
Leonardo Pieraccioni
Doc

The idealistic lifestyle of an old West farmer, his Indian wife, and half-breed son is interrupted when the boy's old gunslinger father returns. They are not happy with his return despite the old gunslinger's intention to retire. Things take a turn for the worse when another gunslinger arrives in town, trying to force a battle with the father.

Leonardo Pieraccioni
Doc

Harvey Keitel
Johnny Lowen

David Bowie
Jack Sikora

Sandrine Holt
Pearl

Alessia Marcuzzi
Mary

Jim van der Woude
Joshua
Yudii Mercredi
Jeremiah
Andrew Dunford
Piano player

Kwame Kwei-Armah
Rastafarian

Stephen Jenn
Albino

Michelle Gomez
Leather girl

Sean Baker
Telegraph operator

Donald Hodson
Mayor

Rosalind Knight
Miss Willow

Jimmy Herman
Indian grandfather

Western türündeki filmde, ürkek bir çiftçi bir silahlı çatışmada sözünden dönünce kız arkadaşı (Seyfried) tarafından terk edilir. Fakat bir kanun kaçağının karısı (Charlize Theron) kendisine nasıl ateş edileceğini öğretince kahramanımız da kız arkadaşını geri kazanmak için bir şans elde eder.

'İyi, Kötü, Çirkin' ve 'Bir Avuç Dolar İçin"in tanınmış yönetmeninden, Clint Eastwood'un efsaneleşmiş 'isimsiz' karakterinin beyaz perdeye ilk defa çıktığı bu nefes kesici ve aksiyonla örülmüş western macerası sizi koltuklarınıza çivileyecek. Heyecanlı çatışma sahneleri, dinamik performanslar ve mükemmel görüntüleri ile türünün tartışmasız klasiklerinden biri. Gizemli bir silahşör (Eastwood) iki rakip kaçakçılık çetesinin korku saldığı kasvetli ve eski bir sınır kasabası olan San Miguel'e gelir ve macera başlar.

Meksika Devrimi sırasında geçen film, patlayıcı madde ustası bir İrlandalı asker ile onun bu maharetini banka soymakta değerlendirmek isteyen bir başka paralı askerin başlarından geçenleri anlatıyor. Bir grup politik mahkumun kurtulmasına da sebep olan Sean Mallory bir anda halk kahramanı olur. Tek amacı çok paraya ve biraz şöhrete konmak olmasına rağmen, devrim kahramanlığı pek beklemediği bir şeydir. Bir zaman sonra tüm kontrolü yitirir ve ok yaydan çıkmış olur.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Eski bir suçlu olan H.I. McDunnough ile onun kayıt için fotoğraflarını çeken eski polis Edwina evlenir ve Arizona'da bir çiftliğe yerleşirler. Eski yaşamına veda eden ve Edwina'ya söz verdiği gibi kirli işlere karışmayan H.I fabrikada işe girer. Huzurlu ve mutlu giden evlilikleri Edwina'nın çocuk beklentisi ile sekteye uğrar. H.I'nın çocuğu olmamaktadır ve çift bir çocukları olmasını çok istemektedir. Bunun üzerine çift Arizona'nın en zengin adamlarından birinin yeni doğmuş beşizlerinden birini çalmaya karar verir.

Four petty criminals, three men and a woman, wander through the trackless terrain of the Wild West Utah and are hounded by a sadistic bandit.

Ordu tarafından, demiryolu yapımında kullanılmak üzere banka kasasına konan 100.000 dolar çalınır. Soygun planını, aralarında yargıcın da bulunduğu, kasabanın ileri gelenleri hazırlamıştır. Ama birden ortaya çıkan Sabata adındaki yabancı kayıp parayı geri getirmekle kalmayacak, sorumluların hepsini de teker teker cezalandıracaktır.

The sole survivor of a bloody massacre vows revenge on his attackers and on the men who killed his wife.

Öncü bir aile, Montana ovalarında yeni inşa ettikleri çiftlikte onları terörize eden bir kısır kanun kaçağı çetesine karşı savaşır.

A grizzled ex-sheriff helps a man framed for murder to confront the powerful trio of brothers who want him dead.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…

After a stagecoach is robbed and the passengers murdered, a long and tangled series of surprise attacks and murderous double-crosses, leaves the coach's strongbox in the hands of the killer Lasky. It is up to the legendary hero Sartana to track down the missing money and determine just who is ultimately behind the grisly robberies and killings.

Kötü şöhretli bir ödül avcısı olan Max Borlund, zengin bir iş adamı olan Nathan Price’ın kaçırılan eşi Rachel Price’ı bulması için işe alınır. Borlun, Rachel’in asker kaçağı olan Elijah Jones tarafından fidye almak için kaçırıldığını ve Meksika’da tuttuğunu öğrenince, Meksika’ya doğru yola çıkar.

Şemsiyesini kullanarak uçabilen süper-dadı Mary Poppins, Bank Ailesi'nin çocuklarına dadılık yapmaya başladığında aile üyeleri nasıl bir kadının çocuklarına bakıcılık edeceğinden habersizdirler. İlginç alışkanlıkları ve sihirli güçleri olan Mary Poppins, çocuklar gerçeküstü bir yolculuğa çıkarır. Çocuklara hayattan nasıl keyif alınabileceğini öğreten, onlara farklı farklı maceralar yaşatan dadının tek şartı yaşadıkları şeylerden kimselere bahsetmemeleridir. Avustralyalı kadın yazar P. L. Travers'ın 1935 yılından itibaren yayımlanmaya başladığı aynı adlı bir dizi çocuk kitabından uyarlanmıştır.

Buster Keaton’ın, daha ünlü filmi The General (General, 1927) kadar iyi sayılabilecek, Güneylilerin töreleri üzerine yaptığı usta işi bir taşlama olan Our Hospitality (Konukseverliğimiz), iki aile arasında kökleri eskilere uzanan bir kan davasının saçma cinayetler tarihini anlatan nefis canlandırılmış dramatik bir giriş bölümüyle başlıyor. Bunu asıl öykü izliyor: Buster’ın canlandırdığı Willie McKay, 20’li yaşlarında, New York’ta büyümüş ve kasabasına dönen (ilkel bir trende geçen müthiş komik bir yolculukla) saf bir gençtir. Yolculuk sırasında tanışıp hoşlandığı genç kızla (kanını dökmeye hâlâ yeminli ailenin kızı çıkınca) yakınlaşması yüzünden canından olma tehlikesiyle karşılaşır ve içinden çıkılmaz bir duruma düşer; öte yandan düşmanlarının Güneyli konukseverliği, çatılarının altında olduğu sürece kendisine adabınca davranılmasını gerektirmektedir.

Charlie, zengin ailelerin şımarık çocukları ile birlikte Willy Wonka'nın çikolata fabrikasını gezmeye hak kazanır. Yolculuk esnasında sayıları gittikçe azalır. Bu bir geziden çok aslında bir sınavdır.

Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu. Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir.

Filmde 1951 yılında Kore Savaşı sırasında cephenin gerisinde görev yapan ve MASH ('Seyyar Ordu Cerrahi Hastanesi' anlamına gelen 'Mobile Army Surgical Hospital' kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır) adı verilen sahra hastanelerinden birinde görev yapan ve genel olarak 'kasap' olarak adlandırılan bir grup cerrah ve yardımcı personelin serüvenleri anlatılmaktadır. Bu cerrahlar ekibinin hiç biri meslekten asker değildir. Buraya sivil hastanelerden gelmişlerdir. Dolayısı ile askeri disiplin buradaki çadır hastanelerde en son görülecek şeydir. Her gün yapılan ağır ameliyatlar, kesilen uzuvlar, ölen insanlar ve savaşın diğer acıları arasında gülmeye, eğlenmeye ve gırgırlarını geçmeye vakit bulabilirler, tabii asli görevlerini hiç aksatmadan. Aslında filmde tek bir çarpışma sahnesi yer almaz, buna rağmen MASH en büyük savaş karşıtı filmlerden biridir...

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir