
Franco Interlenghi
Pasquale Maggi

Yönetmenliğini büyük usta De Sica’nın yaptığı Sokak Çocukları, savaş sonrası Roma’da profesyonel olmayan oyuncularla çekilmiştir. Galip gelen yozlaşmış ve etkisiz siyasi sistemin ezici güçlerini yenme çabalarının gerçek öykülerinden esinlenilmiştir. De Sica’nın filmi, fakirlik ve işsizlik dolu kaos dünyasına atılan iki genç cocuğun belalı yaşam öyküsünü anlatır. Giuseppe (Rinaldo Smordoni) ve Pasquale (Franco Interlenghi) , Amerikan subaylarının ayakkabılarını cilaladıkları sokaklarda çalışırlar.

Franco Interlenghi
Pasquale Maggi
Rinaldo Smordoni
Giuseppe Filippucci
Annielo Mele
Raffaele
Bruno Ortenzi
Arcangeli

Emilio Cigoli
Staffera

Gino Saltamerenda
il Panza (uncredited)
Peppino Spadaro
L'avvocato Bonavino (uncredited)
Antonio Nicotra
Bartoli, l'assistente sociale (uncredited)
Leo Garavaglia
il commissario (uncredited)

The Cider House Rules, evini terkeden, aşkı ve dünyada ait olduğu yeri bulan genç bir adamın hikayesi. Senaryoyu da yazan John Irving'in çok-satan romanından uyarlanan film, ailesini kaybetmiş ve kaldığı yetimhanenin doktoru Larch tarafından yetiştirilmiş Homer Wells'in hikayesini anlatıyor. Homer ve Larch'ın arasındaki ilişki biraz gariptir. Larch, Homer'a tıpla ilgili bildiği her şeyi öğretir. Ama Homer'ın istediği ve Larch'ın ona veremediği bir şey vardır: Hayatını sürmesi için gerekli kurallar...

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

Gelsomina 14 yaşında bir genç kızdır. İki kız kardeşi ve ailesiyle birlikte İtalya'nın Toskana bölgesinde yaşamaktadır. Sessiz sakin bir hayat sürerlerken Gelsomina Martin'le tanışır. Almanya'dan suç işleyen gençlerin ıslah edilebilmesi için düzenlenen bir programla İtalya'ya gelmiş olan bu genç, Gelsomina'nın ve ailesinin dünyasını adeta baş aşağı edecektir.

Mussolini'nin faşist hükümetini sorgusuz sualsiz kabullenen Marcello gizli polise katılır ve yeni bir eşi de kapsayan yeni bir yaşama başlar. Ama çıktıkları balayının gizli bir amacı vardır. Antifaşist hareketin öncülerinden yaşlı bir profesörü öldürecektir. Ancak Marcello bastırılmış çocukluk anılarının da etkisiyle görevinin meşruluğundan kuşku duymaya başlar.

Şiddete eğilimli genç Eric, henüz yaşını doldurmadan ıslahevinden alınarak yetişkinlerin karanlık dünyasına atılır. Gardiyanlara ve hapishanedeki diğer mahkumlara kendini kabul ettirmesi gerekirken bir yandan aynı hapishanedeki babasına kendini ispat etmenin peşindedir. Ömrünün büyük bir kısmını hapishanelerde geçiren Nev, yıllar süren ayrılığı hızla kapatmak için çabalamaktadır. Bu sırada Eric hapishanede katıldığı bir rehabilitasyon grubunda kurduğu ilişkiler sayesinde öfkesini yenebileceğini ve hayatta var olmanın farklı bir yolu olduğunu öğrenir. Ancak oğlunun yeni çevresinden hoşlanmayan Nev ile Eric bir kez daha karşı karşıya gelirler.

Young men with no future have little in the present as well. Natale is released from prison: he takes up with his friends again but none can find work. Claudio, from Palermo, gets out of juvenile detention in Naples and he's met by Vita, a girl who's come from home to run away with him. Where can they go? A young dad, whose potato stall at the market is shut down because he has no permit, takes his two small children to the beach and yells at them. Mario, gay, a prostitute in drag, gets a visit from his mom; he offers tea, then finds the water to his apartment is shut off. Social workers drop by, parole officers file reports. What hope is there? What options besides crime?

1950’lerde Romalı genç bir kadın nişanlanmak üzeredir. Bir oyuncu seçmesine katılmak üzere Cinecittà’ya gider ve sonunda kendisini keşfedeceği uzun bir gece yaşar.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.

Andrei Tarkovsky’nin yurtdışında çekilmiş ilk filmi olma özelliğine sahip yapıtın başrollerinde Oleg Yankovsky, Erland Josephson ve Domiziana Giordano yer almaktadır. Film, 1983 Cannes Film Festivali'nde üç dalda ödül almış ve Altın Palmiye'ye aday gösterilmiştir. Rus şair Andrei, müzisyen Sosnovsky’nin hayatını araştırmaya başlar ve bu süreç zamanla kendisi için içsel bir serüvene dönüşür. Felsefe ve şiirin bolca işlendiği edebiyat dolu bu otobiyografik film, alışılmış tarzın dışındaki monologlarıyla dikkatleri çeker. Tanınmış bir Rus şair olan Andrei, 18. yüzyılda yaşamış ve Bolonya'da eğitim görmüş memleketlisi müzisyen Sosnovsky'nin hayatını araştırmak için İtalya'ya gelir. Güzel İtalyan tercümanı eşliğinde Toskana'dayken mutsuz evliliğinin, karısının ve çocuklarının Rusya'daki hatırası onu avlar. Seyahati giderek içsel bir serüvene dönüşürken mistik bir aydınlanma, şairin yolunu aydınlatacaktır.

İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan bir psikiyatrist, Nürnberg davalarından önce Nazi liderlerini değerlendirirken, Hermann Göring ile rahatsız edici bir bağ kurdukça kötülüğü anlama konusunda giderek daha fazla saplantılı hale gelir.


Bay ve Bayan Glass, anne ile babaları bir trafik kazasında ölen 16 ve 11 yaşlarındaki iki kardeşin velayetini alırlar. Sorunlar da böylece başlar. Güvenilir eski komşular olan Glass çifti, bu öksüzleri Malibu'daki lüks evlerine alırlar. Ancak Bay Glass'in arkadaşça olmaktan çok uzak tavırları nedeniyle bu ev altın bir kafese dönüşür. Olaylar, deneyimli bir TV yöneticisi olan ve parlak pozisyonunun tüm avantajlarından ve 16 yaşındaki Ruby'nin serpildikçe artan cinsel cazibesinden yararlanan Daniel Sackheim ile gelişir.

John Fante‘nin aynı adlı romanından uyarlanan Aşk’a Sor (Ask The Dust), 1930’ların Los Angeles’ında yolları kesişen güzel bir kadın ile karizmatik bir adamın hayallerini gerçekleştirme mücadelelerini anlatıyor. Tutku ve hırslarına yenik düşen bu çift, bir yandan ateşli bir aşk yaşarken, bir yandan da hayalleri uğruna zorlu seçimler yapmak zorunda kalır..

Vittorio ve Cesare, birbirlerini uyuşturucu, alkol ve araba sevdasıyla harmanlayan, uçlarda sürünen iki yakın arkadaştır. Hayattan beklentileri bu marjinal ikiliye pahalıya patlamıştır. Günün birinde Vittorio, Linda ile tanışır ve Cesare’den uzaklaşır. Cesare’nin hayatı dibe vurunca Vittorio, ona tekrar destek olur. Uzak kaldıkları süre zarfında aralarındaki bağın daha da kuvvetlendiğini anlamışlardır ve beraber daha parlak bir gelecek geçireceklerini farkederler. Başarılı oyunculuklarla dikkat çeken bu trajikomik öykü, bu yıl İtalya’da en çok ses getiren filmlerden biri oldu.

“...1900'ün yalnızca siyasal bir film olarak anılmasını istemem. Bu, daha geniş olarak yaşam, yazgı, aşk ve siyaset üzerine bir filmdir. Çünkü siyaset de gündelik yaşamımızın bir parçasıdır...” - Bernardo Bertolucci Mekan, 19. Yüzyılın sonunda siyasi birliğini sağlamayı ancak başarabilmiş, bu nedenle de sömürgecilik yarışında geri kalmış İtalya. İtalya’nın en ünlü toprak sahiplerinden Berlinghieri ailesinin oğlu Alfredo ve babası çiftçi olan Olmo, 1900 yılında aynı gün doğarlar. Adaletsizliklerle ve ekonomik sıkıntılarla dolu olan 20. Yüzyıl İtalyası’nda iki yakın arkadaş olan Alfredo ve Olmo’nun arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülke içi-dışında yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa gidip gelen Alfredo, artık Marksist Olmo’nun gözünde, yok edilmesi gereken faşist bir liderden başka bir şey değildir.

Geceyarısı Ekspresi Alan Parker'ın yönetmenliğini yaptığı İngiliz-Amerika ortak yapımı ve 1978 çıkışlı bir sinema filmidir. 1970'te, Türkiye'de tutuklanıp hapse atılan William Hayes'in gerçek öyküsünden yola çıkılarak yazılmış hikâyeyi anlatmaktadır. Amerikalı genç bir turist olan William Hayes, sevgilisi Susan ile birlikte Türkiye'de tatildedir. Hayes tatil dönüşü arkadaşlarına satıp para kazanmak amacıyla ülkesine dönerken yanında iki kilogram haşhaş götürmeye teşebbüs eder. Vücuduna canlı bomba gibi yerleştirdiği küçük paketler halindeki uyuşturucu uçağa binmek üzereyken yapılan ani bir güvenlik aramasıyla polisler tarafından bulunur ve İstanbul Sağmalcılar Cezaevi'nde tutuklu geçireceği süreç başlar.

Young Franco is imprisoned for murder and rises to become the feared and powerful 'Professor', taking control of Naples' underworld from behind bars.

During a 10-year sentence for murdering the leader of a rival South Central Los Angeles gang, Bobby Johnson finds religion and rehabilitation with the help of Muslim inmate Ali. Upon his release, Bobby returns home to find that his young son, Jimmie, has joined the Deuces, his old crew. Tensions rise as Bobby struggles to convince Jimmie to leave the gang that was his only family during the painful years his absent father spent behind bars.

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir