
Ronnie Lazaro
Heremias


Ronnie Lazaro
Heremias

Sid Lucero
Sgt. Querubin

Perry Dizon
Mando

Simon Ibarra
Ed

Mayen Estanero
Wife
Aero Joy Damaso
Little Girl
Winston Maique
Allan

Yul Servo
Tonio

Bart Guingona
Diego

Lou Veloso
Mang Teban
Noel Millares
Priest
Fonz Deza
Kapitan Fredo

Joonee Gamboa
Bus Passenger

Lui Manansala
Lady Buyer
Nina Medina
Conductor

Following the release of Part III in 1990, Coppola, Barry Malkin, and Walter Murch edited the three films into chronological order to create this nearly ten-hour epic, incorporating scenes not part of the theatrical releases.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.

Ace Rothstein, 1970'lerin Las Vegas'ında bir kumarhane işletmecisidir. İşini korumak için gereken her yola başvuran Ace, işletmesinin bol miktardaki kârının büyük kısmını patronlarıyla paylaşmaktadır. En iyi dostu Nicky Ace'in işletmenin çalışanlarına ve zaman zaman da müşterilere göz kulak olmasına yardım etmeye başlar. Ace'in amacı gelirini belli bir seviyede tutmak, patronlarla başını belaya sokmamak ve kumarhanesinin güvenilir ve sevilen bir yer olarak kalmasını sağlamaktır fakat Nicky işletmeye adımını attığı günden itibaren tüm kumar piyasasını eline geçirmeyi ve Vegas'ın kralı olmayı hayal etmektedir.

Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.

Meksikalı iki kardeş olan Paco ve Cruz ile kuzenleri Miklo’nun 70’lerde Los Angeles’ta katıldıkları sokak çetesinin hayatlarında yarattığı büyük değişimler konu ediliyor. Bu üç adamın 80’lerin ortasına kadarki yaşamları gözler önüne seriliyor. Çetenin şiddet uygulamayı zorunlu kılan birtakım işlerine bulaştıktan ve bu vesileyle hapishaneyle tanıştıktan sonra, tepeden tırnağa değişen karakterlerin her biri farklı yollara sapıyor. Böylece birbirlerine olan bağlılıkları da geçmişteki bir anı olarak kalıyor sadece.

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.

Peşindeki mafyadan kaçarak Rocky Dağları'ndaki izole bir kasabaya sığınan Grace, korunma karşılığında kasaba halkının gündelik işlerine yardım etmeye başlar. Ancak üzerlerindeki baskı arttıkça, kasabalıların gösterdiği misafirperverlik yerini ağır bir sömürüye ve acımasızlığa bırakır.

Oklahoma'da 1920'lerde Osage halkının topraklarının altında petrol bulunduğunda Osage halkı bir bir öldürülür, ta ki FBI gizemi çözmek için devreye girene dek.

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Borderline kişilik bozukluğu tanısıyla ailesinden koparılarak “Claymoore” adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in (Winona Ryder) buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susanna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanmıştır.

Venezüella'da bir eylemciyken Sudan'da devlet tarafından kayırıldığı mahkûmiyetine, oradan da yolun sonunda Fransız polisine teslim edilişine Çakal Carlos, benzerine zor rastlanır bir çağdaş zaman efsanesi.

Gerilim sinemasının büyük ustası Alfred Hitchcock “Spellbound”da Sigmund Freud’un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock’un düş sekansları için ressam Salvador Dali’yle çalıştığı film, göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Doktor Ballantine’in gelişiyle merakları bir kat daha artan hastane sakinleri, doktorun kimi tuhaf hallerine anlam vermekte zorlanacak, hatta içlerinde onun katil olduğunu ileri sürenler bile olacaktır.

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...

Quentin Tarantino imzalı Kill Bill: The Whole Bloody Affair; Vol. 1 ve Vol. 2'yi tek parça, sansürsüz bir destan olarak bir araya getiriyor. Yönetmenin tam da hayal ettiği vizyonla sunulan bu kurgu, daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış yepyeni bir anime sekansını da içeriyor. Uma Thurman; eski patronu ve aşığı Bill'in düğün provasını kana bulayıp onu başından vurarak karnındaki bebeği çaldığı "Gelin" rolüyle geri dönüyor. Ölüme terk edilen Gelin, nihai intikamını almak için Bill ile yüzleşmeden evvel, Ölümcül Engerek Suikast Çetesi'nin hayatta kalan dört üyesini tek tek avlamak zorundadır. Görkemli anlatımı, amansız aksiyonu ve ikonik stiliyle The Whole Bloody Affair, sinema tarihinin en belirleyici intikam efsanelerinden biri olarak duruyor. Bugüne dek nadiren bütün halinde gösterilen bu başyapıt, şimdi orijinal sinema deneyimine sadık kalınarak klasik bir ara ile sunuluyor.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Shakespeare'in Macbeth'inin ortaçağ Japonya'sına uyarlaması olan film, imparatorluk-derebeylik içindeki hırs mücadelesini işliyor. Lord Washizu ve Lord Miki, büyük bir askeri zaferin ardından Cobweb ormanında kaybolurlar. Burada Washizu'nun geleceğinde görkemli şeyler gören, Miki'nin soyundan gelecekler için daha da görkemli şeyler tahmin eden gizemli bir yaşlı kadınla karşılaşırlar. Hırslı eşinin de kışkırtmasıyla Washizu İmparator'u öldürmek pahasına da olsa bu kehanetin daha da fazlasını gerçekleştirmek için planlar yapmaya girişir.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Bir gün kökeni belirsiz tuhaf bir uçan araç, sefil bir şekilde hayatta kalmaya çalışanları ziyaret eder. Aracın pilotu, medeniyeti tekrar kurmak için sıfırdan çalışmalara başlamış bir organizasyondan söz eder ve insanlara umut aşılar. Gerçekten de takip eden on yıllar boyunca insanlık kendine güvenini kazanır ve yer altına yaşadığı yeni şehirler inşa eder. 2035 yılına gelindiğinde insanlık doğal evriminde bir basamak daha atlamak üzeredir: Ay'a ilk insan yollanacaktır. Ancak gereğinden fazla bilimsel ilerlemenin tekrar insanlığa felaket getireceği inancını taşıyan kalabalık bir grup vardır.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir