
Leonard Scheicher
Mauser

A wild genre mix between a boxer film, urban western, road movie and music video, set at end of the summer holidays in a drab neighborhood in the outskirts of Hamburg suburbia. Young boxing talent Mauser is preparing for a pivotal competition when his father kills his step-mother and flees. Trying to find his father, Mauser embarks on a journey through the world of music, psychedelia, violence, love and a biblical thunderstorm. And what is with the Native American? "Once upon a time in Indian country" is a story that radiates both, heat and poetry.

Leonard Scheicher
Mauser

Johanna Polley
Edda

Emilia Schüle
Jackie

Joel Basman
Kondor

Johannes Klaußner
Ponyhof

Katharina Behrens
Laura

Clemens Schick
Zöllner

Robert Alan Packard
Indian
Emilio Sanmarino
Cowboy #1
Yaw Boah-Amponsem
Cowboy #2
Stephan Katić
Coach

Soogi Kang
Receptionist

Bjarne Mädel
Cab Driver / Gas Station Attendant

Leon Ullrich
Uniform / Sombrero #1

Michael Hanemann
Zivil / Sombrero #2

Basit kaygıları olan saf İrlandalı genç Gerry Conlon, 70’li yıllarda Londra’ya gelir. Kendini hayatın akışına kaptıran delikanlı burada bir işgal evinde serbest bir hayat yaşayan gençlerle birlikte zaman geçirmeye başlar. Bir polis baskınında hiç ilgisi olmadığı 1974 Gyildford bombalamasından sorumlu tutularak tutuklanır. O dönemin İngiltere’sinde şimdikinden çok farklı olarak, terörle mücadele adına insan haklarının hiçe sayıldığı uygulamalar olmaktadır. Yoğun fiziksel ve manevi işkencelerin baskısı altındaki Gerry’nin ömrünün sonbaharındaki masum babası da, suç ortağı olarak hapse atılır. Kadın bir avukatın yıllar süren çabalarının da yardımıyla, Gerry maruz kaldığı adaletsizliğe direnmeye başlar.

Steven Spielberg'in kendi çocukluğundan izler taşıyan bu film, II. Dünya Savaşı sonrasında, Arizona'da mütevazı bir ailede büyüyen Sammy Fabelman'ın, sinemanın büyüsüyle aile içerisinde yaşanan gelgitlerin üstesinden gelmeye çalışmasını konu ediniyor.

James Mason (aynı zamanda filmin yapımcısıdır), para ve yaş konusunda sıkıntılarla kuşatılmış bir küçük şehir öğretmeni olarak mükemmel bir oyunculuk sergiler. Doktorların verdiği kortizonu kullanan öğretmen, ilaçların sağladığı kendini iyi hissetme duygusuna bağımlı hale gelir. Bu durum onu, karısına, oğluna ve etrafındaki herkese karşı kötü davranan huysuz bir nevrotiğe, megaloman bir zorbaya dönüştürür, ilaç, sadece onun kendisine ve içinde sıkışıp kaldığı boğucu dünyaya yönelik nefretini ateşleyen bir katalizördür elbette. Hatta umutsuzluğu öyle derinlere iner ki sonunda oğlunu, insanlığın yozlaşmışlığından kurtarmak için öldürmesi gerektiğine karar verir ve karısı (Barbara Rush) ona İbrahim peygamberin oğlu İshak’ı öldürmesini Tanrı'nın engellediğini hatırlatınca, Mason basit bir yanıt verir: "Tanrı hata yapmış."

Trumbo Jay Roach tarafından yönetilen ve John McNamara tarafından yazılan biyografik drama filmi. Yetenekli senaryo yazarı Dalton Trumbo'nun hayat hikayesinden kesitler taşıyan filmde; 1940 döneminde başlatılan cadı avı ve bu sebeple Hollywood'daki pek çok yıldız ismin başlarının belaya girmesi perdeye taşınmış. Kara listede tepelerde yer alan Trumbo ve arkadaşlarının öyküsü, bir dönem Amerika'da yaşanan cadı avının boyutlarının Hollywood'a kadar uzandığını gösteriyor.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

The story of two men, a veteran boxer who is down and out, and a young man who is just starting his life and boxing career. Their fighting careers cross paths as their lives and fortunes head in opposite directions.

Dünya orta siklet boks şampiyonu olan Matty Burton, artık kariyerinin sonuna gelmiştir. Burton, son maçının parasını alıp artık oyundan çıkması gerektiğine karar verir. Hayatta tek bir amacı vardır o da eşi Emma ve gelecekti kızları Mia’ya güvenli bir hayat sağlamak. Fakat hayatın Matty için başka planları vardır. Andre Bryte ile yaptığı dövüş eve dönen Matty, aniden yere yığılır. Yığılmasının nedeni vücudunun yediği yumruğa gösterdiği gecikmiş tepkidir. Bir süre komada yaşam savaşı veren Matty, asıl mücadeleyi komadan çıktıktan sonra verecektir. Hafıza kaybına uğrayan ve kişiliği eskisinden bambaşka olan Matty, parçalanan hayatını tekrar bir araya getirmeye çalışacaktır.

Spor yazarı Erik, evsiz bir adam olan Champ'i sokaklardan kurtarmaya karar verir. Ancak bu kararırın ardında Champ'in kim olduğuna dair gizi ortaya çıkarmak vardır. Erik bunun gizli kalamayacak bir sır olduğunu ve Champ'in öldüğüne inanılan efsanevi boksör olduğunu düşünmektedir. Champ'in efsanesini diriltirken, onun bireysel macerasında babası ile olan ilişkisinin önemini anlayacaktır. Champ'in yaşamıyla ilgili gerçeklere daldıkça, kendi yaşamında geri plana attığı, yüzleşmekten korktuğu ilişkiler ortaya çıkacaktır. Erik kendi yaşamı ve ailesiyle olan ilişkisini gözden geçirecek ve uzun zamandır hiç yapmadığı bir şekilde kendisiyle yüzleşecektir.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Dünya Ağır Sıklet şampiyonu Apollo Creed’in Philadelphia’da yapacağı unvan maçında ki rakibi maç gününe beş hafta kala sakatlanır. Creed kendisine rakip olarak Philadelphia’da yaşayan adı duyulmamış, yoksul ve kimsesiz bir boksör olan “İtalyan Aygırı” Rocky Balboa’yı seçer. Rocky yerel bir mafya babası için borç tahsildarı olarak çalışmakta ve boksör olarak adını duyurmaya çalışmaktadır. Rocky artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir. Creed bu maçı çok kolay kazanacağını düşünürken, Rocky’nin bu zorlu hazırlanma sürecinde en büyük yardımcısı antrenörü Mickey ve büyük aşkı Adrian olacaktır.

Tahran'da ailesi ile birlikte yaşamakta olan küçük Marjane'ın ve ailesinin hayatı Şah rejiminin devrilmesiyle değişir. Aile çareyi Marjane'ı, politik tansiyonun giderek arttığı ülkeden göndermekte bulur. Avusturya'daki bir okula yazılan Marjane önce batı kültürüne uyum sağlamakta daha sonra ise koptuğu doğu kültürüne tekrar alışmakta zorluk çeker.

Cumartesi günü kaldıkları cezada okulun sporcusu, dâhisi, zorbası, prensesi ve yalnız genci, sosyal engelleri ezip geçer.

Portland’daki kaykaycıların uğrak yeri Paranoid Park’tan (nam-ı diğer Punk Park) adını alan filmde usta yönetmen Gus Van Sant, bir kez daha gençlerin dünyasına bakıyor. Blake Nelson’un romanından uyarlanan film, ergenlik çağındaki kaykaycı Alex’in bir gece kaza sonucu bir güvenlik görevlisini öldürmesi ve bu konuda ağzını açmamaya karar vermesi üzerine gelişen olayları konu ediniyor.

James "Clubber" Lang’den unvanını geri kazanan Rocky rahat hayatına geri dönmüştür. Ailesi ile daha fazla vakit geçirmeyi planlarken SSCB'li yeni bir boksör olan Ivan Drago Amerika’ya gelerek Rocky'yi gösteri maçına davet eder. Artık Rocky’nin çok yakın arkadaşı olan Apolla Creed, Rocky yerine bu meydan okumayı kabul eder. Ancak maç sırasında Ivan Drago tarafından öldürülür. Creed’in ölümünden kendini sorumlu tutan Rocky, Ivan Drago’ya gösteri maçı için meydan okur. Moskova'da Noel Günü'nde yapılacak maç Rocky’nin kariyerinde ki en zorlu maç olacaktır.

Adonis Creed, sonunda Ivan Drago'nun oğlu Viktor'u yenerek boksun zirvesindeki yerini sağlamlaştırdı. Kariyerinin yanı sıra kız arkadaşı Bianca ile de mutlu bir yaşam süren Adonis’in hayatında her şey yolundadır. Ta ki eski çocukluk arkadaşı Damian'ın yıllar sonra aniden ortaya çıkana kadar. Hapisten yeni çıkan Damian, ringe çıkmak ve Adonis'e karşı kendini kanıtlamak için hazırdır. Ancak her ikisi için de bu düello, sadece sportif bir hesaplaşmadan daha fazlasıdır.

Adonis Creed için yaşam bir denge oyunu haline gelmiştir. Kişisel zorunluluklarıyla yaklaşmakta olan dövüşü arasında kalan Creed, hayatının en büyük mücadelesiyle karşı karşıyadır. Ailesinin geçmişiyle bağlantılı bir rakiple yüzleşecek olması ringdeki yaklaşan dövüşün önemini daha da arttırmaktadır. Rocky Balboa tüm bu süreç boyunca yanında olacak ve birlikte ortak geçmişleriyle yüzleşecek, neyin uğruna savaşmaya değer olduğunu sorgulayacak ve aileden daha önemli hiçbir şeyin olmadığını keşfedecekler.

Tom Hanks'in 1988 yılında en iyi aktör dalında Oscar® ödülüne aday gösterildiği bu komedi fiminde, Hanks, 30 yaşındaki bir adamın vücuduna sıkışmış 12 yaşındaki bir çocuğu canlandırıyor... Bir karnavalda genç Josh Baskin (Hanks) büyümeyi diler. Ertesi sabah uyandığında dileğinin gerçekleşmiş olduğunu görür. Arkadaşı Billy'nin yardımıyla (Jared Rushton), Josh bir oyuncak firmasında işe başlar. Ancak yaşadığı her tecrübeden sonra John çocukluğun sade zevklerini özlemeye başlar...

Yaşıtlarının çoğu MySpace’teki veya Facebook’taki sayfasını güncellerken, alışveriş merkezlerinde alışveriş yaparken Minnesota’lı zeki bir kız olan Juno. hayatını kendi koyduğu kurallara göre yaşar. Her zamanki gibi sıkıcı geçen bir öğle sonrasında erkek arkadaşı Paulie Bleeker ile sevişmeye karar verir.Cinsel ilişki sonrasında önceden planlanmamış bir hamilelikle yüz yüze kalan Juno ile en iyi kız arkadaşı Leah, Juno’nun henüz doğmamış bebeğini evlat edinecek bir aile bulmak için bir plan geliştirirler. İkisinin gözüne kestirdiği ilk aile, evlat edinme özlemiyle yanıp tutuşan Mark ve Vanessa Loring çifti olur.

Corey and his band of skater buddies sometimes make mischief, but they're more interested in girls and having fun on their boards than in getting into any real trouble. Notorious enemy crew the Daggers, led by Tommy Hook, get their kicks terrorizing the locals at Venice Beach. When Corey starts dating Tommy's kid sister Chrissy, the Daggers are furious. The boys then take their beef to the "L.A. Massacre," a deadly skate race down a canyon road.

In search of a lifeline for his struggling off road racing team, a man takes on a young car thief looking for a second chance, but as their worlds collide, they must struggle to forge a successful alliance.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir