
Andrew Saul
Self / Therapeutic Nutrition Specialist and Author

"“Bırak yiyeceğin ilacın ve ilacın yiyeceğin olsun.” HİPOKRAT"
Geleneksel tıbbın eleştirisi niteliğinde olan belgesel, ilaçların da diğer ürünler gibi bir 'piyasa' malzemesi olarak kapitalizmin kurallarına göre şekil bulduğunu iddiasını taşıyor. Her zaman çok fazla hasta olmalıdır ki daha fazla ilaç satılsın... Bitkisel beslenme ve yüksek doz vitamin alımı ile hastalıklardan korunulabileceğine dikkat çekiliyor. Belgesel için; tıp dünyasından dışlanmış, makaleleri yayınlanmayan 'piyasa dışı' tıp adamlarının belgeseli de diyebiliriz.

Andrew Saul
Self / Therapeutic Nutrition Specialist and Author
Charlotte Gerson
Self / Founder of the Gerson Institute
Dan Rogers
Self / Medical Doctor and Naturopathic Doctor

David Wolfe
Self / "world authority on raw foods and superfoods"
Ian Brighthope
Self / Professor of Nutritional an Environmental Medicine
Jerome Burne
Self / Medical Journalist and Author
Phillip Day
Self / Investigative Journalist and Author
Victor Zeines
Self / Holistic Dentist and Nutritionist


Fabrika çiftçiliğinin gezegenin doğal kaynaklarını nasıl tükettiğini ve büyük çevreci grupların bu krizi neden görmezden geldiğini öğrenin.

Just two years away from turning 30, participants in Michael Apted's documentary series are facing serious questions of identity and purpose, wondering whether they've found their place in the world.

An intimate portrait of Hollywood royalty featuring Debbie Reynolds, Todd Fisher, and Carrie Fisher.

After another 7 year wait, director Michael Apted revisits the same group of British-born children from Seven Up! and 7 Plus Seven. The subjects are interviewed as to the changes that have occurred in their lives during the last seven years.

Gıda endüstrisini ve şirketlerini ağır bir şekilde eleştiren Robert Kenner tarafından çekilmiş ilgi çekici bir belgesel. Gıda şirketlerinin yediklerimiz üzerinde ne gibi değişiklikler yapıp önümüze getirdiğini ve insanların bu konuda bilinçlenmesi üzerine fikirler ortaya koyuyor. Ayrıca yediklerimizin nasıl önümüze geldiğini bilsek bunları yemekten vazgeçeceğimize dair bizi uyarıyor.

From the UFC Octagon in Las Vegas and the anthropology lab at Dartmouth, to a strongman gym in Berlin and the bushlands of Zimbabwe, the world is introduced to elite athletes, special ops soldiers, visionary scientists, cultural icons, and everyday heroes—each on a mission to create a seismic shift in the way we eat and live.

Artık günümüzde hızla çocuk obezite vak'aları çok görülmeye başlanmıştır. Doğal ve dengeli besinlerin yerini hazır kimyasal ve şeker içeren şeyler almıştır. Bunlardan bir tanesi de çocukların en çok sevdiği şeker ve çikolatalardır. Bu belgeselde Para kazanmak isteyen şeker üreticilerinin de yol açtığı çocukların nasıl şeker yeme alışkanlığı kazanıp sağlıklarından olduklarını konu alıyor.

Kanser oranları artıyor, insanlar giderek şişmanlıyor, küresel ısınma önlenemez hale geliyor, ormanlık alanlar azalıyor, birçok canlı türü yok oluyor ve bizim gibi milyarlarca omurgalı-memeli hayvan kırıma uğruyor. Bu trajik olayların en büyük sorumlusu ise endüstriyel hayvancılık ve hayvanlara zulüm uygulayan kurumlar. Bu belgeselde bu olayların nasıl geliştiğini anlatıyor.

Damon Gameau isimli bir aktör, şeker bağımlılığı ve şekerin vücuda zararları ile ilgili bir deney yapmaya karar verir. Günlük aldığı kalori miktarını değiştirmeden diyetine günlük 40 çay kaşığı (160 gram) şeker ekler ve bu şekeri kaşık kaşık eklemez, tükettiği hazır gıda ürünlerinden alır. Bu belgesel, Gameau’nun sağlığının kısa sürede bundan nasıl etkilendiğini, şekerin sadece bedensel sağlığı etkilemekle kalmayarak beyni ve ruhsal sağlığı da ciddi düzeyde etkilediğini, şekerin her türlüsünün ne kadar zararlı olduğunu ve bağımlılık yarattığını ve, bu gerçeklerin üzerinin serbest piyasa ekonomisi ve dünyanın önde gelen şirketlerinin baskılarıyla nasıl kapatıldığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Muhteşem bir keşif yolculuğuna giren yönetmenler Kip Andersen ve Keegan Kuhn, zamanımızdaki en büyük sağlık sırrını ortaya çıkarıyorlar ve bu bilgiyi alan sanayi, hükümet, ilaç ve sağlık kuruluşları arasındaki gizli anlaşmayı inceliyorlar.

Spurlock, fast food'un insanlar üzerindeki etkisini görebilmek için, günde 3 öğün sadece ve sadece McDonal's'larda beslenmeye başlar. Yiyebileceği ve içebileceği şeyler sadece McDonald's menüsündekilerle sınırlıdır. 1 ay boyunca bu diyeti uygulayan Spurlock, kısa zamanda fiziksel ve psikolojik olarak etkilenmeye başlar. Daha ikinci haftada tüm sağlığı bozulan Spurlock, doktorların tabiriyle ölümle yüzyüze gelme tehlikesi altındadır. Belgesel türündeki film, Amerikan beslenme kültürüne, şişmanlığın kaynağına ve yaşam tarzlarına cesur bir bakış sergiliyor.

A comedic, brutally honest documentary following self-destructive TV writer Dan Harmon as he takes his live podcast on a national tour.

Okyanuslardaki yaşama hayranlık duyan bir film yapımcısı, insanların deniz canlılarına verdiği zararı araştırırken küresel boyutta korkunç bir yolsuzluğu ortaya çıkarır.

Kutsal Günah, modern Katolik Kilisesi'nin tarihinde en bilinen tacizcisi Peder Oliver O'Grady'nin hikayesini anlatıyor. Herhangi bir suçluluk ya da utanma hissetmeden O'Grady, otoritesi ve cazibesini kullanarak düzinelerce inançlı Katolik aileyi yirmi yıldan fazla bir süre aldatmayı başardı. Kurbanları arasında dokuz aylık bebeklerden orta yaşlı kadınlar ve gençlere kadar herkes var.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

William, babası amansız bir hastalık nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, evine geri döner. Babasını yakından tanımak için, renkli bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar. Babasının, gençliğinde gezgin bir satıcıyken yaşadıkları bir bulmacanın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını en masalsı yönüyle zaferleri ve zaaflarıyla ortaya çıkaracaktır.

İçinde bulunduğu çetenin başı belaya girince Landon Carter, bir anda kendini okul tiyatrosunda sahnelenecek bir oyunun içinde bulur. Burada karşılaşacağı sessiz ve kendi halinde bir kız olan Jamie'ye aşık olması ise tüm hayatını tümüyle değiştirecektir.

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...

Robert Bilott, işinde oldukça başarılı olan bir avukattır. Genç adamın ele aldığı yeni dava, toplumu yakından ilgilendirir. Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm vakalarını araştıran Robert Bilott, yaşananların arkasında dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder. Olayı iyice araştırmaya başlayan Robert, gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve kendi yaşamını riske atar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir