
Emma Stone
Bella Baxter

"Başka hiçbir şeye benzemeyen bir deneyim."
Genç bir kadın olan Bella trajik bir şekilde ölür. Ancak sıra dışı bir bilim insanı olan Dr. Godwin Baxter beynini, bir bebeğin beyni ile değiştirerek onu hayata döndürür. Bexter’ın koruması altında olan Bella, etrafındaki dünyayı keşfetmek için kendini keşfetme yolculuğuna çıkar. Bu sırada onun yolu, becerikli ve ahlaksız bir avukat olan Duncan Wedderburn ile kesişir ve ikisi kıtalar arası çılgın bir maceraya atılır.

Emma Stone
Bella Baxter

Mark Ruffalo
Duncan Wedderburn

Willem Dafoe
Godwin Baxter

Ramy Youssef
Max McCandles

Christopher Abbott
Alfie Blessington

Suzy Bemba
Toinette

Jerrod Carmichael
Harry Astley

Kathryn Hunter
Swiney

Vicki Pepperdine
Mrs. Prim

Hanna Schygulla
Martha Von Kurtzroc

Margaret Qualley
Felicity

Jack Barton
Fop 1

Charlie Hiscock
Fop 2

Dobai Attila
Hapless Student

Emma Hindle
Woman with Kid in London Street

Striving to be independent, the blind but determined Don Baker moves away from his overprotective mother. After settling into his new San Francisco digs, Don meets kooky neighbor Jill Tanner. Don's quick wit and good looks disarm the free-spirited Jill, and before long they're more than just friends. Will Mrs. Baker's incessant meddling destroy Don and Jill's budding relationship?

Yeni milenyumun ilk onunda aşırı ilerlemiş teknolojinin merhamet duygusunu solladığı bir dönemde Martin ailesi NDR-114 modeli yeni bir robot satın alır. Ailenin en küçük çocuğu robota Andrew adını verir. Robot günlük işleri yapmak üzere programlanmıştır. Martin ailesi bir süre sonra sahip olduklarının sıradan bir makine olmadığını anlar. Çünkü Andrew insanlara özgü duygulara ve yaratıcı düşüncelere sahiptir.

Zoe adında bir kadın sürekli hayatla mücadele içine girmiş ve çoğu şeyi başaramamış biridir. Umutunu hiç kaybetmez iş ve aşk konusunda hep kaybeden kadın aşık olmak hiç istememiştir çünkü onuda eline yüzüne bulaştıracağını düşünmektedir. Bir gün tanıştığı bir erkeğe aşık olacaktır fakat aşık olduğu kişi evlidir. Hayat Zoe'yi bir kere daha sınavdan geçirecektir kolay olan hiçbir şey zaten hayatında yoktur.

Sayı Sayabilen Yetişkinler İçin Baştan Çıkarıcı ve Zevkli Komedi.. Blake Edwards'ın "10"u, toplumsal kurallar, manevi değerler ve orta yaş krizi ile ilgili muzır bir komedi... Her türlü ruh halini içinde barındıran "10" bazen seksi, bazen düşündürücü, bazen ise abartılı ama her zaman hedefte. Hedef 42 yaşında, her şeye sahip, ve düğünü sırasında gözüne ilişen güzel bir kadın (Bo Derek) için her şeyi bir kenara atabilecek besteci George Webber (Dudley Moore). Moore "10" ile, izleyicilerin favorisi haline geldi ve çok tutulan komedi filmleri serisine başladı (Arthur, Micki and Maude). George'un sabırlı kız arkadaşını canlandıran Julie Andrews, uzun bir aradan sonra bu filmle sinemaya döndü ve üç yıl sonra ateşi ve yaratıcılığı ile başka bir Blake Edwards filmi "Victor/Victoria" da rol aldı. Birçok kişiye göre "10"un en ateşli ve kalıcı yıldızı Derek'tir ve bu film onu 80'lerin ilk büyük seks starlığına yükseltmiştir.


The Time Machine, başkarakterinin zamanda yolculuk yapan bir mucidin, George’un hikayesini anlatır. George, icat ettiği zaman makinesi sayesinde zamanı avucunun içine almış bir adamdır. Bu makine sayesinde mucizevi bir şekilde 1899 yılından 802701 yılına gider. Bu milyonlarca yıl uzaklıktaki gelecekte, insanoğlunun iki düşman ırka bölündüğünü fark eden George, kendini acımasız bir savaşın tam ortasında bulur.


Suzanne, sırf eğlence için birçok farklı erkekle sevişen ama onları gerçekten sevmeyi beceremeyen 15 yaşında bir genç kızdır. Ailesi onu anlamamaktadır. Babası davranışlarını beğenmemektedir. Dışarıdan eve geldiğinde annesi biraz sinirli bir kişiye dönüşmektedir ve bu nedenle de Suzanne'ın abisi ceza olarak onu dövmeye başlar.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

Önemli bir diplomat, bir suikast sonucu komaya girer. Onun hayatını kurtarabilmek için, henüz deneme aşamasındaki bir projede çalışan bilim adamları, mikroskobik boyutlara küçültülen bir denizaltıya binerler. Amaçları, denizaltıyla kan damarları içinde yolculuk etmek ve diplomatın beynindeki pıhtıyı yok etmektir. Ancak onları akıl almaz güçlükler beklemektedir.

Tom Hanks'in 1988 yılında en iyi aktör dalında Oscar® ödülüne aday gösterildiği bu komedi fiminde, Hanks, 30 yaşındaki bir adamın vücuduna sıkışmış 12 yaşındaki bir çocuğu canlandırıyor... Bir karnavalda genç Josh Baskin (Hanks) büyümeyi diler. Ertesi sabah uyandığında dileğinin gerçekleşmiş olduğunu görür. Arkadaşı Billy'nin yardımıyla (Jared Rushton), Josh bir oyuncak firmasında işe başlar. Ancak yaşadığı her tecrübeden sonra John çocukluğun sade zevklerini özlemeye başlar...

Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.

Mucit bilim adamı Alexander Hartdegen (Guy Pearce), zaman yolculuğunun mümkün olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır. Fakat bu tutkusu saplantı haline gelir ve içine düştüğü durum, onu geçmişi değiştirmeye zorlar. Zaman makinesini ilk kullanışında 800.000 yıl geleceğe gider. Fakat gelecek, beklediği gibi değildir. İnsanoğlu avcı ve av olarak ikiye bölünmüştür...

Sevdiği kadının aşkını kazanabilmek uğruna bir erkeğin yapabileceklerinin defalarca sınandığı hikayelere yeni bir örnek de, Matthew Vaughn'un son filmi Yıldız Tozu ile geliyor.Tristran, aşkının kalbini kazanabilmek için onun için kayan bir yıldızı yakalayacağına söz verir. Ama sevgilisi Yvaine ile çıktıkları bu yolda, korsanlar ve cadılarla dolu büyük tehlikeler onları beklemektedir.

Psikiyatrist Chris Kelvin Solaris gezegenine yakın bir uzay istasyonuna gönderilir. Gelir gelmez istasyon komutanı olan arkadaşının kendini öldürdüğünü ve geride kalan iki bilim adamının da son derece depresif bir halde olduğunu görür. Hiçbiri olayı çözmekte Chris'e yardımcı olamaz. Ancak, Chris'e uyumadan dayanmasını tavsiye ederler. Bir süre sonra uykuya dalan Chris kendini tüm karmaşanın ortasında bulur. Eski karısı Rhea yanındadır.

Dünyaya bir meteor çarpar ve ortaya türlü hayalet gibi ancak uzaylı denilen varlıklar çıkar. Bunlar insanlığı ele geçirirler. Olay 2065 yılında geçmektedir. İnsanlar dünya üzerinde belirli bölgelerde toplaşarak hayatta kalma mücadelesi verirlerken, bir yandan da karşı savaş için doğru bir araç ve yöntem bulmaları gerekmektedir. Aki Ross adındaki bir bilim insanı, uzaylıların saldırısı ile öldüren türde bir enfeksiyona yakalanır. Sonrasında da bu uzaylı yaratıklara karşı verilen mücadelenin lideri konumuna gelir. Bir dönem video oyunları alanında oldukça büyük ilgi görmüş olan hatta kendi müptelalarını bile oluşturan bu seri, şimdi bir animasyon film şeklinde buluşuyor izleyicisi ile.

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu Düşler Gemisi'nin yolcuları arasında Avrupa'da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia'ya giden Rose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

19. yüzyılın sonlarında Londra'da yaşayan Robert Angier ve Alfred Borden, trajik bir kazanın ardından birbirine düşman kesilen iki yetenekli sihirbazdır. Zamanla rakibinin üstün yeteneğini ve imza hilesini çözmeyi takıntı haline getiren ikili, sahnede birbirini alt etmek için sınır tanımayan amansız bir savaşa girişir. İhtiras, kıskançlık ve aldatmacayla örülü bu rekabet, her ikisi için de geri dönülemez ve ölümcül bir saplantıya dönüşür.

Yakın gelecekte yaşlanmış ve yorgun olan Wolverine ve Professor X, Meksika sınırında saklanmaktadır. Fakat Logan'ın dünyadan gizlenmesi ve mirası, karanlık güçler tarafından takip edilen genç bir mutant geldiğinde sona erer. Şimdi Wolverine'de genç bir kadın klonunu Nathanial Essex'in liderliğindeki kötü bir organizasyondan korumalıdır.

Londra’da kurduğu suç imparatorluğunu bırakmak isteyen Mickey Pearson, ailesi ile birlikte Amerika’ya dönmeyi planlar. Kendisine yeni bir hayat kurmayı planlayan Mickey, işlerini devretmek için ünlü bir milyarder olan Matthew ile anlaşır. Bu sırada Mickey, yıllardır gözünden sakındığı arazilerini Coach ve çetesinden korumaya çalışır. Özel dedektif olan Fletcher ise yıllardır peşine düştüğü Mickey’nin işlediği suçları ortaya çıkarmanın derdindedir. Kendisini türlü entrikaların içinde bulan Mickey, planladığı gibi işin içinden sıyrılmayı başarabilecek midir?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir