
Kayla Ewell
Lena

Travis plans the perfect romantic getaway to propose to longtime love Lena. As the carefully orchestrated weekend comically fails to go as planned, Travis may not get the answer he’s looking for.

Kayla Ewell
Lena

Beau Billingslea
Al

Ryan Merriman
Travis

Adam Korson
Cedric
Mitch Ryan
Oren

Vernee Watson
Patty

Sabrina Perez
Michelle

Nicole Paggi
Hannah

Timothy Bottoms
Rick

Jonathan Bray
Ted

Jennifer Christopher
Little Girl's Mom

Tony Devon
Ash
Dedan Donovan
Band Leader

Terri Douglas
(Voice)

Kristel Elling
Spa Attendant

When Anne helps her father close the family's toy store, what she finds will help inspire an entire town that is need of some Christmas cheer.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

Bu seksi ve modern gerilimde Akademi ödülü sahibi Judi Dench ve Cate Blanchett, biri iş arkadaşının suçlu sırrı yüzünden harcanan diğeri kendi karanlık saplantılarının kurbanı olan hınzırca eğlenceli, Oscar adayı performanslarını sergiliyorlar.Dench, Barbara Covett rolünde, iş dışında umutsuz ve yalnız bir hayatı olan demir bir yumrukla sınıfını yöneten bir öğretmeni canlandırıyor. Neşe saçan yeni sanat öğretmeni Sheba Hart'la tanışana kadar (Blanchett) bu böyleydi.Buna rağmen Barbara başta çok hoşlandığı yeni kafadar arkadaşı Sheba'nın bir öğrenciyle ilişkisi olduğunu öğrenince kıskançlık ve öfkesine yenilip kontrolden çıkar.

Dr. Henry Roth, Hawaii'nin ünlü playboylarından birisidir. Fakat Lucy ile tanışınca farklı duygular hissetmeye başlar. Kalbini çalan bu kadının dünyada çok az rastlanan bir rahatsızlığı vardır. Her gün bir önceki gün yaşadıklarını unutarak uyanan Lucy, sürekli yenilenen bir hafıza kaybı yaşamaktadır. Henry her yeni günde yeniden kendisini tanıtmak ve yeniden kendisinden etkilenmesini sağlamak zorundadır. Bu durum Henry'nin işini zorlaştırmanın yanında, aslında daha da fazla bağlanmasına sebep olacaktır.Adam Sandler ve Drew Barrymore'un uyumlu bir ikili oldukları 50 İlk Öpücük, hoş bir romantik-komedi olarak hafızalarda yer ediyor.

Jeanne, evlilik hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da evlenince oturmak için bir ev aramaktadır. Bir gün çok beğendiği bir evi gezerken çok ilginç ve garip bir adamla tanışır. Paul, kendinden yaşça büyük ve tanıdığı bütün erkeklerden farklı bir adamdır. Aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Uzunca bir süre sadece birlikte olabilmek için bu evin çatısı altında buluşacak ama birbirlerinin dışarıdaki hayatlarına dair hiçbir soru sormayacak ve hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Bu, Paul'ün ilişkilerinin devam edebilmesi için koymuş olduğu bir şarttır. Paul'ün karamsar ruhuna karşılık Jeanne'in capcanlı gençliği, koydukları bu sert kurallara dayanamayacaktır.

John Fante‘nin aynı adlı romanından uyarlanan Aşk’a Sor (Ask The Dust), 1930’ların Los Angeles’ında yolları kesişen güzel bir kadın ile karizmatik bir adamın hayallerini gerçekleştirme mücadelelerini anlatıyor. Tutku ve hırslarına yenik düşen bu çift, bir yandan ateşli bir aşk yaşarken, bir yandan da hayalleri uğruna zorlu seçimler yapmak zorunda kalır..

Sean Thornton doğup büyüdüğü İrlanda'ya,yeni bir hayata başlamak üzere geri döner. Kısa zaman içinde Mary Kate Danaher ile tanışır ve evlenmeye karar verirler. Ancak buna karşı çıkan biri vardır; Mary'nin abisi Will Danaher. Sean hem Will Danaher ile mücadele eder hem de geride bırakmak istediği hatıralarıyla... The Quiet Man, 7 dalda Oscar'a aday olan ve John Ford'a en iyi yönetmen Oscarı'nı getiren çarpıcı bir drama.

Tutku, aşk, ihanet. Yakışıklı, varlıklı ve karizmatik David Aames rüya gibi bir hayat sürmektedir. Bir gün hayatının kadınıyla karşılaştığını düşünür. Tek sorun onun, en yakın arkadaşının kız arkadaşı olmasıdır. Kısa süre sonra kız arkadaşının sebep olduğu bir araba kazasında yüzü tanınmayacak şekilde parçalanır. Hayata küsen David’in karşısına, onu eski haline döndürebileceğini söyleyen bir doktorun çıkmasıyla kendisi için hayaller ve gerçek arasında tehlikeli bir serüven başlar.

Emekliliğine günler kalmış olan saygın psikiyatrist Dr. Jack Mickler (Marlon Brando),Zorro gibi giyinmiş bir genci (Johnny Depp) tam intihar edecekken kurtarır ve çalıştığı Psikiyatri kliniğine getirir. Bu genç kendisinin efsanevi Don Juan olduğunu ve ilk aşkını aramak üzere New York'a geldiğini söylemektedir. Dr.Mickler kendisine tanınan 10 günlük süre içerisinde gencin hayat hikâyesini dinler ve gittikçe onun gerçekten Don Juan olduğuna inanmaya başlar. Bu on gün içinde ondan dinledikleri Dr.Mickler'in de yaşantısını da etkilemeye başlar, eşi Marilyn (Faye Dunaway) ile olan ilişkisi canlılık kazanmıştır. Dr.Mickler kişilerin kendi gerçeklerini yaşamaya çalışmalarının onların deli olmaları anlamına gelmeyeceği sonucuna varır.

Dehası göz kamaştıran genç bir fizik öğrencisi olan Stillman, kız arkadaşı Debbie’den ayrıldıktan sonra kendisini toparlayamaz. Genç adam ilişkilerini düzeltip yeniden bir araya gelmenin yollarını ararken aklına bir fikir gelir. Bir zaman makinesi icat etmeyi planlayan Stillman, bu sayede Debbie ile ilişkilerinin başladığı güne geri dönecek ve tüm hatalarını telafi etme imkanı bulabilecektir. Kalbi kırık fizik dehası, zaman makinesini üretip en yakın arkadaşı Evan’ı da yanına alarak zamanda yolculuk yapar. Stillman'ın eline inanılmaz bir fırsat geçmiştir. Her şeye en baştan başlayan Stillman, geçmişte yaptığı hataları telafi edebilecektir. Ancak bu zaman ve mekan sınırlarını aşan macera, bazı hataların bilim tarafından düzeltilemeyecek kadar büyük olduğunu gösterecektir.

On yıl süren zahmetli bir çalışmadan sonra, romancı Karen Eiffel, en iyi kitabını tamamlamak üzeredir. Önündeki tek sorun, ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceğini bulmaktır. Yazar, Harold Crick’in gerçekte yaşadığını ve sözcükleri yazdığı anda olayları yaşadığını bilmemektedir. Şaşkına dönen Harold, yazarın aklındakileri duyup romanın (ve kendi) sonunu değiştirmesi gerektiğini anlar.

Marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim, aristokrat bir ailenin kızı Sophia'ya aşık olur; ancak sosyal konumları nedeniyle ilişkilerinin yasaklanması sonucu Avusturya'yı terk ederek dünyayı keşfe çıkar. Eisenheim15 yıl sonra ünlü bir illüzyonist olarak isim yapmıştır; ülkesine döndüğünde eski sevgilisi Sophie Avusturya-Macaristan veliaht prensi Leopold ile nişanlanmak üzeredir.

Elias 14 yaşında ve aslında tüm dünyası okulla sınırlı. Ta ki, karşı eve yaşıtı Alexander taşınana kadar! Onunla tanıştığında, Elias daha önce hiç hissetmediği yepyeni ve heyecan verici duygularla tanışır. İlk kez gerçekten âşık olduğunu fark eder ve her boş anını yeni arkadaşıyla geçirmek ister! Alexander bir gün Elias'a açılır ve aslında erkeklere ilgi duyduğunu söyler. Elias ise içindeki bu yoğun duyguları bastırır, çünkü çevresinin tepkisinden korkmaktadır. Alexander'a olan hislerini saklar ve yalan söylemeye başlar. Ta ki dedesiyle yaptığı bir konuşma ona gerçekten ne istediğini hatırlatana kadar.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

New York Times çoksatan romanı Aşk Hipotezi'nden uyarlanan film, doktora öğrencisi Olive'ın, bölümünün en korkulan profesörü Adam Carlsen'ı ani bir dürtüyle öpmesiyle başlayan hikâyesini konu alıyor. İkisinin de ihtiyaç duyduğu sahte ilişki, zamanla kimyalarını sınayan ve belki de aşkın formülünü ortaya çıkarabilecek bir deneye dönüşüyor.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

İyi bir aileden gelen genç bir kadın olan Alma Lancaster, hukuk okuduğunu sanan ebeveynlerinden habersiz, film çekme hayalini gerçekleştirmek için kendine bir yıl vermiştir. Pek kimseyle bağı olmayan genç bir adam olan Vadim Arcadi ile çalışmak zorunda kaldığında, aralarında bir çekim kıvılcımlanır. Ama onları ayırmaya ve her şeyi ortaya çıkarmaya kararlı görünmez bir tehdit pusuda beklemektedir.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Genç bir kadın olan Bella trajik bir şekilde ölür. Ancak sıra dışı bir bilim insanı olan Dr. Godwin Baxter beynini, bir bebeğin beyni ile değiştirerek onu hayata döndürür. Bexter’ın koruması altında olan Bella, etrafındaki dünyayı keşfetmek için kendini keşfetme yolculuğuna çıkar. Bu sırada onun yolu, becerikli ve ahlaksız bir avukat olan Duncan Wedderburn ile kesişir ve ikisi kıtalar arası çılgın bir maceraya atılır.

Özgür ruhlu bir genç kadın olan Maggie, karşı konulmaz bir cazibeye sahip olan Jamie ile karşılaştığında sonucun aşk olacağına başta kimse inanmamıştır. Jamie ilaç endüstrisinin kurtlarından biridir ve kadınlar üzerinde kullandığı çekim gücünü kendi işinde de kullanmaktan çekinmez. Maggie ise bağlanmaktan korkan ve özgürlüğüne düşkün bir kadın olarak Jamie'den çok daha hassas bir konuma sahiptir. Ancak ikisinin ilişkisi ilerledikçe ikisi de gerçek bir ilaçla karşılaşır: Aşk...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir