aşırı kirlenme sebebiyle Dünya’yı terk edip derin uzayda yaşamaya başlamıştır. Çöplerle çevrili dünyayı temizleme görevi sevimli bir robota, Vol-i'ye verilir. İnsanoğlunun bıraktığı çöplerden kendine yeni bir dünya yaratan Vol-i'nin yalnızlığı, başka bir robot olan EVE’in gelmesiyle son bulur. İki sevimli robotun arasında filizlenen dokunaklı ilişki türlü zorluklara rağmen direnmeye ve ayakta kalmaya çalışır.

Küçük bir yanlış adım, şehrin en iyi caz kulübünde çalmak üzere hayatının şansını yakalayan ortaokul müzik öğretmeni Joe Gardner'nı New York sokaklarından, yeni ruhların dünyaya gitmeden önce kişiliklerini, tuhaflıklarını ve ilgi alanlarını edindikleri fantastik bir yer olan Önceki Dünya’ya götürür. Joe, insan olmanın cazibesini hiç kavrayamamış olan, erken büyümüş ruh 22’nin yardımıyla dünyadaki hayatına geri dönmeye çalışacaktır.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir. Lake ailesinin tüm erkekleri zamanda seyahat etme yeteneğine sahiptir ve Tim de artık bunu kullanabilecektir. Bunu fırsat bilen Tim geçmişindeki utanç verici anlara gidip olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre sonra Londra'ya taşınır ve son derece çekici bir kadın olan Mary'e aşık olur. Tim herkesten gizlediği yeteneğini ilişkilerine de yeni bir 'boyut' getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede her adımı hatasız atlatmayı planlar. Ancak bir süre sonra her sorunu bu şekilde çözemeyeceğini ve hataların da hayatın gerekli birer parçası olduğunu fark eder.

Ejderhalar Berk Adası'nı kendilerine mesken seçmişlerdir. Senelerce acımasız mahlukat tarafından yağmalanan talihsiz adanın biçare yerlileri için hayvanlarını çalıp evlerini yakan bu ejderhaları tepelemek bir nevi namus borcudur. Yetişkinlik çağına erişen genç erkeklerin yapması gereken tek şey bir ejderhayı öldürmektir. Zamanı geldiğinde köyün şefinin tuhaf oğlu Hiccup, icat ettiği tuhaf mekanizmalı silahı bir yaratığa doğrultarak onu öldürmeye yeltenir. Nadir bir türe ait olan bu ejderhayı bir türlü öldüremeyen Hiccup, hayvanı ormana götürerek serbest bırakır. Sonrasında ise aralarında sadakat ve içtenlik barındıran bir arkadaşlık gelişir.

Hicks, Vikinglerin ilk ejderha eğitmeni olmuş ve ejderhalar ile insanlar arasındaki barışı sağlama görevini başarıyla yerine getirmiştir. Ejderhası Dişsiz ile kazandıkları bu barış, Dişsiz'in yeni keşfi ile önemini kaybeder. Dişsiz artık tükendiğini sandığı kendi soyuna mensup bir ejderhayı keşfeder. Bu dişi ejderha vahşi ve zorludur. Tehlike bir kez daha kapıya dayandığında ve Hicks'in otoritesi sınandığında, ejderha da binici de kendi türünü korumak için önemli kararlar vermek zorunda kalacaktır.

Berk Adası'nda ejderha ve vikinglerin birleşmesinin üstünden beş yıl geçmiştir ve adada tam bir barış ve huzur atmosferi hakimdir. Astrid ve ekibi artık boş zamanlarını adanın yeni gözde oyunu olan ejderha yarışlarıyla geçirmekte ve kahramanlar yeni keşif gezilerine adım atmaktadırlar. Bu yolculuklardan birinde çok eski zamanlardan kalma buzdan gizli bir mağara keşfederler ve mağaranın içinde yaşayan yüzlerce vahşi ejderhayı böylece uyandırmış olurlar. Gizemli Dragon Rider'ın da büyük bir tehlike yarattığı bir savaş başladığında, iki kahramanımız Hiccup ve Toothless'a düşen barışı koruyup inandıkları şeyi savunmaları olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir