Philippe Maron
Jacquot 1

Philippe Maron
Jacquot 1
Edouard Joubeaud
Jacquot 2
Laurent Monnier
Jacquot 3

Brigitte De Villepoix
Marilou

Daniel Dublet
Raymond
Clément Delaroche
Yvon 1
Rody Averty
Yvon 2
Hélène Pors
Queen 1
Marie-Sidonie Benoist
Queen 2
Jérémie Bernard
Yannick 1
Cédric Michaud
Yannick 2

Jacques Demy
Jacques Demy (uncredited)

Agnès Varda
Narrator (uncredited)
Guillaume Navaud
Cousin Joël
Julien Mitard
René 1

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

Bir öğretmenin birçok öğrencinin hayatını nasıl etkileyebileceğini gözler önüne seren filmde öğretmen Ron Clark’ın gerçek hayat hikâyesi anlatıyor.

Cennet Beklesin – Heaven Will Wait filminin konusu, Biri 16 diğeri 17 yaşındaki iki genç kızın internet üzerinden başlayan beyin yıkanma sürecini beyazpedeye taşıyor. Yaşanan sorunlara İslami terör ile çözüm bulunabileceğine inanan kızların, ‘geri döndürülmesi’ filmin odak noktası..

Marsilya'da denize nazır bir villada yaşayan Martin ölüm döşeğindedir. Üç kardeş hastalanan babalarının son zamanlarında yanında olabilmek için yıllar sonra yeniden bir araya gelir. Paris’te kendisine farklı bir dünya kuran Angèle, geçmişte yaşadıkları travma sonrası bir daha dönmemek üzere ayrıldığı eve yeniden gelmiş olmanın tedirginliği içerisindedir. Angele ile kendisinden genç bir kadına aşık olan Joseph ve ailenin butik restoranını işletmeye çalışan Armand aralarındaki bağın sarsılmasına neden olan olayla yüzleşmek zorunda kalır. Çocuklarını yıllar sonra etrafına toplayan Martin, onlara aşıladığı ideallerin ne kadarını koruyabildiklerini anlamak için onları test eder. Bu sırada ansızın hayatlarına giren davetsiz bir misafir evin tüm dengesinin değişmesine neden olur.

Deneysel fotoğraflar çekmeye başlayan bir anne, 9 yaşındaki kızının erotik fotoğraflarını da çekmeye başlar.

II. Dünya Savaşı yılları Brüksel, 1941... Nazi Gestapoların yakalayıp sürgün ettikleri ailenin, genç yahudi kızı Mashi Defonseca'nın gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış. Mashi'nin anne ve babası sürgün edilmeden önce, Belçika'lı bir aile ile kızlarının saklanıp korunması ve bakımı için anlaşmıştır. Bir süre sonra yakalanma korkusu ile Mashi ailenin yanından kaçar ve ailesini bulmak için Belçika'dan Ukranya'ya kadar tüm Avrupa'yı yürüyerek geçeceği insanın kanını donduran tehlikelerle dolu dört yıl süren yolculuğuna başlar. Ormanda kurtlarlar sayesinde hayatta kalır.

Bekar anne Marlene eğlenceye düşkün bir kadındır. 8 yaşındaki kızı Elli ile birlikte küçük bir kasabada hayatını sürdüren Marlene, abartılı gece eğlencelerinin birinde bir adamla tanışır. Bu yeni tanıştığı adam için Elli'ı terk etmeye karar verir. Küçük kız sahip olduğu tek ebeveyn olan annesini geri kazanmak için mücadele vermek zorunda kalır. Bu uğurda öncelikle annesinin korkularıyla yüzleşmeli ve annesine ulaşabilmelidir...

Fransız sinemasının yıldızlarından Fabienne hayatını anlatan bir kitap yazar. Bunu kutlamak için uzun zamandır görüşmediği kızı Lumir, kocası ve kızıyla ile birlikte New York’tan annesini ziyarete gelir. Bu kitapla birlikte hepsinin hayatını etkileyen hiç bilmedikleri gerçekler de açığa çıkar. Anıları yayımlandıktan sonra Fabienne kendi korkularıyla yüzleşmek zorunda kalırken hayatları boyunca kızıyla kuramadıkları bağı bu sefer kurabilecek midir?

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

1960’ların başlarında Hong Kong’da, bitişik dairelerde yaşayan iki komşu, Bay Chow ve Bayan Chan, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrendikten sonra birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Amerikan sinemasının en inatçı muhaliflerinden ve en büyük yaratıcılarından Robert Altman'ın yeniden gündeme geldiği doksanlı yıllarda kotardığı en iyi filmlerden birisi. Güney Kaliforniya'da yaşayan mutsuz insanları, çiftleri, aileleri, arkadaşları, aşıkları, telefon seksi yaparken kızını besleyen kadınları anlatan filmin oyuncu kadrosunda Hollywood'un dev isimleri yer alıyor * 3 saat olması seyirciyi zorluyor lakin güzel filmdir

1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

Flamin' Hot, Meksikalı köklerini ve yetiştirilme tarzını kullanarak ikonik Flamin' Hot Cheetos atıştırmalığını bulan ve gıda endüstrisinde çığır açıp bunu küresel bir popüler kültür fenomeni haline getiren Frito Lay'in temizlik görevlisi Richard Montañez'in ilham verici hikayesidir.

Bir inşaat mühendisi olan Philippe Gerbier, Fransız Direnişi'nin en önemli liderlerinden birisidir. Kendisinden haz etmeyen bir cani tarafından yaptığı tüm gizli işler gün yüzüne çıkarılır. Gerbier bunun neticesinde bir esir kampına düşer. Bir süre sonra kamptan kaçarak kendisine bunları yaşatan vatan hainini bulmaya karar verir. Fransız Sineması'nın devrimci yönetmenlerinden Melville'in Joseph Kessel'in romanından uyarladığı Gölgeler Ordusu, sinema tarihinin en önemli başyapıtlarından biri olarak gösteriliyor.

Filmde II. Dünya Savaşı sırasında, Naziler yüzünden Paris'teki evlerini ve ailelerini terk edip güvenli bölgelere kaçmaya çalışan Jo ve Maurice adındaki iki kardeşin yaşadıkları konu alınıyor. Bu hikaye, Joseph Josso'nun otobiyografik romanından ikinci kez sinemaya uyarlandı. İlk film 1975 yılında sinemaseverlerle buluşmuştu.

Rene Clement’in bu başyapıtı Nazi bombardımanı sırasında tüm ailesin yitiren beş yaşındaki bir kız çocuğu ile on yaşındaki bir erkek çocuğunu savaşın bunaltıcı atmosferindeki çocuksu hayatlarına bir bakış atıyor. Arka planda dönemin gündelik hayatıyla.

Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın da önemli bir yeri var.

Betty Elms, ünlü bir oyuncu olabilmek umuduyla geldiği Los Angeles'ta, Kanada'ya taşınmaya karar veren teyzesinin yaşadığı apartman dairesine taşınır. Daireye yerleşmek için geldiğinde bir trafik kazası geçiren ve hafızasını kaybettiği için orada saklanan Rita'yı bulur. Betty kendisi ile ilgili her şeyi unutmuş bu kadına yardım etmeye karar verir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışır. Bütün bu hayatlar birbirine girer.

1944 yılı İspanya'sında, sivil savaş kargaşası sona ermiş görünse de, Navarra'nın kuzeyindeki dağlık bölgelerde çatışmalar sürmektedir. Kendi hayal dünyasında yaşayan 10 yaşındaki Ofelia, hamile annesi Carmen'le birlikte, Navarra'ya, üvey babası Kaptan Vidal'in yanına gider. Kaptan Vidal, faşist yönetimin emrinde çalışan ve sınırları isyancılardan temizlemekle görevli bir memurdur. Sert mizacı ve otoriter tavrı nedeniyle üvey babasıyla en ufak bir yakınlık kuramayan Ofelia, bir gün arka bahçelerinde, esrarengiz bir labirent keşfeder. Bu labirentin içinde tanıştığı, gövdesinin yarısı insan yarısı yaratık olan Pan'la yaşayacakları, Ofelia'nın bütün yaşamını değiştirecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir