
Robert Ryan
Sandy Dawson


Robert Ryan
Sandy Dawson

Robert Stack
Eddie Kenner

山口淑子
Mariko

Cameron Mitchell
Griff

Brad Dexter
Capt. Hanson

Sessue Hayakawa
Inspector Kito

Biff Elliot
Webber

Sandro Giglio
Ceram
Elko Hanabusa
Japanese Screaming Woman

John Doucette
Skipper (uncredited)

DeForest Kelley
Charlie (uncredited)

Harry Carey Jr.
John (uncredited)
Clifford Arashiro
Policeman (uncredited)
Sandy Azeka
Charlie's Girl at Party

Barry Coe
Captain Hanson's Aide (uncredited)

Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.

Üç adam I. Dünya Savaşı'nda birlikte savaştıktan sonra evlerine döndüklerinde yasakların hüküm sürdüğü Amerika'da hayatlarını kazanmaya çalışırlar.


After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.

Osamu ve ailesi, geçimlerini hırsızlıkla sağlamaktadır. Günlerden bir gün Osamu ve oğlu, yiyecek hırsızlığından sonra eve dönerlerken küçük bir kıza rastlarlar. Soğuğun kırıp geçirdiği o günlerde aile, istemeseler de vicdanları kızı kapı dışarı etmeye yetmez. Zamanla ailenin neşesi haline gelen küçük kız, kanunlara göre kaçırılmış olduğu için tehlike arz etmektedir. Bakalım aile, kızı saklamayı başarabilecek mi?

Serbest çalışan işsiz ve aç bir samuray, bir kasabaya gelir. Kasabanın iki kavgalı çetesi vardır. Samuray, önce bir çeteye, sonra diğer çeteye hizmet sunarak iki tarafı birbirine düşürmeyi ve bu şekilde kasabayı temizlemeyi planlar. Amacı taraf tutmayarak oyunun kurallarını yeniden yazmaktır.

Son Somuray (2003) filminin aksine büyük savaş alanlarını değil, samuray sınıfının ekonomik olarak çöktüğü ve onurlarını korumaya çalıştığı günlük yaşamı en gerçekçi ve hüzünlü dille anlatan yapımlardandır. 19. yüzyılın ortalarında, Meiji Restorasyonu'na giden süreçte geçer. Düşük rütbeli, yoksul bir samuray olan Seibei, bir yandan hasta annesine ve çocuklarına bakmak için tarlalarda çalışırken, bir yandan da klanının emriyle ölümcül bir göreve gitmek zorunda kalır. Oscar’a aday gösterilmiş bu film, geleneksel samuray ruhunun derinliklerini anlamak için birebirdir.


İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.

Belediyenin en yüksek mevkisinde bulunan valimsi bir adamın kaçırılacağını ortada komplolardan bahseden 9 samurayı dinleyen bir yabancının devreye girmesiyle başlar. Lakin bu valinin yeğeni olan iori yanındaki 8 samuray ile amcasını kurtarmaya çalışır ve sonradan kendilerine yardımcı olacak Sanjuro'ya rastlarlar. Yorgun samuray Sanjuro, amcası kaçırılan bir genç ile ona amcasını kurtarmakta yardım etmeye kararlı ancak tecrübesiz arkadaşlarına öğretmenlik yapar. Gençler başta Sanjuro'ya güvenmeseler de ondan başka çareleri olmadığının farkındadırlar. Zamanla Sanjuro liderlik ve dövüş yetenekleri ile her bir gencin birer samuray olmasına katkıda bulunur.

2. Dünya Savaşı’nda, Amerika’nın sabrının taşmasına neden olan Pearl Harbor baskınını, hem Japonlar’ın hem de Amerikalılar’ın bakış açılarıyla anlatmayı deneyen, gösterişli bir ortak yapım. Baskının öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar dizisini de perdeye taşıyan “Tora! Tora! Tora!”, özellikle o ünlü saldırı sahnelerinde ürkütücü bir gerçekçiliği yakalamayı başarıyor. Film, 1939 yılında Amiral Isoroku Yamamoto’nun Japon Kraliyet Donanması’nın komutasını üzerine almasıyla başlar. Eğitimini Harvard’da tamamlamış, ateşli bir milliyetçi olan komutan, önceleri Amerika’yla yapılacak bir savaşa karşı olmasına rağmen, zamanla fikrini değiştirir. Japonya’nın, Asya’nın en güçlü devleti olma arzusu onu da etkiler ve vargücüyle Amerikalılar’la savaşmaya hazırlanır. Öte yandan ABD cephesinde, Japonya’nın egemenliğine karşı çıkma hazırlıkları başlar.

Sene 1814, yer Edo, şimdiki adıyla Tokyo... Zamanının eline su dökülemeyecek sanatkarı Tetsuzo, köhne atölyesinde yorulmak nedir bilmez durumda çalışır durur... Kabiliyetini ve inatçılığını babasından alan 23 yaşındaki Oei, sık sık babasının yerine resimleri yapsa da, adını bilen bir elin parmağını geçmez. Mahareti, zaman zaman sorun çıkaracak kadar kuvvetlidir. Yıllar sonra, Avrupa, Tetsuzo'nun engin yeteneğini fark edecek, Renoir'i, van Gogh'u, Monet'i, Klimt'i ve nicelerini mest edecekti. Lakin, bugün bile ona hayatı boyunca destek çıkan, sanatına yadsınamayacak derecede katkı sağlayan kadını kimseler bilmez. Bu, Üstat Hokusai'ın kızının, efsanelere konu olmuş babasının gölgesinde kalan özgür ruhlu kadının, Oei'nin içinize işleyecek hikayesi...

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.



1572'de Japonya'da sivil savaş hüküm sürmektedir. Bu esnada güçlü bir derebeyi hayatını kaybeder. Yoksul bir hırsız derebeyini öldükten sonra taklit eder ve yerine geçer. Bu zorlu dönemde krallığı birarada tutma görevini istemeyerek de olsa üstlenmek zorunda kalır.

Hızı saatte 100 km.'nin altına düşerse patlayacak olan Tokyo treninde panik baş gösterince yetkililer trendeki herkesi kurtarmak için zamanla yarışır.

Upon waking up to the news that the man she’d gone on a date with the previous night has been murdered, a young woman with only a faint memory of the night’s events begins to suspect that she murdered him while attempting to resist his advances.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir