
Ciccio Ingrassia
Francesco Coppola


Ciccio Ingrassia
Francesco Coppola

Franco Franchi
Franco Lo Grugno

Gino Cervi
Colonnello Daini

Totò
frate bersagliere

Eduardo De Filippo
mafioso

Peppino De Filippo
Zio Peppino

Terence Hill
Soldato austriaco

Aldo Fabrizi
facchino

Walter Chiari
avvocato difensore

Jean-Paul Belmondo
Erede Siciliano (uncredited)

Simone Signoret
Contadina

Stewart Granger
Avvocato (uncredited)

Erminio Macario
Soldato in cucina (uncredited)

Virna Lisi
Naja, una spia austriaca

Carlo Pisacane
Zio Michele (uncredited)

Soğuk Savaş döneminde Ruslara saldırmak için bahane aramakta olan çılgın general Jack D. Ripper, Rusların 'Amerikan halkının vücut sıvılarını kirlettiği' gerekçesiyle SSCB'ye sürpriz bir nükleer saldırı yapmaya karar verir. Nükleer silahlarla yüklü bir Amerikan uçağı Rus sınırına yakın bir bölgede Soğuk Savaş döneminin tipik devriye uçuşlarından birini yapmaktayken mürettebat Ripper'dan SSCB'ye saldırı emrini alır. Fakat Rus büyükelçisi DeSadesky, Amerikan makamlarına Rus savunma teknolojisinin geldiği son noktanın ürünü olan 'Doomsday Device'dan bahsettiğinde ve başkanın danışmanlarından eski Nazi bilimadamı Dr. Strangelove, buluşun olduğunu doğruladığında durum daha da tehlikeli bir hal alır. 'Doomsday Device', SSCB'ye yapılacak herhangi bir nükleer saldırıda dünyadaki tüm canlıların yok olmasına sebep olacak bir silahtır.

Peter Weir'in hikayesiyle 1915 senesinde Avustralyalı iki arkadaşın paylaştığı dostluğu anlatan bu filmde Mel Gibson olağanüstü bir performans sergiliyor. Kıtaları ve okyanusları aşıp, piramitlere tırmanıp eski Mısır'ın topraklarından geçerek Gelibolu'da savaşmakta olan alaylarına katılırlar. İki arkadaşın kaderi, I.Dünya Savaşı'nda Avustralyalılara karşı Almanlar ve Türklerin yapmış olduğu bu savaşla şekilleniyor.

Yıl 1914. İnsanlık tarihinin en kanlı savaşı Birinci Dünya Savaşı başlamış. Ancak Noel Gecesi batı cephelerinden birinde müziğin de gücü ile o geceye özel bir barış ilan edilir sessizce, Almanlar ve İskoç-Fransız birlikleri arasında.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Normandiya Çıkarması’ndan 72 saat önce, özgür dünyanın kaderi pamuk ipliğine bağlıdır. General Dwight D. Eisenhower ile Yüzbaşı James Stagg, kritik bir kararın eşiğindedir: Ya tarihin en büyük ve en tehlikeli deniz harekâtını başlatacaklar ya da savaşı kaybetme riskini göze alacaklardır.

2. Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyen olaylardan biri olan Dunkerque Tahliyesi'ni konu edinen film, yüz binlerce İngiliz ve müttefik askerlerinin etrafının düşman askerleri tarafından sarılması ile başlar. Arkaları deniz olan bir yerde sıkışan askerler, düşman saldırısına karşı çaresiz bir durumda kalırlar.

Captain Horatio Hornblower leads his ship HMS Lydia on a perilous transatlantic voyage, during which his faithful crew battle both a Spanish warship and a ragged band of Central American rebels.

Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltısı K-19'un başına katı disiplinli Kaptan Vostrikov (Harrison Ford) getirilir. Eski kaptan Polenin (Liam Neeson) uyarılarını dinlemeyen Vostrikov, ABD yakınlarında nükleer reaktör arızasına yol açar. Mürettebat, ölümcül radyasyon altında tamirat yaparken, Vostrikov NATO'dan yardım almayı reddeder. 8 kişinin fedakarlığıyla felaket önlenir, ancak Vostrikov itibarını kaybeder. Film, Sovyet sisteminin baskıcılığını ve bireysel kahramanlıkları vurgular. Ford'un sert komutan portresi ve gerçek olaylara dayanan gerilim dolu sahneler dikkat çeker. Denizaltı klostrofobisi ile siyasi gerilimin harmanlandığı bu yapım, Soğuk Savaş'ın risklerini gözler önüne serer.

Uçak pilotu Topper Harley, babasının kötü şöhreti altında ezilirken bir taraftan da rakibi Kent ile her konuda mücadele etmektedir. Tüm bunlar olurken çok tehlikeli bir görev de onları beklemektedir.

Topper Harley, manastırda sıradan işler yaptığı sırada, görevliler tarafından bulunur. CIA, ondan Çöl Fırtınası harekatından sonra Irak'ta kalan rehineleri kurtarmak için gönderilen kurtarma ekibini, onları da kurtarmak için gönderilen en son kurtarma ekibini Irak'tan kurtarmak için yapılacak olan bir kurtarma harekatını yönetmesini ister. Başkan Tug Benson da macerayı sevmektedir. Hot Shots, Rambo, Robocop, T2 ve Commando tarzı macera filmlerine espirili göndermeler yapıyor.

Sudan'dan Mısırlıları çıkarma emri alan bir İngiliz general, Müslümanların tehdidi altındaki halkı korumak için Hartum'da kalır, ancak Müslüman güçlerin başındaki komutan, onu hem savaş tecrübesi hem de inancı konusunda zorlayacaktır.

British RAF Wing Commander James Wright is captured by the Japanese during WWII and forced to fight in brutal hand-to-hand combat. The Japanese soldiers get more than they bargained for when Wright’s years of martial arts training in Hong Kong prove him to be a formidable opponent.

Meksika sınırından girip Teksas´a doğru ilerleyen Meksika ordusunu engellemek, Albay Travis´in küçük birliğine düşecektir.

T.E. Lawrence, Kuzey Afrika’da konuşlanmış İngiliz ordusunda görevli genç bir teğmendir. İstihbarat bölümünün harita kısmındaki pozisyonundan mutsuz olan Lawrence, bugün Suudi Arabistan olan bölgede araştırma görevi teklif edilince heyecanla kabul eder. Bölgede savaşmakta olan Arap ordusunun komutanı olan Prens Feisal’ı gözlemlemekte olan Lawrence, bir süre sonra bölgede kalarak Prens’e yardım etmeye karar verir. Tarihin en ünlü casuslarından biri olan Lawrence, Araplar’ı Osmanlılar’a karşı kışkırtıp, Arap topraklarına batılı medeniyetlerin girmesine ön ayak olmuştu.

1917, I. Dünya Savaşı'nın doruk noktasında, kendilerine imkânsıza yakın bir görev verilen iki İngiliz asker Kıdemsiz Onbaşı Schofield ve Kıdemsiz Onbaşı Blake'in hikâyesini anlatıyor. Blake'in abisinin de içinde bulunduğu 1.600 asker bir tuzağa doğru ilerlemektedir. Askerlerin hayatlarını kurtaracak mesajı düşman bölgesini geçip tabura ulaştırmak için Schofield ve Blake zamanla yarışacaktır.

Birinci Dünya Savaşı'nda, aristokrat sınıftan gelen Komutan De Boeldieu ile işçi sınıfından gelme Teğmen Marechal, keşif gezisine çıkarlar. Ancak görevlerini başarı ile tamamlayamadan, Alman askerleri tarafından esir alınırlar. Alman Komutan von Rauffenstein da, tıpkı Boeldieu gibi aristokrat bir aileden gelmedir ve esirlerinin kendisi ile birlikte yemek yiyebileceklerini duyurur. Yemek sırasında Boeldieu ile Rauffenstein, aralarındaki ortaklıkları görmeye başlarlar, bunların hepsi de sınıf temellidir. Ancak bu ortaklık, onların esir kampına gönderilmesini engellemez. Komutan ve teğmen, kampta diğer askerler ile arkadaş olur ve onların kaçış planlarına katılırlar. Esir kampından tünel kazarak kaçmayı deneyeceklerdir...

20. yüzyılın ilk yıllarında geçen hikayede, başıboş dolaşan işsiz bir genç adam olan James Apperson'ın hayatına konuk oluyoruz. James'in vakit öldürerek geçirdiği hayatı, varlıklı bir işadamı olan babasıyla çalışmaya başladığında bambaşka bir yöne evrilir. Bir süre sonra Amerika, Birinci Dünya Savaşı'na girdiğindeyse James yeni bir dünyayı keşfetmiş olur. Genç vatansever, iki arkadaşının peşinden gidip orduya katılmaya ve ülkesi için savaşmaya karar verir. Eğitimler sırasında arkdaşları Jim ve Bull'la olan arkadaşlığı iyice ilerler ve bağlı bulundukları birlik Fransa'ya gönderildiğinde burada da yolları ayrılmaz. Fransa'da Melisande isimli son derece etkileyici bir genç kadınla tanışan üç arkadaş, Melisande'den fazlasıyla etkilenir. Ancak Melisande'nin aklı sadece Jim'dedir. Cephede başlayan bu aşk, ikisi için de durumların bir hayli zorlaşması anlamına gelmektedir.

Yıl 1924. Gecenin karanlığı çökerken Marsilya'nın nemli sokakları Jandarmanın düdük sesleri ile yankılanır. Gangsterler, araba ile kaçmaktadırlar. Tren istasyonunda, güzel bir kadın tek başına beklemektedir. Hemen yakınlarında ise Alain Lefevre dar sokaklardan geçmektedir. Çaresizce gölgelerde saklanan ve avlanmak üzere olan bir hayvan gibi kaçmaktadır.Gece olmadan önce bu genç boksör, bu bayanı mafyanın elinden kurtarmaya çalışırken yaptığı boks maçında tuzağa düşürülmüştür.İki kişinin katili olarak aranmaktadır. Kaçması ve yeni bir kimlik bulması gerekmektedir. Bu yüzden Fransız lejyonuna katılıp kendini kurtaracaktır. Fakat burada yaşayacakları hayatını akışını değiştirecek.

Film, bize sıradışı bir adamın hayatını ve aşklarının hikayesini samimi bir şekilde anlatıyor. Öncelikle tam bir eski kafalılık örneği olan, aşırı kilolu general Clive Wyne-Candy ile tanışıyoruz. 40 yıl geriye gittiğimizde ise tamamen farklı bir adam, genç ve yakışıklı subay "Sugar" Candy'i görüyoruz... Hayatına girmiş üç kadınla olan ilişkilerini ve bir Alman subayı ile ömür boyu arkadaşlığını izlerken, Candy'nin hayatındaki izleri görüp onun ordu onuru anlayışını modern çağın "genel harp" mefhumuna adapte etmesinin ne kadar zor olduğunu anlıyoruz...

Altı aylık bile değilken annesinden koparılan ve hayvan pazarına götürülerek açık arttırmaya çıkarılan Joey, hayatın dikenli yollarına doğru ilk adımı atıyor ve sarhoş bir adama satılıyor. Niyeti bir buzağı almak olan adamın oğlu Albert, Joey'u görür görmez ona hayran kalıyor. Soğuk, uzun kışlar ve puslu yazlar birbirini kovalarken Albert ve Joey beraber büyüyerek, asla unutulmayacak bir dostluk bağı kuruyor. Ancak bir gün bankaya olan ipotek borcunu ödemek için paraya ihtiyacı olan Albert'ın babası Joey'i İngiliz ordusuna satar. İşte Joey için hayatın acı dolu gerçeği o andan itibaren başlıyor. Çiftlik atından bir süvari atına dönüşen Joey cepheden cepheye koşarak herkesi kendine hayran bırakır. Ancak yine de Albert ile karşılaşacağı günü beklemektedir. Albert da aynı şekilde Joey ile karşılaşacağı zamanı beklemektedir..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir