
Adrian Văncică
Gelu

"Hiç Gelmeyen Yeni Yıl", eylemi 1989'daki karşı-devrimden önce tek bir günde geçen ve karakterlerin absürt bir dünyada normallik, güvenlik, aşk, özgürlük ve anlam aradığı bir trajikomedidir.

Adrian Văncică
Gelu

Nicoleta Hâncu
Florina

Emilia Dobrin
Margareta Dincă

Iulian Postelnicu
Ionuț Dincă

Mihai Călin
Ștefan Silvestru

Andrei Miercure
Laurențiu Silvestru

Luca Toma
Marius

Ioana Flora
Mariana

Vlad Ionut Popescu
Vlad

Marian Râlea
Comrade Mihalcea

Angel Popescu
Alex

Gabriel Radu
Cameraman Gabi

Ion Sapdaru
Comrade Vârtosu

Gabriel Spahiu
Benghe

Manuela Hărăbor
Alina Silvestru

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Noel’den birkaç gün önce Matthias, Almanya’da bir mezbahadaki işinden ayrıldıktan sonra Transilvanya’daki çok etnikli köyüne döner. Babası Otto artık hasta ve yalnız olduğundan, onu görmeden büyüyen oğlu Rudi için endişe duymaktadır ve eski sevgilisi Csilla ile tekrar görüşmek ister. Bir anda konuşmayı bırakan çocuğun korkularını yenmesine yardımcı olmak ister. Csilla’nın çekip çevirdiği fırın, birkaç göçmen işçiyi işe almaya karar verdiğinde toplumun huzuru kaçar. Hüsranlar, çatışmalar ve tutkular yeniden su yüzüne çıkarak toplumdaki huzur görüntüsünü bozar.

Yumruk, ekonomik bunalım yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde güçlü bir sendika yaratan bir adamın hikayesidir. Hikaye büyük ölçüde gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır.

İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Rusya’da bir lise öğrencisi olan Veniamin “Venya” Yuzhin, karma eğitim verilen yüzme sınıfında ders almak istemez. Bunun üzerine Venya’nın annesi okula çağrılır ve anne oğlunun utangaç olduğunu söylediğinde Venya’nın bunu “dine karşı” bir olay olarak gördüğünü söylerler. Bir şekilde Venya derslerden muaf tutulur ve bunun üzerine özgüven kazanan Venya bütün öğrencilere İncil’den dini vaazlar vermeye başlar. Bir gün Elena Krasnova isimli aydın bir biyoloji öğretmeni Venya’nın bu öğretilerine karşı çıktığında, Venya bu öğretmeni ortadan kaldırıp kendi “din topluluğunu” kurmak için uğraşır ve aralarında amansız bir mücadele başlar.

Bir lise öğretmenine sınıfta Hz. İsa hakkında bi soru sorulur. Öğretmen gerekçeli cevabı verir, "Vahim bi durumda tanrı kent meydanından kesin olarak tek kalemde sürgün edebilir" der.

Film, iş başvurusunda bulunan adayları elemek için, psikologlar tarafından geliştirilen "Grönholm Metodu"nun uygulanmasını konu alıyor. Metot, iş verenlerin, iş başvurusu yapan adayları, grup dinamiği içinde gözlemlemek amacıyla hazırladığı bir dizi testten oluşuyor. Bu öyle insanlık dışı bir metot ki; iş başvurusu yapanlar önce bir odaya kapatılıyor, hepsinin ne yapması gerektiği önlerinde bilgisayar monitörlerine gelen mesajlarla belirleniyor. İçerde birbirlerini elemek için kıyasıya bir mücadelenin içine çekilen adaylar, geçmişlerinden, kişiliklerine, cinsiyetlerine kadar daha bir dolu soruya cevap bulmak zorunda kalıyor. Verilen cevaplarında doğru olması yetmiyor, adayların uyanık olması ve diğer adayları da elemesi gerekiyor. Tam anlamıyla kapitalizmin ve onun iş ahlakının dışavurumu gibi.


Çok da uzak olmayan bir gelecekte, New York’ta geçen öyküde, sosyal haklar için mücadele edilen “özgürlük savaşı”ndan 10 yıl sonrasını görürüz. Eşitlik halen çok uzak bir hedef gibi gözükür. Pek çok farklı topluluktan kadın bir araya gelerek, feminist bir isyanın fitilini ateşler.

Minoru ve Isamu Hayashi evlerine televizyon aldırmak isteyen iki kardeştir. Ancak anne babaları bunu reddedince yetişkinleri boş konuşan yapmacık insanlar olmakla itham ederler. Babaları onlara susmalarını söyleyince onlar da tam öyle yapar: eve televizyon girinceye kadar ağızlarını açmayacaklardır!

A prisoner leads his counterparts in a protest for better living conditions which turns violent and ugly.

Stephane, bilinmeyen bir şarkıcıyı bulmak için Romanya'ya tuhaf bir seyahat yapmakta olan genç bir Fransızdır. Aradığı kişiyle ilgili tek ipucu, bir kasetin üzerinde yazılı bir isimdir: Nora Lurca. Babasından kaldığı için manevi değeri olduğunu düşündüğü kasetteki sesin sahibini çingene şarkıcıyı bulmak üzere dolaşırken, kırsal alanda Isidore'ye rastlar. Çingenelerin bu yaşlı şefi ona sahip çıkar. Böylece genelde kapalı bir toplum olan Çingenelerin arasına karışan bu deli dolu, cesur ve yabancı genç sevilir ve kendisini kabul ettirir. Herkes onun dillerini öğrenmek için orada olduğunu sanmaktadır. Köyün genç kızlarından Sabina, tutkulu karakteri ve duygusallığı ile Stephane'ın kalbini çalar. Peki Stephane, peşinde belki de boşuna koştuğu hayali ararken aslında kendini, aşkı ve yepyeni cıvıl cıvıl bir yaşama şeklini mi bulacaktır? * Festivallerde adından çokça söz ettiren Tony Gatlif'ten, zamanında epeyce övgü almış, İstanbul Film Festivali'nde coşkuyla karşılanmış bir yapım

Gralton, ABD'de 10 yıl süren bir sürgünün ardından evine, İrlanda'ya döner. İrlanda iç savaştan çıkmış ve yeni hükümet çiftçilere, işçilere ve genç insanlara umut olmuştur. Jimmy, insanların tekrar eski günlerdeki gibi özgürce dans etmeleri, müzik, sanat ve edebiyatla iç içe yaşamaları için geçmişte olduğu gibi halk salonunu tekrar kurmaya karar verir. Ancak Jimmy’nin 10 yıl önce ülkeden sürgün edilmesinin sebebi, tam da bu halk salonudur.

Liverpool'dan yola çıkıp kayıp babasını aramak üzere New York'a giden Jude, yolunun Lucy ile kesişmesi üzerine, kendini savaş karşıtı protestoların ve rock'n roll temelli bir hayatın ortasında bulur. Jude'un kardeşi Max'in Vietnam'a gitmesi çifti üzerinde dolaştıkları pembe buluttan indirip başka gerçekleri keşfetmeye zorlar. Bu gerçekler dünyaya bakış açılarını değiştirecektir. Beatles'ın 33 şarkısından yola çıkılarak hazırlanmış bir aşk hikâyesi. Yapım klasik romantik filmlerin izinden gitmek yerine; aşkın gözüyle düzeni sorguluyor.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Araştırmacı TV muhabiri Max Brackett'ın (Dustin Hoffman) işleri istediği gibi gitmemekte, Madeline, California ile ilgili rutin raporlarla uğraşmakta. Max ve istekli satajeri Laurie, yerel Doğal Sanatlar Müzesi ile ilgili bir haber üzerinde çalışırlarken daha büyük bir hikaye patlak veriyor. Müzenin yöneticisi Bayan Banks, müzenin eski güvenlik görevlisi Sam Baily (John Travolta) ile Sam'in bütçe kısıtlamaları dolayısıyla işten çıkarılması hakkında konuşmayı reddediyor. Önemli bir haberle karşı karşıya olduğunu anlayan Max, patronuna haber vererek olayın peşine düşüyor. Sam, müzeyi ziyaret eden bir grup küçük çocuğu rehin alıyor. Sam'in dış dünyayla bağlantısı sadece Max, ve tabi o da durumu kendi amacına göre yönlendiriyor, Sam'e kameraya ne söylemesi gerektiğini anlatıyor.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Dominic Matei, İkinci Dünya Savaşı"ndan hemen önceki o karanlık yıllarda akademik çalışmalarına devam eden 70 yaşında bir profesördür. Ancak savaşla beraber yaşanan felaket ortamı ve bir yıldırım onun da yaşamını değiştirecektir. Profesör fiziksel olarak gençlik yıllarına dönmüş , entellektüel zekası ve bilimsel çalışmaları ise Nazilerin bile dikkatini çekecek boyuta gelmiştir. Dil bilimi ve bilinç üzerine yaptığı çalışmalar sırasında hayatının aşkı Laura ile tekrar karşılaşır. Bir süre sonra Nazilerce izlendiğinin farkına varır ve kaçmaya başlar. Bu kovalamaca Romanya, İsviçre, Malta ve Hindistan boyunca devam edecektir. Profesör Matei ise geri gelen gençliğini, aşkı, araştırmaları ve bu kaçışlarla yeniden yaşayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir